Vijay Prashad – Esmer Milletler (2019)

Afrika, Asya ve Latin Amerika halkları sömürgeciliğe karşı verdikleri sonu gelmeyecek gibi görünen mücadeleleri boyunca yeni bir dünyanın hayalini kurdular.

İkinci Dünya Savaşı’nın enkazından, insanlığın varlığını tehdit eden iki kutuplu bir dünya doğmuştu.

ABD ve Sovyetler şeklinde ayrılan bu iki kutbun arasında kalan esmer milletler ise, Üçüncü Dünya olarak bir araya gelmeye başladı.

Bu süreç, milyonları harekete geçirdiği gibi büyük tarihsel kahramanlar da yarattı.

Bu kahramanların bazıları, üç büyük dev (Nasır, Nehru, Sukarno) ve Vietnam’dan Nguyen Thi Binh ile Ho Şi Minh, Cezayir’den Bin Bella, Güney Afrika’dan Nelson Mandela gibi siyasi figürlerdi.

Bu proje, aynı zamanda şair Pablo Neruda, şarkıcı Ümmü Gülsüm ve ressam Sudjana Kerton gibi kültür emekçileri için de yeni bir dünya demekti.

İşte Vijay Prashad’ın ‘Esmer Milletler’i, 1920’lerden 1960’lara ve oradan da 1980’lere uzanarak Üçüncü Dünya projesinin dört dörtlük bir tarihini sunuyor.

Üçüncü Dünya’yı coğrafi olmaktan ziyade dünya çapında sömürgeciliğe karşı çıkan halkların siyasi, iktisadi ve kültürel mücadelelerinin bütünü olarak ele alıp irdeleyen Prashad, bu projeyi ortaya çıkaran koşulları, gelişimini, dönüm noktalarını, gerileyişi ve nihayet trajik çöküşünü baştan sona izliyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, bu deneyimin geleceğe nasıl bir miras bıraktığı üzerine derinlemesine düşünmesi.

  • Künye: Vijay Prashad – Esmer Milletler: Halkların Üçüncü Dünya Tarihi, çeviren: Çağdaş Sümer ve Senem Erdoğan, Yordam Kitap, tarih, 448 sayfa, 2019

Karl Marx – Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i (2010)

Karl Marx ‘Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i’nde, Fransa’da 19. yüzyıl ortasındaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle nasıl kesintiye uğradığını irdeliyor.

Napoleon Bonaparte’ın yeğeni, Fransa cumhurbaşkanı Louis Bonaparte 1851’de, “18 Brumaire” olarak adlandırılacak bir darbe gerçekleştirerek ikinci cumhuriyete son vermiş ve bu darbe onun imparatorluğunu ilan etmesinin yolunu açmıştı.

Kitabını, darbeden hemen sonra kaleme alan Marx, Louis Bonaparte’ın zaaflarına karşın sınıfsal güç dengelerinden yararlanarak imparatorluk yolunu nasıl açtığını ve bunda burjuva cumhuriyetçilerinin ve küçük burjuva cumhuriyetçilerinin politikalarının etkilerini ayrıntılı şekilde irdeliyor.

Marx, bu örnekten yola çıkarak işçi sınıfının geleceğine dair çarpıcı öngörülerde de bulunuyor.

  • Künye: Karl Marx – Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 188 sayfa

Atilla Güney – Sosyolojinin Marksist Reddiyesi (2019)

Sosyolojinin tarihinde, kapitalist üretim ilişkilerini meşrulaştıran evreler istisna değildir.

Özellikle işçi sınıfı ve onun hikâyesinin kuramsal izdüşümü olan tarihsel maddeciliğin reddedilişi üzerinden kurgulanmış, emek değer teorisi yerine idealist-spekülatif bir kültürel değer anlayışını ana omurgası yapmış bir sosyoloji disiplininden bahsediyoruz.

İşte Atilla Güney’in bu özgün çalışması, soğuk savaş döneminin ideolojik mücadeleler ikliminde kurumsallaşmış ve “olgunlaşmış” bu sosyoloji disipliniyle, yanı sıra onun Türkiye’deki tedarikçileriyle hesaplaşıyor.

‘Sosyolojinin Marksist Reddiyesi’nin ilk bölümü, 20. yüzyılın hâkim toplumsal düşünce biçimini, yani paradigmasını alan sosyolojinin felsefi arka planını eleştirel bir gözle değerlendiriliyor.

İkinci bölümde, soğuk savaş döneminin örtük sınıf savaşımları koşullarında söz konusu paradigmanın sosyolog denilen kişi tarafından nasıl ideoloji ve dünya görüşüne dönüştürüldüğü ortaya konuluyor.

Üçüncü bölümde ise, iki tersine dönmüş toplumsal görüngü olarak din ve devlet gerçekliğinin nasıl kavramsal bir inşa olarak merkez-çevre modeli aracılığıyla Türkiye yakın tarihinin ve bugününün açıklanmasında kullanıldığını irdeliyor.

Çalışmanın, toplumsal/siyasal olgulara, din ve devlet üzerinden kurgulanmış merkez-çevre gibi ikili açıklama modelleri üzerinden yaklaşan sosyoloji anlayışının sınıfsal ve ideolojik tarihsel seyrini açıklamasıyla büyük öneme haiz olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Atilla Güney – Sosyolojinin Marksist Reddiyesi, Yordam Kitap, sosyoloji, 238 sayfa, 2019

Ahmet Doğan – 1968 Devrimci Eğitim Şûrası ve 1969 Öğretim Boykotu (2010)

Eğitimci Ahmet Doğan’ın elimizdeki çalışmasının ilk bölümü, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) tarafından düzenlenen 1968 Eğitim Şûrası’nı; ikinci bölümü ise 1969 yılındaki Büyük Öğretmen Boykotu’nu ele alıyor.

Doğan, Türkiye eğitim tarihinin dönüm noktalarından olan Eğitim Şûrası’nın toplanma nedenlerini, nasıl çalıştığını, Şûra’da alınan kararları ve ertesinde yaşananları ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Doğan ardından, yine öğretmen mücadelesinin önemli süreçlerinden biri olan ve Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Talip Apaydın, Mehmet Başaran ve Dursun Akçam gibi isimlerin öncülüğünde başlayan 1969 Öğretim Boykotu’nu ve sonuçlarını irdeliyor.

  • Künye: Ahmet Doğan – 1968 Devrimci Eğitim Şûrası ve 1969 Öğretim Boykotu, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, inceleme, 144 sayfa

Stephanie McMillan – Kapitalizm Ölmeli! (2019)

Kapitalist sistem ölümcül ve kötücüldür.

Durdurulması gerekir.

Fakat kapitalizm kendi kendine ortadan kalkmayacak veya yıkılmayacaktır.

Daha da kötüsü, eğer bu şekilde devam etmesine izin verilirse yeryüzündeki yaşamın tamamını silip süpürecektir.

Stephanie McMillan’ın çizimlerle zenginleşen, ayrıca eğlenceli üslubundan da taviz vermeyen bu kitabı, kapitalizmi mağlup etme mücadelemizde bize yardımı dokunacak kavramları netleştiriyor ve nesnel koşullarımızı çözümlemeye katkıda bulunuyor.

Akademik bir deneme veya sanatsal bir göz boyama olmadığını özellikle belirtmemiz gereken kitabın ilk bölümü, düşmanımız kapitalizmi daha yakından tanımamızı sağlayacak bazı temel kavram ve fikirleri açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitabın ikinci bölümü kapitalizmi yok edebilmemize olanak sağlayacak politik hattı inşa etmek için nasıl bir hedef, strateji ve taktik geliştirebileceğimizi açıklıyor.

McMillan’ın bütün bunları anlatırken eğlenceden de taviz vermediğini, kitabın da mizahı ustaca kullanmasıyla benzer çalışmalardan ayrıldığını ayrıca söylememiz gerek.

  • Künye: Stephanie McMillan – Kapitalizm Ölmeli!, çeviren: Deniz Eren İnan ve Ali Mert, Yordam Kitap, siyaset, 240 sayfa, 2019

Simon Critchley – Sonsuz Talep (2010)

Simon Critchley ‘Sonsuz Talep’te, siyasetin yarattığı hayal kırıklığını bertaraf edebilecek bir etik anlayışı, başka bir deyişle direniş siyasetinin yolunu açacak bir etik deneyimi inşa etmeye koyuluyor.

Ahlaki benliklerin faaliyetini hem betimleyebilecek hem derinleştirebilecek normatif kuvvete sahip bir etik öznellik modeli sunmaya girişen düşünür, bunu yaparken de Kant, Marx, Foucault, Levinas, Badiou, Ranciere ve Lacan gibi önemli düşünürlerin fikirlerine uzanıyor.

Adaletsizliğin gün geçtikçe katlandığı bir dünyada Critchley, “Vicdan ile siyasal eylem arasındaki bağlantı nedir?” gibi hayati bir sorunun yanıtını arıyor.

Kitabın asıl katkısı, kapitalist liberal demokraside yaşanan siyasal hayal kırıklığının nedenlerini araştırması ve daha da önemlisi, bu hayal kırıklığını ve onun doğurması muhtemel nihilist tepkileri, insanları motive etme gücü olan radikal bir siyasetle aşmanın yollarını analiz etmesi.

  • Künye: Simon Critchley – Sonsuz Talep: Bağlanma Etiği, Direniş Siyaseti, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 174 sayfa

Oğuz Adanır – Eski Dünyaya Yeni Bir Bakış (2010)

Elimizdeki çalışma, Oğuz Adanır’ın farklı zamanlarda yayımlanmış ‘Eski Dünyaya Yeni Bir Bakış’ başlıklı üç kitabının toplu basımı.

Adanır burada ağırlıklı olarak, Baudrillard’ın potlaç kuramından hareketle Osmanlı ve Cumhuriyet kültürünü inceliyor.

Adanır, bu bağlamda ortaya koyduğu “Simülasyon evreninden Osmanlı ve Cumhuriyet’e nasıl bakabiliriz?”, “Bu evrende sık sık nükseden hastalıkların kökü nerededir ve kültürel kodları nasıl bir anlama sahiptir?”, “Batı burjuvazisinin aksine, bu toplumdaki para ve kazanç tutkusunun ürettiği herhangi bir değer olmuş mudur?” gibi soruları, Mauss, Berkes, Ülgener, Baudrillard, Bloch ve Braudel’in düşünceleri ekseninde yanıtlıyor.

  • Künye: Oğuz Adanır – Eski Dünyaya Yeni Bir Bakış, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 726 sayfa

Paulo Freire – Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler (2019)

Her şeyden önce güçlü bir kavrayışın ürünü olan bu kitap, bu yüzyılın son yarısındaki en önemli eğitimci olarak Paulo Freire’in tarihteki yerini bir kez daha ortaya koyan, çok önemli bir eser.

Büyük başarısızlıklara yol açan ve daha da büyüklerine yol açmayı sürdüren, kapitalist bankacı eğitim modeline verilmiş çarpıcı bir yanıt olan ‘Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler’, pedagojik mücadele yoluyla ve yorulmak bilmeden bir hümanizm ve demokrasi öğretisi yayıyor, otoriterliğin ve baskının tiranlığını yıkmaya ve insanlığa eksiksiz bir şekilde sahip çıkan küresel yurttaşların kucaklayıcı ve çok renkli kardeşliğini sunuyor.

Kitap, öğretmenler bağlamında eleştirel pedagojiyi bir meslek olarak ele alırken, diyalektik bir biçimde öğretmen sorumluluğuna ilişkin tartışmaya derin bir felsefi kavrayış katıyor.

Freire öğretmenlerin rolünü anaç bir ebeveyn ya da teyze rolü olarak görmez.

Öğretmenler ideolojiden, ırkçılıktan, toplumsal sınıflardan arındırılmış saf bir dünyada yaşamazlar; onlar, “öğrencilerinin erken ve uygun bir yaştan itibaren oyunlarla, hikâyelerle, okumalarla söylemle pratiğin tutarlı olması ihtiyacını anlamalarını sağlayan” toplumsal ve siyasi faillerdir.

Sonuç olarak bu kitap da dâhil olmak üzere Freire’in bütün çalışmaları, pedagoji ile siyaset arasında eleştirel bir ilişki kurarak, pedagojik olanın siyasi veçhelerini öne çıkararak ve siyasetin içindeki açık ya da örtük pedagojiye dikkat çekerek çözülen toplumsal sözleşmeyi yeniden tasarlamakla ilgilenir.

Öğretmenlerin yanı sıra, eğitimle ilgilenen her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Paulo Freire – Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler: Öğretmeye Cesaret Edenlere Mektuplar, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, eğitim, 191 sayfa, 2019

Luciano Canfora – Avrupa’da Demokrasi (2010)

‘Avrupa’da Demokrasi’, geniş bir zaman diliminde Avrupa’da demokrasinin gelişimine, geçirdiği dönüm noktalarına odaklanıyor.

Antik Yunan’da demokrasinin nasıl filizlendiğiyle çalışmasına başlayan Luciano Canfora, Büyük İskender ve kölelik zamanlarından günümüze, Avrupa’nın demokrasiyi kurmasındaki dönüm noktalarını tespit ediyor.

Canfora, genel oy hakkının kazanılması, Soğuk Savaş süreci, Fransız Devrimi, Marksizmin Doğu ve Batı Avrupa’daki etkisi, Paris Komünü, Rus Devrimi ve faşizm zamanları gibi süreçlerden gelişerek ya da zayıflayarak yol alan Avrupa demokrasisini anlatırken, tarihin yanı sıra, sosyoloji ve siyaset biliminden de yararlanıyor.

  • Künye: Luciano Canfora – Avrupa’da Demokrasi, çeviren: Neşenur Domaniç ve Nusret Ayhan, Literatür Yayıncılık, siyaset, 347 sayfa

Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri (2010)

Sungur Savran’ın ‘Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri’nin ilk cildi olan elimizdeki eser, 1908-1980 zaman aralığındaki mücadelelere odaklanıyor.

Savran, 20. yüzyıl Türkiye’sinin politik gelişiminin sınıf mücadelelerinin prizmasından ele alınmadıkça doğru biçimde kavranamayacağını belirtiyor.

Çalışma bu fikirden hareketle, 30’lu yıllardan başlayarak 70’li yıllara kadar Türkiye solunu etkisi altına almış olan Kemalizm ile 80’li yıllarda sol Kemalizme, hâkim ideolojinin sınırları içinden bir alternatif oluşturmaya yönelen sol liberalizmle hesaplaşıyor.

1908 Jön Türk devrimi konusunda bir bölümün de yer aldığı kitapta, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze sermaye birikimi, sınıf mücadeleleri, devlet ve burjuva kesim ekseninde gelişen hareketlilik kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kitabın hazırlanmakta olan ikinci cildi ise, sınıf mücadelelerini 1980-2010 zaman aralığında irdeliyor.

  • Künye: Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri, Yordam Kitap, siyaset, 253 sayfa