Yvon Quiniou – Yaygın Yanlış Fikirler Kıskacında Karl Marx (2009)

Yvon Quiniou ‘Yaygın Yanlış Fikirler Kıskacında Karl Marx’ta, Marx’a dair varolan önyargıların izini sürüyor.

Quiniou bu yanlış fikirleri açığa çıkarırken, Marx’ın gerçekte ne dediğini gözler önüne seriyor ve bizi, filozofu yeni baştan okumaya davet ediyor.

“Marx’ın düşüncesi, Hegel düşüncesinin ürünüdür”, “Marx’a göre insan yabancılaşmıştır”, “Marx’a göre, tarih önceden yazılmıştır”, “Sınıf mücadelesi, Marx’ın uydurmasıdır”, “Marx ilerlemeye inanır”, “Komünizm, demokrasiye terstir”, “Marx’a göre, din halkın afyonudur”, “Komünizm bireyi ihmal eder” ve “Komünizm bir ütopyadır”, Quiniou’nun burada hem irdeleyip hem de düzelttiği, Marx’a dair en bilinen yanlışlardan kimileri

  • Künye: Yvon Quiniou – Yaygın Yanlış Fikirler Kıskacında Karl Marx, çeviren: Savaş Kılıç, Versus Kitap, felsefe, 121 sayfa

Özdemir İnce – Açılım Masalı (2015)

Özdemir İnce, devlet ile PKK arasında düşe kalka yürütülen çözüm amaçlı görüşmeleri, sırat köprüsüne benzetiyor.

İnce, “AKP ile PKK Kürtçüleri korkarım ki ülkeyi içinden çıkılmaz bir kaosa götürmektedir.” cümlesiyle kaygısını ifade ediyor.

Genel olarak yazarın 90’lardaki resmi söylemi tekrarlamak dışında Kürt sorununun çözümüne yönelik farklı bir perspektif sunduğunu söylemek mümkün değil.

  • Künye: Özdemir İnce – Açılım Masalı, Tekin Yayınevi

Rauf Denktaş – 20 Temmuz’a Doğru (2015)

Rauf Denktaş’ın, TSK’nın gerçekleştirdiği 20 Temmuz 1974 Kıbrıs harekâtına dair anıları, bu kitapta.

Kitapta, Denktaş’ın 1989’da Kıbrıs gazetesinde yayınlanmış 15-20 Temmuz sürecine ilişkin anılarının yanı sıra, Denktaş’ın el yazısı kupürleri de bulunuyor.

Tek taraflı olsa da, harekâtın öncesi ve sonrasında yaşananları kayda geçirmesiyle önemli bir kaynak.

  • Künye: Rauf Denktaş – 20 Temmuz’a Doğru, hazırlayan: Süleyman Ergüçlü, Bizim Kitaplar

Utku Özmakas – Prens: Machiavelli’nin Muazzam Muamması (2019)

Makyavelcilik olarak özetlenen, “amaca giden her yol mubahtır” sözü, Machiavelli’nin düşüncesinden ziyade tümüyle bizim uydurmamız olabilir mi?

Utku Özmakas’ın aynı zamanda bir Machiavelli okuma kılavuzu olarak önerebileceğimiz bu ilgi çekici çalışması, bu tanımın Machiavelli’nin düşünsel ufkunun tam olarak tanımlayamayacağını, bilakis düşünürün kendisinin de bu anlamda Makyavelci olmadığını belirtiyor.

Yazar, Machiavelli ‘Prens’te tanımladığı şekliyle siyasetin tarihsel kaynaklarının izini sürüyor ve aynı zamanda bu siyasetin düşünsel imkânlarını derinlemesine sorguluyor.

‘Prens’i adeta satır satır çözümleyen Özmakas burada,

  • Machiavelli’nin ‘Prens’inin etrafında uzun zamandır yürütülen tartışma ve yorumları,
  • Düşünürün ikili öğretisinde en çok öne çıkan virtù (beceri) ile fortuna (talih) kavramlarının mahiyeti,
  • Machiavelli düşüncesinde “ironi”, “politik bellek”, “şiddet”, “din”, “sözleşme”, “yanıltma politikası”, “erdem”, “somut gerçeklik” ve “karşılaşma” gibi kavramlar ile “tilki ile aslan” metaforlarının yeri ve işlevi,
  • Machiavelli’nin ordu hakkındaki iddialarının düşünürün bürokratik hayatındaki öz ordu hevesiyle ilişkisi gibi birçok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Künye: Utku Özmakas – Prens: Machiavelli’nin Muazzam Muamması, İletişim Yayınları, siyaset, 341 sayfa, 2019

Kolektif – Émile Durkheim’ı Yeniden Okumak (2018)

Farklı yazarların katılımıyla ortaya çıkan bu özenli çalışma, sosyolojinin kurucusu Émile Durkheim düşüncesindeki sapakları daha görünür kılıyor ve buradan hareketle düşünürün fikirlerinin sağlam bir yeniden okumasını yapıyor.

Kitabın en büyük katkısı, Durkheim’ın bizdeki alımlanışında görülen başat sorunları tespit etmesidir diyebiliriz.

Kitap, bir yandan Türkiye’de şu ana kadar Durkheim’ın düşüncesi hakkında bilinenlere iyi bir alternatif sunuyor ve öte yandan da, okurunu bizzat sosyoloji ve sosyolojinin iktidarla, siyasetle ilişkisi üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Çalışmanın bir diğer önemli katkısı da, Durkheim’ı ikincil kaynaklar üzerinden değil, bizzat kendi eserlerinden okuması.

  • Künye: Kolektif – Émile Durkheim’ı Yeniden Okumak, editör: Ümit Tatlıcan ve Vefa Saygın Öğütle, Phoenix Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2018

Hélène Carrère D’encausse – Dünyayı Değiştiren Altı Yıl (2018)

Sovyetler Birliği çökeli çok oldu.

Fakat bu konudaki tartışmalar hiç bitmedi, bilakis azalmak yerine daha da arttı.

Görünen o ki, çok yönlü sürdürülen bu tartışmalar uzun bir süre daha devam edecek.

Rus tarihi ve kültürü alanında uzman akademisyenlerden olan Hélène Carrère D’encausse de bu çalışmasında, kimi zaman ağır ağır ilerleyen, kimi zaman akıl almaz şekilde hızlanan, toplamda altı yılı bulmuş Sovyetler Birliği’nin çöküş sürecini başından sonuna izliyor.

D’encausse yalnızca Sovyetler’in çöküşüyle değil, bu sürecin başlı başına dünyayı kökten bir biçimde nasıl dönüştürdüğünü de irdeliyor.

Kitapta, Yuriy Andropov, Leonid Brejnev, Mihail Gorbaçov, Boris Yeltsin ve Vladimir Putin gibi, bu dönemde önemli ve kritik roller üstlenmiş isimlerle, Çernobil patlaması, ekonomik krizler, perestroyka ve bağımsızlık hareketleri gibi o dönemin gündemini oluşturan konularla karşılaşıyoruz.

  • Künye: Hélène Carrère D’encausse – Dünyayı Değiştiren Altı Yıl: 1985-1991 Sovyet İmparatorluğu’nun Yıkılışı, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2018

Steven Levitsy ve Daniel Ziblatt – Demokrasiler Nasıl Ölür? (2018)

Harvard profesörleri Steven Levitsky ve Daniel Ziblatt, yirmi yıldan uzun süredir Avrupa ve Latin Amerika’daki demokrasilerin çöküşlerini inceliyor.

İki yazarın bu önemli çalışması da, Trump sonrası Amerika’da ve genel olarak sağın yükselişiyle neredeyse bütün dünyada gündeme gelen “Demokrasi tehlikede mi?” sorusuna yanıt veriyor.

Bu soruya “Evet” yanıtını veren Levitsky ve Ziblatt, demokrasilerin eskiden olduğu gibi askeri darbelerle sekteye uğramadığını, günümüzde demokrasiye yönelik önemli tehditlerin bizzat demokrasinin içinden çıktığını gözler önüne seriyor.

Yazarlara göre, basın ve yargı gibi kritik öneme sahip kurumların yozlaşması veya zayıflaması, ayrıca siyasi değerlerin erozyona uğraması, bugün demokrasinin ölümüne neden olan başlıca etkenlerdir.

Yazarlar bunu yaparken de, 1930’lu yıllarda Avrupa’da demokrasinin gelişiminden Türkiye ve Macaristan gibi ülkelerde bu değerlerin tam tersi şekilde otoriterliğin yükselişine, dünyanın pek çok bölgesinden aydınlatıcı örneklerle çalışmalarını zenginleştiriyor.

Şunu da özellikle belirtelim ki, Levitsky ve Ziblatt tümüyle karamsar bir tablo çizmek yerine, demokrasiye nasıl koruyacağımızı da ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Steven Levitsy ve Daniel Ziblatt – Demokrasiler Nasıl Ölür?, çeviren: Derya Dinç, Salon Yayınları, siyaset, 352 sayfa, 2018

Evrim Alataş – Her Dağın Gölgesi Denize Düşer (2009)

Evrim Alataş ‘Her Dağın Gölgesi Denize Düşer’de, bir Alevi Kürt köyünde yaşayan insanların ilginç tanıklıklarını sunuyor.

Köylüler ile bir şekilde olayların içerisinde yer almış olan kişilerin buradaki tanıklıkları, okuyucuları, 1960 sonlarından günümüze uzanan siyasi süreçlere daha yakından bakmaya davet ediyor.

1960’lar ve 70’ler, Nurhak, köylülerin devrim konusundaki ümitleri ve tüm ağırlığıyla insanların üzerine çöken 12 Eylül darbesi, Evrim Alataş’ın büyük çoğunluğunu Teslim Töre’den dinleyerek derlediği öykülerin çerçevesini oluşturuyor.

  • Künye: Evrim Alataş – Her Dağın Gölgesi Denize Düşer, İletişim Yayınları, anlatı, 261 sayfa

Kolektif – Arkeoloji: Tarihin ve Kültürün Yapılandırılması (2019)

Arkeolojinin değerlerden azade, nesnel bir bilim dalı olduğu varsayılır.

Fakat son zamanlarda sürdürülen pek çok tartışmadan da gördüğümüz gibi, arkeoloji iktidarların işine yarayacak bir silah gibi kullanılageldi.

İşte bu kitapta bir araya getirilen makaleler de, arkeolojiye politik ve etik çerçevelerden bakmaları ve söz konusu tartışmalara yetkin bir katkı sunmalarıyla büyük öneme haiz.

Kitapta,

  • Bir kolonyal söylem olarak arkeolojinin tarihi,
  • Kolonyal denetim altındaki Batı-dışı kültürler hakkında bilgi üreten Batılı bir iktidar aygıtı olarak arkeoloji,
  • İsrail devletinin kuruluşunda arkeolojinin oynadığı rol,
  • Arkeolojik çalışmaların, Filistin topraklarını Yahudilerin kadim ulusal yurdu olarak nasıl baştan yarattığı,
  • Amerikan işgali zamanlarında Irak’ta arkeologların, Irak’ın kültürel mirasını kurtarma adı altında işgalci ordularla yaptığı gönüllü işbirliği…

Bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışmaya açan kitap, sıradan okurlar kadar konunun uzmanlarını da arkeoloji üzerine daha derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Ayşe Boren’in sunuşuyla açılan kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Oscar Moro-Abadí, Neil Asher Silberman, Nadia Abu El Haj, Susanne Leeb ve Yannis Hamilakis.

  • Künye: Kolektif – Arkeoloji: Tarihin ve Kültürün Yapılandırılması, derleyen: Ayşe Boren, İletişim Yayınları, arkeoloji, 205 sayfa, 2018

Henry David Thoreau – Sivil İtaatsizlik (2015)

Sivil itaatsizlik kavramını ilk defa literatüre kazandıran Henry David Thoreau’dan bu alanda klasikleşmiş bir eser.

Düşünür, 1866 yılında yayınlanmış kitabında, toplumun sorunlarına ve taleplerine yanıt vermeyen, yönetimden gelen gücünü kötüye kullanan iktidara dönerek “En iyi devlet, hiç yönetmeyen devlettir.” diyor.

Kitabın bu baskısı, Nazım Onat imzalı, hem bu eserin hem de sivil itaatsizlik kavramının tarihsel gelişiminin irdelendiği bir önsözle açılıyor.

  • Künye: Henry David Thoreau – Sivil İtaatsizlik, çeviren: Caner Turan, Say Yayıncılık