Jeremy Black – Savaş ve Dünya (2009)

Jeremy Black ‘Savaş ve Dünya’da, 1450-2000 yılları arasında, tarihin yönünü belirlemiş, tüm insanlığı etkilemiş savaşları çözümlüyor.

Black’in uzun yıllar verdiği askeri tarih derslerinin bir yansıması olan kitap, çok geniş ve gelişen bir konu olan savaşı, küresel bir bakış açısıyla değerlendiriyor.

Gibbon stratejileriyle başlayan kitap, on beşinci ve yirminci yüzyıl zaman aralığında silahlar, taktikler, stratejiler ve savaşların gerisinde yatan siyasi, kültürel, dinsel ve ticari koşulları çok yönlü bir biçimde analiz ediyor.

Tarihteki büyük genişlemeler, büyük çöküşler, ittifaklar, anlaşmalar, göç ve fetihler, Black’in ele aldığı konulardan birkaçı.

  • Künye: Jeremy Black – Savaş ve Dünya, çeviren: Yeliz Özkan, Dost Kitabevi, tarih, 499 sayfa

Cuma Çiçek – Ulus, Din, Sınıf (2015)

Cuma Çiçek’in bu kapsamlı çalışması, Kürt ulusal bloğu, Kürt dini bloğu ve Kürt ekonomik elitler bloğu gibi, Kürt kimlik inşasının üç aktörüne odaklanarak Kürt sorununu ulus, din, sınıf ve toplumsal cinsiyet perspektiflerinden derinlemesine incelemesi.

Uzun soluklu birebir görüşmelere dayanan kitap, uluslararası dinamikler ile küresel gelişmeleri de analizine yedirmesiyle önemli.

  • Künye: Cuma Çiçek – Ulus, Din, Sınıf, İletişim Yayınları

Nagehan Tokdoğan – Yeni Osmanlıcılık (2018)

AKP’nin büyük maharetle dolaşıma soktuğu “Yeni Osmanlıcılık” kavramı, Türkiye siyasi tarihinin özellikle son on yılında dolaşıma giren bir ihtişamlı geçmiş anlatısını imleyecek şekilde karşımıza çıkıyor.

Bu önemli çalışma da, Yeni Osmanlıcılık bağlamında, bir ruh halinin nasıl, hangi fikirlerle, hangi sembollerle ve hangi duygularla inşa edildiğine dair güçlü bir resim sunuyor.

Akademik ilgi alanları arasında milliyetçilik ve toplumsal cinsiyet, erkeklik çalışmaları, insan hakları, duygular sosyolojisi ve etnografi bulunan Nagehan Tokdoğan bu incelemesinde,

  • Sembolik siyasette duyguların önemi,
  • Alternatif bir milli kimlik anlatısı olarak yeni Osmanlıcılık,
  • Menderes’ten Abdülhamid’e, Yeni Osmanlıcı anlatının kurucu sembolü olarak Erdoğan ve pathosu,
  • Yeni Osmanlıcı anlatının sembolik mekânı olarak İstanbul,
  • Yeni Osmanlıcı anlatının ruhuna uygun bir mit yaratımı olarak “15 Temmuz Destanı” ve milli narsisizm,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

“AKP deneyiminin duygu yüklü bir fotoğrafını çekmeye kalktığımızda hem toplumsal yaşamda giderek daha yoğun biçimde görünürlük kazanarak karşılık bulan bir fenomen, hem de bir duygu haznesi olarak belki en dikkat çekici politik anlatı Yeni Osmanlıcılıktır.” diyen Tokdoğan, Yeni Osmanlıcılığın, AKP iktidarının bunca yıldır tabandan aldığı kesintisiz desteğin duygusal dinamiklerini açığa çıkarmak ve anlamak için biçilmiş kaftan olduğunu söylüyor.

Peki, AKP iktidarı eliyle toplumsal alana adeta saçılan Yeni Osmanlıcı anlatının sembolleri, alıcılarına ne söylüyor ve onlardan ne talep ediyordu?

Ve daha da önemlisi, bu anlatının toplumsal taban tarafından adeta yeni –ve farklı– bir milli kimlik anlayışına tekabül edecek biçimde benimsenmesinin ardında hangi duygusal ihtiyaçlar yatıyordu?

İşte Tokdoğan, bu ve bunun gibi sorulara yanıt vererek ilerliyor ve böylece Yeni Osmanlıcılık vesilesiyle siyasal ve toplumsal alanda dolaşıma giren sembollerin duygulara nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Nagehan Tokdoğan – Yeni Osmanlıcılık: Hınç, Nostalji, Narsisizm, İletişim Yayınları, siyaset, 286 sayfa, 2018

Mesut Gülmez – Uluslararası Sosyal Güvenliğin Evrensel Sefaleti (2018)

1919-2018 yılları arasında sosyal güvenliğin uluslararası düzeydeki dönüşümünü inceleyen ve bu dönüşümün günümüzde nasıl bir evrensel sefalet halini aldığını gözler önüne seren kapsamlı bir çalışma.

Profesör Mesut Gülmez, uluslararası sosyal güvenlik, sosyal koruma ve sosyal sigorta gibi konuları hukuk, politika ve uygulama boyutlarıyla ele alıyor ve bu alanların yüz yıllık evrimini Uluslararası Çalışma Örgütü’nden Birleşmiş Milletler’e ve Avrupa Konseyi’ne geniş pek çok kurum üzerinden izliyor.

Konuyu “insan hakları” temelinde ve eleştirel bir perspektifle irdelemesiyle büyük önem arz eden çalışma, sosyal güvenliğin evrensel sefaletini, zenginler ve yoksullar arasında derinleşen uçurumun ekonomik ve sosyal göstergeleri bağlamında tartışıyor.

Çok sayıda rapordan yer almış çarpıcı verilerle desteklenen kitabın, uluslararası sosyal politika alanında çok önemli bir kaynak olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Mesut Gülmez – Uluslararası Sosyal Güvenliğin Evrensel Sefaleti: Politika, Hukuk, Uygulama (1919-2018), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 743 sayfa, 2018

Mahmud Derviş – Gazze İçin Sessizlik (2009)

‘Gazze İçin Sessizlik’, Filistinli büyük şair Mahmud Derviş’in, yaşadığı coğrafyadaki tanıklıklarını barındırıyor.

Küçük bir çocukken deneyimlediği zulmü anlatan Derviş, Filistin’in sonu gelmez acılarının, bu coğrafyada yaşanan yıkımın belleğini oluşturuyor.

“Filistin’in içinde bulunduğu perişan hali, sadece sürgünün yarattığı şartlara bağlamamak bizim elimizde. Savaşarak ancak bizi sürgüne iten sebeplerin üstesinden gelip faillerine karşı bir zafer elde etmiş oluruz”” diyen Derviş, iyimserliğini kaybetmeden, yaşanan kötü günlerin nasıl aşılabileceğine odaklanıyor.

  • Künye: Mahmud Derviş – Gazze İçin Sessizlik, çeviren: Hakan Özkan, Özgür Yayınları, deneme, 144 sayfa

Derya Gültekin-Karakaş – Hem Hasımız, Hem Hısımız (2009)

Derya Gültekin-Karakaş ‘Hem Hasımız, Hem Hısımız’da, Türkiye finans kapitalinin dönüşümü ve banka reformunun arka planında yatan dinamikleri inceliyor.

Son dönemdeki banka reformunun izini Türkiye’de sermaye birikim sürecinin tarihsel dinamiklerinde süren Karakaş, konuya ana akım ve ulusalcı iktisatçılardan farklı bir açıklama getirmesiyle dikkat çekiyor.

İnceleme, Marksist politik ekonomi kategorilerini kullanarak, bankacılıktaki dönüşümün arka planında yatan sınıf dinamiklerinin merkezi rolüne işaret ediyor. Karakaş’ın kapsamlı çalışmasının, Türkiye’nin iktisadi anlamda sıkıntılı olan yakın tarihine ışık tuttuğunu belirtmekte fayda var.

  • Künye: Derya Gültekin-Karakaş – Hem Hasımız, Hem Hısımız, çeviren: Şahika Tokel, İletişim Yayınları, inceleme, 432 sayfa

John Berger ve Jean Mohr – Yedinci Adam (2018)

İlk olarak 1975’te yayınlanan ‘Yedinci Adam’, Avrupa’daki göçmen işçinin yaşantısını ana çizgileriyle veriyor, bu yaşantı ile göçmen işçinin fiziksel ve tarihsel çevresi arasındaki ilişkiyi gösteriyor ve buradan yola çıkarak dünyanın şu andaki siyasal gerçekliğin güvenilir bir fotoğrafını çekiyor.

Jean Mohr’un birkaç yıllık emeği sonucu çekilen fotoğraflarla John Berger’in sözcüklerinden oluşan kitap, sosyoloji, ekonomi, röportaj, felsefe ve şiir gibi zengin alanda geziniyor.

‘Yedinci Adam’, 1973 yılı ile 1974 yılının ilk yarısında yazıldığı halde, yıllar geçtikçe gençleşen bir kitap.

Zira göçmen işçi sorunu bugün çok daha yakıcı bir olgu haline gelmiş durumda.

Kitabın yazıldığı dönemde Sovyetler Birliği henüz dağılmamıştı.

Bunun yanı sıra, Berger’in “ekonomik faşizm” olarak tanımladığı neoliberalizm denen küresel ekonomik düzen ortaya çıkmamış, fabrikalar da işçiler gibi göçmen olmaya başlamamıştı.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, ‘Yedinci Adam’ın güncelliğini hâlâ koruyan önemli bir kitap olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: John Berger ve Jean Mohr – Yedinci Adam: Avrupa’da Bir Göçmen İşçinin Hikâyesi, çeviren: Cevat Çapan, Metis Yayınları, siyaset, 248 sayfa, 2018

John Reed – John Reed’in Eğitimi (2009)

‘John Reed’in Eğitimi’, Amerikalı şair, savaş muhabiri ve yazar John Reed’in muhtelif yazılarını bir araya getiriyor.

Savaş muhabirliği yaptığı esnada, Meksika’da Zapatist hareketi izleyen Reed, isyanın lideri Pancho Villa’yla dost olmuştu.

Reed ayrıca, Sovyetler’deki devrimin de ateşli savunucularındandı.

Bu kitapta, Reed’in savaş muhabirliği yaptığı esnada, gazetecilikte çığır açan ‘Paterson’da Savaş’ ve ‘Meksika’da İsyan’ gibi yazıları ile en meşhur metinlerinden olan ‘Dünyayı Sarsan On Gün’ün özeti yer alıyor.

Kitapta ayrıca, John Stuart tarafından, Reed’in ideolojik gelişimi ve hayatının anlamı üzerine yazılan kapsamlı bir önsöz de yer alıyor.

  • Künye: John Reed – John Reed’in Eğitimi, çeviren: N. Rikkat Çobanoğlu, Pencere Yayınları, deneme, 297 sayfa

Kamran Erkaçmaz – Acının İki Yüzü (2018)

“Türkiye’deki 35 yıllık çatışma sürecinde evladını yitirmiş Kürt ve Türk aileleri gezip, acının dilinin olmadığını fotoğrafla aktarabileceğime karar verdim.”

Kamran Erkaçmaz, 2013 yılında Türkiye’nin yetmiş ili ve yüzden fazla ilçesini gezerek belgesel fotoğraf ve video röportaj çalışmaları yaptı.

Elimizdeki kitap da, bir kısmı daha önce sergilenen bu fotoğraf ve söyleşilerin ürünü olarak ortaya çıkmış.

Erkaçmaz, çözüm sürecinin ülkeyi rahatlattığı bir dönemde yaptığı görüşmelere Tarsus’tan başlayıp Mardin’e, Şırnak’a, Hakkâri’ye ve oradan Karadeniz’e, İç Anadolu’ya ve Ege’ye kadar uzanıyor.

Söyleşiye katılan ve kaybettikleri çocuklarının kendilerinde bıraktığı telafi edilemez ağırlığı samimiyetle paylaşan aileler, Kürt veya Türk olsun, maalesef şimdi barışta olmasa da acıda ortak olduğumuzu bir kez daha bize hatırlatıyor.

  • Künye: Kamran Erkaçmaz – Acının İki Yüzü, İletişim Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2018

Frederick C. Beiser – Aydınlanma, Devrim ve Romantizm (2018)

Frederick Beiser, Alman İdealizmi, Alman Romantizmi, İngiliz Aydınlanması ve genel olarak 19. yüzyıl felsefesi konusundaki çalışmalarıyla, dünya çapında ün sahibi bir felsefeci.

Beiser’in bu kapsamlı çalışması da, 1790 ile 1800 arasındaki on yıllık zaman diliminde modern Alman politik düşüncesinin nasıl biçimlendiğini incelemesiyle çok değerli.

Beiser, bu on yıl zarfında, Fransız Devrimi karşısında oluşan reaksiyon, Almanya’da liberalizm, muhafazakârlık ve romantizm gibi üç karşıt politik geleneğin ortaya çıkmasına neden olduğunu ve bu geleneklerden her birinin, modern Alman politik düşüncesinin on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllardaki gelişiminde merkezî rol oynadığını belirtiyor.

Yazar, bu geleneklerin köken ve bağlamlarını belirleyerek temel politik ideallerine dair bir analiz ortaya koyuyor.

1790’ların belli başlı politik düşünür ve hareketlerinin bir incelemesi niteliğinde olan çalışmada her bölüm, bu on yılın merkezî figürlerini, bunların politik teorilerinin kökenlerini, Fransız Devrimi karşısındaki tepkilerini ve savundukları düşüncelerde politikanın önemini tartışıyor.

Kitabın en dikkat çekici katkısı ise, Alman düşüncesinin on sekizinci yüzyıl ve hatta Fransız Devrimi boyunca apolitik olduğu yönündeki, hâlâ hâkim olan görüşe temelden karşı çıkması.

Beiser, 1790’lardaki Alman felsefesinde hâkim olan politik amacı ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Frederick C. Beiser – Aydınlanma, Devrim ve Romantizm: Modern Alman Politik Düşüncesinin Doğuşu (1790-1800), çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 576 sayfa, 2018