Atilla Dorsay – Qou Vadis İstanbul? (2015)

Emek Sineması için verdiği mücadeleyle gönlümüzde taht kurmuş Atilla Dorsay’ın, İstanbul’un son 20 yılda yaşadığı yıkıma dair tanıklığını bizimle paylaşıyor.

Okur da bu tanıklıkla, bir nevi bellek tazeliyor diyebiliriz.

1990’larda Refah Partili belediyelerin deprem etkisi yaratan icraatları, 2000’lerde şehrin ranta ve yağmaya kurban edilişi ve “çılgın projeler”le hepten bitirilmeye çalışılan İstanbul’un trajik hikâyesi, burada.

  • Künye: Atilla Dorsay – Qou Vadis İstanbul?, Remzi Kitabevi

Paul Lafargue – Sermaye Dini (2018)

Tarihin ilk zamanlarından bugüne sermaye ve din, birbirleriyle kan kardeşi olageldi.

Tarihin en karanlık dönemlerinde, en büyük kırılma anlarında sermaye dinle, din sermayeyle ittifak kurdu.

Bu müttefiklik durumu, dinlerin etkilerinin eski zamanlara göre azaldığının iddia edildiği günümüzde de halen devam etmekte.

İşte Paul Lafargue da, bu kitabı 130 yıl önce, Fransız İşçi Partisi’nin yayın organı Le Socialiste’te yayınlamıştı.

Bu metin, kapitalizm-din ilişkisini güldürü tarzında ele almasıyla, şimdi klasik haline gelmiş bulunuyor.

Lafargue, Pazar duası, şükür duaları, iman duası gibi kapitalistlerin imanını sağlam kılan dualar ile azılı kapitalist Rotschild için yazdığı “Kapitalist Eyüb Rotschild’in Mersiyeleri”ni de sunuyor.

Yazar, dini ve sermayeyi yeni bir din olarak kabul eden kapitalizmin sıkı bir eleştirisi olarak okunabilecek metinlerinin yapısını da Kitab-ı Mukaddes geleneğine uygun bir şekilde düzenlemiş.

Siyasi hiciv sevenlerin kaçırmak istemeyeceği bir metin.

  • Künye: Paul Lafargue – Sermaye Dini, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, siyaset, 93 sayfa, 2018

Yörükhan Ünal – Dram Sanatı ve Sinema (2015)

Anlatım formlarının doğuşunu merak edenler ile konuyla ilgilenen araştırmacılar için hazırlanmış, klasik anlatı yapısını detaylıca ortaya koyan bir çalışma.

Sinemadaki dramatik yapıyı sinematografik araçlarla irdeleyen Yörükhan Ünal, Eski Yunan’dan başlayarak dram sanatının kökenlerini, yapısını ve bu sanatın sinemada uygulanışını ele alıyor.

  • Künye: Yörükhan Ünal – Dram Sanatı ve Sinema, Hayalperest Kitap

Lars T. Lih – Lenin’i Yeniden Keşfetmek (2018)

Daha önce burada ‘Lenin’ adlı kitabına yer verdiğimiz Lars Lih’ten, Lenin’in ‘Ne Yapmalı?’ adlı önemli eseri üzerine, yürütülegelen tartışmalara kapsamlı bir yanıt.

Lenin’in 1902’de yayınlanan söz konusu kitabı, kimilerine göre yeni bir parti tipinin kurucu belgesiydi, kimilerine göre Bolşevizmin esasını oluşturan öncü parti modeline yönelik bir tartışmaydı, kimilerine göreyse, Lenin’in işçi sınıfına yönelik elitist tavrının dışavurumuydu.

Lih, çağdaş Rus ve Alman kaynaklarına dayanan uzun soluklu çalışmalarla ortaya çıkmış bu kitabında, ‘Ne Yapmalı?’ hakkındaki söz konusu görüşlerin tümünün de gerçeği yansıtmadığını gözler önüne seriyor.

Lih, Lenin’in bu kitaptaki argümanlarının, asıl gücünü işçilerin devrimci eğilimlerinden aldığını belirtiyor.

Lenin’in Alman Sosyal Demokrasi hareketine özel hayranlığı olduğu ise, Lih’in buradaki en dikkat çekici tezi.

Lih’in bu önemli çalışması, Bolşevizm, Sovyetler ve Lenin hakkında ilgi çekici sorular soran, aynı zamanda Lenin’e dair efsanelerle hesaplaşarak Lenin’in devrimci perspektifini güncelleyen bir kitap olmasıyla çok değerli.

Yazar, ‘Ne Yapmalı?’yı kapsamlı bir şekilde tartışmakla kalmıyor, aynı zamanda kitabın kendisi tarafından yapılmış bir çevirisini de sunuyor.

  • Künye: Lars T. Lih – Lenin’i Yeniden Keşfetmek, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 896 sayfa, 2018

David Graeber – Demokrasi Projesi (2018)

Bir zamanlar dünyanın dört bir tarafında heyecan yaratmış demokrasi, bugün yalnızca imtiyazlı azınlığın, yani para babalarının çıkarlarına öncelik veren bir sistem haline gelmiş durumda.

David Graeber ilgi çekici çalışması ‘Demokrasi Projesi’nde, demokrasinin Antik Yunan’dan bugüne geçirdiği dönüşümün kapsamlı bir hikâyesi ekseninde, özellikle “Wall Street’i İşgal Et!” (Occupy Wall Street!) gibi çığır açıcı hareketlerin demokrasiyi daha iyi yönde dönüştürme potansiyelini tartışıyor.

Graeber burada, ağırlıklı olarak zengin yüzde 1’lik kesimin çıkarlarından yana tavır koyan, halkın geriye kalan yüzde 99’luk kesiminin sorunlarıyla ilgilenmeyen Amerikan demokrasisine odaklanıyor.

Graeber’e göre, bu ülkede demokrasi bir umut olmaktan çıkıp halkın geleceğini karartan bir sisteme dönüşmüştür.

Yazar, demokrasinin bu krizden kurtulmasının tek yolunun, haklarının bilincinde ve örgütlü olan bir toplum olduğunu düşünüyor.

Bu bağlamda Antik Yunan’da demokrasi fikrinin gelişimi, ABD’nin kuruluşu ve 20. yüzyılda demokrasinin karşı karşıya geldiği çıkmazlar gibi demokrasi tarihinin dönüm noktalarını derinlemesine irdeleyen Graeber, oydaşma, eşitlik ve katılımcılık üzerine inşa edilmiş yeni bir toplumun geleceği nasıl kurabileceğini anlatıyor.

  • Künye: David Graeber – Demokrasi Projesi: Tarihçe, Bunalım, Hareket, çeviren: Burak Esen, Everest Yayınları, siyaset, 294 sayfa, 2018

Hannah Arendt – Siyasette Yalan (2018)

Amerika’nın 1945-1967 yılları arasında Vietnam’daki siyasi ve askeri müdahalelerinin tarihçesini konu alan ve Haziran 1971’de sızdırılıp New York Times’ta yayınlanan Pentagon Papers (Pentagon Belgeleri), Johnson hükümetinin bu kirli savaşla ilgili yalnızca kamuoyuna değil, aynı zamanda Kongre’ye de sistematik olarak yalan söylediğini gözler önüne sermişti.

Hannah Arendt de, bu belgelerin sızdırılmasından sonra kaleme aldığı bu önemli makalesinde, yalanların olgusal gerçekliğin yanı sıra, siyaset sahnesini de nasıl kirlettiğini ortaya koyuyor ve bununla nasıl mücadele edilebileceğini irdeliyor.

Arendt’e göre, bugün demokrasinin karşı karşıya kaldığı bu hayati tehlikenin üstesinden gelmenin biricik yolu özgür basın ve özgürlükleri için mücadele eden insanların varlığıdır.

Düşünürün bu tanımına baktığımızda, Türkiye’de şu an ne denli büyük bir çıkmazın içinde bulunduğumuzu çok net şekilde görebiliyoruz.

Kitaba, Cathy Caruth’un, Arendt’in yazdıkları üzerinden yalanın doğası ve siyasi eylemle ilişkisini kapsamlı bir şekilde irdelediği ve bu kitabı tamamlayıcı nitelikte “Yalan ve Tarih” başlıklı muhteşem makalesi de eklenmiş.

  • Künye: Hannah Arendt – Siyasette Yalan: Pentagon Belgeleri Üzerine Düşüneler, çeviren: İmge Oranlı ve Berfu Şeker, Sel Yayıncılık, siyaset, 99 sayfa

Nicollo Machiavelli – Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler (2009)

‘Prens’ eserinde dile getirdiği, güçlü bir yönetimin nasıl oluşturulabileceğine dair görüşleriyle, “makyavelizm” olarak adlandırılacak yaklaşımın babası Nicollo Machiavelli, temel yapıtlarından ‘Söylevler’ ile okurun karşısına çıkıyor.

Machiavelli’nin cumhuriyetleri, onların kuruluşları ve korunmaları için gerekli rasyonel önlemleri anlattığı kitabı, bir anlamda ‘Prens’teki fikirlerin kaynağını aldığı bir eser olarak da değerlendirilebilir.

Çalışmanın elimizdeki kapsamlı yayımında, burada yer alan bazı fikirlerin, ‘Prens’ ve ‘Savaş Sanatı’ başta olmak üzere, Machiavelli’nin diğer kitaplarında nasıl yer bulduğu da dipnotlarla gösteriliyor.

  • Künye: Niccolò Machiavelli – Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler, çeviren: Alev Tolga, Say Yayınları, siyaset, 519 sayfa

Albert Memmi – Sömürgecinin Portresi, Sömürgeleştirilenin Portresi (2009)

Albert Memmi, ilk baskısı 1961’de yapılan ‘Sömürgecinin Portresi, Sömürgeleştirilenin Portresi’nde, sömürgecinin ve sömürgeleştirilenin fizyonomisini ve davranışını, onları birbirine bağlayan dramı anlatıyor.

Kitabın ilk bölümleri 1956 yılında, yani Cezayir savaşından önce yayımlanmıştı.

Fakat Memmi’nin, sömürgecilikten tek çıkış olarak sömürgeleştirilenlerin bağımsızlığını savunması fikrine, ilk başlarda temkinli yaklaşılsa da, daha sonra Cezayir’de, Kara Afrika’da ve başka yerlerde tanık olunan bağımsızlık hareketleriyle, yazarın tarif ettiği ve öngördüğü birçok şey doğru çıkmıştı.

Memmi’nin nitelikli kitabı, Jean-Paul Sartre’ın önsözüyle sunuluyor.

  • Künye: Albert Memmi – Sömürgecinin Portresi, Sömürgeleştirilenin Portresi, çeviren: Şen Süer, Versus Kitap, siyaset, 164 sayfa

Eric Fassin – Popülizm: Büyük Hınç (2018)

Sağ popülizm bugün sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde altın çağını yaşıyor.

Eric Fassin bu kısa ama etkili çalışmasında, popülizmin yükselişinin ardındaki dinamikleri aydınlatıyor hem de sol muhalefetin bununla nasıl mücadele edebileceğini anlatıyor.

Şunu da özellikle belirtelim ki, kitap her ne kadar ABD’de Donald Trump’ın Başkan seçilmesini ve Fransa’da da Emmanuel Macron’un Cumhurbaşkanı seçilmesini merkeze alsa da, popülizmin yükselişini İngiltere ve Türkiye’yi de kapsayacak şekilde geniş bir çerçevede irdeliyor.

Fassin, demokrasinin günümüzde yaşadığı krizlerin sebeplerini, aşırı sağın yabancılar ve azınlıklar karşısında neredeyse dünya çapında yükselişe geçme sürecini, neoliberalizmle savaşırken aşırı sağın üzerinde yükseldiği zemini sorgulamayı ihmal eden sol muhalefetin zaaflarını ve solun iyi bir muhalefet ortaya koyarak popülizme dayanak oluşturan argümanları alaşağı etmek için ne gibi yöntemlere başvurması gerektiğini tartışıyor.

  • Künye: Eric Fassin – Popülizm: Büyük Hınç, çeviren: Gülener Kırnalı ve İlker Kocael, Heretik Yayıncılık, siyaset, 80 sayfa, 2018

Giorgio Agamben – İstisna Hali (2018)

“İstisna hali”, siyasal belirsizliklerin yaşandığı, iktidarın krizlerle boğuştuğu dönemlerde hukukun feshedilmesi anlamına gelir.

Bu kitabını, George W. Bush’un Irak işgali sonrasında yazan Georgio Agamben de, Batı toplumlarında demokrasinin zayıfladığı ve totalitarizm güç kazandığı dönemlerde ortaya çıkan bu durumu, Roma İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan bir perspektifle irdeliyor.

Burada asıl olarak, hukuku ortadan kaldıran iradenin meşruiyetini nereden ve nasıl aldığıyla ilgilenen Agamben, bilhassa Carl Schmitt ve Walter Benjamin’in görüşlerinin sağlam bir tartışması bağlamında “kamu hukuku”, “siyasal olgu”, “kriz”, “hukuk ve şiddetin kaynağı”, “hukuki ve siyasal boşluk”, “zorunluluk”, “belirsizlik” ve “hukuk düzeni” gibi kavramları yeni bir zemine yerleştiriyor.

Agamben’e göre, başlarda istisnai durumlar söz konusu olunca hukuk askıya alınırdı, günümüzde ise bu durum sıradan bir hal almıştır.

Başka bir deyişle Agamben, kriz ve belirsizliklerin aşılması için başvurulan yasasızlık halinin günümüzde sürekli bir hal aldığını, yasasızlığın veya boşluğun artık normal hale geldiğini savunuyor ve bugün Devletin ve hukukun meşruiyetini sağlayan zemini yeni baştan değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyor.

  • Künye: Giorgio Agamben – İstisna Hali, çeviren: Kemal Atakay, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2018