Ferit İlsever – Kontgerilla 1: Teorisi (2009)

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan ve şimdilerde tutuksuz yargılanan Ferit İlsever, üç cilt halinde düşündüğü ‘Kontagerilla’ çalışmasının elimizdeki bu ilk cildinde, örgütün teorisini, ABD ile bağlantılarını, MHP ile ilişkilerini ve devlet içindeki merkezi, illegal terör faaliyetlerini anlatıyor.

İlsever’in kitabında, 1 Mayıs 1977 katliamının sorumlularının kimler olduğu; 1977 yılında Ecevit’e yönelik suikast girişiminin arkasında kimler olduğu, bu suikastla neyin amaçlandığı; 1977’deki seçimleri engellemek için darbe tezgâhlayanın kim olduğu ve Kontrgerilla ile Gladyo arasındaki ilişkinin ne olduğu ve bu iki örgütün aynı olup olmadığı gibi soruların yanıtları aranıyor.

  • Künye: Ferit İlsever – Kontgerilla 1: Teorisi, Kaynak Yayınları, siyaset, 344 sayfa

Mehmet Özgen – Çağdönümü ve Marksizm (2009)

Mehmet Özgen ‘Çağdönümü ve Marksizm’de, Çağdönümü kavramını, burjuva uygarlık çağının sonu anlamında kullanıyor.

Çağdönümünün, Marksizm’i yeniden kavrama ve kurmayı zorunlu hale getirdiğini savunan yazar, çağımızda bunu yapabilmek için yeni bir kavrayışa ve yeni bir akılsallığa ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

Yazar ilkin, bir dünya tablosu sunuyor; paradigma değişiminin genel eğilimlerini ortaya koymaya çalışıyor ve Marksist hareketi bu çerçevede ele alıyor.

Ardından, olasılıkçı determinizmi (prodeterminizm), yeni bir determinizm kavrayışı ve yeni bir akılsallık olarak sunan Özgen, böyle bir determinizm kavrayışı ile tarihsel materyalizmi yeniden yorumlamaya çalışıyor.

  • Künye: Mehmet Özgen – Çağdönümü ve Marksizm, Pencere Yayınları, siyaset, 216 sayfa

Ömer Çaha – Siyasi Düşüncelere Giriş (2009)

‘Aşkın Devletten Sivil Topluma’, ‘Sivil Kadın’, ‘Siyasal Davranış ve Partiler’, ‘Açık Toplum Yazıları’ ve ‘Bitmeyen Beraberlik: Modern Dünyada Din ve Devlet’, siyaset bilimci Ömer Çaha’nın daha önce yayımlanmış kitapları.

Çaha, siyaset bilimine giriş niteliğindeki bu yeni çalışmasında ise, siyasi düşünceleri Antik Yunan’dan modern döneme kadar tarihsel bir süreç içinde inceliyor.

Kitap, kronolojik anlatıma başvururken, söz konusu tarihsel dönemde, siyaset düşüncesi alanında ortaya çıkmış ekollere de odaklanıyor.

Anlaşılabilir bir dil ve akıcı bir üslupla kaleme alınan kitap, siyasi düşünceleri merak eden ve bunlar hakkında bilgilenmek isteyenler için önemli bir kaynak.

  • Künye: Ömer Çaha – Siyasi Düşüncelere Giriş, Dem Yayınları, siyaset, 176 sayfa

Cuma Çiçek – “Süreç” (2018)

Türkiye’de Kürt sorununun aşılması konusunda büyük ümitler yaratan çözüm süreci, her kesimin kendince dile getirdiği farklı gerekçeler nedeniyle sona erdi.

Şimdilerde, çözümsüzlüğün büyük krizler yarattığı 1990’lı yıllara, hatta ondan da kötü günlere dönmüş bulunuyoruz.

İşte Cuma Çiçek de bu nitelikli incelemesinde, Türkiye’nin Kürt çatışmasını tarihsel ve en önemlisi de karşılaştırmalı bir perspektifle irdeliyor.

Dünya deneyimleri ışığında, Kürt çatışmasının dünü, bugünü ve yarınını sınır-ötesi bağlamda inceleyen Çiçek, çatışmanın çözümü ve toplumsal barış inşasını, başka bir deyişle, Kürt çatışmasında müzakereye dönüş imkânlarını tartışıyor.

Çiçek kitabında,

  • Devlet-içi çatışmaların ve barış arayışlarının küresel ölçekteki seyrini,
  • Bu tür çatışmaların ortaya çıkış, şekilleniş ve sonlanma biçimlerini belirleyen temel parametreleri,
  • Filipinler/Bangsamoro ve Endonezya/Açe deneyimleri,
  • Türkiye’deki Kürt çatışmasının geçmişi,
  • Kürt çatışmasının diyalog ve müzakere yolu ile sonlanmasına dönük ilk arayışların ortaya çıktığı 1990’lı yılların ilk yarısında başlayan ateşkeslerden 2008-2011 Oslo Süreci’ne kadar olan dönemi,
  • Ve son diyalog süreci olan 2013-2015 Çözüm Süreci’nde yaşananları derinlemesine irdeliyor.

Yazar kitabının devamında da, Kürt çatışmasının bugünü ve yarınına bakarak Türkiye’nin Kürt meselesi ve Kürt çatışmasının temel parametrelerini tarihsel bir perspektifle analiz ediyor ve başarısız diyalog girişimlerinden sonra müzakereye dönüşün imkânlarını ve sınırlarını tartışıyor.

  • Künye: Cuma Çiçek – “Süreç”: Kürt Çatışması ve Çözüm Arayışları, İletişim Yayınları, siyaset, 367 sayfa, 2018

David I. Kertzer – Papa ve Mussolini (2018)

Tarihte de bugün de, dini kurumların başında bulunan kişilerin ve bizzat bu kurumların kendilerinin faşist diktatörlüklere kol değnekliği yaptığını görüyoruz.

Bu ilişki çok açık ve nettir.

Biz yine de bunun daha eski bir örneğine, Papa XI. Pius’un İtalya diktatörü Mussolini’nin “başarı” merdivenlerini hızla çıktığı ve Avrupa’da faşizmin yükseldiği bir dönemdeki utanç verici konumuna bakalım.

David Kertzer’in bu incelemesi, XI. Pius’un Mussolini’yle imzaladığı ve İtalya ile Roma Katolik Kilisesi arasındaki savaşı sona erdiren Lateran Antlaşması’nı ve sonrasında yaşananları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Lateran Antlaşması, Kilise ile devletin birbirinden ayrılmasına son vermiş, böylece Mussolini’nin faşist hükümetinin hareket alanı artmış ve Kilise bunu yaparak faşist iktidar ile istekli bir ortaklık gerçekleştirmişti.

Kertzer’in çalışması, diktatörlük ile din ve diktatörlük ile Kilise arasındaki ilişkinin bilinmeyenlerini ortaya koymasıyla, en önemlisi de günümüze ışık tutmasıyla çok önemli.

  • Künye: David I. Kertzer – Papa ve Mussolini: XI. Pius’un Gizli Tarihi ve Avrupa’da Faşizmin Yükselişi, çeviren: Ahmet Arslan, Ayrıntı Yayınları, tarih, 560 sayfa, 2018

Nato Thompson – İktidarı Görmek (2018)

İktidarın, tüketici kapitalizmin sızmadık alan bırakmadığı günümüzde, muhalif sanat ortaya koymanın imkân ve koşulları nedir?

Yazar ve küratör, aynı zamanda bağımsız sanat platformu Philadelphia Contemporary’nin sanat yönetmenliğini yürüten Nato Thompson, toplumsal sorunlara yüzünü dönebilen ve muhalif bir duruş ortaya koyacak sanatın nasıl olabileceğini örnekler eşliğinde anlatıyor.

Alternatif sanat mekânları ve kooperatif evleri kadar, Occupy Wall Street ile Arap Baharı gibi siyasi/toplumsal olayları yeni muhalif sanatsal araçlar olarak irdeleyen Thompson, iktidara meydan okumanın yeni yollarını derinlemesine anlatıyor.

Karamsarlığa kapılmamıza gerek yok.

Zira en kötü zamanlar, en iyi muhalefetin ortaya konacağı, toplumun böylesi bir duruşa karşı en duyarlı ve istekli olduğu zamanlardır.

Thompson’a kulak veriyoruz.

  • Künye: Nato Thompson – İktidarı Görmek: 21. Yüzyılda Sanat ve Aktivizm, çeviren: Erden Kosova, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat, 168 sayfa, 2018

Tuğçe Tatari – Anneanne, Ben Aslında Diyarbakır’da Değilim (2015)

Son dönemde Kürt sorunuyla ilgili yazılarıyla dikkat çeken Tuğçe Tatari’den, Kürt coğrafyasını baştan sona kat eden, bunu bölgeye, Kürt sorununa, siyasete dair yorumlarla harmanlayan metinler.

“Dokunmadan barışamayız” diyen Tatari’nin gözünden Kandil, Mahmur, Laleş ve Diyarbakır gibi merkezler ile Avrupa’daki Kürt medyası, bu kitapta.

  • Künye: Tuğçe Tatari – Anneanne, Ben Aslında Diyarbakır’da Değilim, Doğan Kitap

Brian Morris – Antropoloji, Ekoloji ve Anarşizm (2018)

Din, benlik, toplum, Batı’da ve Doğu’da birey kavrayışları gibi konularda önemli çalışmaları bulunan Brian Morris, aynı zamanda anarşist antropolojinin önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor.

Bununla birlikte, Morris’in ‘Din Üzerine Antropolojik İncelemeler’ adlı kitabı dışında bizde yayınlanmış herhangi bir çalışması bulunmuyor.

İşte elimizdeki derleme ise, Morris’in antropoloji, ekoloji ve anarşizm konularını kapsamlı bir bakışla irdelediği makalelerini bir araya getiriyor.

Morris, yukarıda bir kısmını sıraladığımız kavramlar üzerinden avcı ve toplayıcı toplumlardan günümüze uzanarak anarşist bir antropolojinin ve ekolojinin imkânlarını ve düşünsel çerçevesini kuruyor.

Kitap bunun yanı sıra, şu an sosyal bilimlerde anarşizm, antropoloji ve ekoloji hakkında yürütülen güncel tartışmaların neler olduğu konusunda okurlarını aydınlatmasıyla da önemli.

  • Künye: Brian Morris – Antropoloji, Ekoloji ve Anarşizm, çeviren: Baran Karsak, Kolektif Kitap, antropoloji, 328 sayfa, 2018

Nick Hewlett – Badiou, Balibar, Rancière (2018)

Nick Hewlett’in bu nitelikli çalışması, Louis Althusser’in üç öğrencisinin, Étienne Balibar, Jacques Rancière ve Alain Badiou’nun fikirlerini siyaset felsefesindeki özgürleşme geleneği bağlamında tartışmaya açıyor.

Bir yönüyle, Balibar, Rancière ve Badiou’nun felsefi sistemlerine yetkin bir eleştirel giriş olarak okunabilecek çalışma, öte yandan hem bu üç ismin fikirlerinin bugünün şartlarına uyarlamanın imkânlarını sorguluyor hem da onların yaklaşımlarındaki eksik ve sorunlu yanları ortaya koyuyor.

Bu düşünürlerin gelecek öngörülerini de tartışan Hewlett, özgür ve eşit bir şekilde yaşamanın koşullarını nasıl yaratabileceğimizi ve yarının dünyasının neye benzeyeceği üzerine bizi düşünmeye davet ediyor.

Kitapta, Louis Althusser’in felsefi mirası; Badiou’nun siyaset kuramındaki çelişkiler; Rancière’in tanımladığı şekliyle demokrasi, siyaset ve eşitlik ve Balibar’a göre siyasal olan, müphemlik ve siyasi şiddet gibi önemli konular tartışılıyor.

  • Künye: Nick Hewlett – Badiou, Balibar, Rancière: Özgürleşmeyi Yeniden Düşünmek, çeviren: H. İlksen Mavituna, Metropolis Kitap, felsefe, 216 sayfa, 2018

Jean Améry – Suç ve Kefaretin Ötesinde (2015)

Jean Améry, Naziler tarafından esir alınmış, 1937’de onlardan kaçarak Belçika’ya sığınmış, Nazilerin burayı işgal etmesinden sonra direnişe katılmış ve Gestapo tarafından yakalandıktan sonra toplama kamplarına gönderilmişti.

Bu kitap, Améry’nin olağanüstü yaşamının hikâyesini sunuyor.

Auschwitz, Buchenwald ve Bergen-Belsen toplama kamplarında kalmış bu önemli tanığa kulak veriyoruz.

  • Künye: Jean Améry – Suç ve Kefaretin Ötesinde, çeviren: Cemal Ener, Metis Yayınları