Vilfredo Pareto – Demokrasinin Dönüşümü (2016)

İtalyan iktisatçı ve sosyolog Vilfredo Pareto dünyada olduğu gibi Türkiye’de de asıl ününü ‘Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü’ isimli muazzam kitabıyla kazanmıştı.

Bu kitap, siyaset sosyolojisi alanında o denli etkili oldu ki, alan için halen en önemli kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor.

‘Demokrasinin Dönüşümü’ adlı elimizdeki kitap ise, Pareto’nun son çalışması.

Yazarın bu nitelikli çalışması, bizi demokrasinin kabiliyetleri, sınırları ve tehlikeleri hakkında uyarıyor.

Kitabında bir sosyal fenomenler teorisi ortaya koyan Pareto, demokrasinin gelişimini kapsamlı bir bakışla irdeliyor, fakat öte yandan da en modern yönetim biçimlerinden biri olan demokrasinin hangi tehlike ve tehditlere açık olduğunu ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

“Bir merkezi hükümet ancak güçlü olduğu, sorunları çözme iradesi gösterdiği ve adalet dağıttığı zaman otorite sahibi olur.” diyen Pareto, vatandaşların merkezi hükümetin kendilerini koruyacağına güvenmezlerse eğer hükümetin meşruiyetini kaybedeceğini söylüyor.

Kitaptan bir alıntı:

  • “Hükümetler açgözlü yandaşlarını memnun etmek ve politik karşıtlarını yatıştırmak için kaynakları tüketirler. Gün be gün yük büyür. Sonunda yük daha fazla kaldırılamayacak bir noktaya erişir. Politik alanın ekonomiye hakim olması böyle gerçekleşir. Aynı olaylar modeli, Roma İmparatorluğu’nun nihai yıkımında da görüldü. Aynı şey bugün yine olabilir.”

Siyaset sosyolojisi alanına büyük katkılar sunan ‘Demokrasinin Dönüşümü’, Pareto’nun sistemini aydınlatan bir anahtar niteliğinde.

  • Künye: Vilfredo Pareto – Demokrasinin Dönüşümü, çeviren: Kadir Zeki Tezer, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 144 sayfa

Max Boot – Görünmeyen Ordular (2014)

Tarihte iktidarların olduğu her yerde baş göstermiş, açıklık yerine kuytu yerlerde savaşmayı tercih etmiş, gayrinizami ve asimetrik savaş taktikleri uzmanı gerilla hareketleri.

Tarihöncesi çağların kabileler arası savaşlarından Marksist gerilla gruplarına ve radikal İslamcı hareketlere kadar uzanan kapsamlı bir rehber.

  • Künye: Max Boot – Görünmeyen Ordular, çeviren: Fethi Aytuna, İnkılap Kitabevi, inceleme, 712 sayfa

Sibel Hürtaş – Canına Tak Eden Kadınlar (2014)

Bu ülkede erkeğin pervasız şiddeti dur durak bilmiyor.

İşin vahim yönü, bu şiddet artık kanıksanmış durumda.

Fakat buna eyvallah demeyenler de var.

Sibel Hürtaş bu kitabında, bu toprağın derinlerine dek işlemiş şiddeti, kocalarını öldüren kadınların hikâyelerini izleyerek gözler önüne seriyor.

Devlet erki, yasalar ve polis, erkek şiddetinin üstesinden gelmekte acizken, bu şiddetin hedefindeki kadınların artık canına tak ediyor.

Çalışma, kocalarını öldüren kadınlarla yapılan birebir görüşmelere dayanmasıyla alana büyük bir katkıda bulunuyor.

Bu kadınları cinayet işlemeye götüren toplumsal, siyasi ve kültürel etkenleri analizi açısından çok değerli ve önemli bir çalışma.

  • Künye: Sibel Hürtaş – Canına Tak Eden Kadınlar, İletişim Yayınları, kadın, 192 sayfa

 

Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek (2014)

Dokuma tezgâhları veya otomobil fabrikaları nasıl kapitalizmin bir döneminin çalıştırma biçimlerinin öne çıkan formlarıysa, çağrı merkezleri de, çalışma hayatının şirketler lehine gün geçtikçe daha bir pervasızlaştığı neoliberal kapitalizmin simge iş mekânlarından.

Gamze Yücesan-Özdemir de yerinde bir tanımlamayla, çağrı merkezi çalışanlarını “21. yüzyılın proletaryası” olarak tanımlıyor.

Saha araştırmasıyla zenginleşen kitap, çağrı merkezlerinde emek-sermaye ilişkilerini, buradaki ağır sömürüyü kavramak açısından nitelikli bir kılavuz, alana yapılmış önemli bir katkı.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek, Yordam Kitap, inceleme, 304 sayfa

Faruk Yalvaç – Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı: Dünya Tini, Devlet ve Savaş (2008)

Faruk Yalvaç, ‘Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı’nda, düşünürün uluslararası ilişkiler, savaş ve devlet kuramlarını bir araya getiriyor.

Hegel için devlet, tanrısal ve ahlaki bir kurumdur.

Dolayısıyla devletler arasında bir anlaşmazlık olduğunda, bu anlaşmazlığın gerekirse savaşla çözülebileceğini söyler.

Hegel, insanın kendisini ahlaki amaçlar için feda etmesi gerektiğini söyleyerek, savaşa katılan bireyin de bencil çıkarların ötesinde daha ahlaki amaçlara yöneldiğini savunur.

Yalvaç’ın çalışması, hem düşünürün yukarıdaki konular hakkındaki fikirlerini detaylı bir şekilde serimliyor hem de onun düşüncelerini Rousseau’nun düşünceleriyle karşılaştırıyor.

  • Künye: Faruk Yalvaç – Hegel’in Uluslararası İlişkiler Kuramı: Dünya Tini, Devlet ve Savaş, Phoenix Yayınları, felsefe, 120 sayfa

İlhan Taşçı – Babam Sağ Olsun (2008)

İlhan Taşçı, ‘Babam Sağ Olsun’da, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren ticarete atılan devlet erkânının çocuklarını anlatıyor.

Taşçı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak ve eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe gibi siyasilerin çocuklarının, 2002’den bu yana on sekiz limited ya da anonim şirket kurduklarını belirtiyor.

AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana, gerekli yasal düzenlemelerin de yapılmasıyla beraber, siyasilerin çocuklarının muazzam bir hareket alanı kazandığını söyleyen Taşçı, bu çocukların “başarılı girişimlerinden” pek çok örnek sunuyor.

  • Künye: İlhan Taşçı – Babam Sağ Olsun, Cumhuriyet Kitapları, siyaset, 184 sayfa

Mehmet Altan – Kürt Sorununu İnsanileştirmek (2008)

Mehmet Altan, ‘Kürt Sorununu İnsanileştirmek’te, Türkiye’nin uzun yıllardır kanayan bir yarası olan Kürt sorununa, insani bir açıdan bakmanın zorunluluğuna değiniyor.

“Bizim topraklarda devlet, Kuyucu Murat Paşa’nın genlerini taşır. Sorun var ise sopa atmak gerektiğine inanır.” diyen Altan, sorunun devlet-birey ilişkilerinin demokratik olmamasından kaynaklandığını söylüyor.

Bölgeye, ilk kez 1989’da giden Altan, sorunun o dönemler yerel bir sorunken, daha sonra ulusal, hatta uluslararası bir hale geldiğini gözlemlemiş.

Altan’ın kitabı, artık tamamıyla bir gerginlik politikasına dönüşmüş, siyasileşmiş ve askerileşmiş bu soruna, insani bir duyarlıkla yaklaşmasıyla ilgi çekiyor diyebiliriz.

  • Künye: Mehmet Altan – Kürt Sorununu İnsanileştirmek, Hemen Kitap, siyaset, 214 sayfa

Zafer Aydın – Forum mu Yapsak Yoksa Devrim mi? (2008)

Zafer Aydın, ilgi çeken Sollamalar dizisine, ‘Forum mu Yapsak Yoksa Devrim mi?’ isimli bu kitabıyla kaldığı yerden devam ediyor.

Aydın’ın bir önceki kitabını okuyanların da bildiği gibi, bu dizi, solcuların başından geçen komik, hatta trajikomik gerçek olaylara dayanıyor.

Aydın’ın kendine has mizahi anlatımıyla da dikkat çeken kitap, sıkıntılı bir dönemi güldürü yönlerini merkeze alarak kayıt altına alıyor.

Kahkaha devrimci bir eylemdir…

  • Künye: Zafer Aydın – Forum mu Yapsak Yoksa Devrim mi?, Versus Kitap, mizah, 228 sayfa

Fidel Castro – İlk Yıllarım (2008)

Fidel Castro, ‘İlk Yıllarım’da, çocukluk ve gençlik dönemlerini anlatıyor.

Castro bu dönemde, katolik ağırlıklı ilk eğitimi sırasında, Hıristiyanlıkla kurduğu ilişkiyi; ütopyacı bir sosyalistken, üniversite yıllarında nasıl devrimci bir eylemciye dönüştüğünü anlatıyor.

Kolombiya’da 1948 yılında patlak veren, Castro’nun da katıldığı halk isyanı; hücreye kapatılmasıyla sonuçlanan 1953’teki başarısız Moncada kışlası saldırısı, kitapta yer alan başlıca konular.

Genç asi Fidel’i kendi ağzından anlatan kitap ayrıca, Castro’nun hücredeyken kaleme aldığı mektupları da barındırıyor.

  • Künye: Fidel Castro – İlk Yıllarım, çeviren: Mehmet Harmancı, Agora Kitaplığı, anı, 195 sayfa

Mete Çevik (haz.) – Üniversitede Cadı Avı (2008)

Pertev Naili Boratav’ın savunmasını içeren ‘Üniversitede Cadı Avı’, 1947-1948 eğitim yılında Boratav, Niyazi Berkes ve Behice Boran’ı hedef alan üniversite tasfiyesini anlatıyor.

Bu üç isim hakkında bir ceza davası açılmış, üçü de beraat etmişti.

Fakat karara rağmen, kendilerini hedef alan kesim kampanya başlatmış ve nihayet bu üçlü Meclis tasarrufu ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden uzaklaştırılmıştı.

İşte elimizdeki kitap, Boratav’ın söz konusu ceza davasında mahkemeye sunuduğu savunma ile davanın öncesine ve sonrasına dair bir incelemeyi barındırıyor.

Kitap, daha sonra da devamı yaşanacak üniversitelerdeki cadı avlarının ilkine dair önemli ayrıntılar barındırmasıyla önemli.

  • Künye: Mete Çevik (haz.) – Üniversitede Cadı Avı, Dipnot Yayınları, siyaset, 256 sayfa