Ingrid Gilcher-Holtey – 68 Hareketi (2021)

68 Hareketi üzerine kısa ve öz bir çalışma arayanlara, bu kitabı tavsiye ediyoruz.

Ingrid Gilcher-Holtey, 68’in Almanya, Batı Avrupa ve Amerika’daki yükselişini, hedeflerini ve faaliyetlerini izliyor.

Sokakları hıncahınç dolduran kalabalıklar, yeri göğü inleten sloganlar ve sokaklardaki neredeyse her duvarı dolduran yazılar…

Berkeley, Berlin, Roma, Paris ve daha nice şehirler…

Bu çalışma da, dünyanın dengesini sarsan ve “farklı” bir topluma ulaşmak amacıyla 68 Hareketi kapsamında gerçekleştirilen eylemlerin ve dile getirilen düşüncelerin etkileri ve tarihsel rolleri hakkındaki tartışmaya önemli katkıda bulunuyor.

Batı demokrasilerinin kurumsal sisteminin sahip olduğu istikrar, 68 Hareketinin meydan okumasını savuştursa da Federal Almanya Cumhuriyeti, Fransa, İtalya ve ABD’de temsili demokrasi çetin bir sınavdan geçmek zorunda kaldı ve Eski Sol ile birlikte ama ondan ayrı bir Yeni Sol siyaset sahnesine çıktı.

68 Hareketi; yöneldiği “devrimci” siyasî hedefe ulaşmayı başaramasa da doğrudan demokratik katılım haklarında ısrarcı olarak katılım fırsatlarının genişletilmesi ve hem bilinç hem de ihtiyaç yapılarını değiştirmek suretiyle yaşam tarzında ciddi dönüşümlere zemin hazırlaması bakımından dünya siyasetini geri dönülmesi mümkün olmayan yeni bir patikaya yöneltti.

Hem dünya siyasetinde meydana gelen önemli olayları hem de şehirlerde filizlenen ve geliştirilen protesto eylemlerini karşılaştırarak ele alan Gilcher-Holtey, olayların zirvesine ulaştığı kritik “an”lara kadarki gelişmeleri kronolojik olarak okuyucuların dikkatine sunarak 68 Hareketinin bütüncül bir analizinizi yapıyor.

  • Künye: Ingrid Gilcher-Holtey – 68 Hareketi: Almanya, Batı Avrupa, ABD, çeviren: Muhsin Bulut, Runik Kitap, tarih, 133 sayfa, 2021

Süleyman İnan – Siyaset Okuryazarlığı (2021)

Siyaset okuryazarlığı, bize tümden kayıtsızlığın dayatıldığı bugün, dünya sorunlarına duyarlılık geliştirmemize olanak tanır.

Süleyman İnan bu çalışmasında, siyaset okuryazarlığının ne olduğunu açıkladığı gibi, okullarda siyaset eğitiminin neden gerekli olduğunu da tartışıyor.

Kitap, “Yöneten birey olmak ve okullarda siyaset eğitimi mümkün mü?” sorusuna yanıt arıyor.

İnan, siyasete ilişkin açıklayıcı ve sade bir girişten sonra; literatürün yoklandığı, siyasetin gündelik dildeki kullanımlarının tartışıldığı ve algı ile izlenimlerin ortaya konduğu bir siyaset okuryazarlığını ayrıntılı şekilde açıklıyor.

Yazar bu bağlamda, siyaset okuryazarlığının başlıca becerileri olarak siyasi biliş, yönetime katılım, kamusal tartışmalara girme ve dünya sorunlarına duyarlılık geliştirme konularını açıklıyor.

İnan bununla da yetinmeyerek, siyaset eğitiminin korkmadan okullara taşınarak bunun eğitim basamaklarında nasıl olması gerektiğini, başka bir deyişle siyasetin pedagojisinin nasıl olabileceğini tartışıyor.

  • Künye: Süleyman İnan – Siyaset Okuryazarlığı: Yöneten Birey Olmak ve Okullarda Siyaset Eğitimi Mümkün mü?, Yeni İnsan Yayınevi, siyaset, 184 sayfa, 2021

Ryszard Kapuściński – Futbol Savaşı (2021)

1960’lı yılların dünya düzeni ve toplumsal değişimine sömürgeci olmayan Batılı bir yazarın gözünden bakan çok önemli bir kitap.

Polonyalı gazeteci Ryszard Kapuściński, üçüncü dünya ülkelerinin sosyo-politik dinamikleri üzerine özgün yorumlar sunuyor.

Yirminci yüzyıl sonunda yaşanan savaşların ve zulmün gayriresmî bir kronolojisini sunan kitap Kapuściński’nin, henüz genç bir gazeteciyken ayak bastığı topraklarda karşılaştığı tuhaf, alışılmışın dışında ve hatta yer yer absürt sayılabilecek olayları klasik haber dilinin dışına çıkarak hikâyeleştirdiği tanıklıklarından oluşan bir belgesel çalışma.

Yaklaşık yirmi yıllık bir savaş, darbe ve devrim dönemine ayna tutan ‘Futbol Savaşı’, deneyimli gazetecinin, üçüncü dünya ülkelerini duyarlıkla gözlemleyip evrensel çıkarımlarda bulunduğu yazılarını bir araya getiriyor.

Kitaba da adını veren Futbol Savaşı, Honduras ile El Salvador millî takımlarının Dünya Kupası elemelerindeki karşılaşmalarının ardından patlak veren savaşa odaklanıyor; kitaptaki diğer yazılar Latin Amerika, Orta Doğu ülkeleri ve hatta Kıbrıs’a eğiliyor; Kongo, Kenya, Nijerya gibi çatışmaların, darbe ve devrimlerin hiç eksik olmadığı Afrika ülkelerini kalemine doluyor.

Kapuściński gözlemlerini, yaşananların arka planındaki hikâyeleri, savaşın gölgesindeki yaşamın korkutucu, tuhaf ve gülünç derecede saçma yönlerini kendine özgü diliyle anlatıyor.

Kapuściński şöyle diyor:

”Üçüncü dünya ülkeleri, dördüncü dünya ülkeleri ve dünyadaki diğer tüm fakir ülkeler sadece kan dökmeye karar verdiklerinde ilgi uyandırmaya başlıyor. Ne kadar acı olsa da, gerçek bu.”

  • Künye: Ryszard Kapuściński – Futbol Savaşı: Üçüncü Dünyadan Haberler, çeviren: Berk Cankurt, Deli Dolu Yayınları, siyaset, 272 sayfa, 2021

Alain Deneault – Vasatlığın İktidarı (2021)

Bugün cibilliyetsizler, kabiliyetsizler ve liyakatsizler iktidarda.

Peki, yaşamlarımız ne oldu da böylesine çölleşti?

Alain Deneault, vasatlığın hem toplumsal hem de siyasi bir norm haline gelişinin altındaki dinamikleri derinlemesine irdeliyor.

Bu can yakıcı konuyu bilgi ve uzmanlık, ticaret ve finans, kültür ve uygarlık, devrim ve aşırı merkezci siyaset bağlamında tartışan Deneault, vasatın iktidarı nasıl ele geçirdiğini tartışıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Vasat bir insanın başlıca becerisi nedir? Diğer vasatı tanımasıdır. Beraber birilerine yağ çekerler, iyiliklerinin karşılıksız kalmamasına dikkat ederler ve benzerlerini kendilerine çekmenin yollarını çabucak buldukları için, büyüyen bir topluluğun iktidarını kurarlar.”

“Vasatlık iktidarı insanları bir sonuç yanılsaması yaratan çalışma taklidi yapmaya yönlendirir. Mış gibi yapmak başlı başına bir değer haline gelir.”

“Vasatlık iktidarı, bizi düşünmemizi yetkili makamların geliştirdiği keyfi modellere bağlamaya zorlar.”

“Vasatlık iktidarı bizi mümkün olan her şekilde düşünmek yerine uyuklamaya, kabul edilemez olanı kaçınılmaz, iğrenç olanı gerekli olarak görmeye teşvik eder. Bizi aptallara çevirir bu.”

  • Künye: Alain Deneault – Vasatlığın İktidarı, çeviren: İrem Sağlamer, Yeni İnsan Yayınevi, siyaset, 176 sayfa, 2021

Kolektif – Umudun Mahremleştirilmesi (2021)

Ernst Bloch’un en çok uğraştığı ve bel bağladığı kavram olan “umut” üzerine on üç şahane makale.

Peter Thompson ve Slavoj Žižek’in derlediği çalışma, Bloch’un düşüncesini, özel olarak onun umut ve ütopya anlayışını felsefi yöntem, hümanizm ve anti-hümanizm, antropoloji, din, metafizik, eskatoloji ve mitoloji, edebiyat ve müzik gibi birçok boyut üzerinden tartışıyor.

Çalışmanın bir diğer katkısı da, Bloch’un düşüncesini çağdaş feminist yaklaşımlar ve spekülatif materyalist anlayışlarla ilişkisi bakımından değerlendiren makaleler de barındırması ve bunu yanı sıra, “Bu umutsuzluk çağında Blochçu umut ve ütopya bize ne söyler?” gibi hayati bir sorunun yanıtını araması.

  • Künye: Kolektif – Umudun Mahremleştirilmesi: Ernst Bloch ve Ütopyanın Geleceği, derleyen: Peter Thompson ve Slavoj Žižek, çeviren: Çağatay Özyürek ve Mustafa Yalçınkaya, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 368 sayfa, 2021

Abdulazim Şimşek – “Komünistin Eşkâli” (2021)

Sağcıların antikomünizm tariflerindeki fecaat ve kötücül dil, onların dünya görüşleri hakkında bize çok şey söyler.

Abdulazim Şimşek bu enfes çalışmasında, Soğuk Savaş’ın en hararetli döneminde, Türkiye’de antikomünizmin nasıl anlaşıldığını ve nasıl bir işlev gördüğünü irdeliyor.

Soğuk Savaş yıllarında Amerika’nın etkisi ve Sovyetler’in korkusuyla güdülen antikomünist politikanın mahiyetini daha iyi kavramak açısından son derece önemli olan çalışma, çok partili hayata geçiş sürecinden 1950 seçimlerine kadar Türkiye’de antikomünist faaliyetleri irdeleyerek başlıyor.

Çalışmanın devamında ise, antikomünist teşkilatlar ve dergiler ile Soğuk Savaş yıllarında komünizmle mücadeleyi kendine misyon edinen dernekler irdeleniyor.

Çalışmanın en renkli kısımlarının başında ise, “Türkiye’de Antikomünizme ‘Adanmış Ruhlar’” başlığı altında, biri sosyalizmden gelen Aclan Sayılgan’la beraber beş aydının komünizme yönelik eleştirilerinin özetlendiği ve değerlendirildiği bölüm geliyor.

Şimşek’in çalışması, konu ve dönem hakkındaki yorumlara önemli bir katkı sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Abdulazim Şimşek – “Komünistin Eşkâli”: Türkiye’de Antikomünizm (1945-1971), İletişim Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2021

Kolektif – Dijital Nesneler, Dijital Özneler (2021)

Bugün hayatımızda büyük yer kaplayan “Büyük Veri”, “Dijital Emek” ve “Dijital Siyaset” gibi konulara odaklanan nitelikli bir derleme.

‘Dijital Nesneler, Dijital Özneler’, söz konusu kavramları emek, kapitalizm ve siyaset bağlamında tartışıyor.

Kitapta,

  • Büyük veri kapitalizmi,
  • Büyük veri kapitalizmi çağında Karl Marx,
  • İnsan sonrası bilgi ve siborglar,
  • Posthümanizm,
  • Yeniden üretim merceğinden kültür ve ekonominin kesişiminde emek ve mücadele,
  • Dijitalleştirilmiş işyerinde etkin güvencesizlik, denetim ve direniş,
  • Dijital nesnelerle alternatif özneler oluşturmak,
  • Büyük veri çağında siyasi örgütlenmenin dönüşümü,
  • Ve sabit sermayenin temellükü gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitabın özgün yönlerinden biri de, her bir yazarın makalesine karşılık, başka bir yazarın söz konusu makaleyi değerlendirdiği bir yazının da olması.

Dijital yeni dünyayı kavramak açısından aydınlatıcı bilgiler barındıran çalışmaya yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Christian Fuchs, David Chandler, Paul Rekret, Robert Cowley, Kylie Jarrett, Joanna Boehnert, Phoebe V. Moore, Elisabeth Brighi, Jack Linchuan Qiu, Peter Goodwin, Jodi Dean, Paulina Tambakaki, Paolo Gerbaudo, Anastasia Kavada ve Antonio Negri.

  • Künye: Kolektif – Dijital Nesneler, Dijital Özneler: Büyük Veri Çağında Kapitalizm, Emek ve Siyaset Üzerine Disiplinlerarası Yaklaşımlar, editör: Christian Fuchs ve David Chandler, çeviren: Gamze Boztepe, Nota Bene Yayınları, siyaset, 312 sayfa, 2021

Süreyya Su – Dünyadan Geriye Kalan (2021)

“Devrim bir hayaldir” derler.

Fakat bugün tamı tamına bir ihtiyaç oldu.

Süreyya Su, ‘Dünyadan Geriye Kalan’da, devrimi hayal etmenin, dünyayı değiştirmek için inatla mücadele etmenin ve sebatla çalışmanın gerekliliği üzerine bizi bir kez daha düşünmeye çağırıyor.

Çalışma bir anlamda, devrimi hayal etmek için okuru meditasyona çağırıyor.

Kitap, öncelikle başka bir dünyayı hayal edebilmek için başka türlü düşünebilmenin gerekli olduğundan hareket ederek kuramsal bir çerçeve çizen yazıları bir araya getiriyor.

Yazar burada bir anlamda, dünyayı yorumlamak/anlamak ve değiştirmek için gerekli olabilecek alet edevatı kutuya koyuyor.

Sonra bu alet edevatla bazı olay ve olguları yorumlamaya ve anlamaya girişiyor.

Yazara göre, dünyayı değiştirmek için öncelikle onu çözümlemek ve yorumlamak gerekir ve bu amaçla dünyada meydana gelen bazı olayları teorik bakışla çözümlüyor ve yorumluyor.

Su, çalışmasının devamında da, dünyadan geriye kalanlara; yani krizlere, şiddete, adaletsizliğe, güvencesizliğe, umutsuzluğa, utanmazlığa, çer-çöpe, kötülüğe, ölüme eleştirel teorik bir perspektifle bakıyor.

‘Dünyadan Geriye Kalan’, büyüyen çölleşmeye karşı dünyayı değiştirme ve başka bir dünya kurma iradesini, başka dünyaları hayal etme ve tasarlamayı, başka dünyaların olanakları üzerine düşünmeyi koyuyor.

  • Künye: Süreyya Su – Dünyadan Geriye Kalan, Sümer Yayıncılık, siyaset, 160 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol (2021)

“Bugün ihtiyacımız olan, utangaç biçimde özünü birkaç kültürel incir yaprağıyla örten bir Sol değil, adını söylemeye cesaret eden bir Sol’dur. Ve bu ad, komünizmdir.”

Slavoj Žižek’in gündem üzerine ufuk açıcı değerlendirmeleri, burada.

Žižek kitabında, ekonomik kargaşadan cinsel özgürlük mücadelesine, popülizmden siyaseten doğruculuğa, Trump’ın başkanlığıyla değişen şartlardan Çin’de ve Çin’le sürmekte olan gerilimlere, seksbotların gündeme getirdiği etik sorunlardan Ortadoğu krizine kadar kamuoyunun ilgisini çeken pek çok konuya müdahale ediyor.

Kitap, Žižek’in bugüne dair sorduğu sorulara, tartışmaya davet ettiği konu başlıklara dair kapsamlı bir koleksiyon. 21. yüzyılda neden ve nasıl bir komünizm sorusuna verilen etkileyici bir yanıt olarak okunmalı.

  • Künye: Slavoj Žižek – Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol: 34 Zamansız Müdahale, çeviren: Önder Kulak, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2021

Gaetano Mosca – Mafya Nedir? (2021)

Mafyayı ortaya çıkaran siyasi ve toplumsal koşullar nelerdir?

Gaetano Mosca, 19. yüzyıl İtalya’sında zayıflamış devlet yapısının doğurduğu otorite boşluğunu mafyanın nasıl maharetle doldurduğunu gözler önüne seriyor.

İtalyan toplum bilimci ve bürokrat Mosca’nın, 1893 yılında Sicilya mafyası tarafından öldürülen Palermo Belediye Başkanı Emanuel Notarbartolo’nun anısına verdiği “Mafya Nedir?” başlıklı konferans, bugün de mafya konusunda başlıca kaynaklardan biri sayılıyor.

Memleketi Sicilya’da mafya örgütlerinin gelişmesine imkân veren toplumsal ve siyasi koşullardan yola çıkan Mosca, benzer koşulların hüküm sürdüğü her toplum için geçerli olabilecek bir analiz yapıyor.

Mosca, 19. yüzyıl İtalya’sında zayıflamış devlet yapısının doğurduğu otorite boşluğunu etkili bir biçimde dolduran mafya örgütlerinin yol açacağı sonucu şöyle betimliyordu: “Güçlünün zayıf üzerinde kurduğu baskı ve sıkı örgütlenmiş küçük azınlıkların, örgütsüz bireylerden oluşan büyük çoğunluk aleyhine uyguladığı despotik yönetim.”

Mosca’nın öngörüsü ne yazık ki bugün için de geçerli.

Mosca’nın bu kitapta ortaya koyduğu derli toplu mafya analizi, sadece bu olgunun kökenlerine ışık tutmakla kalmayıp mafya örgütlerinin faaliyetleri bakımından bir zamanların İtalya’sı ile günümüz Türkiye’sini karşılaştırma imkânı da veriyor.

Yüzyıl öncesinden verdiği bilgelik dolu mesajı ise halen güncel:

“Uyum içinde hareket etme becerisine sahip örgütlü bir azınlık tarafından korkutulup sindirilen ve boyunduruk altında alınan örgütsüz çoğunluğa mensup bireyler adli makamların kanatları altına sığınmaya cesaret edemedikleri müddetçe istismara daima açık olacaklardır.”

Yüzyıl sonra bugün insanlar daha cesur, adli makamların yurttaşlara kol kanat germeye cesaret edip edemeyeceğini ise zaman gösterecek.

Bu önemli çalışma, Baris Cayli Messina’nın sunuşuyla raflardaki yerini aldı.

  • Künye: Gaetano Mosca – Mafya Nedir?: 19. Yüzyıl Sonu İtalya’sından Sosyolojik Bir Analiz, çeviren: Onur Öztürk, Metropolis Yayıncılık, tarih, 80 sayfa, 2021