Andy Merrifield – Amatör (2021)

Amatör ruhun üretken tutkusuna, devrimci potansiyeline ve sınır tanımaz yaratıcılığına methiye niteliğinde bir kitap.

Bugün herkes, kariyerini bütün benliğini uyumlu bir profesyonel olarak “markalaştırma”, kariyer basamaklarını tırmanma derdinde.

Andy Merrifield ise, bu hiyerarşiye meydan okuyarak profesyonelin karşısına farklı duyarlılıkları olan, uzmanlık aldatmacasına yenik düşmeyen, kendilerini en yüksek fiyatı verene satma gereği duymayan amatörü koyuyor.

Bunu yaparken Dostoyevski, Arendt, Baudelaire, Walter Benjamin, Marshall Berman, Guy Debord, Ivan Illich, Kafka, Jane Jacobs, Karl Marx ve Edward Said gibi, amatör dediği düşünür, yazar ve şairlerden örnekler sunan Merrifield, profesyonelliği eleştiriyor, amatörlerle profesyoneller arasında fay hatlarını belirliyor.

Kitabı çarpıcı kılan asıl yön ise, yalnızca profesyonelliğin karşısına amatörlüğü koyması değil, bunu yaparken bizi kişisel kimlik ile iş ilişkileri, bilgi üretimi ile siyasi güç, teknokratik temsil ile yaygın katılım, şehir çalışmaları ile militan aktivizm üzerine derinlemesine düşünmeye davet etmesi.

  • Künye: Andy Merrifield – Amatör: Sevdiğiniz Şeyleri Yapmanın Hazzı, çeviren: Kadir Yiğit Us, Deli Dolu Yayınları, anlatı, 284 sayfa, 2019

Enzo Traverso – Ateş ve Kan (2021)

Önde gelen siyaset bilimci Enzo Traverso’dan 1914-1945 arasında büyük yıkımla sonuçlanmış Avrupa iç savaşının usta işi bir otopsisi.

‘Ateş ve Kan’, tüm Avrupa’yı ateş ve kan gölüne çevirmiş devrim, yıkım ve savaş sürecini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Traverso, modern teknolojinin, soğuk idari bürokratik aklın ve ilkel şiddetin bir araya geldiği söz konusu süreçte birey ve toplumların nasıl büyük zorbalıklara maruz kaldığını, şiddetin nasıl sınır tanımaz bir seviyeye tırmandırıldığını gözler önüne seriyor, daha da önemlisi, bunların bugünden bakıldığında bize neler söyleyebileceğini tartışması.

Yazar, yalnızca bu dönemde büyük güç kazanmış faşist hareketleri değil, aynı zamanda anti-faşist hareketlerin de o dönem yaşanan trajedilerdeki sorumluluğu üzerine eleştirel düşünmesiyle de çok önemli.

  • Künye: Enzo Traverso – Ateş ve Kan: Avrupa İç Savaşı, 1914-1945, çeviren: Onur Gayretli, Heretik Yayıncılık, tarih, 400 sayfa, 2021

Bayram Koca – “Kürtler Aslında…” (2021)

1945-1980 yılları arasında uç sağın Kürt meselesine bakışı üzerine çok yönlü bir inceleme.

Bayram Koca uç sağ kavramıyla Türk sağı (milliyetçilik, muhafazakârlık ve İslâmcılık) içerisinde merkez sağ-muhafazakârlık dışında kalan İslâmcılık ve milliyetçilik akımları kastediliyor.

Koca, bu alanda yapılmış ilk inceleme olan çalışmasında, Soğuk Savaş sürecinde “güvenlik”, “kimlik” ve “kalkınma” kavramları ekseninde, doğrudan Kürt meselesine odaklanmak yerine uç sağın Kürt meselesine dair söylemini irdeliyor.

Uç sağın Soğuk Savaş sürecinde Kürt meselesini genel olarak “güvenlik”, “kimlik” ve “kalkınma” çerçevesinde tartıştığını belirten Koca’nın çalışması, Kürtlere yaklaşım konusunda uç sağın içinde hem milliyetçi ve İslâmcı cenahlar arasında ortaklıkları ve farklılıkları ortaya koymasıyla önemli.

Kitabın sunduğu bir diğer ilgi çekici katkı ise, Türkiye’de İslâmcıların Soğuk Savaş sürecinde ana akım İslâmcılar ve Radikal İslâmcılar şeklinde ikiye bölünmesinde, Kürt meselesine yaklaşımlarının önemli bir etken olduğunu ortaya koyması.

  • Künye: Bayram Koca – “Kürtler Aslında…”: Uç Sağın Kürtlere Bakışı, İletişim Yayınları, siyaset, 310 sayfa, 2021

Atilla Özsever – Mesele Teslim Olmamakta (2021)

Türkiye’nin yakın tarihi, devrimci serüveni, darbeler tarihi, dalgalı siyaseti ve gazetecilik dünyası üzerine çok iyi bir tanıklık.

12 Mart döneminde piyade üsteğmeni iken siyasi görüşleri nedeniyle re’sen emekliye sevk edilmiş, 2.5 yıl cezaevinde kalmış, 68 kuşağından gazeteci ve akademisyen Atilla Özsever hocaya kulak veriyoruz.

Kitabın ilk bölümü, Özsever’in askerlik ve 12 Mart dönemi üzerine anılarından oluşuyor.

Kitabın devamı ise Özsever’in gazetecilik yılları ve akademik yaşamına dair tanıklığını sunuyor.

Özsever kitabında, Devrimci Subaylar Örgütü, askeri okullarda eğitim, Mahir Çayan ve Sinan Cemgil gibi dönemin öne çıkan devrimci kişilikleri, OYAK bildirisi, Ziverbey Köşkü’nde işkence, Deniz’lerin idamı, cezaevi yılları, TRT’ye giriş ve TRT’den atılma, sendika uzmanlığı, kanlı 1977 Mayıs’ı, 12 Eylül Darbesi’nde yaşananlar, Hürriyet’te Çetin Emeç ve Ertuğrul Özkök çekişmesi, öğretim üyeliği yılları, üniversitelerde sözleşme sorunu, Gezi direnişi ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi, hem kişisel hayatında, hem de Türkiye yakın tarihinde iz bırakmış pek çok kişi ve olayı anlatılıyor.

  • Künye: Atilla Özsever – Mesele Teslim Olmamakta: Asker Kökenli Bir 68’linin 12 Mart, Gazetecilik ve Akademisyenlik Anıları, Ayrıntı Yayınları, anı, 320 sayfa, 2021

Maurizio Lazzarato – Borçlandırılmış İnsanın İmali (2020)

Bugün her bebek, gözlerini Devlet “Ana”dan miras borçlara açıyor.

Sınıf mücadelesinin şimdi borç etrafında serpilip yoğunlaştığını belirten Maurizio Lazzarato da, Nietzsche, Deleuze, Guattari, Foucault ve Marx’ın fikirleri ışığında, neoliberal sistemin kamu borcuyla tüm toplumu nasıl borçlandırıp esir aldığını ortaya koyuyor.

Dünyanın dizginlerini ele geçirmiş neoliberal iktisada sıkı bir eleştiri olarak okunabilecek kitapta Lazzarato, borç dediğimiz olgunun kapitalist ekonomi için tehdit olmak bir yana, bizzat neoliberal projenin tam merkezinde bulunduğunu belirtiyor.

Lazzarato’ya göre, alacak-borçlu ilişkisi, sömürü ve tahakküm mekanizmalarını çaprazlama şiddetlendiriyor.

Zira bu ilişki, çalışanlar ile işsizler, tüketiciler ile üreticiler, çalışan ve çalışmayan nüfus yahut emekliler arasında hiçbir ayrım yapmıyor.

Bu kesimlerin tümü sermaye karşısında borçlu, suçlu ve sorumluyken, sermaye ise kendini Büyük Alacaklı, Evrensel Alacaklı olarak gösteriyor.

Borç ekonomisini ve onun tabi kılma politikasını kapsayan ve aşan borç ekonomisini analiz etmek için teorik araçlardan, kavramlardan yoksunduk.

‘Borçlandırılmış İnsanın İmali’, tam da bu boşluğu doldurmasıyla büyük öneme haiz.

  • Künye: Maurizio Lazzarato – Borçlandırılmış İnsanın İmali: Neoliberal Durum Üzerine Deneme, çeviren: Murat Erşen, Dergah Yayınları, siyaset, 143 sayfa, 2020

Hans-Lukas Kieser – Talat Paşa (2021)

İttihat ve Terakki’nin azametli parti lideri, Balkan Savaşları sırasında kurulan diktatoryal tek parti rejiminin önde gelen nâzırı ve Soykırım’ın mimarı Talat Paşa üzerine usta işi bir siyasi özgeçmiş.

Daha önce birçok kıymetli çalışmaya imza atmış Hans-Lukas Kieser, burada çok özgün tezlerle karşımıza çıkıyor.

Yazara göre, etno-milliyetçilik ve siyasal İslâmla güç kazanan Talat Paşa, Anadolu’da Türk ulus-devleti haline gelecek oluşumu inşa eden ilk kişiydi.

Nihai kurucu Kemal Atatürk ise, kadro ve merkezî kavramlar söz konusu olduğunda, alenen onun siyasi mirasçısıydı.

Kieser, Talat Paşa’nın, radikal bir ulusçuluğa yaslanan Osmanlı sonrası Türkiye’nin doğrudan doğruya atası haline geldiğini; Atatürk’ün selefi Talat’ın, siyasi İslâm’ın gücüne yaslanmaya devam ettiğini, Kemalistler için dinsel hegemonyanın dönüşünü devamlı bir tehdit haline getirdiğini belirtiyor.

Bu tehdidin Kemalizm sonrası dönemde neredeyse kaçınılmazlaştığını söyleyen Kieser’e göre, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki toplum tarihi ve siyasi kültür Talat Paşa’nın mirasını reddetmedi, bunun yerine, Atatürk’ün yaşam süresi boyunca devam eden bir sessizliğin ardından, 1940’larda resmî olarak baş üstünde tuttu.

Kitap, Talat Paşa’nın 1908 Jön Türk Devrimi’ndeki rolünden sürgüne ve orada öldürülmesine kadar uzanan bir aralıkta hayatını ele alıyor, Paşa’nın önceden fark edilmemiş gücüyle imparatorluğun fiili lideri olma yolunu izliyor.

Çalışma bunun yanı sıra, savaş dönemi İstanbulu’nu yansıtıyor ve Talat Paşa’nın başvurduğu yöntemlerin nasıl felaketle sonuçlandığını ve Ermeni soykırımının korkunç boyutlarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Hans-Lukas Kieser – Talat Paşa: İttihatçılığın Beyni ve Soykırımın Mimarı, çeviren: Ayten Alkan, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2021

Özgür Erbaş – Şehir Hastaneleri (2021)

Kamu-özel ortaklığı finansmanı modeli, sermayenin sağlığımızı bile nasıl paraya tahvil edebildiğinin en korkunç örneğidir.

Özgür Erbaş, şehir hastaneleri hakkında saklanan acı gerçeği aydınlatıyor.

Bir avuç azgın müteahhittin iktidarın desteğini de arkasına alarak müştereklerimizi nasıl iç ettiğini gözler önüne seren bu çalışma, sermayenin en akıl almaz “hinliklerden” biri olan şehir hastanelerinin nasıl tesis edildiğine ve bu tür akçeli işlerin “bizde nasıl döndüğüne” açıklık getiriyor.

Erbaş, şehir hastaneleri sürecini takip ederken devlet ve sermaye aktörlerinin 1980’lerden günümüze kamu yararını ortadan kaldıran bu şebekeyi nasıl ilmek ilmek ördüklerinin ibretlik bir envanterini önümüze koyuyor.

  • Künye: Özgür Erbaş – Şehir Hastaneleri: Altı Kaval Üstü Şişhane, Dipnot Yayınları, inceleme, 204 sayfa, 2021

John Seed – Kafası Karışmışlar İçin Marx (2021)

Karl Marx’ın karmaşık düşüncesi üzerine derli toplu bir kılavuz arayanlara bu özlü kitabı öneriyoruz.

John Seed, temel Marksist kavramları ve temaları açıklıyor ve bunların felsefi ve siyasal düşünceyi daha iyi kavramada bize nasıl yol gösterebileceğini anlatıyor.

Kitapta, siyaset, felsefe ve devrim, Engels ve ekonomi politik, Alman ideolojisi, Komünist Manifesto, devrim ve karşı-devrim, siyaset ve sınıflar, sanayi devrimi, kapitalizm, ekonomik kriz, emek siyaseti, uluslararası işçi derneği, sendikalar, fabrika siyaseti, reform ve devrim, entelektüeller ve siyaset, parlamenter politika ve devrim, Marx’ın fikirlerinin Rus devrimi üzerindeki etkileri gibi pek çok konu ele alınıyor.

Çalışma, Marx’ın düşünsel mirasını kafa karışıklığına düşmeyecek şekilde anlama ihtiyacı duyan öğrencilere ve okurlara yönelik olarak hazırlanmış.

  • Künye: John Seed – Kafası Karışmışlar İçin Marx, çeviren: Sami Oğuz, Dipnot Yayınları, siyaset, 238 sayfa, 2021

Faruk Bildirici – Medyanın Ombudsmanı, Saray’ın Medyası (2021)

Gazeteciliğe 1980 yılında Cumhuriyet’te başlamış Faruk Bildirici’nin, meslek hayatının en zor yılları, 2010 tarihinden Mart 2019 tarihine kadar yürüttüğü Hürriyet gazetesinin Okur Temsilciliği (Ombudsman) göreviydi.

Zira bu dönemde iktidar, basın özgürlüğüne büyük darbe vurmuş, ele geçiremediği son kalelerden biri olan Hürriyet de teslim bayrağını çekmiş, gazetede Bildirici gibi birkaç isim dışında, iktidara muhalefet eden kimse kalmamıştı.

İşte Bildirici elimizdeki bu kitabında, Hürriyet’teki okur temsilciliği yıllarına dair tanıklığını Enis Berberoğlu’nun genel yayın yönetmenliği döneminden başlayarak Sedat Ergin, Fikret Bila ve Vahap Munyar’ın genel yayın yönetmenliği sürecine uzanarak anlatıyor.

Kitap, Bildirici’nin henüz çocukken gazeteci olmaya karar vermesine vesile olan bir dönüm noktasını ve gazeteci olduktan sonra basın camiasında yıllara yayılan deneyimini anlattığı bir sunuşla açılıyor.

Türkiye basının yakın tarihi hakkında bir başvuru kaynağı niteliğindeki çalışma, gazeteciliğin içinin nasıl yavaş yavaş boşaltıldığının, gerçek gazetecilerin nasıl öcüleştirildiğinin ve bunun sonucunda gazetelerin adeta iktidarın basın bülteni haline getirilişinin trajik ve kesinlikle çok öğretici hikâyesi olarak okunabilir.

Bildirici anılarını anlatırken, bir yandan da “ombudsmanlık” mesleğinin Türk medyası içindeki yerine ve gelişim sürecine, Hürriyet gazetesinin Doğan Grubu’ndan Demirören Grubu’na geçiş sürecine ve bu süreçte yaşananlara, siyaset ve medya ilişkisine, Türk siyasetinin medya üzerindeki baskısına haber, örnek ve belgeler sunarak eğiliyor.

Bildirici’nin gazetecilik yaşamı, yazışmaları, anı, tecrübe ve gözlemlerinden hareketle Türk gazeteciliğinin 1980’lerden 2020’lere uzanan serüveni eleştirel bir bakışla yeniden değerlendiriliyor bu kitapta.

  • Künye: Faruk Bildirici – Medyanın Ombudsmanı, Saray’ın Medyası: Hürriyet’teki Etik Kavgasının Bilinmeyenleri, Ayrıntı Yayınları, anı, 352 sayfa, 2021

Iain MacKenzie – Siyaset Nedir? (2021)

Temel siyasi kavramları öğrenmek, alandaki güncel tartışmaları yakından görmek ve en önemlisi de siyasete dair daha iyi sorular sormak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

Kent Üniversitesi’nde çağdaş siyaset felsefesi ve eleştirel düşünce geleneği üzerine dersler veren Iain MacKenzie, belli başlı kavramları merkeze alarak siyasetin ne olduğunu ayrıntılı bir bakışla açıklıyor.

MacKenzie çalışmasında siyaseti, otorite ve özgürlük, devlet ve iktidar, toplumsal adalet ve eşitlik, demokrasi ve siyasi düzen, kültür ve eleştiri, kimlik ve farklılık gibi pek çok kavramı, çeşitli siyaset kuramları çerçevesinde tartışıyor.

Yazar ayrıca, postyapısalcı felsefe ve feminist kuramın katkıları ışığında kimlik ve farklılık meselesine de eğiliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Siyaset felsefesinde sorduğumuz sorulara kesin bir cevap vermekle uğraşırız daima, ancak bu uğraşı kıymetli yapan esas şey, sayesinde kendimiz ve içinde bulunduğumuz siyasi dünya hakkında daha iyi soru sorar hale gelmemizdir.”

  • Künye: Iain MacKenzie – Siyaset Nedir?: Temel Kavramlar ve Güncel Tartışmalar, çeviren: Uğur Gezen, Metropolis Kitap, siyaset, 224 sayfa, 2021