Eray Yılmaz – Türkçe Çocuk Gazetelerinde Osmanlı Kimliği (2020)

Geç Osmanlı döneminde, bilhassa Tanzimat’ın da etkisiyle Osmanlı iktidarı, Müslüman ve gayrimüslim tüm unsurları ortak bir vatan paydasında, yani Osmanlı kimliğinde buluşturmayı amaçlıyordu.

Bunun önemli araçlarından biri de çocuk gazeteleriydi.

İşte Eray Yılmaz’ın bu değerli çalışması, 1869-1908 tarihleri arasında yayınlanmış Türkçe çocuk gazetelerinde Osmanlı kimliğinin nasıl işlendiğini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, bunu dönemin siyasal tartışmaları, gelişmeleri ve önerileriyle birlikte araştırıp tartışması.

Yazar burada, Türkçe çocuk gazetelerinin hangi ihtiyaçla ortaya çıktığını, bu gazetelerin yayıncıları ve yazarlarının kimler olduğunu, devletle ilişkilerinin ne düzeyde gerçekleştiğini, okurlarının kimler olduğunu, imparatorluğun hangi şehirlerinde takip edildiklerini, gazetelerin kimlik tartışmalarına nasıl katıldığını, Osmanlı kimliğinin unsurları olarak ifade edilen ahlâk, ilim, dil, tarih ve coğrafya anlayışını nasıl ifade ettiklerini ve bütün bu temalar ile gelenek ve modernleşme arasında nasıl bir ilişki kurduklarını kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

  • Künye: Eray Yılmaz – Türkçe Çocuk Gazetelerinde Osmanlı Kimliği (1869-1908): Ahlâk, İlim, Dil, Tarih ve Coğrafya, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 350 sayfa, 2020

William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık (2020)

Kimliğimizi belirleyen şey tam olarak nedir?

William E. Connolly’nin yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu özgün çalışması, kimliklerin oluşum sürecini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Her kimliğin bir dizi farklılıkla bağlantılı olarak ve bu farklılıklardan bazılarının da kötü, anormal veya akıldışı, özetle “öteki” olarak tanımlanması üzerine kurulduğunu belirten Connolly’e göre, öteki de, sırf varlığıyla bile kimliğin kesinliğini, doğruluğunu, normalliğini, akılcılığını şüpheli kılmaktadır.

Öteki’nin bu nedenle, tarih boyunca hep “doğru” kimliği benimsemeye davet edildiğini, olmuyorsa üzerinde baskı kurulup susturulduğunu, o da olmuyorsa yok edildiğini belirten Connolly, Nietzsche’nin “hınç” kavramı ve Foucault’nun bu kavrama yaptığı katkılardan yola çıkarak hıncın toplumsal ve siyasal ifadesinin nasıl oluştuğunu ayrıntılı bir şekilde izliyor.

Connolly bununla da yetinmeyerek, demokratik bir kimlik siyasetinin imkânlarını da tartışıyor.

Yazara göre, demokratik kimlik siyaseti, ötekilere kimlik dayatmaktan, farklılığı cezalandırmaktan ve anormal olarak nitelemekten kaçınır, tartışmaya açıktır, kendisine belli bir mesafe ve ironiyle bakar, ötekine özen gösterir ve hayatın zenginliğine saygı duyan bir etiğe dayanır.

Öte yandan Connolly, bu tezleri, sürekli yeni düşmanlar yaratma üzerine kurulu verili “ulus” kimliği bağlamında da tartışıyor.

Yazara göre, hayatın en temel meseleleri artık ulus-devlet sınırları içinde çözülemeyecek ölçüde küreselleşmiştir ve bu nedenle de demokratikleştirmeyi uluslararası ölçeğe yaymak bir zorunluluktur.

  • Künye: William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık: Siyasetin Açmazlarına Dair Demokratik Çözüm Önerileri, çeviren: Ferman Lekesizalın, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2020

Stuart Hall – Tarihin İronileri (2016)

Kültürel kuramcı ve sosyolog Stuart Hall kıymetlimizdir.

Zira Richard Hoggart ve Raymond Williams ile birlikte İngiliz Kültürel Çalışmaları ekolünün kurucularındandır.

Daha da önemlisi Hall, siyahi bir adam olarak klişe bir atlet ya da komedyen rolü dışında kamusal bir entelektüel rolünü işgal etmeyi tercih edişiyle, kendisinden sonra gelenler için rol model oldu.

‘Tarihin İronileri’ başlıklı elimizdeki kitap ise, Hall ile yapılmış ufuk açıcı bir söyleşi.

Annie Paul’un gerçekleştirdiği söyleşi, Hall’un entelektüel gelişimi, beslendiği kaynaklar, sistemi ve katkıları hakkında çok önemli ipuçları barındırıyor.

  • Künye: Stuart Hall – Tarihin İronileri, söyleşi: Annie Paul, çeviren: Utku Özmakas, Zoom Kitap, söyleşi, 88 sayfa, 2020

Kolektif – Sığınmacı Devrimi (2020)

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre, bugün dünyada 65 milyon sığınmacı var.

Bu da dünyada her 100 kişiden birinin sığınmacı olduğu anlamına geliyor.

Peki, özellikle son yıllarda büyük bir soruna dönüşen sığınmacılık, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi veya dijital devrim gibi, dünyayı tümüyle dönüştürecek bir devrim potansiyeline sahip mi?

İşte bu kitap, tam da konuyu böyle bir perspektiften izlemesiyle büyük öneme haiz.

Dünyanın çeşitli köşelerinde çalışan yirmi altı Alman muhabirinin temasa geçebildikleri sığınmacılarla yaptıkları röportajlardan oluşan kitap, mülteci kamplarında bekletilen, yerleştikleri veya sığındıkları ülkeye uyum sağlamaya çalışan, kaçışları sırasında yakınlarını kaybetmiş veya sakatlanmış insanların iç burkan öykülerini bir araya getiriyor.

Kenya’dan Avustralya’ya, İsrail’den Etiyopya’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılan bu öyküleri kuşatan genel politik ve sosyolojik bağlamı da ihmal etmeyen çalışmayı benzerlerinden farklı ve özgün kılan diğer bir yön ise, Avrupa merkezli “mülteci krizi” söylemini yıkarak yerine değişimi merkeze alan, yenilikçi, duyarlı ve hümanist bir bakış açısı getirmeye çalışması.

Kitap, sığınmacılığın, tarihte örneği görülmüş büyük çaplı devrimlere benzer değişimler getireceğini savunuyor.

  • Künye: Kolektif – Sığınmacı Devrimi: Son Göç Dalgası Dünyayı Nasıl Tümüyle Değiştirdi?, derleyen: Marc Engelhardt, çeviren: İlknur Aka, Yapı Kredi Yayınları, sosyoloji, 336 sayfa, 2020

Gürdal Aksoy – Dersim (2016)

Dersim bağlamında, Ermenilerin Alevi Kürt kültürü üzerindeki etkileri ve devamlılığını inceleyen, alana dair öncü bir çalışma.

Dersim’de Ermeni etkileri ve etnik kaynaşma, bölgede Türkleşen ve Kürtleşen Ermeniler, Alevilik ile Ermeni Hıristiyanlığı arasındaki ilişki ve Ermenilerin Dersim’de tarihsel sürekliliği gibi pek çok ilgi çekici konu, bu kitapta.

  • Künye: Gürdal Aksoy – Dersim, İletişim Yayınları

Nilüfer Taşkın – Bu Bir İsyan Şarkısı Değil! (2016)

Laz toplumu üzerinden müzik ile etnisite bağlantısını toplumsal eksenine oturtarak inceleyen nitelikli bir çalışma.

Kimliğin içinde bulunduğu şartlara göre sürekli olarak yeniden ve yeniden tanımlandığını gözler önüne seren kitap, çağdaş Laz kimliğinin arka planını, Laz müziğinin geleneksel bağlamını ve popüler temsilini irdeliyor.

  • Künye: Nilüfer Taşkın – Bu Bir İsyan Şarkısı Değil!, İletişim Yayınları

Su Erol – Mazlum ve Makul (2016)

İstanbul’da yaşayan Süryanilerin dünyasına dair bilinmeyenler, bu kitabın konusu.

Süryani Ortodoksların etno-dinsel kimlik inşasının tarihsel sürecini irdeleyerek başlayan kitap, İstanbul’a yapılan iç göç bağlamında Süryani göçünü, Süryani kimliğinin şehirdeki maddi ve sembolik görünümlerini, Müslüman ve gayrimüslim topluluklar ile evlilik ve sosyal ilişkilerini irdeliyor.

  • Künye: Su Erol – Mazlum ve Makul, İletişim Yayınları

Arzu Yılmaz – Atruş’tan Maxmur’a (2016)

Kürtlerin mültecilik deneyiminin dinamiklerini araştıran ve Kürtlerin bu mültecilik sürecinin, onların toplumsal ve siyasal kimliklerini yeniden inşa etme sürecine nasıl etki ettiğini gözler önüne seren bir çalışma.

Türkiye’de terörle mücadele ve zorunlu göç, Kürt sorunu ve uluslararası toplum ve mülteci öznelerin ortaya çıkışı konularında bir başucu kitabı.

  • Künye: Arzu Yılmaz – Atruş’tan Maxmur’a: Kürt Mülteciler ve Kimliğin Yeniden İnşası, İletişim Yayınları

Kolektif – Sınırlar Arasında (2016)

Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınan, şu an tahminen dört ile beş milyonu bulan mülteciler üzerine, CHP Göç ve Göçmen Sorunlarını İnceleme Komisyonu’nun saha çalışmalarına dayanarak hazırladığı bir rapor.

Mülteci sorununun ulusal ve uluslararası boyutları, haklar bakımından yaşanan ana sorunlar, mülteciliğin ekonomik ve güvenlik boyutları, rapordaki kimi önemli konular.

  • Künye: Kolektif – Sınırlar Arasında, Tekin Yayınevi

Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Medya Temsilleri (2020)

Medyanın kurgulandığı dünyada erkekler, kadınlar, LGBTİ bireyler nasıl temsil ediliyor?

Bu güzel derleme, toplumsal cinsiyetlerin medyada temsil edilme biçimlerindeki açık sorunları farklı yönleriyle irdeleyerek bu soruya tatmin edici yanıtlar veriyor.

Medya bütün yaşamımızı etkiler, dolayısıyla medyadaki toplumsal cinsiyet temsilleri de bizlere nasıl bir erkek veya nasıl bir kadın olmamız gerektiğini de vaaz eder.

Medya bireylerin düşünceleri, davranışları ve değer yargılarının oluşumu, pekiştirilmesi ve bunların değişiminde de önemli roldedir.

İşte bu derleme de, medyanın etkileme gücünün toplumsal cinsiyet temsillerine ne gibi vurgular yaptığını izlemesiyle çok önemli.

Kitap, rekabetin hızla yayıldığı ve vahşileştiği medya ortamında var olan temsillerin çarpıklığını ve bunların statükoyu nasıl beslediğini ya da bazılarını nasıl ettiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Toplumsal Cinsiyet ve Medya Temsilleri, derleyen: Şahinde Yavuz, Heyamola Yayınları, medya, 344 sayfa, 2020