Meryem Memiş Doğan – Kimlik ve Öteki (2019)

Meryem Memiş Doğan’ın bu güzel çalışması, Türkiye’de kimlik sosyolojisi alanına önemli katkıda bulunuyor.

Doğan, bizdeki seküler ve muhafazakâr kimlik aidiyetlerini; etnik, dini, sosyo-ekonomik, tarihsel, sosyolojik çerçevede İstanbul Kadıköy ve Sultanbeyli ilçeleri örneklemi çerçevesinde karşılaştırmalı olarak açıklıyor.

Türkiye’nin önemli farklılaşma eksenlerinden olan seküler ve muhafazakâr kimliklerin temel farklılaşma ve benzeşme eksenlerini, birbirlerine yönelik algılarını ve kutuplaşma eğilimlerini açıklayan çalışma, böylece tarihten bugüne önemini koruyan toplumsal problemin kökenlerine inmiş oluyor.

Böylece toplumsal yaşamda kolektif kimliklerin ve aidiyetlerin inşasında sekülerleşme ile muhafazakârlaşmanın etkisini ortaya koyan kitap, seküler ve muhafazakâr kimlikler temelindeki tartışmalara da önemli katkı sağlıyor.

  • Künye: Meryem Memiş Doğan – Kimlik ve Öteki: Seküler ve Muhafazakâr Kimlikler, Nobel Kitap, sosyoloji, 208 sayfa, 2019

Ahmet Arslan – İbni Haldun (2019)

Arnold Toynbee’nin de övgüyle bahsettiği İbni Haldun, neden bu denli önemli?

Birincisi, İbni Haldun özgün “umrân bilimi” kavramıyla, insanın toplumsal hayatını ve örgütlenmesini başlı başına bağımsız bir bilimin konusu yapmayı düşünen ilk filozoftur.

İkincisi ise, İbni Haldun, çağdaş anlamda tarih biliminin ve tarih felsefesinin, ayrıca sosyolojinin kurucularından biri olarak kabul edilir.

Ahmet Arslan’ın şimdi dördüncü baskıya ulaşan elimizdeki eseri de, İbni Haldun’un sistemi hakkında bizde yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri.

Arslan burada, İbni Haldun’un toplumbilimi, tarih ve siyaset konularındaki görüşleri, din-felsefe ilişkileri üzerine çözümlemelerini derinlemesine bir şekilde masaya yatırıyor.

  • İbni Haldun ve tarih,
  • İbni Haldun’da tarih ve felsefe,
  • Umrânın aşamaları,
  • Uygarlığın çöküşü ve asabiye,
  • Umrânın devlete ve dine bakışı,
  • İbni Haldun öncesi İslam’da din ve felsefe ilişkileri,
  • İbni Haldun’da felsefe-din ilişkileri,
  • Ve daha fazlası…

Batı dünyasında İbni Haldun üzerine önemli çalışmalar yapılmış olsa da, bizde bu konu yeteri kadar işlenmemiştir.

Arslan’ın çalışmasını, bu muazzam boşluğu dolduran usta işi bir analiz olarak öneriyoruz.

  • Künye: Ahmet Arslan – İbni Haldun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 451 sayfa, 2019

Kolektif – Şehir ve Sosyoloji (2019)

2007 yılından beri İstanbul Sosyolojinin çeşitli temalar altında yürüttüğü etkinlikleri zaman içinde değerli bir bilgi birikimine dönüştü.

Bu birikimin sonucu olan elimizdeki ‘Şehir ve Sosyoloji’ adlı kitap da, burada yürütülen Sosyoloji Seminerleri’nin üçüncü kitabı.

Buradaki konuşmalar, şehrin ne olduğundan nasıl ortaya çıktığına, şehrin hangi işlevleri yerine getirdiğinden sosyolojinin şehir olgusuna yaklaşımının tarihsel gelişimine pek çok konuyu irdeliyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Huzur’ romanında İstanbul’un bir roman kahramanı olarak karşımıza çıkışını da ele alan çalışma, bu roman vesilesiyle neden şehrin ancak yürünerek keşfedilebileceği gerçeğini de bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kent sosyolojisi ve kent çalışmaları alanında emek verenler kadar bu konulara ilgi duyanların da severek okuyacağı bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ayşen Şatıroğlu, Melike Akbıyık, Saadet Özen, Cengiz Özdemir, Korkut Tuna ve Süha Göney.

  • Künye: Kolektif – Şehir ve Sosyoloji: Sosyoloji Seminerleri 3, Alfa Yayınları, kent sosyolojisi, 162 sayfa, 2019

Wenda K. Bauchspies, Jennifer Croissant ve Sal Restivo – Bilim, Teknoloji ve Toplum (2019)

Üç yazarlı bu güzel kitap, bilim ve teknolojinin günümüz kültürü ve toplumunu nasıl etkilediğini sosyolojik bir perspektifle ortaya koyuyor.

Açık ve kolay anlaşılabilir bir dille yazılmış kitapta syborglardan robotlara, üreme teknolojilerinden bilimlerin dinle ilişkilerine pek çok konu ele alınıyor, bunun yanı sıra bilim ve teknoloji araştırmalarının inceleme konuları, belli başlı araştırma araçları ve teorileri kapsamlı şekilde açıklanıyor.

Yazarlar, güç ilişkileri ve kültür, ırk, cinsiyet, cinsiyetçilik, sömürgecilik, internet ve biyoteknoloji gibi, bilim ve teknoloji araştırmalarının gündemindeki en önemli sorunları ele alıyor ve daha da önemlisi, bunları örnek olay araştırmaları üzerinden açıklığa kavuşturuyorlar.

Kitabın sonunda, bir sözlük ile ileri okuma listesi de yer alıyor.

  • Künye: Wenda K. Bauchspies, Jennifer Croissant ve Sal Restivo – Bilim, Teknoloji ve Toplum: Sosyolojik Bir Yaklaşım, çeviren: Beno Kuryel, Ümit Tatlıcan ve Bekir Balkız, Phoenix Yayınları, bilim, 232 sayfa, 2019

Kolektif – Siyasetteki Gölge: Korku (2019)

Korku, bireyi, toplumu ve siyaseti nasıl esir alır?

Elimizdeki derlemede, farklı alanlardan gelen sosyal bilimciler hem bu sorunun yanıtını arıyor hem de korkunun bireyi, toplumu ve dolayısıyla siyaseti esir almaması için neler yapılabileceğine kafa yoruyor.

  • Korkunun siyasetteki rolünün ne olduğu,
  • Siyaset felsefesinde korkunun yeri,
  • Gündelik hayatta deneyimlenen korkunun göçmen karşıtlığına evrilmesinin altındaki başlıca dinamikler,
  • Korkunun egemenliğini besleyen faktörler olarak terör ve faşizm olguları ile popülist söylemlerin korkuyu üretmedeki etkileri,
  • Kadın düşmanlığıyla kadın korkusu arasındaki ilişki,
  • Akademik dünyada kaygı, korku ve sansür,
  • Korkuyla yüzleşme ve onu aşmanın yolları,
  • Ve bunun gibi konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Erdoğan Altun, Hacı Çevik, Kadir Dede, Tuğçe Erçetin, Özgür Olgun Erden, Emre Erdoğan, Utku Özmakas ve Pınar Uyan Semerci.

  • Künye: Kolektif – Siyasetteki Gölge: Korku, editör: Pınar Uyan Semerci ve Emre Erdoğan, İthaki Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2019

Burcu Şentürk – Bu Çamuru Beraber Çiğnedik (2015)

Ankara-Mamak’taki Ege Mahallesi’nin doğumunu, gelişimini ve ölümünü öznelerinin hayat hikâyeleri eşliğinde anlatan dikkat çekici bir çalışma.

Köy hayatı ve göç hikâyeleriyle başlayan kitap, bu gecekondu mahallesinin 1970’lerde kırsal göçmenler tarafından kuruluşunu, mahallede yaşanan toplumsal ve iktisadi dönüşümü, kentsel dönüşümün buradaki muazzam sonuçlarını kayıt altına alıyor.

İlgi çekici hikâyelerle zenginleşen kitabın asıl özgünlüğünün ise, gecekondu olgusuna farklı bir pencereden bakmasıdır diyebiliriz.

Zira Burcu Şentürk, gecekonduyu ortak hayat kurma ve dayanışma pratiklerinin sergilendiği, buna ek olarak kentsel hareketlerin ve mücadelelerin özgün ve canlı bir örneği olarak bakıyor.

  • Künye: Burcu Şentürk – Bu Çamuru Beraber Çiğnedik: Bir Gecekondu Mahallesi Hikâyesi, İletişim Yayınları, inceleme, 261 sayfa, 2015

Barış Büyükokutan – Medeni Cumhuriyet (2019)

Sosyolog Barış Büyükokutan bu kısa ama etkili çalışmasında, cumhuriyetçiliğin tarihsel ve güncel bir panoramasını çiziyor.

Türkiye’nin yakın siyasi ve kültürel tarihinin kapsamlı bir değerlendirmesi eşliğinde analizini yapan Büyükokutan, Türkiye’de ve dünyada gerçek cumhuriyetlerin geliştirilmesi için mevcut imkân ve engelleri ortaya koyduğu gibi cumhuriyetçiliğin geleceğine dair dikkat çekici tezler de sunuyor.

Cumhuriyetin, bir doğrudan katılım işi olduğunu, dolayısıyla bu katılımın yalnızca ulusal ve siyasi hayata katılım anlamına gelmediğini düşünen Büyükokutan, Cumhuriyetçiliğin sivil toplumu romantize etmeden ciddiye alması ve aşağıdan yukarıya doğru işlemesi gerektiğini belirtiyor.

Kitapta, Cumhuriyetin ruhu ve felsefesi,  Türkiye solu ve Türkiye siyasal İslamcı kesimin Cumhuriyetçiliğe bakışı, Cumhuriyetin yaşam çevrimi, Cumhuriyetin gerilemesi ve çöküşünün altındaki dinamikler, Cumhuriyette kadınlar ve azınlıklar, Cumhuriyetin kurtulması ve büyümesi gibi oldukça güncel konular tartışılıyor.

  • Künye: Barış Büyükokutan – Medeni Cumhuriyet: Katılımcı Hayatın Sosyolojisi, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 135 sayfa, 2019

Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar (2019)

Türkiye’de kadın cinayetleri sınır tanımıyor ve bu durum, gittikçe büyüyen devasa bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Erkek şiddetinin pervasızlığı, toplumun duyarsız kaldığı ve devlet kurumlarının da yeteri kadar koruma sağlamadığı kadınları da kendilerini şiddete başvurarak savunmaya sevk ediyor.

Ç.K.ve N. Y. gibi, eşini öldüren birçok kadın bu durumun somut örneği olarak karşımızda duruyor.

İşte Rümeysa Akgün’ün bu kitabı, şu an adam öldürme suçundan cezaevlerinde yaşayan kadınların tanıklıklarını ilk elden vermesiyle çok önemli ve değerli bir çalışma.

Her şeyden önce, kadınları bu suçu işlemeye sevk eden asıl dinamikleri daha iyi kavramamızı sağlamasıyla büyük öneme haiz kitap, bunun yanı sıra kadınların cezaevi yaşamlarını, cezaevlerinden önceki hayatlarını, ataerkinin kadın üzerinde kurduğu muazzam baskıyı ve kadınların bu baskıya nasıl yanıt verdiklerini aydınlatıyor.

Kitabın bize anlattığı acı gerçek ise, tamı tamına şudur: Kadınların başvurduğu şiddet aniden belirivermiş değil.

Bu, toplumun ve siyasi erkin dönüşümüyle iç içe, kökenleri derinlere uzanan ve üstelik acil çözüm bulunmadığı halde önü alınamayacak denli ciddi bir sorundur.

Kitaptan iki alıntı:

“Kız olduğumuz için baskı gördük. Bir şeyi fazla yiyemiyorsun, bir yere gidemiyorsun. Kız çocuğu bu kadar yemez, kız çocuğu her yere gitmez diye sürekli engellendik. Ama erkek kardeşime her şey serbestti. Bu durum bende kıskançlık oluşturdu. Ben de köşelerde onu sıkıştırıp vururdum.”

“Olay günü eşim beni dövdü. Ölmüş anneme küfretti. Zoruma gitti. Aramızda münakaşa başladı ve beni dövdü. Bir ara elinden kurtulup diğer odaya kaçtım. Tüfek vardı. Elinden kurtuldum öldürdüm. Bir anda olay oldu. Daha önce öldürmeyi hiç düşünmedim. Çok kötü dövmüştü.”

  • Künye: Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar, Nika Yayınevi, kadın, 194 sayfa, 2019

Glenn A. Goodwin ve Joseph A. Scimecca – Klasik Sosyolojik Teori (2015)

Comte’tan Martineau’ya, Marx’tan Spencer’e, Durkheim’dan Weber’e ve Simmel’e, sosyolojinin üzerine kurulduğu merkezi fikirleri ve teorik yapıları öz olarak sunan bir çalışma.

Sosyolojinin vaadini yeniden keşfetmek isteyen lisans ve lisansüstü öğrenciler için iyi bir kaynak.

Kitap, yazarlarının, klasik sosyolojik teori üzerine 60 yıldan fazla süredir şekillenen lisans ve lisansüstü öğretim deneyimlerinin ürünü.

Dolayısıyla çalışma, hem öğrencilere hem de klasik teori konusunda çalışanlar için bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Glenn A. Goodwin ve Joseph A. Scimecca – Klasik Sosyolojik Teori, çeviren: kolektif, Say Yayınları, sosyoloji, 392 sayfa, 2015

Max Weber – Sosyoloji Yazıları (2019)

Sosyoloji biliminin önderleri arasında zirvede olan Max Weber’in sosyoloji yazıları, bu alanda yazılmış metinler arasında bir mücevher gibi parıldamaya devam ediyor.

Kitap şimdi, gözden geçirilmiş yeni bir edisyonla raflardaki yerini aldı.

Taha Parla’nın usta işi çevirisiyle ayrıca önem arz eden kitapta,

  • Bilim ve siyaset,
  • İktidar yapıları,
  • Sınıf, statü, parti,
  • Bürokrasi,
  • Karizmatik otorite ve karizmanın genel niteliği,
  • Disiplinin önemi,
  • Büyük ölçekli ekonomik örgütlerde disiplin,
  • Dünya dinlerinin sosyal psikolojisi,
  • Dünyayı reddeden dinler ve bunların yönelişleri,
  • Toplumsal yapılar,
  • Hindistan’da Brahmanlar ve kastlar,
  • Konfüçyüs öğretisinin tipolojideki yeri,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Weber’in sosyoloji yazıları, bizi toplumsal kurumların işleyişi ve bunların fark ve benzerliklerini anlama konusunda eşsiz bir bakış açısı kazandırıyor.

Kitabın, Şerif Mardin’in, Weber’in çalışmaları hakkında aydınlatıcı bir önsözle açıldığını da belirtelim.

  • Künye: Max Weber – Sosyoloji Yazıları, hazırlayan: Hans H. Gerth ve C. Wright Mills, çeviren: Taha Parla, Metis Yayınları, sosyoloji, 424 sayfa, 2019