Émile Durkheim – Ensest Yasağı ve Kökenleri (2019)

Tarihte ensest ne zaman ve tam olarak yasaklandı?

Ensest yasağının kökenleri, insanlığın kökenleriyle eşittir desek abartı sayılmaz.

Bu yasak ilkel hukuk düzenlerinde bulunduğu gibi, bugünün gelişmiş modern toplumlarını da etkiliyor.

Émile Durkheim bu kısa ama çarpıcı metninde, ensest yasağına ve bu yasağın kökenlerine doğru okurunu aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Çalışma, ensestin din, etik, psikoloji ve antropolojide kendine nasıl yer bulduğunu daha iyi kavramak konusunda önemli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Émile Durkheim – Ensest Yasağı ve Kökenleri, çeviren: Zeynep Bengü, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 88 sayfa, 2019

Berch Berberoğlu – Klasik ve Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş (2009)

Berch Berberoğlu ‘Klasik ve Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş’te, geç 19. yüzyıldan erken 21. yüzyıla kadarki dönemin en önemli klasik ve çağdaş sosyal teorisyenlerini, tarihsel materyalizmin ilkelerini gözeterek irdeliyor.

Konuya giriş mahiyetindeki çalışmasında Berberoğlu, Marx, Engels, Durkheim, Weber, Pareto, Mosca, Michels, Cooley, Mead, Gramsci, Lenin, Kollontai, Du Bois, Frazer, Althusser, Poulantzas, Mills, Wallerstein ve daha birçok kuramcının katkılarını, sosyolojik bir perspektif ve eleştirel bir analizle ele alıyor.

  • Künye: Berch Berberoğlu – Klasik ve Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş: Eleştirel Bir Perspektif, çeviren: Can Cemgil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 273 sayfa

Pierre-Joseph Proudhon – Pornokrasi ya da Modern Zamanlarda Kadınlar (2019)

Proudhon’un tamamlayamadığı eserlerinden olan ‘Pornokrasi’, düşünürün, insan türünün yarısını oluşturan kadınların modern toplumlardaki yerini ve kadının hak mücadelesini tartışıyor.

Proudhon, ‘Adalet’ adlı ünlü eserinde, kadın-erkek çiftinin toplumsal bir birim olduğu sonucuna varmıştı ancak bu çifti meydana getiren iki tarafa da bir eşdeğerlik atfetmiyordu.

“Erkek”, diyordu Proudhon, “kadınla kıyaslandığında, aradaki oran 3’e 2’dir.”

Dolayısıyla, kadının erkekten aşağı bir seviyede olması geri döndürülemez bir durumdu.

Doğal olarak Proudhon’un bu formülü büyük bir hoşnutsuzluk yarattı.

Özellikle kadın yazarlar tarafından hazırlanan gazete makaleleri, broşürler, kitaplar, geniş bir ölçekte üretilmekte gecikmedi.

Tabii bu metinlere karşı Proudhon da taarruz niteliğinde bir yanıt vermeyi istiyordu ve böylece bir kitap projesi üzerine notlar almaya başladı başladı.

Bu eser, ‘Pornokrasi’ adını taşıyordu, fakat Proudhon’un ölümü nedeniyle kitap hiç yayımlanmadı.

Bu çalışma, düşünürün notlarından yola çıkılarak ortaya konmuş.

Polemikçi üslubuyla öne çıkan kitap, hem Proudhon’un kadınlar hakkındaki fikirlerine hem de genel olarak o dönemdeki kadın ve kadın-erkek eşitliği konusunda yürütülen tartışmalara daha yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Pierre-Joseph Proudhon – Pornokrasi ya da Modern Zamanlarda Kadınlar, çeviren: Banu Barış, Heretik Yayıncılık, kadın, 170 sayfa, 2019

Serhat Güney – Zor İsimli Çocuklar (2015)

❝Kreuzberg, hayatı tersten kat edenlerin mekânı olmuştur hep; yoksulların, solcuların ve toplumun kıyısına savrulmuşların semti. Belki bu nedenle Türkiyeli göçmenler için en uygun sığınaktır.❞

Almanya’ya işçi göçünde önemli bir durak olan Berlin Kreuzberg’de doğup büyümüş Türkiyelilerin gurbet hikâyeleri.

Hem bu ilk diaspora kuşağının tarihini, iş yaşamını, gündelik hayatını, kaygı ve beklentilerini aydınlatan hem de onların müzik, spor, ticaret ve kültür alanlarındaki yaratımlarını ortaya koyan bir çalışma.

Serhat Güney’in çalışması, İkinci Dünya Savaşı sonrası yıkılan Kreuzberg’den başlayarak Türkiye’den işçi göçüne ve buradan da ilk diaspora kuşağının hayat akışına değinmesiyle çok büyük öneme haiz.

  • Künye: Serhat Güney – Zor İsimli Çocuklar: Bir Gurbet Hikâyesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 178 sayfa, 2015

Sevcan Sönmez – Filmlerle Hatırlamak (2019)

Türkiye sinemasında toplumsal belleğin tezahürlerine ve travmatik anlatılara odaklanan ilgi çekici bir çalışma.

Sevcan Sönmez, Uğur Yücel’in Yazı Tura, Reis Çelik’in Işıklar Sönmesin, Tomris Giritlioğlu’nun Salkım Hanım’ın Taneleri ve Güz Sancısı, Ömer Uğur’un Eve Dönüş, Levent Semerci’nin Nefes, Özcan Alper’in Sonbahar ve Sedat Yılmaz’ın Press filmlerini toplumsal bellek ve travma literatüründen yararlanarak inceliyor, ayrıca, sinematografik olarak bu meselelerin nasıl temsil edildiğini derinlemesine araştırıyor.

Yeni Türkiye sinemasının anlatıları içinden 1996-2011 yılları arasında yapılmış, geçmişle hesaplaşma filmlerini seçen Sönmez, bu filmleri toplumsal bellek ve travma literatüründen yararlanarak inceliyor; ayrıca sinematografik olarak bu meselelerin nasıl temsil edildiğine ve anlamlandırıldığına bakıyor.

Kitap, özellikle şu soruların yanıtlarını aramasıyla büyük öneme haiz:

  • Toplumsal travmatik olayların sinemadaki temsilinde eleştirel, sorgulayıcı bir yaklaşım var mıdır?
  • Bu temsiller, travmaların ortaya konduğu, yüzleşme ve iyileşme yolunda adımlar mıdır, yoksa bağlamsız ve yüzeysel yaklaşımlarla bastıran ve unutmaya yardım eden bir nitelik mi taşırlar?
  • Sinema travmaların temsili ile toplumsal belleğin yeniden kurgulanmasında hangi temsil stratejileriyle nasıl bir işlev görmektedir?

Künye: Sevcan Sönmez – Filmlerle Hatırlamak: Toplumsal Travmaların Sinemada Temsil Edilişi, Metis Yayınları, sinema, 168 sayfa, 2015

Otto Jastrow – Mıhalmi Kültürü (2015)

Arapça ve Aramice alanında bir otorite olarak kabul edilen Otto Jastrow’dan, bugün Midyat ve çevresinde yaşamakta olan Mıhalmiler üzerine önemli bir etnografik inceleme.

Bu alanda Türkiye’de yaşanan kaynak eksikliğine ilaç olacak kitap, Mıhalmi topluluğunun sosyal yaşamını ve kültürel durumunu aydınlatıyor.

Mıhalmiler genelde yok sayılan, görmezden gelinen bir topluluktur.

Mıhalmileri ele alan, zaten sayıları oldukça az olan çalışmalar ise, daha çok bu halkın kökenlerini tartışma konusu yapıyor.

Jastrow’un kitabının ise, Mıhalmilere hak ettikleri değeri verdiğini ve ayrıca bu özgün topluluğu objektif bir gözle incelediğini söylemeliyiz.

  • Künye: Otto Jastrow – Mıhalmi Kültürü, çeviren: İhsan Çetin, Avesta Yayınları, inceleme, 224 sayfa, 2015

Feyzan Erkip – Piyasa Yapmanın Yeni Yüzleri (2019)

 

Bu kısa ama çarpıcı inceleme, kent kültürü, kamusal alan, kamusal alanın tanımı ve kullanımı, tüketim ve kent ilişkisi konusunda önemli saptama ve değerlendirmeler barındırıyor.

Feyzan Erkip’in çalışmasını benzerlerinden ayıran başlıca yön ise, AVM’lerin kent hayatını olumsuz etkilediğini yinelemek yerine, AVM’lerin beraberinde getirdiği olumsuzluklarla birlikte AVM’lerin neden kabul gördüklerini çok yönlü bir şekilde sorgulaması.

AVM’lerin hangi ekonomi-politik dönüşümlerin sonucu ortaya çıktığını izleyen Erkip, örgütlü sermayenin kentsel tüketime etkilerini, bunun beraberinde getirdiği toplumsal ve ekonomik sorunları, bu süreçte fiziksel çevreye duyarlılığın azalışı ve artan sokak korkusu gibi olumsuzlukları ve bunun gibi dikkat çekici konuları tartışıyor.

Erkip bununla da yetinmeyerek, AVM’lerin insanlara neden cazip geldiğini, özellikle kadınlar, çocuklar ve yaşlılar düşünüldüğünde nasıl bir yaşam alanı ve kamusallık imkânı sağladığını da irdeliyor.

  • Künye: Feyzan Erkip – Piyasa Yapmanın Yeni Yüzleri: AVM’ler, Sokaklar, Kentler, İletişim Yayınları, sosyoloji, 182 sayfa, 2019

 

Ümit Hassan – Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler (2009)

Ümit Hassan, ilk baskısı 1986 yılında yapılan ‘Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler’de, antropoloji ve siyaset bilimi disiplinlerinden yararlanarak, Orta Asya ve eski Türk toplumunun gelişim-değişim dinamiklerini ele alıyor.

Kitapta,

  • Eski Türklerde kabile örgütlenmesi,
  • Örgüt-inanç ilişkisi açısından eski Türklerde şamanlık,
  • Kabileden devlete geçişte töre ve değişimi,
  • Khan’ın (Han), baştan itibaren devlet yöneticisi mi, kandaşlığın şaman-lideri mi, yoksa kandaşlık bağının kendisi mi olduğu,
  • Anaerkil örgütlenmenin esasları,
  • Şamanlığın toplum yapısındaki yeri ve bugüne uzanan etkileri,
  • Türk toplumu hakkındaki kemikleşmiş çarpıtmaların nedenleri ve örneklenmesi,
  • Han/hakan kavramının gerisinde yatan toplumsal gerçeklik ve kavramın tarih içerisindeki değişimi, gibi dikkat çekici konular irdeleniyor.

Eserin, Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü’nü aldığını da hatırlatalım.

  • Künye: Ümit Hassan – Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler, Doğu Batı Yayınları, tarih, 338 sayfa

Elisabeth Özdalga – Tarihsel Sosyoloji (2009)

Bir atölye çalışmasının ürünü olan ‘Tarihsel Sosyoloji’, konuyla ilgili olarak tarihçi ve sosyologlarla yapılmış söyleşilerden oluşuyor.

Kitap, Türkiye’de yeni bir disiplin olan tarihsel sosyolojinin kendine has bir dili ve tarzı nasıl oluşturabileceğine odaklanmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Kitapta, tarihsel sosyolojinin belirli çekirdek öğeleri tanımlanıyor; bu dalın gelişmesinde ortaya çıkan önemli boyutların üzerinde duruluyor ve alana dair iyi bilinen çalışmalardan bir seçki sunuluyor.

Kitaba söyleşileriyle katılan isimler ise şöyle: Şerif Mardin, Mehmet Genç, Çağlar Keyder, Ali Yaşar Sarıbay, Fethi Açıkel, Oktay Özel ve Ferdan Ergut.

  • Künye: Elisabeth Özdalga – Tarihsel Sosyoloji, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 227 sayfa

İrfan Özet – Fatih-Başakşehir (2019)

Türkiye’nin yeni egemen bloğu muhafazakârların kent ortamlarında hayata geçirdikleri habitus son yıllarda nasıl dönüşümler geçirdi?

İrfan Özet, muhafazakârlığın İstanbul’daki simgesel mekânları olan Fatih ve Başakşehir arasındaki uçurumu merkeze alarak bu soruya dikkat çekici yanıtlar veriyor.

1950 sonrası göç süreciyle birlikte gelişen habitusun, ana hatlarıyla kolektif dışlamanın öne çıkmadığı, dayanışmacı ve içermeci bir kamusal deneyime sahip olduğunu belirten Özet’e göre, bugün ise, egemen topluluklara özgü dışlayıcı eğilimlerin merkezîleştiğini söylüyor.

İşte bu çalışma da, 1950’den bugüne muhafazakârlığın geçirdiği olağanüstü dönüşümü bu iki mekân üzerinden, Weberyen “sosyal kapanma” ve Bourdieucü “habitus dönüşümü” kavramları bağlamında inceliyor.

  • Künye: İrfan Özet – Fatih-Başakşehir: Muhafazakâr Mahallede İktidar ve Dönüşen Habitus, İletişim Yayınları, sosyoloji, 357 sayfa, 2019