Kolektif – Sınıfın Suretleri: Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler (2017)

Bilhassa son 10 yıllık zaman dilimi içinde, Türkiye’de emeğe ve sınıfa odaklanan akademik eser sayısında gözle görülür bir artış söz konusu.

Türkiye’nin kentsel işçi sınıfının farklı dilimlerinin kuramsal ve olgusal bir dökümü olan ‘Sınıfın Suretleri’ de, bunun nitelikli güncel örneklerinden biri.

Gezici mevsimlik tarım işçisi genç kadınların sınıfsal kompozisyonu,

“Gündelikçi” kadınlar bağlamında, kadın emeğinin güvencesiz kılınması,

Toplumsal cinsiyet ekseninde AVM mağazalarındaki satış işi,

Tıp teknolojisi ve Türkiye’de kuşaklararası cerrah tipolojisi,

Teknokentte sınıf içi iletişim,

Geçmişin mücadele mirası ve bugünün sermaye derebeyliği bağlamında Alpagut-Dodurga kömür madeni işçilerinin deneyimleri,

Bilişim ve iletişim teknolojileri sektörü emekçilerinin sınıf mücadelesi kapasitesi,

Beyaz yakalıların hak örgütlenmelerinin potansiyel imkân ve zorlukları,

Neoliberal üniversite karşısında bir hegemonya kırıcı olarak hackerlar…

Bu ve buna benzer pek çok konunun ele alındığı kitap, alana dair akademik bir perspektif sunmasıyla önemli.

  • Künye: Kolektif – Sınıfın Suretleri: Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler, editör: Denizcan Kutlu ve Çağrı Kaderoğlu Bulut, Nota Bene Yayınları, siyaset

Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat (2017)

2002’de AKP iktidara geldiğinde, o günlerden şimdinin en hafif tabiriyle “tedirgin” günlerine geleceğimizi kimse hayal etmemişti.

Toplumsal ayrışmanın ve kutuplaşmanın, Türkiye tarihinde eşi görülmemiş bir boyuta ulaşmasından bahsediyoruz.

Oysaki AKP liberal, demokratik ve özgürlükçü vaatlerle iktidara gelmişti.

İşte, sosyal antropoloji alanındaki önemli katkılarıyla bildiğimiz Tayfun Atay’ın elimizdeki kitabı, AKP’nin söz konusu dönüşümünün nitelikli bir panoramasını sunmasıyla önemli bir rol üstlenmekte.

Alt başlığı, ‘2000’ler Türkiye’sinin Dinbaz-Politik Seyir Defteri’ olan kitap, siyasal İslamın laik Türkiye’deki serencamını, iyi düşünülmüş ayrıntılar ve dozu da gayet iyi ayarlanmış eleştirel bir perspektifle izliyor.

Ülkenin son on beş yılda yaşadığı dönüşümleri kültür, kimlik ve yaşam biçimi bağlamında irdeleyen sağlam bir kitap.

  • Künye: Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat, Can Yayınları, siyaset, 200 sayfa

Peter L. Berger ve Thomas Luckmann – Gerçekliğin Sosyal İnşası (2008)

Gerçekliğin sosyal inşasını, dışsallaştırma, nesnelleşme ve içselleştirme çerçevesinde değerlendiren bir çalışma.

Berger ve Luckmann, “Toplum, insani bir üründür, objektif bir realitedir ve insan da sosyal bir üründür,” diyor.

Yazarlar, bireylerin sosyal etkileşimle taşıdıkları sübjektif anlamların ve kendilerini dışsallaştırmalarıyla başlayan sosyal inşa sürecinin, faaliyetlerin rutinleşmesiyle objektif hale geldiğini, bir sonraki kuşak tarafından sosyalizasyon aracılığıyla içselleştirildiğini ve böylece tam anlamıyla bir sosyal dünya oluştuğunu savunuyor.

  • Künye: Gerçekliğin Sosyal İnşası: Bir Bilgi Sosyolojisi İncelemesi, Peter L. Berger ve Thomas Luckmann, çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Paradigma Yayıncılık, sosyoloji, 289 sayfa

 

Bruno Latour – Biz Hiç Modern Olmadık (2008)

  • BİZ HİÇ MODERN OLMADIK, Bruno Latour, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 181 sayfa

Modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, vaat ettiği “altın çağ”ı getiremedi. Hatta Fransız antropolog Bruno Latour daha da iddialı bir şekilde, modernlik sürecinin hiç başlamadığını düşünüyor. Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, “Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekâlâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır,” diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.

Eser Coşkun – Düş Zamanı: Aborjinler (2008)

  • DÜŞ ZAMANI: ABORJİNLER, Eser Coşkun, Pera Yayıncılık, inceleme, 116 sayfa

Eser Coşkun’un ‘Düş Zamanı: Aborjinler’ isimli bu kitabı, kendisinin Avusturalya kıtasındaki Aborjinlere dair yaptığı uzun soluklu araştırmalarının ürünü. Yazar burada, Aborjinlerin özgün inanç sistemlerini anlatıyor. Düş yolculuğu, ritüeller, mitler, simgeler, doğa ile uyum, evrenin yinelenmesi, marokosmos, mikrokosmos ve doğanın ruhu, Aborjin inanç sisteminde öne çıkan kavramlar. Kitapta bu ve bunun gibi kavramlar açıklandığı gibi, Coşkun’un yerlilerin yaşamından bizzat edindiği deneyimler de paylaşılıyor. Yazar doğaya, evrene ve yaşama dair ruhsal yaklaşımlarıyla farklılık gösteren bu topluluğun, bin yıllardır kendi kendine fazlasıyla yeterek süren özgün geleneklerini okuyuculara aktarıyor.

 

Salo Wittmayer Baron – Modern Milliyetçilik ve Din (2008)

  • MODERN MİLLİYETÇİLİK VE DİN, Salo Wittmayer Baron, çeviren: Mehmet Özay, Açılım Kitap, sosyoloji, 424 sayfa

‘Modern Milliyetçilik ve Din’, modern dünyada hem milliyetçiliğin hem de dinin birbiriyle ilişkisine odaklanması yönüyle oldukça ilgi çekici bir çalışma. Salo Wittmayer Baron’un yaklaşımının, bu iki olguyu birbirinden bağımsız ve ilgisiz olmaktan çok, birbiriyle ilişkili bir biçimde ele alması, çalışmayı daha da nitelikli kılıyor. Kitapta, ulus fikrinin hangi dönemde ortaya çıktığı; milliyetçiliğin fikir babalarının kimler olduğu; Ortodoks Çarlığı ile Papalık’ın işlevinin ne olduğu; dinî milliyetçiliğin ne anlama geldiği, nasıl anlaşıldığı ve nihayet, dinî milliyetçiliğin medeniyetler arasındaki ilişkileri nasıl belirlediği, kitapta cevaplanan sorulardan birkaçı.

Stephen Castles ve Mark J. Miller – Göçler Çağı (2008)

 

‘Göçler Çağı’, modern dünyadaki uluslararası göç hareketlerine odaklanan kapsamlı ve nitelikli bir çalışma.

Dünya genelindeki göç akımları ve bunların toplumsal etkilerine teorik bir çerçeve sunan ve ilk baskısı 1993 yılında yapılan kitap, siyasetçiler, akademisyenler ve gazeteciler için nitelikli bir kılavuz olmuştu.

Çalışma, Soğuk Savaş sonrası dönemde dünya üzerinde artan göç hareketini inceliyor; göçmen topluluklarını yasal statü, sosyal politika, etnik toplulukların oluşumu, ırkçılık, vatandaşlık ve ulusal kimlik çerçevesinden değerlendiriyor.

  • Künye: Stephen Castles ve Mark J. Miller – Göçler Çağı: Modern Dünyada Uluslararası Göç Hareketleri, çeviren: Bülent Uğur Bal ve İbrahim Akbulut, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 482 sayfa

Ted Benton – Sosyolojinin Felsefi Kökenleri (2014)

  • SOSYOLOJİNİN FELSEFİ KÖKENLERİ, Ted Benton, çeviren: Ümit Tatlıcan, Küre Yayınları, sosyoloji, 265 sayfa

Ted Benton, nitelikli çalışması ‘Sosyolojinin Felsefi Kökenleri’nde, sosyolojinin felsefeyle tarihsel ilişkisini Kant, Durkheim, Weber, Marx ve Engels gibi isimlerin metinlerini tartışarak araştırıyor. Doğa bilimleri ve sosyal veya beşeri bilimler arasında temel bir ayrılık olduğunu iddia eden “hümanist” argümanı reddeden Benton, dayatmacı pozitivist “Bilimin Birliği”nden ziyade, bilimi, örtüşen birçok özellikler ve farklılıklar içeren “bilişsel pratikler seti” olarak tanımlıyor. Yazar bu savını, söz konusu düşünürlerin önemli epistemolojik problemleri ortaya koyan metinlerini analiz ederek kanıtlamaya koyuluyor.

Hüsamettin Arslan – Epistemik Cemaat (2008)

  • EPİSTEMİK CEMAAT, Hüsamettin Arslan, Paradigma Yayıncılık, sosyoloji, 203 sayfa

Hüsamettin Arslan’ın ‘Epistemik Cemaat’i, ‘Bir Bilim Sosyolojisi Denemesi’ alt başlığını taşıyor. Batı’da 1960’lı yıllardan bu yana, Batı sosyolojisinde bilimi ve bilimsel bilgiyi sosyolojik eleştirinin odağına alan bir sosyoloji disiplini bulunuyor. Arslan’ın doktora tezi olan ve ilk olarak 1992 yılında yayınlanan kitap, aynı zamanda, konu hakkında Türkiye’deki yapılan ilk çalışma. Arslan’a göre, bilgi Batı’da üretilir ve Doğudakiler de sadece onları, yani bilginin asıl üreticilerini takip ederler. Yazar, bu grubu, “bilimin eşik bekçileri” anlamında kullandığı “epistemik cemaat” kavramıyla tanımlıyor. Türkiye’de klasik ve modern epistemik cemaat olmak üzere iki cemaat bulunduğunu söyleyen Arslan, Cumhuriyet ile beraber, modern epistemik cemaatin diğerini bertaraf ettiğini savunuyor. Arslan bunun yanı sıra, fazlasıyla “ortodoks” bulduğu Türkiye’deki egemen bilim ideolojisini de eleştiriyor.

 

Vera L. Zolberg – Bir Sanat Sosyolojisi Oluşturmak (2014)

  • BİR SANAT SOSYOLOJİSİNİ OLUŞTURMAK, Vera L. Zolberg, çeviren: Buket Okucu Özbay, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 242 sayfa

Sosyoloji profesörü Vera L. Zolberg, nitelikli çalışmasında sanat, insan bilimleri ve toplumsal bilimler arasında köprüler kuruyor. Sanatın neliği ve kökenini irdeleyerek çalışmasına başlayan Zolberg, kültürün bir parçası olarak sanatı, sosyologların başlarda sanatı neden göz ardı ettiğini ve bu durumun değişerek sanatın nasıl sosyolojinin çalışma nesnesi haline geldiğini, toplumsal süreç ve sanat ilişkisini, sanatçı ve eser arasındaki sınırları, sosyolojik açıdan sanatçı kimliğini, sanatın toplumsal kullanımlarını, güzel sanatlar ile popüler sanata dair süregelen tartışmaları ve sanatsal değişimin sosyolojik perspektiflerini tartışıyor.