Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (2010)

‘Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi’, kronolojik bir incelemeyle Barcelona, Moskova, Viyana, Chicago, Paris ve Brasilia gibi şehirlerdeki mimarlık ve şehircilik serüvenini sunuyor.

On dokuzuncu yüzyılda modern şehirciliğin doğuşu ve şehirli işçi sınıfının ortaya çıkışıyla yaşanan konut sorunlarıyla çalışmasına başlayan Ragon, Walter Gropius, Mies van der Rohe, Le Corbusier gibi kuramcı mimarlar ile Bauhaus, işlevselcilik ve uluslararası üslup gibi akımları, projeleri ve icraatlarıyla birlikte ele alıyor.

Tarih, teknoloji, sosyoloji ve estetik alanlarından yararlanan çalışma, görsel malzemeleri ve ayrıntıcı yaklaşımıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi, çeviren: Murat Aykaç Erginöz, Kabalcı Yayınları, mimari, 780 sayfa

Mehmet Çelik – Balkanlar’da Tanzimat (2010)

Mehmet Çelik ‘Balkanlar’da Tanzimat’ta, 1864-1868 yılları arasında Tuna Vilâyeti’nde valilik yapmış Midhat Paşa’nın reformlarını ve Rusya’nın Panislavist politikalarıyla yükselen Bulgar ihtilal hareketiyle mücadelesini analiz ediyor.

Çalışma buradan hareketle, Midhat Paşa’nın bu pilot bölgedeki imparatorluk içerisindeki diğer vilâyetlere de örnek oluşturacak reformlarını, milli ayaklanmalara karşı mücadelesiyle karşılıklı bir ilişki ekseninde ele alıyor.

Bu incelemeyi de, 19. yüzyıl Balkan dünyasının bir panoramasını çizerek yapması ise, çalışmanın en özgün katkılarından.

  • Künye: Mehmet Çelik – Balkanlar’da Tanzimat: Midhat Paşa’nın Tuna Vilâyeti Valiliği, Libra Kitap, tarih, 150 sayfa

Mete Tunçay – Bilineceği Bilmek (2019)

Mete Tunçay’ın ilk baskısı 1983’te yapılan ‘Bilineceği Bilmek’ adlı bu çalışması, Türkiye’de siyasal gelişmenin evreleri ile Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türkiye’de sol akımların gelişimini aydınlatmasıyla bugün de muazzam bir kaynaktır.

Çalışma şimdi, genişletilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini aldı.

Kitabın ilk bölümde Tunçay’ın kavramlar, kitaplar ve tarihyazımı üzerine makaleleri yer alıyor.

İkinci Kısım “Türkiye’de Siyasal Gelişmenin Evreleri” başlığıyla Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi’nin siyasal tarihine genel bir giriş niteliği taşıyor.

Üçüncü ve dördüncü kısımlar ise Mete Tunçay’ın Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel olarak odaklandığı sosyalist ve komünist harekete dair tartışmalarla bu tartışmaların genel çerçevesine dair farklı dönemlerde farklı mecralarda kaleme aldığı yazılarından oluşuyor.

Bu önemli derleme, Türkiye’de siyasal tarih araştırmalarında yöntem, kaynak zenginliği ve birincil kaynakların ustaca kullanmasıyla bildiğimiz Tunçay’ın, uzun yıllar öncesinden dikkat çektiği hususların bugün de ne denli hayati olduğunu yeniden gösteriyor.

  • Künye: Mete Tunçay – Bilineceği Bilmek: Türkiye’de Siyasal Gelişmenin Evreleri ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Sol Akımlar, İletişim Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2019

Christopher R. Browning – Sıradan Adamlar (2019)

 

Sıradan insan, olağanüstü dönemlerde nasıl bir canavara dönüşebilir?

Christopher Browning, Naziler döneminde Alman 101. Yedek Polis Taburu’nda görevli, çoğu yaşlarından dolayı cepheye gönderilmemiş aile babası sıradan adamların acımasız birer katile dönüşerek 38 bin Yahudi’yi enselerinden vurarak katletmesine ve 45 binini de Treblinka’daki gaz odalarına göndermesine neden olan içsel ve dışsal etkenleri ortaya koyuyor.

13 Temmuz sabahı, 101. Yedek Polis Taburunun adamları Josefow isimli bir Polonya köyüne giderler.

Bunlar yaşamlarında işçi, esnaf, zanaatkâr ya da memur olan, daha da önemlisi, Almanya’nın o dönemlerde Nazi ideolojisine görece en kapalı şehri Hamburg kökenli olan ve zihin dünyalarının büyük bir kısmı Weimar Cumhuriyetinde şekillenmiş kişilerdi.

Fakat ne olduysa, 13 Temmuz gecesinde oldu.

Bu tarihten itibaren on altı ay içerisinde bu polisler, acımasız bir katile dönüşecekti.

500 adamdan oluşan tabur, 38 bin Yahudi’yi enselerinden vurarak katledecek, 45 bin Yahudi’yi de Treblinka’daki gaz odalarına gönderecek, yani toplamda 83 bin Yahudi’nin ölümünden sorumlu olacaktı.

İşte Browning, bu adamları bu vahşeti yapmaya yönelten nedenleri izliyor.

Bizzat onların ağzından anlatılanlara ve dönemin başka tanıklıklarına dayanmasıyla çok önemli olan çalışma, mutlak itaat kültürünün bireyi nasıl yok etiğini, grup psikolojisinin insanı getirebileceği korkunç aşamaları, Yahudi karşıtlığının ya da Nazi doktrinin Alman toplumunu nasıl biçimlendirdiğini ve bunun gibi pek çok önemli konuyu aydınlatıyor.

Kitap, sıradan insanların olağanüstü insan dışılık kapasitesi hakkında, bugün de bizi çok düşündürecek sarsıcı bir tablo sunuyor.

  • Künye: Christopher R. Browning – Sıradan Adamlar: 101. Yedek Polis Taburu ve Polonya’da Nihai Çözüm, çeviren: Hilal Kara ve Ali Açıkgöz, Heretik Yayıncılık, tarih, 360 sayfa, 2019

Mehmet Yavuz Erler – Osmanlı Devleti’nde Kuraklık ve Kıtlık Olayları (2010)

Mehmet Yavuz Erler, elimizdeki çalışmasında 1800-1880 yıllarında Osmanlı coğrafyasında kıtlığa neden olan doğal afetlerin Osmanlı maliyesi ve sosyal yaşamı üzerindeki etkilerini inceliyor.

Kıtlığı ortaya çıkaran sebeplerden biri olarak kuraklığı detaylı bir biçimde irdeleyen yazar, kuraklık sahası olarak Ankara, Konya ve civar vilayetleri ele alıyor.

Yazar kitabının ilk bölümünde kıtlık olaylarının sebeplerini, ikinci bölümde de Ankara ve Konya’daki kuraklığı inceliyor.

Kitabın üçüncü bölümü, Osmanlı ulaşım ağının kuraklık sahasına yapılan yardım sevkiyatındaki konumunu ve gıda sevkiyatındaki güçlükleri; son bölüm ise, kuraklığın sonuçlarını ele alıyor.

  • Künye: Mehmet Yavuz Erler – Osmanlı Devleti’nde Kuraklık ve Kıtlık Olayları, Libra Kitap, tarih, 400 sayfa

Ali Mezarcıoğlu – Çingeneler Kitabı (2010)

Şair Ahmet Haşim, çingeneler için “İnsanın tabiata en yakın şeklidir.” demişti.

Ali Mezarcıoğlu da ‘Çingenelerin Kitabı’nda, çoğunlukla önyargıların egemen olduğu romanlar hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan okurlarına, onların kültürleri, kökenleri ve onlara dair güncel tartışmalar hakkında detaylı bilgiler sunuyor.

Mezarcıoğlu’nun çalışmasında, göçebe zanaatçılıkla hayatını kazanan romanların kim olduğu, muhtelif adları, roman usulü geçim yolları, bağlı ve bağımsız romanlar, gacolar, romanlar hakkında uydurulan sahte tarihsel anlatılar, romanların tarihe katkıları, roman dilleri, kentleşme ve sanayileşme sürecini romanların nasıl deneyimledikleri gibi birçok konu yer alıyor.

Yazar ayrıca, romanların gözünden insanlık tarihini vererek, alternatif bir tarih okuması da sunuyor.

  • Künye: Ali Mezarcıoğlu – Çingenelerin Kitabı, Cinius Yayınları, kültür, 212 sayfa

Yasin Özdemir – Osmanlı’da Pederasti (2019)

Pederasti, günümüzde bir erişkinin yalnızca ya da öncelikle erkek çocuklara cinsel ilgi duyması olarak adlandırılan bir durum.

Bu durum çağlar boyunca her coğrafyada görülmüş olsa da, 12. yüzyıldan itibaren Batı dünyasında bu duruma karşı sert tedbirler alınmaya başlandı.

Yasin Özdemir de, Osmanlı’da pederastinin macerasını çok yönlü bir şekilde izliyor.

Yazar, Osmanlı’da ilk başlarda tecavüz olmadığı sürece pek karışılmasa da modernite ile birlikte bu duruma karşı her alanda tedbirli olmaya çalışıldığını, fakat toplum ve hukukun bu konuda büyük bir sessizliği büründüğünü ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Batı toplumlarında pederasti,
  • Osmanlı ve Osmanlı öncesi Doğu toplumlarda pederasti,
  • Osmanlı kanunnamelerinde, fetvalarda ve mahkemelerde pederastinin kendine nasıl bulduğu,
  • Pederasti suçları için verilen cezaların oranı,
  • Osmanlı edebiyatında pederastinin işlenişi,
  • Ve seyyahların gözünden Osmanlı’da pederasti gibi konular ele alınıyor.

Zengin belgelere dayanan çalışma, konuya dair merak edilen pek çok ayrıntıyı aydınlatmasıyla çok önemli.

  • Künye: Yasin Özdemir – Osmanlı’da Pederasti (1451-1839), Libra Kitap, tarih, 208 sayfa, 2019

Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi 5 (2010)

‘Özel Hayatın Tarihi’ serisi, hatırlanacağı gibi Roma İmparatorluğu dönemiyle başlamıştı.

Serinin elimizdeki beşinci cildi ise, özel hayatın tarihini Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze uzanan süreçte ele alıyor.

Birçok tarihçinin yazılarıyla yer aldığı serinin bu cildi, modern çağa özgü sorunlarla dolu özel hayatı, Fransız, İsveç ve Amerikan toplumlarını mercek altına alarak anlatıyor.

Burada, iki büyük savaş geçiren ve soykırımlara tanık olan bir toplumun yanı sıra, radyonun yaygınlaştığı, televizyonun icat edildiği, özel/kamusal alan ayrımının yapılmaya başlandığı ve bireyciliğin hız kazandığı bir çağın kendine has özellikleri irdeleniyor.

  • Künye: Philippe Ariès ve Georges Duby (haz.) – Özel Hayatın Tarihi 5: Birinci Dünya Savaşı’ndan Günümüze, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 687 sayfa

Yalçın Çakmak – Sultanın Kızılbaşları (2019)

 

Yalçın Çakmak’ın kapsamıyla da dikkat çeken bu çalışması, II. Abdülhamid döneminde Osmanlı’da Kızılbaş/Alevi algısını çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Alevilik meselesinin II. Abdülhamid döneminde nasıl algılandığını, Osmanlı Devleti’nin bu meseleyi nasıl gördüğünü ve değerlendirdiğini, bu konuda nasıl bir politika oluşturduğunu açıklığa kavuşturan Çakmak, Kızılbaş-Alevi zümreleri sadece devletle kurdukları ilişkisellik bağlamında değil cemaat içi dinamikler açısından da yatay ve dikey hiyerarşileri dikkate alarak analiz etmesiyle önemli bir esere imza atmış.

Kitapta ayrıca, Osmanlı taşra idarecilerinin kaleminden çıkma rapor ve layihalara yer veriliyor ve bu belgeler de, Aleviliğe yönelik merkezi bakışın çeşitliliğin göstermesiyle oldukça dikkat çekici.

Çakmak’ın burada yer verdiği, dönemin misyoner ve konsolosluk raporları ise, Alevi nüfusun sayısı ve kültürü kadar bizzat Anadolu’daki misyonerlerin yaşamına da ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Yalçın Çakmak – Sultanın Kızılbaşları: II. Abdülhamid Dönemi Alevi Algısı ve Siyaseti, İletişim Yayınları, tarih, 472 sayfa, 2019

Herman Paul – Tarih Teorisi (2019)

Tarih teorisinin temel meseleleri üzerine, bilhassa alana sağlam bir giriş yapmak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir kitap.

Herman Paul, tematik bir şekilde bölümlendirdiği kitabında, tarihin tam olarak ne anlama geldiğinden insanların geçmişle nasıl bağ kurduğuna ve geçmiş tarafından nasıl şekillendirildiklerine kadar pek çok konuyu tartışıyor.

Kitabın asıl katkılarından biri de, tarih teorisinin profesyonel tarih çalışmalarıyla sınırlı olmayıp otobiyografi yazımından kültürel miras ve geçmişle ilgili siyasi anlaşmazlıklara kadar pek çok önemli konuyu kavramak için ne denli değerli araçlar sunduğunu gözler önüne sermesi.

Kitapta,

  • Tarih, hafıza ve travma,
  • Tarihsel tecrübe ve anlatı,
  • Tarihin ahlaki ve siyasi boyutları,
  • Tarihsel akıl yürütme ve açıklama,
  • Ve hakikat, inandırıcılık ve nesnellik gibi pek çok konu ele alınıyor.

Sonuç olarak bu çalışmayı, tarih yazımı, tarih teorisi ve tarih felsefesi konularında anlaşılabilir kaynak arayanların ziyadesiyle aydınlanarak okuyacakları bir kitap olarak öneririz.

  • Künye: Herman Paul – Tarih Teorisi, çeviren: Büşra Helvacıoğlu, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 264 sayfa, 2019