Zafer Toprak – Türkiye’de Milli İktisat 1908–1918 (2019)

Zafer Toprak’ın ‘Türkiye’de Milli İktisat’ı, bundan tam kırk yıl önce yazılmış olmasına rağmen alanda bir klasik olmaya devam ediyor.

İkinci Meşrutiyet yıllarının “milli iktisat” politikasının, Türkiye’nin bağımsızlığa yöneliminde önemli bir başlangıç olduğunu ortaya koyan Toprak, bu durumun 19. yüzyılın ülkeyi bağımlı kılan liberal dünyasına bir başkaldırı, bir ulusal kimlik arayış süreci olduğunu belirtiyor.

Toprak, dönemin iktisat politikasını, birincil el kaynaklarla ve ayrıntıyla ele alarak Osmanlı’nın son döneminde bankacılık, para politikası, millî şirketler, kapitülasyonlar gibi temel konular çerçevesinde dönemin iktisat tarihini inceliyor.

Basında çıkan tartışmalarda zamanın ruhunu ortaya koymasıyla da dikkat çeken çalışmasında Toprak, milli iktisadın, hem Müslüman bir orta sınıfın yaratılması, hem de savaş ekonomisi içinde ülkenin iaşe sorununu, para politikasını, sanayileşmesini çözmeye yönelik bir çözüm olarak gündeme gelişini ayrıntılı bir şekilde analiz ediyor.

  • Künye: Zafer Toprak – Türkiye’de Milli İktisat 1908-1918, İş Kültür Yayınları, tarih, 752 sayfa, 2019

Harry G. Gelber – Çin ve Dünya (2010)

Tarihçi Harry G. Gelber ‘Çin ve Dünya’ başlıklı kapsamlı çalışmasında, M.Ö. 1100’den günümüze, dünyanın en eski ve en büyük devletlerinden Çin uygarlığının farklı hanedanlar altında, farklı türden yabancılarla ilişkilerini aydınlatıyor.

Çalışmanın özgünlüğü, bu Asyalı devin, özellikle yabancıların gözünden ve yabancılarla ilişkileri üzerinden tarih boyunca nasıl kurgulanıp idare edilmeye çalışıldığını göstermesidir diyebiliriz.

Çin’in tekrarlanıp duran bazı döngülerden geçtiğini, çalkantı ve karmaşadan güçlü merkezi hükümete, oradan gene çalkantı ve karmaşaya dönüştüğünü söyleyen Gelber, görünürdeki her döngüye yol açan, Çin devletinin belli başlı üç sorununa işaret ediyor.

Yazara göre bunlar, nüfus artışı, şahsa dayalı merkezi idare ve oynak, değişken sınırlardır.

Yazar, her üç sorunu da ayrıntılı bir biçimde irdeliyor.

  • Künye: Harry G. Gelber – Çin ve Dünya, çeviren: H. Hülya Kocaoluk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 437 sayfa

Eric Jones – Avrupa Mucizesi (2010)

Eric Jones, ‘Avrupa ve Asya’nın Tarihinde Çevre, Ekonomi ve Jeopolitik’ alt başlığını taşıyan ‘Avrupa Mucizesi’nde, Avrupa deneyimiyle ilgili genellemelerin esasına iniyor; Avrupa’nın ekonomik deneyiminde doğal çevrenin nasıl bir rol oynadığını irdeliyor ve ulus-devlet biçimindeki siyasal düzenlemelerin, daha önemlisi bu devletler arasındaki işlevsel ilişkilerin, Avrupa’nın ekonomik büyümesini ne ölçüde etkilediğini araştırıyor.

“Ekonomik büyüme ve kalkınma neden Avrupa’da başladı?” sorusundan hareketle çalışmayı kaleme alan Jones, modern Avrupa’yı öncelleyen koşulları, öteki büyük Avrasya uygarlıklarıyla yaptığı karşılaştırmalar ekseninde değerlendiriyor.

Jones’un ayrıntılı karşılaştırmalarında ayrıca, Çin ve Hindistan ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun da yer alması, çalışmanın Türkiye’yi ilgilendiren önemli bir yönüdür diyebiliriz.

  • Künye: Eric Jones – Avrupa Mucizesi, çeviren: Ahmet Fethi, Hil Yayın, tarih, 405 sayfa

Erdoğan Alkan – Yunus’tan Luther’e Çağrı (2010)

Erdoğan Alkan ‘Yunus’tan Luther’e Çağrı’ isimli elimizdeki romanında, Avrupa’da Reform ve Hümanizma gibi düşünce akımlarının doğuşunda Yunus Emre’nin rolünü irdeliyor.

Alkan romanını, Fransız araştırmacı Pierre Saghers’in, Yunus Emre üzerine yayımladığı kitabında ortaya attığı bir sorudan yola çıkarak yazmış.

Osmanlı zindanında yatan bir İtalyan tacirin Yunus Emre’nin şiirlerini çevirdiğini ve Martin Luther, Erasmus ve Sebastian Franck’ın da bunları kendi dillerine çevirdiklerini söyleyen Seghers, böylelikle Rönesans ve Hümanizma hareketinin bu üç önemli isminin, özgürlükçü düşüncelerin ilk tohumlarını, kendilerinden yüz yıl önce yaşayan Yunus Emre’den aldıklarını savunuyordu.

Alkan da, söz konusu iddiadan hareketle bu romanında, 16. yüzyıl Avrupa’sı ile 13. ve 14. yüzyıl Anadolu’sunda yaşanan siyasal erk ve din savaşları arasındaki benzerliklerin izini sürüyor.

  • Künye: Erdoğan Alkan – Yunus’tan Luther’e Çağrı, Arkadaş Yayınevi, roman, 158 sayfa

A. Raşit Kaya – İspanya (2019)

İspanya yalnızca Avrupa’nın değil, dünyanın en ilginç ülkelerinden biridir.

Çünkü İspanya siyasal yaşamı, siyaset biliminin jargonuna yeni kavramlar armağan ettiği gibi, toplumsal/siyasal gelişme, değişme konularına ilgi duyanlara da yeni ve farklı düşünme olanakları sunuyor.

İşte Raşit Kaya’nın elimizdeki çalışması, İspanya’nın dört dörtlük bir siyasi tarihini sunmasıyla bu alana ilgi duyanlar için kaçırılmayacak bir fırsat.

Burada, kıyım gibi bir iç savaştan sonra faşizme yenilen, faşizmin bütün baskılarına ve uzun yıllar iktidarda olmasına rağmen yine de yönünü demokrasiye dönen ve bu yönüyle özellikle Türkiye gibi ülkeler açısından ders mahiyetinde bir tarihe sahip olan İspanya’nın kendine has dinamikleri ele alınıyor.

Kitapta,

  • İspanyol Kurtuluş Savaşı ve sonrasında yaşananlar,
  • General Miguel Primo de Rivera’nın diktatörlüğü ve İspanya’da iç savaşa götüren yol,
  • İç savaşın neden olduğu yeni siyasi yapı,
  • Faşizmin zaferi ve Franco’nun iktidara gelişi,
  • İç savaş sonrası ve II. Dünya Savaşı sonrasındaki yeni düzende İspanya’nın rolü,
  • İspanya’da demokrasiye geçiş süreci,
  • İspanya’nın “Aydınlar Dilekçesi”,
  • Demokrasiye geçiş sürecinde Franco’cu Devlet’in çözülmesi,
  • İspanyolların yeni anayasası “La Magna Carta Española”nın hazırlanma süreci,
  • İspanya’nın AB’ye giriş sürecinde yaşananlar,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Künye: A. Raşit Kaya – İspanya: Faşizmden Demokrasiye, Ayrıntı Yayınları, 208 sayfa, 2019

Edhem Eldem – V. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları, 1. Cilt (2019)

Beşinci Murad’ın tek oğlu olan Selahaddin Efendi, II. Abdülhamid yönetiminin en karanlık, en kâbus dönemlerinde yaşadı.

Beşinci Murad henüz üç aylık saltanat sürmüşken tahttan indirilmişti ve Selahaddin Efendi de henüz on beş yaşındayken ailenin diğer fertleriyle birlikte gözetim altında yaşamak zorunda kalmıştı.

Bu acımasız tecrit, Beşinci Murad’ın öldüğü 1904 yılına kadar tam 28 yıl boyunca devam etti.

Selahaddin Efendi bu dönemde, zamanının önemli bir kısmını defterlere yazmaya ayırdı.

Edhem Eldem’in her bir bölümü döneme ilişkin analizlerle irdelediği yazıları eşliğinde sunulan bu kitap, Selahaddin Efendi’nin “Sada-yı Mahpus” (Hapisteki Ses) adı altında topladığı yazı ve kayıtlarına ek olarak günlüklerini de kapsıyor.

Son dönem Osmanlı tarihinin en ilginç ve özgün kaynaklarından birini oluşturan bu defterler, Eldem tarafından yeni harflere aktarılıp ayrıntılı açıklama ve yorumlarla bu kitapta sunuluyor.

Kitap, Selahaddin Efendi’nin metinlerinin tıpkıbasımlarının yanı sıra, Eldem’in her cildi tarihsel ve toplumsal bağlamı içine yerleştiren giriş yazılarıyla birlikte okuyuculara sunuluyor.

Dizinin bu ilk cildinde ise, Beşinci Murad ile Cléanthi Scalieri (1833-1892) arasındaki gizli yazışmanın kayıtları ele alınıyor.

Scalieri, Proodos (Terakki) mason locasının başındayken, o sırada henüz şehzade olan Murad’a yakınlığıyla bilinirdi.

Genç veliahdı 1872 yılında masonluğa kabul ettirmiş, kısa saltanatından sonra da onu tekrar tahta geçirmek için mücadele etmiş, 1878’de Atina’ya kaçtıktan sonra da Murad’la haberleşmeye devam etmişti.

1883 ile 1886 yılları arasındaki bu iki yönlü yazışmayı Çırağan cephesinde yürüten Selahaddin Efendi, bu deftere de kaydederek bugüne kadar gelmesini sağlamış.

Eldem’in yayına hazırladığı malzemenin bütününü tanıtıp dönemin genel bir değerlendirmesini yaptığı uzun giriş yazısıyla birlikte, Selahaddin Efendi’nin buradaki metinleri ve yazışmaları, II. Abdülhamid döneminin en karanlık süreçlerinden birine ışık tuttuğu gibi, dönemin siyasi ve zihniyet dünyasını daha iyi anlamamıza da vesile oluyor.

  • Künye: Edhem Eldem – V. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları, 1. Cilt: V. Murad ile Cléanthi Scalieri, İş Kültür Yayınları, tarih, 224 sayfa, 2019

Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar – İhtilalin İçyüzü (2010)

Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar’ın uzun soluklu araştırmalarının ürünü olan ‘İhtilalin İçyüzü’nün ilk bölümü 1962, ikinci bölümü de 1965 yıllarında Milliyet gazetesinde tefrika edilmişti.

Yazarlar burada, Türkiye’nin yakın siyasî ve sosyal hayatının en önemli olaylarından biri olan 27 Mayıs darbesini öncesi ve sonrasıyla ele alıyor.

Darbenin gizli kalmış yönlerini araştırıp tespit eden çalışma, bu yönüyle dönemin tarihi açısından büyük öneme haiz.

Ayrıca yazarların, Milli Birlik Komitesi’nde yer alan üyelerle yetinmeyerek, olaylara tanık olan başka kaynaklara da başvurmaları, çalışmayı nitelikli kılan hususların başında geliyor.

İpekçi ve Coşar, 1950 seçimlerinden önce orduda kurulan teşkilattan ve darbenin hazırlık aşamasından, iktidarı ele geçiren komitede yaşanan tasfiye hareketine kadar geçen dönemi, tanıklıklar ve belgelerle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar – İhtilalin İçyüzü, İş Kültür Yayınları, siyaset, 481 sayfa

Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri (2019)

Zerdüştilik, cahiller ve peşin hükümlülerin en kolay saldırdığı dinlerdendir.

Bunlardan kimileri Zerdüşt ve Zerdüştiliğe hakaret etmekte, kimileri bu dini “ateşperestlik” olarak küçümsemekte, işi daha da abartan kimileri de Zerdüştiliği din olarak dahi görmemekte.

Daha önce yaptığı önemli çalışmalarla bildiğimiz Kadri Yıldırım ise, orijinal Zerdüşti ve İslami kaynaklara dayanarak Zerdüşt, Avesta ve Zerdüşti doktrin hakkında aydınlatıcı bir rehber kitaba imza atmış.

Yıldırım, kitabının girişinde, Zerdüştî ve İslami kaynakları kapsamlı bir şekilde tanıtıyor, birinci bölümde Zerdüştî kaynaklara göre, ikinci bölümde de İslami kaynaklara göre Zerdüşt, Avesta ve temel öğretileri inceliyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri, İslam tarihinden Zerdüştiliğin nasıl ele alındığını ve bunun daha sonra İslam’daki Zerdüştilik algısını nasıl biçimlendirdiğini ortaya koyması.

Konu hakkında bilgilere dayalı ve sağlıklı bir kaynak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri, Avesta Yayınları, tarih, 424 sayfa, 2019

Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu (2019)

“Bellek” genellikle tarihin eşanlamlısı olarak kullanılır, ama “tarih-aşırı” bir kategori halini alarak onu ele geçirme yönünde kendine özgü bir eğilim gösterir.

Böylece geçmişi, geleneksel olarak tarih diye adlandırılan disiplininkinden daha geniş ilmekli bir ağın içine alarak, bu geçmişe büyük ölçüde öznellik ve “yaşanmışlık” dozu katar.

Bellek günümüzde Batı toplumlarının kamusal uzamını istila etmiş halde.

En azından Enzo Traverso, böyle düşünüyor.

Traverso bu incelemesinde, bellek ve tarih algımızdaki dönüşümü kayda alıyor.

Geçmişin, şimdiki zamana eşlik ettiğini ve medyanın fazlaca abarttığı, kamusal güçlerin genellikle keyiflerince yönettiği bir “bellek” olarak şimdiki zamanın kolektif imgelemine kök saldığını belirten Traverso, belleğin, “anma takıntısı”na dönüştüğünü ve “bellek mekânları”nın değer kazanmasının, hatta kutsallaştırılmasının gerçek bir “yer tapınması” halini aldığını savunuyor.

Traverso, bundan böyle artık her şeyin bellek oluşturmak anlamına geldiğini ve geçmişin; kültürel duyarlılıklara, etik sorgulamalara ve şimdiki zamanın politik gereklerine göre ayaklanıp yeniden yorumlandıktan sonra kolektif belleğe dönüştüğünü ifade ediyor.

Yazara göre, tarihsel alanlar reklam stratejileriyle kitlelerin beğenisine hitap eden, düzenlenmiş ziyaret yerlerine ve müzelere dönüştürülmüş ve böylece “bellek turizmi” şekillenmiştir.

Kitap, tarih ile bellek arasındaki ilişkileri araştırmayı ve geçmişin kamusal kullanımlarının bazı veçhelerini tahlil etmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu: Tarih, Bellek, Politika, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2019

Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı (2010)

Heath W. Lowry elimizdeki çalışmasında, Osmanlı’nın kuruluş aşaması hakkında geliştirilebilecek yeni bir yaklaşımı, 14. ve 15. yüzyılın günümüze kalmış en erken kaynaklarını arayarak geliştirmeye çalışıyor.

Yazar ilk olarak, Paul Wittek’in, Osmanlı’nın doğmasını sağlayan güç, Hıristiyan komşularına karşı İslamiyet’i yaymaktı görüşünü (gazâ) tartışıyor.

Yazar ardından, seyahatnameler, günümüze kalmış 14. ve 15. yüzyıl Osmanlı belgeleri, kitabeler ve Bizans ve erken Osmanlı tarih anlatılarına dayanarak, Osmanlı’nın İslami temelli olmaktan ziyade, herkese açık bir ganimet konfederasyonu işlevini gördüğünü savunuyor.

  • Künye: Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 185 sayfa