Joanna Rourke – Ağrının Hikâyesi (2019)

Ağrıyla kurulan ilişki bireyden bireye, kültürden kültüre değişir.

Tarih profesörü Joanna Rourke’un kaleme aldığı bu kitap ise, ağrı ile ilgili derin bir kavrayışa sahip olmak isteyen okurları hedefliyor.

Ağrıyı hastalık üzerinden değil, bizzat ağrı çeken bedendeki etki ve izleri üzerinden izlemesiyle dikkat çeken kitabında Rourke, ağrı çeken insanların kullandığı dilleri, jestleri, ağrının anlamlarını, ağrı kliniklerini ve ağrının dindirilmesi gibi ilgi çekici konuları ele alıyor.

  • Ağrının verdiği acı hastalar, doktorlar ve hemşireler arasında nasıl rol oynar?
  • Ağrı çeken bir insanın kıvranışlarına tanık olduklarında kimi insanlar neden buna sırtını döner?
  • Ağrıyı algılamamızda tarihsel değişiklikler olmuş mudur?

Bourke, bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını ortaya koyarken, üç yüzyıllık Batı literatürünü kat ediyor ve ağrı pratiğinin, dil, kültür ve beden arasındaki dinamik iç bağlantılar sürecinde

inşa edilme ve yeniden kurulma biçimlerini tarihsel olarak inceliyor.

  • Künye: Joanna Rourke – Ağrının Hikâyesi: Duadan Ağrıkesicilere, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, tıp, 375 sayfa, 2019

Canan Koç ve Yıldırım Koç – KESK Tarihi 1 (2009)

Canan Koç ve Yıldırım Koç, ‘KESK Tarihi’nin elimizdeki birinci cildinde, 12 Eylül darbesinden sonra başlayan memurların sendikalaşma çabalarından, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) kurulduğu 1985-1995 zaman aralığını inceliyor.

Türkiye’de kamu çalışanlarının sınıfsal konumu ve hukuki statüleriyle kitaplarına başlayan yazarlar, kamu çalışanlarının örgütlülük geçmişini; 1980-1990 zarfında, kamu çalışanları sendikalarının kurulması öncesindeki gelişmeleri; KESK’in kurulmasından önceki kamu çalışanları sendikalarını ve nihayet, KESK’in kuruluşunu anlatıyor.

Yazarlar, inceledikleri dönemi, kronolojik bir hiyerarşi çerçevesinde, zamanın da ruhunu yansıtan bir biçimde ele alıyor.

‘Risk Alanlar, Yolu Açanlar’ alt başlıklı bu cilt, 17-18 Haziran’da Kızılay İşgali’ni gerçekleştiren on binleri meydanda bir araya getirmeyi başaranların öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Canan Koç ve Yıldırım Koç – KESK Tarihi 1, Epos Yayınları, siyaset, 604 sayfa

A. Ahat Andican – Osmanlı’dan Günümüze Türkiye ve Orta Asya (2009)

1980’lerden itibaren Sovyet Bloku üzerine çalışmalar yapan Ahat Andican, 1990’lı yıllarda Avrasya-Türkiye ilişkilerinin kurulmasına da katkı sağladı.

Andican, deneyimlerinin bir ürünü olan elimizdeki kitabında, bölgeyi çok boyutlu bir bakışla inceliyor.

Türkiye ve Orta Asya arasındaki ilişkilerin 700 yıllık tarihsel sürecini irdeleyen Andican, bu ilişkileri günümüz koşullarında değerlendiriyor.

Osmanlı’nın güçlü bir devlet olmasında, Orta Asya kaynaklı etkenler; Osmanlı’nın kimlik arayışında bölgenin etkisi; İttihat ve Terakki’nin Panislamizm hayallerinin Türkistan’daki etkileri ve Mustafa Kemal’in dış Türkler politikası, Andican’ın odaklandığı konulardan.

  • Künye: A. Ahat Andican – Osmanlı’dan Günümüze Türkiye ve Orta Asya, Doğan Kitap, inceleme, 625 sayfa

Konstantin Nikolayeviç Leontyev – Diplomatik Mektuplar, Notlar, Raporlar (2009)

Rus diplomat Konstantin Nikolayeviç Leontyev, Girit, Edirne, Tulça, Selanik ve Yanina gibi, Osmanlı’nın Balkan şehirlerinde konsolos olarak görev yaptı.

Elimizdeki kitap, Leontyev’in ‘Diplomatiçeskie Doneseniya, Pisma, Zapiski, Otçyotı’ isimli kitabından Türkiye’yle ilgili yazışmalar seçilerek hazırlanmış.

Leontyev’in yazışmaları, Osmanlı-Rus ilişkileri, Türkiye toplumu ve devletinin sosyal ve siyasal yapısı, Türkiye’deki reformlar, diplomatlar arasındaki ilişkiler ve Türkiye’yi yönetenlerin portresi gibi konulara odaklanıyor.

  • Künye: Konstantin Nikolayeviç Leontyev – Diplomatik Mektuplar, Notlar, Raporlar, çeviren: Mais Alizade, Kaynak Yayınları, tarih, 253 sayfa

Vedat Ozan – Parfümler (2015)

Mitolojiden kültürel tarihe, kimyadan edebiyata ve sinemaya, gündelik hayatta sağlam kökleri olan parfümün serüveni.

Vedat Ozan’ın ‘Kokular Kitabı’nın bu ikinci cildi, bir yandan parfüm dünyasının kraliçesi miski, ilk modern parfüm Jicky’i ve toplumda parfüm algısının oluşumunu irdeliyor diğer yandan Hermès, Channel ve Davidoff gibi ünlü kokuların izini sürüyor.

  • Künye: Vedat Ozan – Parfümler, Everest Yayınları

Mehmet Can Orhan – Celal Bayar (2019)

Türkiye siyaset tarihinde çok önemli yeri olan, yaklaşık seksen yıl boyunca aktif siyaset hayatı yürütmüş Celal Bayar’ı, Cumhuriyetin ilk sağcı lideri olarak işleyen özgün bir biyografi.

Mehmet Can Orhan çalışmasında, Celal Bayar’ın ailesi, çocukluğu, eğitim yılları ve yaşadığı çevreyi izleyerek başlıyor.

Daha sonra Bayar’ın siyaset hayatının dönüm noktalarını inceleyen Orhan, Bayar’ın komitacı günlerinden başlayarak Kuvayı Milliye, İttihat ve Terakki ile CHP ve DP bünyesinde yürüttüğü siyasi faaliyetlerini masaya yatırıyor.

Kitapta, Bayar’ın cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık günleri ile Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü ile ilişkileri de önemli yer tutuyor.

Özellikle Bayar’ın siyaset yapış tarzı hakkında aydınlanmak isteyenlerin edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Mehmet Can Orhan – Celal Bayar: Cumhuriyetin İlk Sağ Lideri, Doğu Kitabevi, biyografi, 156 sayfa, 2019

Ebubekir Hazım Tepeyran – Belgelerle Kurtuluş Savaşı (2009)

‘Sarayın İdama Mahkûm Ettiği Dahiliye Nazırı Anlatıyor’ alt başlığını taşıyan ‘Belgelerle Kurtuluş Savaşı’, Meclis’te, saltanatın kaldırılıp cumhuriyet rejiminin kabul edilmesi için önerge verenler arasında yer alan devlet adamı Ebubekir Hazım Tepeyran’ın anılarından oluşuyor.

Elli yılı aşkın süreyle, Türkiye yakın tarihinin önemli aktörlerinden olan Tepeyran’ın, Osmanlı’nın son dönemi ve Milli Mücadele yıllarını kapsayan anılarının yer aldığı kitapta, ilk kez yayımlanan belge ve fotoğraflar da yer alıyor.

Kitap, gazeteci-yazar Oktay Akbal’ın, büyükbabası Tepeyran’la aynı evde yaşadıkları yılları ve bu konuda merak edilenleri anlattığı bir önsözle başlıyor.

  • Künye: Ebubekir Hazım Tepeyran – Belgelerle Kurtuluş Savaşı, Gürer Yayınları, anı, 360 sayfa

Nora Şeni – Oryantalizm ve Hayırseverliğin İttifakı (2009)

Nora Şeni ‘Oryantalizm ve Hayırseverliğin İttifakı’nda, işadamlarının kurduğu hastane ve okullarla, 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’na da damgasını vuracak “hayırseverlik” hareketinin gelişimini inceliyor.

1840 yılında Şam’da, şehrin Yahudi sakinlerini zan altında bırakan bir cinayet işlenir.

Üç filantrop ve üç oryantalist bilginin oluşturduğu bir delegasyon, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yla görüşmek üzere Mısır’a doğru yola çıkar.

Bu olaydan sonra, yeni aktörlerin etken olduğu bir yardımlaşma sistemi benimsenecektir.

Şeni, söz konusu altı kişinin hayat öyküleri aracılığıyla, “hayırseverlik” konusunu tarihsel bağlamına oturtmaya çalışıyor.

  • Künye: Nora Şeni – Oryantalizm ve Hayırseverliğin İttifakı, çeviren: Elif Ertan, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 164 sayfa

Andrew Baruch Wachtel – Dünya Tarihinde Balkanlar (2009)

Halen Northwestern Üniversitesi’nde dekan olarak görev yapmakta olan Andrew Baruch Wachtel ‘Dünya Tarihinde Balkanlar’da, son yıllarda özellikle savaşlar, bölünmeler ve siyasi çalkantılarla gündeme gelen, zengin bir kültürel çeşitliliğe sahip Balkanlar’ın tarihini kapsamlı bir bakışla inceliyor.

Çalışmasına, tarihöncesinden Bizans İmparatorluğu’na kadar Balkanlar’ın tarihini anlatarak başlayan Wachtel, sınır bölgesi ve kaynaşma potası olarak Balkanları ve Ortaçağ’da, Osmanlı egemenliğinde, uzun 19. yüzyılda ve 20. yüzyılda Balkanlar’ın coğrafi, sosyal, etnik ve kültürel yapısını ayrıntılı bir bakışla anlatıyor.

  • Künye: Andrew Baruch Wachtel – Dünya Tarihinde Balkanlar, çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu, Doğan Kitap, tarih, 156 sayfa

Ahmet Refik – Osmanlı Devrinde Zorbalar (2019)

“Halkın arzusu hak, adalet ve sükûnla istirahatken, kadısından şeyhülislamına bütün devlet ricali kendi menfaatleri peşinde devlet işlerini boşlamış ve meydan zorbalara kalmıştır. Böylece Kara Yazıcı’dan Dağlar Delisi’ne, Rum Mehmet’ten Katırcı Oğlu’na, Deli Birader’den Şaban Ağa’ya, Cellat Kara Ali’den Deli İlâhi’ye pek çok zorba kendi hâkimiyetini kurmuş ve zalim kurallarını koymuştur.”

Ahmet Refik’in ‘Osmanlı Devrinde Zorbalar’ı, bundan yıllarca önce, ilk olarak 1933’te yayımlanmıştı.

Neredeyse hiçbir yerde temin edilemeyen bu kısa ama etkileyici kitap, şimdi yeni bir baskıyla raflardaki yerini aldı.

Ahmet Refik burada, Osmanlı’da oluşan yönetim boşluğunun zorba karakterlerin ortaya çıkışına nasıl imkân sağladığını, zorbaların toplumsal ve siyasal alanda kendilerini nasıl meşrulaştırdıklarını ve zorbaların güç ve nüfuz edinme yöntemlerini ayrıntılı bir bakışla inceliyor.

Ahmet Refik’in sözünü sakınmayan yaklaşımıyla, Osmanlı devlet elitine objektif eleştiriler getirdiği kitabı, bir alternatif tarih çalışması olarak okunabilir.

Yazara kulak veriyoruz:

“Cahilliğin nüfuz sayesinde hâkim olması büyük bir felâkettir. İlmi, marifeti, irfanı, hatta haysiyet ve onuru mahveden en öldürücü hastalık, ilimden ziyade bağlılıkla ortaya çıkan cahillere karşı gösterilen saygı ve itibardır.”

“Halk mesut olmadıkça, İstanbul’da, kubbe altında oturmayı milleti soymak için dayanak olarak düşünen dimağlar yaşadıkça, padişah saltanatını muhafaza eylemeyi milletin refahına tercih ederek devletin idaresini muhterislere ve ehil olmayanlara bıraktıkça, memlekette pek çok Dağlar Delisi’nin zuhur edeceği aşikârdı.”

  • Künye: Ahmet Refik – Osmanlı Devrinde Zorbalar, Gram Yayınları, tarih, 64 sayfa, 2019