Kâzım Karabekir – Çocuk Davamız (2015)

Kâzım Karabekir Paşa, 15. Kolordu Komutanı olarak Doğu Anadolu’da görev yaparken, buradaki vilayetlerdeki binlerce şehit çocuğunun yeniden hayata kazandırılması amacıyla birçok eğitim kurumu açmıştı.

Bu dönemde yapmış olduğu çalışmaları ve raporlarını bu kitapta toplayan Karabekir, çocuk, aile ve eğitim hakkındaki görüş ve önerileriyle karşımızda.

  • Künye: Kâzım Karabekir – Çocuk Davamız, Yapı Kredi Yayınları

Ahmet Tuncer Sümer – Adsız Kahramanlar (2018)

Gülay Ünüvar (Özdeş), Hüseyin İnan, Sinan Cemgil, Yusuf Aslan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan, Kadir Manga ve Tuncer Sümer’le birlikte THKO’nun (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) kuruluş çalışmalarına katılır ve ilk kurucuları arasında yer almış bir isimdir.

Ayrıca Ünüvar, ODTÜ’deki öğrenciliği sırasında hem uzun bir süre ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü (SFK) içinde farklı çalışmalarda bulunur hem de uzun sürmese de Türkiye İşçi Partisi’nin de (TİP) üyesi olur.

İşte bu kitap, Ünüvar’ın öğrencilik yılları ile THKO dönemine ilişkin anılarından oluşuyor.

Ünüvar burada, bu döneme ilişkin anılarını bizimle paylaşırken, aynı zamanda o dönemde mücadelenin içinde bulunmuş, adı sanı bilinmeyen pek çok adsız kahramanı karşımıza çıkarıyor.

Böylece çalışma, Türkiye yakın tarihinin çok yakıcı bir döneminde yaşananlara ışık tuttuğu gibi, söz konusu adsız kahramanları da okurlarına bir kez daha hatırlatmasıyla çok önemli.

  • Künye: Ahmet Tuncer Sümer – Adsız Kahramanlar: Gülay Ünüvar (Özdeş) Kitabı, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 208 sayfa, 2018

Denis Bertholet – Sartre (2009)

Denis Bertholet, kaleme aldığı 20. yüzyıl Fransız entelektüellerinin biyografileriyle bilinen bir isim.

‘Paul Valéry’, ‘Sartre’ ve ‘Claude Lévi-Strauss’, Bertholet’nin yayımlanmış ünlü yaşamöyküleri.

Yazar, Jean-Paul Satre’ın biyografisini verdiği bu eserinde, düşünürü çok yönlü bir biçimde ele alıyor; metinlere, yazışmalara, yapıtlara ve anılara dayanarak, Sartre’ın kapsamlı bir biyografisini sunuyor.

Kitap, küçük yaşta babasını kaybetmesinin, Sartre’ın daha sonraki yaşamına yaptığı etkiyi, Varoluşçu felsefe ve Marksizmini, 1968 hareketindeki rolünü zengin ayrıntılarla verirken, aynı zamanda büyük dönüşümlerin yaşandığı 20. yüzyılın hikâyesini de anlatıyor.

  • Künye: Denis Bertholet – Sartre, çeviren: Zühre İlkgelen, İthaki Yayınları, biyografi, 639 sayfa

Aziz Nazmi Şakir-Taş – Adrianopol’den Edirne’ye (2009)

Aziz Nazmi Şakir-Taş ‘Adrianopol’den Edirne’ye isimli elimizdeki eserinde, 14. ve 16. yüzyıllar arasında Edirne ve civarında Osmanlı bilim ve kültür ortamının oluşumunu inceliyor.

Osmanlı kültürünün, oluşum safhasının büyük bir kısmını Edirne ve civarına borçlu olduğunu söyleyen Şakir-Taş, eserinde ilk olarak, Edirne’nin Bizans dönemini ele alıyor.

Kitabın ikinci bölümü, Rumeli’nin Osmanlılar tarafından iskânını mercek altına alıyor, üçüncü bölüm de, Edirne ve civarında kurulan eğitim ve bilim müesseselerini inceliyor.

Yazar kitabının son bölümünde ise, Edirne ve civarında Osmanlı bilim muhitinin oluşmasında emeği geçen bilim insanlarını ve eserlerini anlatıyor.

  • Künye: Aziz Nazmi Şakir-Taş – Adrianopol’den Edirne’ye: Edirne ve Civarında Osmanlı Kültür ve Bilim Muhitinin Oluşumu (14. – 16. Yüzyıl), Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 326 sayfa

Emre Sencer – Ordu ve Millet (2018)

Almanya ve Türkiye’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki ittifakı hezimetle sonuçlandı.

İki ülke, bu ortaklığın yansımaları nedeniyle, daha sonraki süreçte de benzer dönüşümler yaşamaya devam etti.

Örneğin iki ülke de, kendilerini emperyalizmin mağduru olarak tanımladı ve her iki ülkede de milliyetçilik ve radikal militarizm aynı süreçte gelişti.

İşte tarihçi Emre Sencer de bu çalışmasında, iki ülkede arasındaki benzerlik ve farklılıkları Almanya ve Türkiye’deki askeri kültürün dönüşümü bağlamında inceliyor.

Yazar, söz konusu değişikliklerin, Almanya ve Türkiye’de subay kadrolarının dünya görüşleri ve zihniyetlerine nasıl yansıdığını, subayların savunma basınındaki yazıları üzerinden izliyor.

Almanya ve Türkiye ülke örneklerine dayanarak 1930’lar askerî kültürünün karşılaştırmalı ve ulusötesi analizini ilk defa yapan bu kitap, Birinci Dünya Savaşı’nın, subay kadrolarının tepkileri ve düşünüşlerine etkisini incelemesi ve iki savaş arası dönemde sivil-asker ilişkilerinin gelişimini takip etmesiyle çok önemli.

Sencer ayrıca, her iki ülkede de, askerlik hikâyeleri ve toplumsal ve kültürel ilişkilerdeki askerlik rolünün, sansasyon yaratılmasında ve kamuoyunun kutuplaşmasında hâlâ etkili olduğunu da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Emre Sencer – Ordu ve Millet: 1930’larda Almanya ve Türkiye’de Askerî Kültür, çeviren: Özlem Albayrak, İletişim Yayınları, tarih, 286 sayfa, 2018

Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim (2018)

Son iki yüzyıllık siyasi tarihini merkeze alarak İran’ı, Batıdışı bir modern devlet oluşum tecrübesi olarak analiz eden harika bir çalışma.

İran’daki mevcut rejime karşı yıllarca muhalefet etmiş tarihçi Behrooz Moazami’nin kapsamlı çalışması, Kaçar Devleti’nin merkezi bürokratik iktidarını kurmasından Pehlevilere, oradan Şii ulemanın kurumsallaşmasına, ardından İslam devriminin oluşumu ve sonrasına ve nihayet bugünün demokratik reform taleplerine uzanıyor.

1979 Devrimi ve sonrasında devlet oluşumu ve dinin kurumsallaşmasının yakınlaşması konusunda Moazami’nin yürüttüğü tartışma, İran Anayasası’nın cumhuriyetçi ve dinî (teolojik) bir belge olarak ikili doğası ve İran Devleti’nin “teolojik bir güvenlik devleti” olarak tanımlanması İran’daki görünürde tartışmalı rejimin doğasına ve onun bölgedeki güçlü askerî varlığına ışık tutmasıyla önemli.

1979 Devrimi’nin bitmediğini ileri süren ve İran’daki siyasi ve dinî alanlardaki dönüşümleri bölgedeki daha geniş siyasi ve toplumsal istikrarsızlıklara bağlayan çalışma, İran’daki siyasi ve toplumsal karmaşanın yeni bir bölgesel siyasi yapı gelişene kadar devam edeceğini savunuyor.

Moazami’nin eserini, İran’ın devlet, din ve devrim tarihinin doğasına dair bir arka plan ve kavrayış sağlayarak kullanışlı bir analitik araç olarak tavsiye ederiz.

  • Künye: Behrooz Moazami – İran’da Devlet, Din ve Devrim: 1796’dan Bugüne, çeviren: Bahar Bilgen, İletişim Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2018

Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan – Osmanlı Taşrasında Zengin Sınıf (2018)

Osmanlı taşrasında zenginlik ve servet oluşumunu, 1750-1800 yılları arasındaki Diyarbakır zenginlerinin dünyasına inerek irdeleyen özgün bir çalışma.

Bu kitabın yazarlarından biri tarihçi, diğeri de sosyolog.

Dolayısıyla çalışmanın, konuya her iki disiplinin verileri ışığında yaklaşmalarının, kitabı ayrıca özgün kılan hususların biri olduğunu söyleyebiliriz.

Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan, Osmanlı zengin sınıfının tarihsel arka planını irdelerken, Osmanlı toplumunda ortaya çıkan sınıfsallaşma süreçlerinin ekonomik ve kültürel sermaye çerçevesinde nasıl oluştuğunu, söz konusu dönemdeki servet edinme ve tüketim araçlarının yoksul ve orta halli gruplardan ne gibi farklılıklar gösterdiğini ve zengin kesimin bu imkânlardan yola çıkarak nasıl bir hareket alanı kazandığını ortaya koyuyor.

Tarih ve sosyoloji meraklılarının ilgiyle okuyacağı bir inceleme.

  • Künye: Veysel Gürhan ve Nazife Gürhan – Osmanlı Taşrasında Zengin Sınıf: Diyarbekirli Zenginler (1750-1800), Phoenix Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2018

Reinhart Koselleck – Kavramlar Tarihi (2009)

Tarihçi Reinhart Koselleck, ‘Kavramlar Tarihi’nde, Almanya, İngiltere, Fransa tecrübelerini karşılaştırarak, modernliğin kavramlarının değişim süreçlerini inceliyor.

Koselleck, devrim, vatandaş, burjuva, ilerleme, çöküş, “eski rejim”, aydınlanma, anayasa, birlik/ittifak, özgürleşim, kriz, hane/aile, Bildung (eğitim/kişisel öz-belirlenim) gibi, modernliğin dönüşüm süreçlerinden geçen kavramları antropolojik ve semantik bir incelemeye tabi tutuyor.

Kitap, sözcüklerin, kavramların içerikleriyle, metaforik işlevleriyle, çağrışımlarıyla geçirdikleri değişimin macerasını anlatıyor.

  • Künye: Reinhart Koselleck – Kavramlar Tarihi: Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar, çeviren: Attila Dirim, İletişim Yayınları, siyaset, 572

Erik Jan Zürcher – Modernleşen Türkiye’nin Tarihi (2018)

Modern Türkiye tarihini 1800’lerden bugüne izleyen ve konu hakkında pek çok üniversitede ders kitabı olarak okutulan elimizdeki kitap, genişletilmiş baskısıyla yeniden okura sunuluyor.

Leiden Üniversitesi’nde Türkiye Etütleri Bölümü başkanı olan Erik Jan Jürcher, Türkiye’nin modernleşme tarihini dünya çapında deneyimlenmiş en özgün modernleşme süreçlerinden biri olarak inceliyor.

Kapsamı ve derinliğiyle dikkat çeken çalışma, Osmanlı’daki modernleşme hareketlerinden Cumhuriyet’in kuruluşuna ve bugüne uzanan süreci siyasi olaylarla olduğu kadar toplumsal ve ekonomik tarih ve bu sürece yön vermiş düşünce akımlarıyla kuşatarak anlatıyor.

Dönemi canlı bir şekilde ele alışıyla birçok tartışmaya vesile olmuş kitap, Türkiye araştırmaları alanına özgün bir perspektif sunuyor.

  • Künye: Erik Jan Zürcher – Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, çeviren: Yasemin Saner, İletişim Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2018

Meltem Cansever – 100 Saat Kulesi (2009)

Meltem Cansever ‘100 Saat Kulesi’nde, Türkiye’deki tarihi ve modern saat kulelerini anlatıyor.

Çalışma, kulelerin eşsiz mimari özelliklerini açıklıyor, bunların kültürel değerlerini hatırlatıyor; bu olağanüstü yapıların birkaç istisna dışında acınası hallerine dikkat çekiyor.

Cansever’in belirttiğine göre, Türkiye’deki ilk saat kulesi, 1797 tarihli Safranbolu Saat Kulesi’ymiş. Yazar, kendilerine özgü öykülere sahip saat kulelerini, okurunu Türkiye çapında bir geziye çıkararak yapıyor.

Kaliteli görsel malzemeleriyle de dikkat çeken çalışmada, 19. yüzyıldan günümüze Türkiye sınırları içindeki 100 eşsiz saat kulesi, mimari özellikleri ve toplumsal hafızadaki anıları ekseninde sunuluyor.

  • Künye: Meltem Cansever – Türkiye’nin Kültürel Mirası 100 Saat Kulesi, NTV Yayınları, sanat tarihi, 224 sayfa