Edward J. Erickson – I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu (2009)

Edward J. Erickson ‘I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nda, savaş sırasında Osmanlı ordusunun, Britanya ordusuna oranla daha yüksek seviyede genel muharebe etkinliğini geliştirme ve bunu sürdürme kabiliyetini inceliyor.

Bu incelemesini, 1915’te Çanakkale, 1916’da Kutü’l-Amare, 1917’de Filistin ve 1918’de Megiddo (Nablus) gibi dört vaka üzerinden yapan Erickson, Britanya, Rus ve zaman zaman da Fransız ordularının, Osmanlı ordusunu küçümsemelerine rağmen, onlar karşısında yenilgiye uğradıklarını söylüyor.

Erickson’ın kitabı, I. Dünya Savaşı ve genel olarak da askeri tarih konusuna ilgi duyanlara hitap ediyor.

  • Künye: Edward J. Erickson – I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, çeviren: Kerim Bağrıaçık, İş Kültür Yayınları, tarih, 342 sayfa

 

Eugene W. Straus ve Alex Straus – Tıbbi Mucizeler (2009)

İki yazarlı ‘Tıbbi Mucizeler’, tıp tarihini kökten değiştirmiş 100 gelişmeyi anlatıyor.

Yazarlar, şahane resimlerle de zenginleşen çalışmalarında, tedavi sanatının gelişimine yön veren büyük fikirleri, kişileri, başarıları, tedavileri, aletleri, kurumları ve gelenekleri anlatırken, tıbbın geçirdiği büyük dönüşümü de tespit ediyor.

Sadece tıp tarihi değil, aynı zamanda tıbbın bugünkü durumunu da ele alan çalışma, okuru tıp biliminin nereye gittiği konusunda da düşünmeye davet ediyor.

Tıp biliminin insanlığın yararına hizmet etmesi gerektiğini düşünen yazarlar, elimizdeki eserleriyle, sağlık hizmetlerine dair kayda değer bir artalan bilgisi sunuyor.

  • Künye: Eugene W. Straus ve Alex Straus – Tıbbi Mucizeler, resimler: Bette Korman, çeviren: Nurcihan Durmuş, Domingo Yayınları, tarih, 415 sayfa

Metin Aydoğan – Türkiye Üzerine Notlar (2015)

1919’dan başlayarak, Türkiye’nin çalkantılarla dolu yakın tarihini adım adım izleyen bir araştırma.

İstiklal Savaşı, Kemalist kalkınma, DP iktidarı döneminde Türkiye Amerika ilişkileri, 12 Eylül darbesi, 24 Ocak 1980 kararları, 2000’deki ekonomik bunalım ve AKP döneminde devlet kurumlarının özelleştirilmesi, kitapta işlenen kimi konular.

  • Künye: Metin Aydoğan – Türkiye Üzerine Notlar, Pozitif Yayınları

Barbara Ehrenreich – Sokaklarda Dans (2009)

Barbara Ehrenreich ‘Sokaklarda Dans’ta, kolektif eğlencenin tarihini anlatıyor.

Konusunu, geniş bir zaman diliminde araştıran yazar, mağara duvarlarına resmedilen ilk festivallerden 1960’ların Rock hareketine, futbol maçlarındaki kalabalıklardan sokakları dolduran dans kalabalıklarına kadar, haz, esrime ve vecd halinin geçmişten günümüze izini sürüyor.

Kitabına, esrimenin arkaik kökenini anlatmakla başlayan Ehrenreich, İsa ve Dionysos arasındaki ilişkiyi, karnavalın doğuşunu, Avrupa’daki melankoli salgınını, emperyalizmin esrimeyle savaşmasını, faşist gösterileri ve karnavallaşan spor müsabakalarını, renkli bir üslupla anlatıyor.

  • Künye: Barbara Ehrenreich – Sokaklarda Dans, çeviren: Nil Erdoğan ve A. Ekim Savran, Versus Kitap, tarih, 361 sayfa

Barbara D. Metcalf ve Thomas R. Metcalf – Modern Hindistan’ın Kısa Tarihi (2018)

İki yazarlı bu kitap, modern Hindistan tarihini başlı başına politik bir mesele olarak kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Çalışma, Babürlüler döneminden İngiliz sömürgeciliğine, 1947’de bölgenin Hindistan ve Pakistan adında iki ayrı ülkeye bölünmesine ve Hindistan’ın günümüzde dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline gelişine uzanan süreci ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Barbara Metcalf ve Thomas Metcalf bunu yaparken de, kadınlar, azınlıklar ve mülksüzler gibi Hindistan toplumunun geniş kesimlerinin deneyimlerini izliyor, Hindistan’a dair alternatif tarihsel anlatılara yer veriyor, yanı sıra bölgeye dair egemen tarihsel anlatıları da sorguluyor.

Kitap ayrıca, Hindistan’a dair pek çok fotoğraf ve haritayla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Barbara D. Metcalf ve Thomas R. Metcalf – Modern Hindistan’ın Kısa Tarihi, çeviren: Zeynep Hale Akmak, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 335 sayfa, 2018

Tony Judt – Savaş Sonrası (2009)

İngiliz tarihçi ve yazar Tony Judt imzalı ‘Savaş Sonrası’, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’yı ele alan en kapsamlı kitaplardan biri olarak kabul ediliyor.

Tony Judt’un 2006’da Pulitzer Ödülü’ne aday gösterilen eseri, Almanların “stunde nul” (“sıfır saati”) dediği 1945’ten başlayarak, 2005 yılına kadar Avrupa’nın çalkantılı öyküsünü sunuyor.

Savaşın uzun gölgesinin sonradan Avrupa’nın üzerine çöktüğünü söyleyen Judt, nesnel bir şekilde, Avrupa yakın tarihinin kişisel bir yorumuna girişiyor.

Ele aldığı konuyu dört kapsamlı bölümde inceleyen kitabın, hem özel baskısı hem de barındırdığı çok sayıda fotoğraf ve haritayla ilgi çekeceğini söyleyelim.

  • Künye: Tony Judt – Savaş Sonrası: 1945 Sonrası Avrupa Tarihi, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 1031 sayfa

Christopher S. Wilson – Anıtkabir’in Ötesi (2018)

Bilindiği gibi, Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşı, Anıtkabir’e nakledilip halkın ziyaretine açılana kadar farklı yerlerde kalmıştı.

Christopher Wilson’ın, ilk baskısı 2015’te yapılan, şimdi ikinci baskısıyla raflardaki yerini alan bu ilgi çekici kitabı da, Atatürk’ün naaşının tutulduğu bu yerlerden, o dönemde yapılan cenaze törenlerinden ve Anıtkabir’in inşa sürecinden hareketle, mezar mimarisinde ortaya çıkan Atatürk temsillerinin ulusal ve kolektif belleği nasıl şekillendirdiğini kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Mezar mimarisi bağlamında Atatürk ve Atatürk’ün Türkiye’deki temsiliyeti,
  • Kimlik, bellek ve milliyetçilik ile mimari arasındaki ilişki,
  • Atatürk’ün naaşının Dolmabahçe Sarayı’ndan Ankara’ya nakli,
  • Atatürk’ün Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabri,
  • Naaşın Anıtkabir’e nakli,
  • Anıtkabir için yapılan mimari yarışma,
  • Kazananın ödüllendirilmesi,
  • Anıtkabir’in inşası gibi birçok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Wilson’ın çalışmasını önemli kılan hususlardan biri de, Dolmabahçe Müzesi, Atatürk’ün Dolmabahçe’deki yatak odası, Anıtkabir’in abidevi niteliği, Atatürk evleri ve müzeleri ve son olarak da törenler ve anmalar ile Atatürk kimliği üzerinden ulusal belleğin nasıl sürdürüldüğünü ortaya koyması.

  • Künye: Christopher S. Wilson – Anıtkabir’in Ötesi: Atatürk’ün Mezar Mimarisi – Ulusal Belleğin İnşası ve Sürdürülmesi, çeviren: Mehmet Beşikçi, Koç Üniversitesi Yayınları, mimari, tarih, 176 sayfa, 2018

Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya (2018)

Tanıl Bora’nın bu kitabı, ilk olarak 1991’de yayınlanmasına rağmen, bir uluslar mozaiği olarak kurulmuş Yugoslavya’nın dağılma ve parçalanma sürecini zengin bir perspektifle ortaya koymasıyla, konu hakkında güncelliğini korumaya devam ediyor.

Yugoslavya deneyimi, neden önemliydi?

Yugoslavya, eski SSCB’nin olduğu gibi çokuluslu modern imparatorluk modeli ile bildik millî devlet modeli arasında çoğulcu, ademimerkeziyetçi ve özyönetimci üçüncü yol umudu taşımasıyla önemliydi.

Bora da Yugoslavya’nın tarihsel macerasına, tam da bu pencereden; “millî mesele”de bir “üçüncü yol” umudu, bir alternatif oluşturma potansiyeli açısından bakıyor ve Yugoslavya’da yaşanan iç savaş sürecini de, bu umudun yitişinin, yitirilişinin hikâyesi olarak ele alıyor.

Kitap, Habsburg ve Osmanlı egemenliklerinden Yugoslavya’nın bağımsızlığını kazanışına, anti-faşist partizan savaşından Stalin dönemine, Yugoslav milli sosyalizm modelinden yükselen milliyetçiliğin Yugoslavya’daki etkilerine, 1990/91 seçimlerinden neo-Stalinist restorasyona, Bosna-Hersek sorunundan iç savaşa ve Yugoslavya bunalımının Türkiye’ye yansımalarına pek çok önemli konuyu derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya, İletişim Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2018

Kolektif – Assurlular (2018)

Assur kenti ve adını bu kentten alan krallık, MÖ 2. binyılın başlarında Kuzey Irak’ta, Dicle Nehri kıyısında kurulmuş ve MÖ 7. yüzyılın sonlarına kadar yaklaşık 1400 yıl neredeyse kesintisiz biçimde varlığını sürdürmüştü.

Türkçe ve İngilizce basılan bu kapsamlı kitap da, MÖ 2. binyılda ilk uluslararası organize ticareti başlatan ve bütün günlük ve ticari faaliyetlerini tabletlere yazdıran tüccarlar ile sonraki binyılda sarp yamaçlara kabartmalarını yaptıran Assurlu kralların, başta Anadolu olmak üzere Yakındoğu coğrafyasında bıraktıkları izleri takip ediyor.

Araştırmacıların uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda elde ettikleri Assur Dönemi Anadolu kültür tarihine dair veriler, her biri alanında uzman bilim insanları tarafından kaleme alınmış.

Kitapta, Assur tarihini ana hatlarıyla tanımlayan girişin ardından, sırasıyla Eski, Orta ve Yeni Assur dönemlerine ilişkin bölümler geliyor.

Burada, Eski Assur Dönemi’nde ticaret ve ticaret merkezleri, Orta Assur Dönemi’nde göçler ve Güneydoğu Anadolu’daki siyasi egemenlik süreci tartışılıyor.

Kitabın büyük bölümünü oluşturan Yeni Assur Dönemi, Anadolu’yla ilişkili sefer kayıtları, Güneydoğu Anadolu’daki steller, kabartmalar ve çiviyazılı arşivler; Assur-Urartu, Assur-Geç Hitit, Assur-Orta Anadolu ve Assur-Arami ilişkileri gibi konuları irdeliyor.

Son iki bölümde ise, Assurluların doğrudan inşa ettiği veya kültürel etkilerinin taşındığı Anadolu’daki merkezler, garnizonlar/eyalet merkezleri ve köyler/kırsal yerleşmeler ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Assurlular: Dicle’den Toroslar’a Tanrı Assur’un Krallığı, hazırlayan: Kemalettin Köroğlu ve Selim Ferruh Adalı, çeviren: Azer Keskin, B. Nilgün Öz ve G. Bike Yazıcıoğlu, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2018

Rita Ender – Aile Yadigârları (2018)

Daha önce ‘Kolay Gelsin’ ve ‘İsmiyle Yaşamak’ gibi birbirinden güzel iki kitaba imza atmış Rita Ender’den yine harika bir çalışma.

Ender burada, Türkiyeli otuz genç Yahudi ile “aile yadigârları” üzerine söyleşiyor.

Söyleşiye katılanlar, kutu, örtü, saat, elbise, bardak ve semaver gibi ailelerinden kendilerine miras kalmış yadigârlardan yola çıkarak “Ailemden bana ne kaldı ve ben çocuğuma ne aktaracağım?” sorusunun yanıtını arıyor.

Bu söyleşiler, okuru, kişiden kişiye, kuşaktan kuşağa anılar kadar, kimi duyguların da aktarılabildiğini göstermesiyle dikkat çekiyor.

Yine bu söyleşiler, aynı zamanda Türkiyeli Yahudi toplumu hakkında bir belgesel niteliğinde.

Zira söyleşiler, bir zamanlar Türkiye’nin her yerinde; Van’da, Adana’da, Edirne’de, Bursa’da, Ankara’da, Diyarbakır’da, Tekirdağ’da, Bodrum’da ve başka pek çok yerde yaşamış Yahudi nüfusun, bugün daha çok antisemitizm nedeniyle Adana, Antakya, Ankara, Bursa’da kalan son aileler haricinde çoğunlukla İzmir ve İstanbul’da yaşadıklarını da bir kez daha bize hatırlatıyor.

  • Künye: Rita Ender – Aile Yadigârları, İletişim Yayınları, kültür, 230 sayfa, 2018