Bahattin Yaman – Osmanlı Saray Sanatkârları (2008)

Bahattin Yaman, kapsamlı ve nitelikli çalışması ‘Osmanlı Saray Sanatkârları’nda, 18. yüzyıldaki mürekkepçileri, yani ehl-i hıref sanatkârlarını inceliyor.

Kitabın ilk bölümü, dönemin sanat faaliyetlerini etkileyen unsurların anlaşılabilmesi amacıyla yüzyılın genel siyasî olaylarını veriyor.

İkinci bölümde, yaklaşık üç yüzyıl faaliyetini sürdüren ehl-i hıref teşkilatının genel yapılanması anlatılıyor; üçüncü bölümde, bu teşkilatta görülen gruplar ele alınıyor ve kitabın son bölümünde ise 18. yüzyıl ehl-i hıref teşkilatının genel bir değerlendirmesi yapılıyor.

  • Künye: Bahattin Yaman – Osmanlı Saray Sanatkârları, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 257 sayfa

Kamil Sarhanlı – Şarap ve Tanrı (2014)

Şarabın ve eğlencenin tanrısı Dionysos’u, bizzat onun ağzından dinlemek ilginç olsa gerek.

Elimizdeki kitabın yaptığı da tam olarak bu.

Sarhanlı, kaynak metinleri izleyerek, on iki Olimpos tanrısından biri olan, medeniyetin yılmaz destekçisi ve barış aşığı tanrı Dionysos’u dile getiriyor.

Adı eğlence ve esrimeyle anılan Dionysos, başından geçen acı tatlı olayları, hayata bakışını dile döküyor.

  • Künye: Kamil Sarhanlı – Şarap ve Tanrı, Maya Kitap, roman, 152 sayfa

Max Boot – Görünmeyen Ordular (2014)

Tarihte iktidarların olduğu her yerde baş göstermiş, açıklık yerine kuytu yerlerde savaşmayı tercih etmiş, gayrinizami ve asimetrik savaş taktikleri uzmanı gerilla hareketleri.

Tarihöncesi çağların kabileler arası savaşlarından Marksist gerilla gruplarına ve radikal İslamcı hareketlere kadar uzanan kapsamlı bir rehber.

  • Künye: Max Boot – Görünmeyen Ordular, çeviren: Fethi Aytuna, İnkılap Kitabevi, inceleme, 712 sayfa

Ahmet Yorulmaz – Ayvalık’ı Gezerken (2008)

Ahmet Yorulmaz’ın ‘Ayvalık’ı Gezerken’i, güncellenen baskısıyla, iyi bir gezi rehberi olmasının yanı sıra, Ayvalık için bir ansiklopedi niteliğinde.

Yorulmaz, Cunda Adası, Şeytan Sofrası, Sarmısak Taşı, Ayışığı Manastırı, Saatli Cami ve Ayvalık evleri gibi, bölgenin kendine has yapılarını anlatırken, aynı zamanda doğal güzelliklerini, taşıdığı tarihsel ve kültürel mirası da inceliyor.

Yorulmaz’ın çalışması, bir gezi kitabı olmasının ötesinde, bölgenin İlkçağdan Osmanlı’ya kadar uzanan tarihini verirken, buranın önde gelen isimlerinden gündelik hayatına, yemeklerinden mübadillerdeki lehçe farklılıklarına ve adının nereden geldiğine kadar birçok ilgi çekici konuyu barındırıyor.

  • Künye: Ahmet Yorulmaz – Ayvalık’ı Gezerken, Remzi Kitabevi, gezi, 223 sayfa

Uğur Kökden – Doğu Akdeniz Yakından (2008)

Uğur Kökden ‘Doğu Akdeniz Yakından’ isimli bu kitabındaki denemelerinde, Akdeniz düşüncesinden hareketle, bu coğrafyayı, tarihinde yer etmiş uygarlıklar ve kültürler ekseninde ele alıyor.

Fakat Kökden, bunu söz konusu coğrafyayla sınırlamadan, insanın hayat boyu süren evrensel arayışı ve dünyayı, hayatı anlamlandırma çabası ekseninde yapıyor.

Bilhassa çağrışımların yoğun olduğu denemelerinde Kökden, gerek hatırlamalar ve gerekse tarihi ayrıntılar aracılığıyla, bu coğrafyanın doğasını ve tarihte tanık olduğu medeniyetlerin izini sürüyor.

Denemelerin, hem sunduğu tarihi ayrıntıları, hem de dünya edebiyatının önemli isimlerine yaptığı atıflarla zevkli bir okuma sunduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Uğur Kökden – Doğu Akdeniz Yakından, Doruk Yayınları, deneme, 231 sayfa

Mete Çevik (haz.) – Üniversitede Cadı Avı (2008)

Pertev Naili Boratav’ın savunmasını içeren ‘Üniversitede Cadı Avı’, 1947-1948 eğitim yılında Boratav, Niyazi Berkes ve Behice Boran’ı hedef alan üniversite tasfiyesini anlatıyor.

Bu üç isim hakkında bir ceza davası açılmış, üçü de beraat etmişti.

Fakat karara rağmen, kendilerini hedef alan kesim kampanya başlatmış ve nihayet bu üçlü Meclis tasarrufu ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden uzaklaştırılmıştı.

İşte elimizdeki kitap, Boratav’ın söz konusu ceza davasında mahkemeye sunuduğu savunma ile davanın öncesine ve sonrasına dair bir incelemeyi barındırıyor.

Kitap, daha sonra da devamı yaşanacak üniversitelerdeki cadı avlarının ilkine dair önemli ayrıntılar barındırmasıyla önemli.

  • Künye: Mete Çevik (haz.) – Üniversitede Cadı Avı, Dipnot Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Erol Çatma – Kömür Tutuşunca (2014)

Soma, kara bir yara olarak önümüzde durup dururken, 1965 Martında patlak veren Zonguldak’taki maden direnişine bakalım.

Bu tarihte, yıllarca küfürle, cezalarla sömürülmüş işçiler, ölümü dahi göze alarak bir destan yazdı.

Türkiye işçi hareketine bambaşka bir boyut kazandıran, etkileri tüm ülkeye yayılan bu şanlı eylemin ayrıntılı bir öyküsü…

  • Künye: Erol Çatma – Kömür Tutuşunca, Evrensel Yayınları, tarih, 160 sayfa

Murray Bookchin – Spartakistlerden İspanya İç Savaşına (2014)

Devrimci halk hareketleri tarihinin son cildi, 20. yüzyıl devrimci döngüsünün doruk noktası olan İspanyol Devrimi’yle bitiyor.

Alman Devrimi ile Bavyera, Macaristan ve Avusturya’daki ayaklanmalar ve Rosa Luxemburg öncülüğünde Spartakistler gibi 20. yüzyılın diğer büyük halk hareketleri, onlar da burada.

  • Künye: Murray Bookchin – Spartakistlerden İspanya İç Savaşına, çeviren: Akın Sarı, Dipnot Yayınları, tarih, 304 sayfa

Peter Linebaugh – Makine Kırıcılık (2014)

On sekizinci yüzyılda makineleşmeye ve küresel çitlemeye karşı çıkan dokumacı Ned Ludd’un ilham veren hikâyesi.

Ludistler gibi bir hareketin doğmasına vesile olacak Ludd’un eylemi, “makine kırıcılık” denilerek küçümsenmemeli.

Çünkü Ludd özelinde proletaryanın isyan bayrağını çektiği makineleşmenin günümüzdeki adı, “teknoloji”.

Bu kitap, mülksüzleştirme ve işçileştirme pratiklerine karşı direnenlerin tarihinde önemli yer tutan makine kırıcılığı kapsamlı bir bakışla anlatıyor.

  • Künye: Peter Linebaugh – Makine Kırıcılık, çeviren: Deniz Esen, Otonom Yayıncılık, tarih, 72 sayfa

William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912 (2017)

William John Childs, ilginç bir sima.

Kendisi, Britanya Amirallik Dairesi’nde istihbarat subayıydı.

Childs’ın asıl ilginç yanı ise, kendisinden önceki seyyahların aksine, Anadolu yolculuğunu yürüyerek gerçekleştirmesi.

Yazarın ‘Yürüyerek Anadolu’ isimli bu kitabı, onun 1911-1912 yılları arasında beş aylık bir dönemde yaklaşık 2 bin kilometreyi bulan Anadolu yolculuğuna dair izlenimlerinden oluşuyor.

Trablusgarp Savaşı’nın yaşandığı bu dönemde Childs, önce bir gemiyle Samsun’a gider ve oradan da yanında eşyalarını taşıyan bir yük beygiri ve onun sürücüsüyle birlikte Anadolu’nun içlerine, oradan Halep’e ve Kırıkhan’a doğru yol almaya başlar.

Childs’ın asıl amacı elbette Britanya adına istihbarat toplamaktı.

Fakat kitap hem renkli anlatımı hem de dönemin iyi bir tanıklığına sunmasıyla, her şeyden önce değerli bir tarihi belge.

Yazar anlatısında, dönemin Osmanlı kent ve kasabalarına, toplumsal hayatına dair gözlemlerini paylaştığı gibi, Türklerin Çerkez, Laz, Ermeni ve Rum halklarıyla ilişkilerinin nitelikli bir fotoğrafını da çekiyor.

Kitabı önemli kılan bir diğer husus da, o dönemde etkileri yoğun olarak hissedilen Müslüman-Hıristiyan ve özellikle de Müslüman-Ermeni ilişkilerindeki gerilimleri saptaması.

Kitapta, Childs’ın kendi çektiği 62 fotoğrafın yer aldığını da belirtelim.

  • Künye: William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912, çeviren: Füsun Tayanç ve Tunç Tayanç, Kitap Yayınevi, tarih, 438 sayfa