Daniel Guérin – Burjuvazi ve Çıplak Kollular (2024)

Daniel Guérin’in Fransız Devrimi sırasında Fransa’daki sınıf gerilimlerini incelediği çalışması ‘Burjuvazi ve Çıplak Kollular’, 31 Mayıs 1793 yılında Jirondenler’in düşmesinden itibaren ilk modern sınıf çatışmasının ortaya çıkışına tanıklık etmemize yardımcı oluyor ve burjuva devriminin jakoben liderlerine karşı baldırı çıplaklar tarafından yönetilen proleter bir devrimin tohumlarının atıldığını gösteriyor.

Eser, burjuva olarak kabul edilen önde gelen siyasi figürler ile Parisli çıplak kollular olarak adlandırdığı işçi kesim militanlar arasındaki bağlantılara dikkat çekiyor ve “tabandan terör” ile “tepeden terör” kavramlarına ışık tutuyor.

Bu şekilde Guérin, devrimi tamamlamak için baskı önlemleriyle çıplak kolluları kullanan burjuva bu figürlerin Thermidor’da nasıl düştüğünü anlamamızı kolaylaştırıyor.

Fransız Devrimi tarihine getirilen bu yeni bakış açısı, burjuva demokrasisi ile proleter demokrasi arasındaki temel farklılıkları vurgulayarak “fikir birikimimizi yeniden inşa etmemize”, “eşitlik ve özgürlük fikirlerinin gerekli sentezini” yeniden düşünmemize imkân tanıyor.

Claude Guillon’un önsözü ise komünist tarihçilerden çok sert eleştiriler alan eseri çeşitli tarihçilerin çalışmalarından yararlanarak yirminci yüzyılın ideolojik ve tarih yazımı tartışmaları içine yerleştiriyor.

  • Künye: Daniel Guérin – Burjuvazi ve Çıplak Kollular: Fransız Devrimi’nde Toplumsal Mücadeleler (1793-1795), çeviren: Beyza Başer, Ayrıntı Yayınları, tarih, 224 sayfa, 2024

Robert Garland – Antik Yunan’da Günlük Hayat (2024)

Antik Yunan dünyasına dair derinlemesine bir keşfe hazır mısınız?

Robert Garland, ‘Antik Yunan’da Günlük Hayat’ ile sizi klasik Yunan toplumunun günlük yaşamının ayrıntılarına götürüyor.

Bu kapsamlı çalışma, hem akademik araştırmalar için vazgeçilmez bir kaynak hem de genel okuyucular için sürükleyici bir yolculuk sunuyor.

Garland, antik Yunanların sosyal yapısından ekonomik faaliyetlerine, dini uygulamalarından kültürel etkinliklerine kadar geniş bir yelpazeyi ele alıyor.

Aile hayatı, eğitim sistemi, kölelik düzeni gibi sosyal konuların yanı sıra tarım, ticaret ve zanaat gibi ekonomik faaliyetleri de ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

Yunan dininin günlük yaşam üzerindeki etkilerini, tanrılar ve tanrıçalarla olan ilişkileri ve dini bayramları titizlikle anlatıyor.

Ayrıca tiyatro, spor, müzik ve edebiyat gibi kültürel etkinliklere dair zengin bilgiler sunarken, antik Yunanların giyim, yiyecek, barınma ve kişisel bakım gibi günlük yaşam pratiklerini de gözler önüne seriyor.

Garland’ın sade ve anlaşılır anlatım tarzı, okuyuculara antik dünyanın kapılarını aralıyor ve bu döneme dair daha derin bir anlayış kazandırıyor.

  • Künye: Robert Garland – Antik Yunan’da Günlük Hayat, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2024

Peter Claus, John Marriott – Tarih: Teori ve Yönteme Giriş (2024)

Bu çalışma, yalnızca tarih yazımının kendisinden değil, aynı zamanda tarihle üretken diyaloglara giren edebiyat, sosyoloji, coğrafya ve antropoloji gibi ilgili alanlardan da tarihsel perspektifleri araştırıyor.

Yazarlar Batı’nın sınırlarının ötesinde düşünüyor ve tarihe yönelik çeşitli yaklaşımları ele alıyor.

Bunu, iyi tarihsel uygulama için temel oluşturan teorik perspektifler ve metodolojilerle etkileşime girerek yapıyorlar.

Yazarlar, tarihçilerin tarih yazımı disiplinini öğrenerek becerilerini nasıl geliştirebileceklerini analiz ediyorlar, yani tarihçilerin geçmişi keşfetme ve tarihi sosyoloji veya coğrafya gibi diğer disiplinlerden ayıran çizginin nerede olduğunu belirleme görevini nasıl yerine getirdiklerini.

Kapsamlı ve keskin gözlemlere dayanan, postmodernizme ve internet tarihine kadar, geçmişin nasıl incelendiğini ve yazıldığını anlatan çalışma, sadece tarih değil bütün lisans veya lisansüstü teori ve yöntem derslerinde zorunlu okuma listesine alınmalı.

  • Künye: Peter Claus, John Marriott – Tarih: Teori ve Yönteme Giriş, çeviren: Faik Cem Arı, Alfa Yayınları, tarih, 688 sayfa, 2024

Ryan Gingeras – Mafya, Eroin, Devlet (2024)

Yeraltı dünyasının devletle girift ilişkisi, Osmanlı’nın son döneminden bugüne modern Türkiye’nin tarihini oluşturdu, oluşturmaya da devam ediyor.

Son onyıllarda mafya ve organize suç çetelerine dair skandallar sadece gündelik siyaseti değil, Türkiye’nin yapısal koşullarını da etkiledi.

Afyon üretimi ve uyuşturucu kaçakçılığının kirli ticaretindeki karanlık eller, büyük bir ticari endüstrinin de sahipleri oldu.

İmparatorluktan ulus devlete geçişte uyuşturucu, mafya ile devlet arasında karmaşık bir ilişkiler ağı ördü.

Bu ilişkiler, yolsuzluğu ve şiddeti Türkiye’nin tarihinin ana başlıkları hâline getirdi.

Türkiye ve Amerika’daki arşiv kaynaklarından hareketle mafya, eroin ve devletin ulusal güvenlik siyasetini nasıl belirlediğini anlatan bu çalışma, Susurluk ve Ergenekon gibi davalarla karabatak gibi kimi zaman su yüzüne çıkan kimi zaman kendini gizleyen “derin devlet”in tarihini de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ryan Gingeras – Türkiye’nin Alacakaranlığı: Mafya, Eroin, Devlet, çeviren: Reyyan Karakuş, Fol Kitap, tarih, 480 sayfa, 2024

Christian Mann – Gladyatörler (2024)

Bu kitabı okurken, arenada bir gladyatörün omuzlarına binen yükü hissedecek, dövüşlerin gerilimi ve heyecanı içinde kaybolacaksınız.

  • Gladyatörlerin kaderine seyircilerin nasıl karar verdiğini öğrenmeye hazır mısınız?

Christian Mann, gladyatör dövüşlerinin büyülü dünyasını, heyecan verici bir anlatımla gözler önüne seriyor.

Etrüsklerin kadim ritüellerinden doğan bu ölümcül oyunların, Roma’nın siyasi arenasındaki rolünden, geç antik dönemin sonuna dek geçen sürecini ele alıyor.

Gladyatörlerin nerelerden ve nasıl toplandığını, onları ölümüne dövüşe hazırlayan sıkı eğitimlerini, savaşçıların günlük yaşamlarının perde arkasını, kullandıkları silahları ve rütbelerine göre ayrıldıkları sınıfları detaylarıyla anlatıyor. Roma’nın dört bir köşesinde yankılanan arenaların toplumsal ve kültürel önemini, sürükleyici bir dille keşfetmenizi sağlıyor.

  • Bu ölüm kalım savaşlarının ardındaki gerçekleri keşfetmek ister misiniz?

Gladyatörlerin hayal kırıklıkları, umutları ve zaferleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu eşsiz eseri kaçırmayın!

Bazıları aldıkları yaralar nedeniyle, bazıları bitkin düştüğü için dövüşe devam edememiş ve bazıları da dövüş sırasında rakiplerince silahsız bırakılmıştı.

Bir gladyatör pes ederse hakem dövüşü durdurur ve kazananı kucaklardı.

Sonra Roma gladyatör dövüşlerine özgü bir kurala gelirdi sıra: Kaybedenin yaşayıp yaşamayacağına karar vermeye.

Seyirciler dövüş sırasında da boş durmuyorlardı.

En sevdikleri gladyatörü alkışlamışlar, bağırışlarla ve tezahüratlarla desteklemişlerdi.

Ama şimdi, kaybedenin cesurca ve ustalıkla dövüşüp dövüşmediğine ve dolayısıyla hayatının bağışlanmasını hak edip etmediğine karar vermeleri gerekiyordu.

  • Künye: Christian Mann – Gladyatörler, çeviren: Ayşe Çevik, Runik Kitap, tarih, 122 sayfa, 2024

Robert J. C. Young – Beyaz Mitolojiler (2024)

Robert Young’un ‘Beyaz Mitolojiler’i, tarih ve Batı’nın temel kavramlarını sorgulamak için çıkılan bir yolculuğa işaret ediyor.

Young, Avrupa merkezciliği tuzağından kaçınan bir tarih yazmanın mümkün olup olmadığını sorguluyor ve tarihin sadece bir Batı efsanesi mi olduğunu merak ediyor.

Bu düşünceler, sömürge sonrası çalışmalar alanında önemli bir yön çiziyor ve alana devasa bir etki yapıyor.

Sömürge sonrası teori, edebiyat ve tarih alanlarında çalışan herkes için zorunlu bir okuma olan bu kitap, Homi Bhabha’nın önsözde belirttiği gibi, orijinal ve paha biçilmez bir müdahalede bulunuyor ve en köklü figürleri bile kendi pozisyonlarını yeniden düşünmeye sevk ediyor.

  • Künye: Robert J. C. Young – Beyaz Mitolojiler: Tarih Yazımı ve Batı, çeviren: Bensu Altunsoy, Alfa Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2024

David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi (2024)

Modern Avrupa’yı şekillendiren önemli olayları, fikirleri ve bireyleri ön plana alan ‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’, Aydınlanma’dan günümüze kıtanın tarihini gözler önüne seriyor.

Kalıcı devrim temasından yararlanan David S. Mason bir yandan devrimlerin politik, ekonomik ve bilimsel nedenlerini ve sonuçlarını araştırırken bir yandan da insan hakları ve demokrasinin gelişimi, Avrupa kimliği ve entegrasyon sorunlarını inceliyor.

‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’ bir ülke tarihine ya da belirli bir zaman diliminin ayrıntılı kronolojisine odaklanmak yerine her bir bölümde Avrupa’yı şekillendiren en önemli olaylara değiniyor.

Aydınlanma, Fransız Devrimi, Marx ve Darwin’in teorileri, 1848 ve 1917 devrimleri, Almanya ve İtalya’nın birleşmesi, Avrupa emperyalizmi, dünya savaşları, soğuk savaş, Avrupa Birliği’nin gelişimi ve genişlemesi ve Avrupa’nın karşı karşıya olduğu güncel sorunlar gibi konular hakkında Avrupa tarihine geniş bir yelpazeden bakmak isteyen okuyucular bu kitabın haritalar, zaman çizelgeleri, fotoğraflar ve bir sözlükle desteklenen son derece ilgi çekici bir anlatımı olduğunu görecektir.

  • Künye: David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi, çeviren: Bekir Çelikcan, Say Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2024

David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi (2024)

Modern Avrupa’yı şekillendiren önemli olayları, fikirleri ve bireyleri ön plana alan ‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’, Aydınlanma’dan günümüze kıtanın tarihini gözler önüne seriyor.

Kalıcı devrim temasından yararlanan David S. Mason bir yandan devrimlerin politik, ekonomik ve bilimsel nedenlerini ve sonuçlarını araştırırken bir yandan da insan hakları ve demokrasinin gelişimi, Avrupa kimliği ve entegrasyon sorunlarını inceliyor.

‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’ bir ülke tarihine ya da belirli bir zaman diliminin ayrıntılı kronolojisine odaklanmak yerine her bir bölümde Avrupa’yı şekillendiren en önemli olaylara değiniyor.

Aydınlanma, Fransız Devrimi, Marx ve Darwin’in teorileri, 1848 ve 1917 devrimleri, Almanya ve İtalya’nın birleşmesi, Avrupa emperyalizmi, dünya savaşları, soğuk savaş, Avrupa Birliği’nin gelişimi ve genişlemesi ve Avrupa’nın karşı karşıya olduğu güncel sorunlar gibi konular hakkında Avrupa tarihine geniş bir yelpazeden bakmak isteyen okuyucular bu kitabın haritalar, zaman çizelgeleri, fotoğraflar ve bir sözlükle desteklenen son derece ilgi çekici bir anlatımı olduğunu görecektir.

  • Künye: David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi, çeviren: Bekir Çelikcan, Say Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2024

Maurice Sartre – Helenistik Anadolu (2024)

Ephesus, İyonya, Bergama, Troya, Karya, Likya, Kapadokya, Komagene…

Her biri ismini uygarlığa kazıyan ve üzerinde yaşadığımız kentler…

MÖ 334’ten itibaren İskender’in fethiyle Anadolu’daki siyasi durum bambaşka bir çehre kazanır.

Yeni devletlerin kuruluşu, siyasi yıkımlar, Helenleşmiş yerli krallıkların ortaya çıkışı, birkaç bağımsız kentin varlığını sürdürmesi ve Galat istilalarıyla Helenistik Anadolu tarihinde savaşlar ve kargaşa hiç eksik olmaz.

Bir yandan Doğu’daki Ahamenişlerin baskısı diğer yandan Batı’daki Yunan-Roma şehir modeli ve örgütlenmesinin Anadolu’da bıraktığı derin izler bu coğrafyanın Doğu ve Batı arasında sürekli değişen yazgısının bir parçası sayılacaktır.

Roma’nın ikinci yüzyılın başında Küçük Asya’ya gelişi ise durumu bir kez daha değiştirecektir.

Arkeoloji dünyasının son dönem keşiflerinden yararlanarak epigrafi ve nümismatikten yoğun bir şekilde beslenen Maurice Sartre, antik çağların en büyüleyici ve merak edilen dönemi olan Helenistik Anadolu’ya ilişkin son derece özgün bir eser kaleme alır.

Sartre, yalnızca Batı Anadolu (ya da Antik Yunan’ın doğusu) ile yetinmeyip tüm Anadolu coğrafyasının birbiriyle nasıl bir alışveriş halinde olduğunu ustalıkla gösterir.

Çalışmanın yayıldığı geniş saha Ege’deki adalar, Trakya, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz bölgeleri, Pontus ve Doğu Anadolu’ya kadar uzanır.

Kitaptaki en ilginç bölümler ise yazıtların ve belgelerin okunmasıyla somutlaşır.

Bu pasajlar o dönemin ticaret ve şehir hayatına dair son derece değerli bilgiler verir.

Bunun yanında anlaşmalar, hukuki yapı, kararnameler, festivaller, armağan ve adaklar, dinî törenler, tanrı ve tanrıçaların öyküleri ve bütünüyle gündelik yaşamdan sunulan kesitler Anadolu’nun çokça dile getirilen zengin mirasını yetkin bir şekilde ortaya koyar.

  • Künye: Maurice Sartre – Helenistik Anadolu: Ege’den Kafkasya’ya, çeviren: Hakan Meral, Doğu Batı Yayınları, tarih, 496 sayfa, 2024

Paul Thompson, Joanna Bornat – Geçmişin Sesi (2024)

‘Geçmişin Sesi: Sözlü Tarih’, toplumsal tarihyazımının, tarihin öznesini değiştirmesiyle birlikte ortaya çıkan bir öğrenme ve anlama biçimi olan sözlü tarih yönteminin tekniklerini anlatırken diğer yandan da gerçekleştirilmiş sözlü tarih kayıtlarının izini sürüyor.

Zaman, trajediler ve teknolojik gelişmelerle sürekli değişirken ‘Geçmişin Sesi: Sözlü Tarih’, bu değişimin ilk ve en büyük etkilerini yaşamış olan “sıradan kahramanlar”a uzatılan kayıt cihazları ve sorulan sorularla birlikte hikâyenin gerçeğini ortaya koyuyor.

Kitap, yalnızca sahada çalışan uzmanlar için bir kaynak değil, aynı zamanda tarihe meraklı okurları da sözlü tarihçi olmak için kışkırtan bir yolculuk daveti.

Paul Thompson ile Joanna Bornat, tarih yazımının efsanelerine meydan okuyor.

Sözlü tarihin kendi geçmişini inceliyor ve değerlendiriyor.

Bu kitap daha gerçekçi ve daha dengeli bir tarih yazmak isteyenler için paha biçilmez bir araç.

Kitaptan bir alıntı:

“Sözlü tarih ve hayat hikâyeleri, insanların anılarını ve yaşam tecrübelerini dinlemeye ve kaydetmeye dayanır. Bunlar, ister toplum çalışanları, ister araştırmacılar, tarihçiler, antropologlar, sosyologlar, etnologlar, psikologlar veya diğerlerince olsun, tarihsel, sosyal veya siyasi çalışmaların birçok biçiminde kullanılır. Sözlü tarih ve hayat hikâyesi kayıtları, filmlerde, radyoda, televizyonda, miras geçmişinde, kitaplarda, internette veya müzelerde ve sergilerde sunulabilir ve başkaları için ortak bir kaynak olarak arşivlenebilir.”

  • Künye: Paul Thompson, Joanna Bornat – Geçmişin Sesi: Sözlü Tarih, çeviren: Deniz Vural, Islık Yayınları, tarih, 544 sayfa, 2024