Maurizio Gribaudi, Michèle Riot-Sarcey – 1848: Unutulmuş Devrim (2025)

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey’nin ‘1848: Unutulmuş Devrim’ (‘La Révolution Oubliée’) adlı kitabı, 1848 Fransız Devrimi’ni geleneksel tarih yazımının ötesine geçerek yeniden ele alan bir eserdir. Yazarlar, bu kitapta, devrimin sadece siyasi bir olay olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir dönüşüm süreci olduğunu savunuyorlar.

Kitapta, 1848 Devrimi’nin farklı boyutları ele alınıyor. Yazarlar, devrimin nedenlerini, aktörlerini, olaylarını ve sonuçlarını inceliyorlar. Ancak, geleneksel tarih yazımından farklı olarak, devrimin sadece Paris’teki olaylarla sınırlı olmadığını, taşradaki ve işçi sınıfı arasındaki hareketleri de inceliyorlar. Ayrıca, devrimin sadece erkeklerin değil, kadınların da katılımıyla gerçekleştiğini ve kadınların devrimdeki rollerini vurguluyorlar.

Yazarlar, 1848 Devrimi’nin sadece bir başarısızlık olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda toplumsal ve siyasi değişim için bir potansiyel taşıdığını da öne sürüyorlar. Devrimin, işçi sınıfının ve kadınların hakları için mücadele etme bilincini artırdığını ve gelecekteki toplumsal hareketlere ilham verdiğini savunuyorlar. Kitap, 1848 Devrimi’nin sadece geçmişte kalmış bir olay olmadığını, aynı zamanda günümüzdeki toplumsal ve siyasi mücadeleler için de bir ders olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Maurizio Gribaudi, Michèle Riot-Sarcey – 1848: Unutulmuş Devrim, çeviren: Beyza Başer, Ayrıntı Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2025

Aylmer Hunter-Weston – Taarruz ve Ölüm (2025)

Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden biri olan Çanakkale’de, İngiliz 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Aylmer Hunter-Weston’ın ‘Taarruz ve Ölüm’ (‘Private War Diary, Dardanelles’) adlı kitabı, Aylmer Hunter-Weston’ın savaş sırasındaki kişisel notlarını ve gözlemlerini içeriyor. Türkçede ilk kez yayımlanan günlükler, Hunter-Weston’ın savaşın gidişatına dair aldığı kritik kararları, stratejik düşüncelerini ve cephedeki zorlu koşulları ilk elden aktarıyor.

Günlükte, Hunter-Weston’ın Çanakkale’ye gelişinden itibaren cephedeki durumu değerlendirmesi, birliklerinin hareketleri, yapılan taarruzlar ve karşılaşılan zorluklar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Hunter-Weston, Osmanlı ordusunun direncini, cephedeki coğrafi zorlukları ve ikmal sorunlarını açıkça ifade ediyor. Ayrıca, savaşın siyasi boyutlarına, İtilaf Devletleri arasındaki iş birliğine ve kendi komutanlarıyla olan ilişkilerine de değiniyor.

Günlük, Çanakkale Savaşı’nın sadece askeri bir mücadele olmadığını, aynı zamanda insan psikolojisinin, liderlik becerilerinin ve stratejik düşüncenin de sınandığı bir arena olduğunu gösteriyor. Hunter-Weston’ın notları, savaşın acımasızlığını, askerlerin yaşadığı zorlukları ve cephedeki belirsizliği gözler önüne seriyor. Günlük, Çanakkale Savaşı’na dair önemli bir tarihi belge niteliği taşıyor ve savaşın farklı bir perspektiften anlaşılmasına katkıda bulunuyor.

Kitap, Hunter-Weston’ın savaş sonrası Çanakkale Komisyonu’na verdiği ifade tutanakları da ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

  • Künye: Aylmer Hunter-Weston – Taarruz ve Ölüm: Bir İngiliz Komutanının Çanakkale Savaşı Günlüğü, çeviren: Mehmet Kıbıl, Kronik Kitap, tarih, 256 sayfa, 2025

Başar Eryöner – Gelibolu’da Bir Yıl (2025)

Sonuçlarıyla sadece kendi coğrafyasını değil, dünya tarihini de etkilemiş Çanakkale muharebelerinin 110. yıldönümü. İtilaf Devletleri o güne değin toplanmış en büyük armadayla Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u düşürüp hem nefesi kesilmekte olan Rusya’ya yardım sağlamak hem de doğuda yeni bir cephe daha açarak Almanya’yı sıkıştırmak istiyordu.

1915 Şubat ayında denizden bombardımanlarla açılan Çanakkale cephesi, Ocak 1916’da son İtilaf kuvvetleri askerinin de çekilmesiyle yaklaşık bir yıl sürdü.

Başar Eryöner, ‘Gelibolu’da Bir Yıl’ adıyla hazırladığı bu albümde, Osmanlı ordusunun seferberlik faaliyetlerinden başlayarak, deniz muharebeleri, çıkarma harekâtı, kara muharebeleri, tahliye, mütareke günleri ve işgal dönemiyle savaş propagandasına dair fotoğraf ve efemeralardan oluşan, bir kısmı şimdiye kadar görülmemiş veya nadir rastlanabilecek görsel malzemeyi bir araya getirerek Çanakkale zaferinin görsel tarihine sıra dışı bir katkı sunuyor.

  • Künye: Başar Eryöner – Gelibolu’da Bir Yıl: Fotoğraflar, Kartpostallar ve Propaganda Kartlarında Çanakkale Muharebeleri, İş Kültür Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2025

Paul Strathern – Borgialar (2025)

Paul Strathern’in bu kitabı, Rönesans İtalya’sının en tartışmalı ailelerinden biri olan Borgia ailesinin yükselişini ve düşüşünü detaylı bir şekilde ele alıyor. ‘Borgialar: Tarihin En Kötü Şöhretli Ailesi’ (‘The Borgias’), ailenin siyasi entrikalarını, skandallarını ve Rönesans dönemindeki etkilerini inceliyor. Strathern, Borgia ailesinin kökenlerinden başlayarak, Rodrigo Borgia’nın Papa VI. Alexander olarak seçilmesine ve ailesinin Vatikan’daki gücünü artırmasına kadar olan süreci anlatıyor. Papa VI. Alexander’ın liderliğinde, Borgia ailesi, siyasi manevralar, evlilik ittifakları ve hatta cinayet gibi yöntemlerle İtalya’daki etkilerini genişletiyor.

Kitap, ailenin en dikkat çekici üyelerinden Cesare ve Lucrezia Borgia’nın hayatlarına da odaklanıyor. Cesare Borgia’nın askeri dehası ve siyasi hırsları, onu dönemin en güçlü figürlerinden biri haline getirirken, Lucrezia Borgia’nın evlilikleri ve sosyal konumu, ailenin siyasi stratejilerinin bir parçası olarak kullanılıyor. Strathern, Borgia ailesinin iktidar hırsının ve acımasız yöntemlerinin, onları hem hayranlık uyandıran hem de korkulan bir aile yaptığını vurguluyor. Ancak, ailenin yükselişi kadar düşüşü de hızlı oluyor. Papa VI. Alexander’ın ölümü ve Cesare Borgia’nın siyasi hataları, ailenin Vatikan’daki gücünü kaybetmesine neden oluyor.

Kitap, Borgia ailesinin Rönesans İtalya’sındaki etkisini ve mirasını değerlendirerek sona eriyor.

Strathern, ailenin siyasi entrikalarının ve skandallarının, onları tarihin en tartışmalı ailelerinden biri yaptığını belirtiyor.

  • Künye: Paul Strathern – Borgialar: Tarihin En Kötü Şöhretli Ailesi, çeviren: Gökçen İleri, Kronik Kitap, tarih, 416 sayfa, 2025

Ivan T. Berend – 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi (2025)

Ivan T. Berend’in ‘20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi’ (‘An Economic History of Twentieth-Century Europe’) Avrupa’nın yirminci yüzyıldaki ekonomik gelişimini kapsamlı bir şekilde ele alan bir eser. Genişletilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini alan bu kitabında Berend, yüzyılın başından sonuna kadar Avrupa ekonomisini şekillendiren önemli olayları, eğilimleri ve yapısal değişimleri inceler. Kitap, Avrupa ekonomisinin iki dünya savaşı, Büyük Buhran, Soğuk Savaş ve Avrupa entegrasyonu gibi önemli olaylardan nasıl etkilendiğini analiz eder.

Berend, yirminci yüzyıl Avrupa ekonomisini üç ana döneme ayırır: 1900-1945, iki dünya savaşı ve Büyük Buhran’ın damgasını vurduğu bir dönemdir. Berend, bu dönemde Avrupa ekonomisinin nasıl çöktüğünü ve yeniden inşa edildiğini inceler. 1945-1973, “Altın Çağ” olarak da bilinen, Avrupa ekonomisinin hızlı bir şekilde büyüdüğü ve refahın arttığı bir dönemdir. Berend, bu büyümenin nedenlerini ve sonuçlarını analiz eder. 1973-2000, petrol krizleri, stagflasyon ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi gibi olayların yaşandığı bir dönemdir. Berend, bu dönemde Avrupa ekonomisinin nasıl yavaşladığını ve yeniden yapılandığını inceler.

Kitapta ele alınan bazı önemli temalar şunlardır: Avrupa ekonomisinin küreselleşme, teknolojik değişim ve demografik değişim gibi uzun vadeli eğilimlerden nasıl etkilendiği. Avrupa ekonomisinin farklı bölgeleri arasındaki (Batı, Doğu, Kuzey ve Güney) farklılıklar ve benzerlikler. Avrupa ekonomisinin devlet müdahalesi, piyasa mekanizmaları ve sosyal politikalar gibi farklı kurumsal düzenlemelerden nasıl etkilendiği. Avrupa ekonomisinin çevre, enerji ve eşitsizlik gibi önemli sorunlarla nasıl başa çıktığı.

Berend, Avrupa ekonomisinin yirminci yüzyıldaki karmaşık ve dinamik gelişimini anlamak için zengin bir tarihsel bakış açısı sunuyor. Kitap, Avrupa ekonomisinin geleceği hakkında düşünmek için de değerli bir çerçeve sunuyor.

  • Künye: Ivan T. Berend – 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi, çeviren: Serpil Çağlayan, İş Kültür Yayınları, iktisat, 392 sayfa, 2025

Vitus Huber – Konkistadorlar (2025)

Vitus Huber’in ‘Konkistadorlar: Amerika’nın İşgali’ (‘Die Konquistadoren: Cortés, Pizarro und die Eroberung Amerikas’) adlı kitabı, İspanyol fatihlerin Amerika kıtasını nasıl keşfedip işgal ettiklerini ve yerli halkları nasıl etkilediklerini inceleyen bir eserdir. Kitap, Hernán Cortés ve Francisco Pizarro gibi önemli isimlerin liderliğinde gerçekleşen fetih hareketlerini ve bu hareketlerin sonuçlarını detaylı bir şekilde ele alıyor.

Huber, İspanyol fatihlerin motivasyonlarını, stratejilerini ve yerli halklarla olan etkileşimlerini analiz ediyor. Fatihlerin, altın ve toprak arayışıyla motive olduklarını, ancak aynı zamanda Hristiyanlığı yayma ve İspanyol İmparatorluğu’nu genişletme gibi ideolojik hedeflere de sahip olduklarını gösteriyor. Kitap, Aztek ve İnka imparatorlukları gibi büyük yerli medeniyetlerin fethini ve bu medeniyetlerin çöküşünü anlatıyor.

Kitap, sadece askeri fetihlere değil, aynı zamanda bu süreçte yaşanan kültürel karşılaşmalara, yerli halkların direnişine ve sömürge düzeninin kurulmasına da odaklanıyor. Kitap, fatihlerin yerli halklara karşı uyguladığı şiddeti, hastalıkların yayılmasını ve yerli kültürlerin nasıl yok edildiğini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, bazı yerli grupların İspanyollara karşı nasıl direndiğini ve kendi kültürlerini korumaya çalıştığını da anlatıyor.

Huber’in eseri, Amerika’nın fethinin çok boyutlu bir tarihini sunuyor. Kitap, fatihlerin kahramanlıklarını abartmadan, onların eylemlerinin sonuçlarını ve yerli halklar üzerindeki etkilerini eleştirel bir şekilde değerlendiriyor. “Fatihleri”, Amerika kıtasının keşfi ve işgali hakkında daha derin bir anlayış geliştirmek isteyen herkes için önemli bir kaynaktır.

  • Künye: Vitus Huber – Konkistadorlar: Amerika’nın İşgali, çeviren: Muhammed Mustafa Albayrak, Runik Kitap, tarih, 124 sayfa, 2025

Pascal Acot – Bilim Tarihi (2025)

Pascal Acot’un ‘Bilim Tarihi’ (‘L’Histoire des sciences’) adlı kitabı, bilimin insanlık tarihi boyunca nasıl geliştiğini ve şekillendiğini inceleyen kapsamlı bir eserdir. Kitap, bilimin doğuşundan günümüze kadar olan serüvenini, farklı medeniyetlerdeki bilimsel gelişmeleri ve bilim insanlarının katkılarını ele alır.

Acot, bilimin sadece bilgi birikimi olmadığını, aynı zamanda bir düşünce biçimi ve bir dünya görüşü olduğunu vurguluyor. Bilimin, insanın doğayı anlama ve kontrol etme çabasının bir sonucu olduğunu, bu çabanın da merak, gözlem, deney ve akıl yürütme gibi temel unsurlara dayandığını belirtiyor.

Kitapta, antik çağdaki Mısır, Mezopotamya ve Yunan medeniyetlerindeki bilimsel gelişmeler, Orta Çağ’daki İslam dünyasındaki bilimsel çalışmalar, Rönesans’la birlikte Avrupa’da bilimsel düşüncenin yeniden canlanması, Bilim Devrimi, Aydınlanma Çağı ve modern bilim gibi önemli dönemler ve olaylar ayrıntılı bir şekilde inceleniyor. Her dönemdeki bilimsel gelişmelerin toplumsal, kültürel ve ekonomik etkileri de değerlendiriliyor.

Acot, bilimin sadece pozitif bir güç olmadığını, bazen insanlığın ve doğanın aleyhine de kullanılabileceğini belirtir. Bilimin etik boyutuna da değinen yazar, bilim insanlarının sorumluluklarını ve bilimin doğru kullanımının önemini vurgular.

‘Bilim Tarihi’, bilimin insanlık tarihindeki yerini ve önemini anlamak için önemli bir kaynak. Bilime ilgi duyan herkesin okuması gereken bir eser.

  • Künye: Pascal Acot – Bilim Tarihi, çeviren: Nermin Acar, Dost Kitabevi, bilim, 160 sayfa, 2025

Yiğit Akın – Cihan Harbi’nin Cephe Gerisi (2025)

Yiğit Akın’ın ‘Cihan Harbi’nin Cephe Gerisi’ (‘The Ottoman Home Front during World War I’) adlı eseri, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş esnasındaki sosyal, ekonomik ve politik koşullarını inceleyen önemli bir çalışma. Akın, savaşın Osmanlı toplumunu nasıl etkilediğini, cephedeki askerlerin ve geride kalan sivillerin yaşadığı zorlukları, savaş ekonomisinin çöküşünü ve toplumsal dönüşümleri detaylı bir şekilde ele alıyor.

Kitap, Osmanlı Devleti’nin savaşa giriş nedenlerini ve savaşın başlangıcındaki genel durumu özetleyerek başlıyor. Ardından, savaşın ilan edilmesiyle birlikte toplumun seferberlik ruhuyla nasıl etkilendiğini anlatıyor. Akın, savaşın ilk dönemlerinde görülen coşkunun zamanla nasıl yerini yorgunluğa, umutsuzluğa ve açlığa bıraktığını vurguluyor.

Eser, savaşın Osmanlı ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkilerini ayrıntılı olarak inceliyor. Savaş harcamalarını karşılamak için uygulanan politikaların enflasyona, işsizliğe ve kıtlığa yol açtığını gösteriyor. Akın, Osmanlı ekonomisinin savaş süresince nasıl çöktüğünü, altyapının nasıl zarar gördüğünü ve ticaretin nasıl sekteye uğradığını belgelerle ortaya koyuyor.

Kitap, savaşın Osmanlı toplumunun farklı kesimlerini nasıl etkilediğini de mercek altına alıyor. Cephedeki askerlerin yaşadığı zorluklar, cephe gerisindeki kadınların ve çocukların karşılaştığı güçlükler, savaş zengini olarak bilinen bazı kesimlerin yükselişi ve yoksullukla mücadele edenlerin çaresizliği canlı bir şekilde anlatılır. Akın, savaşın toplumsal eşitsizlikleri nasıl artırdığını ve toplumsal yapıyı nasıl dönüştürdüğünü vurguluyor.

Eser, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş sırasındaki politikalarını ve yönetim şeklini de ele alıyor. İttihat ve Terakki Partisi’nin savaş politikaları, savaşın yönetimi, propaganda faaliyetleri ve azınlıkların durumu gibi konulara değinilir. Akın, savaşın Osmanlı siyasetini nasıl radikalleştirdiğini ve otoriterleşmeye yol açtığını gösteriyor.

Özetle ‘Cihan Harbi’nin Cephe Gerisi’, Osmanlı toplumunun I. Dünya Savaşı sırasındaki deneyimlerini anlamak için önemli bir kaynak. Akın’ın titiz araştırması ve detaylı analizi, savaşın Osmanlı toplumu üzerindeki derin ve kalıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Kitap, tarihçiler, akademisyenler ve Osmanlı tarihiyle ilgilenen herkes için değerli bir okuma sunuyor.

  • Künye: Yiğit Akın – Cihan Harbi’nin Cephe Gerisi, çeviren: Uğur Zekeriya Peçe, İletişim Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2025

Helmuth Schneider – Antik Teknoloji Tarihi (2025)

Helmuth Schneider’in ‘Antik Teknoloji Tarihi’ adlı eseri, antik çağdaki teknolojik gelişmeleri ve uygulamaları inceleyen kapsamlı bir çalışma. Bu kitap, antik dönemdeki mühendislik, mimarlık, üretim teknikleri, ulaşım, tarım ve diğer teknolojik alanlardaki bilgileri ve uygulamaları detaylı bir şekilde ele alarak, modern teknolojinin kökenlerini anlamamıza yardımcı oluyor.

Schneider’in eseri, antik çağdaki mühendislik ve mimarlık alanındaki önemli projeleri, su kemerleri, köprüler, yollar, tapınaklar ve diğer yapıları inceler. Antik Yunan ve Roma’daki mühendislik projelerinin teknik detaylarına inerek, o dönemin mühendislik bilgisini ve becerilerini gözler önüne serer. Aynı zamanda, seramik, metal işleme, cam yapımı, tekstil üretimi gibi antik dönemdeki üretim tekniklerini ve kullanılan araçları detaylı bir şekilde ele alır. Bu sayede, antik çağdaki üretim süreçleri ve teknik altyapı hakkında kapsamlı bir bilgi sunar.

Ulaşım konusunda ise, antik çağdaki gemiler, arabalar ve diğer ulaşım araçları, denizcilik ve kara taşımacılığı hakkında bilgiler verir. Antik dönemdeki ulaşım ağlarının nasıl inşa edildiği, hangi araçların kullanıldığı ve bu araçların teknik özellikleri hakkında detaylı bilgiler sunar. Tarım alanında da antik dönemdeki tarım teknikleri, sulama sistemleri ve tarım araçları incelenir. Antik çağdaki tarım uygulamalarının ve verimliliğin nasıl sağlandığına dair önemli bilgiler sunar.

Kitapta, madencilik, enerji kullanımı, silah yapımı gibi diğer teknolojik alanlardaki gelişmeler de yer alır. Antik çağdaki teknolojik gelişmelerin sadece mühendislik ve üretimle sınırlı olmadığını, aynı zamanda diğer alanlarda da önemli ilerlemelerin kaydedildiğini gösterir. Bu sayede, antik çağdaki teknolojik gelişmelerin çok yönlü ve kapsamlı bir şekilde ele alınmasını sağlar.

Özetle kitap, antik çağdaki teknolojik gelişmeleri anlamak için önemli bir kaynaktır. Antik dönemin teknik bilgisi ve becerileri hakkında kapsamlı bir bakış sunar ve modern teknolojinin kökenlerini anlamamıza yardımcı olur. Bu kitap, tarihçiler, arkeologlar, mühendisler, mimarlar ve antik teknolojiye ilgi duyan herkes için değerli bir kaynaktır. Antik çağdaki teknolojik gelişmelerin izini sürmek ve bu alandaki bilgi birikimini artırmak isteyen herkes için temel bir eserdir.

  • Künye: Helmuth Schneider – Antik Teknoloji Tarihi: Medeniyetlere Yön Veren İcatlar, çeviren: Tuna Akçay, Runik Kitap, tarih, 142 sayfa, 2025

Elizabeth L. Eisenstein – Erken Modern Avrupa’da Matbaa Devrimi (2025)

Elizabeth L. Eisenstein’ın ‘Erken Modern Avrupa’da Matbaa Devrimi’ (‘The Printing Revolution in Early Modern Europe’) adlı eseri, matbaanın icadının ve yaygınlaşmasının erken modern Avrupa üzerindeki dönüştürücü etkilerini inceleyen çığır açan bir çalışmadır. Eisenstein, matbaanın sadece bilgi yayımını hızlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda düşünce biçimlerini, toplumsal yapıları ve kültürel kurumları da derinden etkilediğini savunur.

Kitapta, matbaanın icadından önce Avrupa’da el yazması kültürü ve bilginin yayılma biçimleri ayrıntılı olarak ele alınır. Eisenstein, matbaanın ortaya çıkışıyla birlikte bilginin daha hızlı, daha doğru ve daha geniş kitlelere ulaşılabilir hale geldiğini vurgular. Bu durum, Rönesans, Reformasyon ve Bilim Devrimi gibi önemli kültürel ve entelektüel hareketlerin gelişiminde kritik bir rol oynamıştır.

Eisenstein, matbaanın sadece bilgi yayımını değil, aynı zamanda bilginin örgütlenme biçimini de değiştirdiğini belirtir. Matbaa sayesinde kitaplar daha standart hale gelmiş, bilginin depolanması ve erişimi kolaylaşmıştır. Bu durum, bilimsel araştırmaların, felsefi tartışmaların ve edebi eserlerin yaygınlaşmasına ve daha geniş kitleler tarafından erişilebilir olmasına yol açmıştır.

Kitapta, matbaanın toplumsal etkileri de ayrıntılı olarak incelenir. Eisenstein, matbaanın okuryazarlık oranlarını artırdığını, yeni iletişim biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olduğunu ve toplumsal katılımı teşvik ettiğini savunur. Matbaa, aynı zamanda siyasi ve dini propaganda için de etkili bir araç haline gelmiş, bu da toplumsal ve siyasi değişimlere katkıda bulunmuştur.

Eisenstein, matbaanın erken modern Avrupa’sında yarattığı değişimi “iletişim devrimi” olarak adlandırır. Bu devrim, bilginin yayılma biçimini, düşünce yapısını ve toplumsal etkileşimi derinden etkileyerek modern dünyanın temellerini atmıştır. Kitap, matbaanın sadece teknolojik bir yenilik olmadığını, aynı zamanda kültürel, entelektüel ve toplumsal bir dönüşümün tetikleyicisi olduğunu gösterir.

Özetle ‘Erken Modern Avrupa’da Matbaa Devrimi’, matbaanın tarihsel önemini ve etkilerini anlamak için temel bir eserdir. Eisenstein’ın kapsamlı araştırması ve derinlikli analizi, matbaanın modern dünyayı nasıl şekillendirdiğine dair önemli içgörü sunar. Kitap, tarih, iletişim, kültür ve sosyal bilimler alanlarında çalışanlar için değerli bir kaynak niteliği taşır.

  • Künye: Elizabeth L. Eisenstein – Erken Modern Avrupa’da Matbaa Devrimi, çeviren: Hamit Çalışkan, İş Kültür Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2025