Yaşar Hanım – Ağrı İsyanı’nda İstanbullu Bir Kadın (2023)

Bu kitap, Cumhuriyet dönemi Kürt tarihinin çok önemli bir kesitine doğrudan tanıklık etmiş olan Yaşar Hanım’ın anılarını ilk kez gün ışığına çıkarıyor.

Ağrı İsyanı’nda Kürt direnişçilerin komutanı olan Hoybun Cemiyetinin liderlerinden İhsan Nuri Paşa ile evliliğinden sonra, Kürtlerin modern Türkiye’nin kuruluş sürecindeki serencamına şahit olan Yaşar Hanım, anlattıklarıyla Cumhuriyet’in yeni Türkiye’sinin ve Türkiye Kürtlerinin ayrıntılı bir resmini çiziyor.

Taner Akçam, bu anılar için şöyle diyor:

“Yaşar Hanım’ın anılarını bir solukta okudum. Erkek milletinin, ‘erkeklik saplantıları’, ‘ideolojik körlükleri’ ve ‘endişe kabızlıkları’ nedeniyle kıvranıp yazamadıklarına inat, Yaşar Hanım’ın anılarının her satırından ‘hakikat’ ve ‘insan’ fışkırır. Yaşar Hanım Hatıratında, sıradan, duru ve tertemiz bir anlatımla bize dönemin olaylarını ve insanlarını tanıtır. Ve belki de en önemlisi, tüm olaylar girdabı içinde, onun İhsan Nuri’ye olan aşkının derinliğini öğrenir, hayran kalırız.

“Elinizdeki kitap bir ‘aşk hikayesi’ değil; ama siyaset dahil hiçbir şeyin ‘aşksız’ olamayacağının en önemli göstergesi… Siyasi boyutuyla da Ağrı İsyanı’nı anlamak istiyorsanız, Yaşar Hanım’ı okuyun derim. Çünkü orada tüm çıplaklıkları ile insanlar var. Keşke tüm anıları sadece kadınlar yazsaydı…”

  • Künye: Yaşar Hanım – Ağrı İsyanı’nda İstanbullu Bir Kadın: Yaşar Hanım’ın Anıları, hazırlayan: Sedat Ulugana ve Kumru Toktamış, Dipnot Yayınları, anı, 160 sayfa, 2023

Giancarlo Casale – Osmanlı’nın Keşif Çağı (2023)

 

“Osmanlı Yeni Dünya’yı neden keşfetmedi?” sorusu Osmanlı’nın “doğal sınırlar”ına ulaştığı, “merak duygusunun gelişmediği” hatta “durağan bir yapı”yı temsil ettiği söylemleri etrafında çokça tartışıldı.

Üç kıtaya hâkim olacak kadar askerî ve siyasi güce sahip bir devlet, keşif rekabetini nasıl ıskaladı?

Bu kitap, bu sorunun yanlış ifade edildiği iddiasıyla şu soruyu öneriyor: “Osmanlılar keşif yapmak istedi mi?”

Keşiflerin öncüsü Portekizliler bunu Kızıldeniz baharat ticaretine hâkim olmak ve Memlük Mısırı’nı işgal etmek için istemişti.

Fakat Memlük topraklarını ele geçiren Portekizliler değil, Osmanlılar oldu.

Böylelikle, anlatılagelenin aksine, Osmanlı Devleti Hint Okyanusu etrafında dönen “küresel siyaset”te ben de varım, dedi.

Üç kıtada çeşitli dillerde yazılmış arşiv kaynaklarına dayanan bu kitap padişahların, vezirlerin, casusların, korsanların ve haremdeki kadınların Osmanlı Hint Okyanusu siyasetindeki rollerini gözler önüne seriyor.

Bu öznelerin Osmanlı’yı Hint Okyanusu rekabetinde hâkim güçler arasına kattığını öne sürüyor.

  • Künye: Giancarlo Casale – Osmanlı’nın Keşif Çağı, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Fol Kitap, tarih, 416 sayfa, 2023

Peter Burke – Bilgi Tarihinde Sürgünler ve Göçmenler (2023)

Tarihçi Peter Burke, entelektüel diasporaları ele aldığı bu geniş kapsamlı çalışmasında, sürgün ve göçmenlerin tarih boyunca bilgiye yaptıkları ayırt edici katkıyı sorguluyor.

Sürgün ve göçmenlerin, dahası iki kültür arasında aracılık eden herkesin, insanın ufkunun genişlemesine katkılarının dökümünü yapıyor.

Dahası bu katkıları ayrıksı kılan şeyi, yani yerelcilikten uzaklaşmanın üstünde duruyor.

Kitap, sürgün ve göçmenliğin olumlu sonuçlarından bazılarına, kara bulutların arasından görünen ışığa odaklanıyor.

Geniş bir coğrafyaya ve geniş bir zamana odaklanan çalışma, bilgi tarihinde kayıpların yanı sıra kazançları, etkileşimleri, etkileşimlerden doğan melezleşmeyi, mesela Alman teorisi ile Anglo–Amerikan ampirizmi arasındaki yaratıcı melezleşmeyi ele alıyor.

Bu güncel değerlendirme, kişisel kayıplarına rağmen sürgün ve göçmenlerin yeni vatanlarına getirdikleri entelektüel sermayenin sonuçları üstünde duruyor.

‘Bilgi Tarihinde Sürgün ve Göçmenler” bir hayatta kalma mücadelesinin bilgi tarihi açısından etkileşimlerle dolu hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Peter Burke – Bilgi Tarihinde Sürgünler ve Göçmenler (1500-2000), çeviren: Turgay Sivrikaya, Islık Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2023

Jeremy D. Popkin – Yeni Dünyanın Başlangıcı (2023)

Saygın tarihçi Jeremy D. Popkin, bu abidevi eserinde Batı tarihinin köşe taşlarından biri hâline gelmiş Fransız Devrimi’nin cesur, kışkırtıcı ve yeni bir yorumunu okura sunuyor.

Alanda elli yıla yaklaşan deneyimini ve ilk elden kaynakları kullanarak, iki yüzyıldır anlatılagelen devrim tarihini ve dünyanın çehresini değiştiren bu olayın aktörlerini yeniden ve farklı bir gözle düşünmeye çağırıyor.

Monarşiyi tasfiye edip yeni bir toplumun kurulmasına götüren olayları, hararetli tartışmaları, şiddetli çatışmaları, faillerinin gözünden, karşılıklı ilişkilerinden ve kıyasıya rekabetlerinden hareketle gün gün, ay ay ele alarak, Devrim’in Terör Saltanatı’na ve en sonunda tek adam yönetimine nasıl yol açtığını sürükleyici bir roman havasında anlatıyor.

Mirabeau, Robespierre, Danton, Marat gibi devrimin büyük isimlerinin yanı sıra, devrimin her adımında yer almalarına rağmen genellikle göz ardı edilmiş Olympe de Gouges gibi kadınların ve ezilen halkların olaylarda en ön saflarda oynadıkları hayati rolleri de gözler önüne seriyor.

Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi ideallerle yola çıkan hareketlerin insanlığın karanlık yanına nasıl yenik düşebildiğini göstererek bugün çağdaş toplumların boğuştuğu milliyetçilik, totalitarizm, tek adam yönetimleri gibi siyasi ve toplumsal sorunların tohumlarının hangi anlarda ve nasıl atıldığını açığa çıkarıyor.

  • Künye: Jeremy D. Popkin – Yeni Dünyanın Başlangıcı: Fransız Devrimi’nin Yeni Tarihi, çeviren: Gamze Karaca ve Özgür Balkılıç, Fol Kitap, tarih, 728 sayfa, 2023

Serdar Korucu – Türk Basınında Yahudi Mülteciler (2023)

 

Türkiye’nin 1940’lardaki Yahudi mülteci krizine bakışı, dönemin Başbakanı Refik Saydam’ın mecliste sarf ettiği “Türkiye başkaları tarafından arzu edilmiyen insanlar için vatan hizmeti göremez. Bizim tuttuğumuz yol budur” cümlesinde somutlaşır.

Yahudi mülteci gemileri dendiğinde ilk akla gelen, 24 Şubat 1942’de, 769 yolcusuyla Karadeniz’de batırılan Struma olsa da, öncesinde ve sonrasında da irili ufaklı onlarca gemi, soykırımdan kaçan Avrupalı Yahudileri Karadeniz üzerinden, “yasadışı mülteci” olarak Filistin’e götürmek için çıktıkları seferlerde Türkiye karasularında yol alır ve bazen de Türk limanlarına sığınmak zorunda kalır.

Limanlarda beliren her bir gemi, Türk basınında 30’lu yıllardan itibaren yükselişe geçmiş Yahudi-karşıtlığının kendine ifade alanı bulması için bir vesile olur.

Türk limanlarını bir an önce terk etmeye zorlanan ya da Karadeniz’e geri itilen bu gemilerden Salvador ve Mefkûre de, tıpkı Struma gibi yüzlerce Yahudi’ye mezar olacaktır.

Gazeteci ve yazar Serdar Korucu, Yahudi mülteci gemileri üzerine dünya literatürünü ve Türkiye’de yayımlanan gazete ve dergileri tarayarak Türkçedeki en kapsamlı çalışmayı kaleme aldı.

  • Künye: Serdar Korucu – Türk Basınında Yahudi Mülteciler, 1938-1945: “Başkaları Tarafından Arzu Edilmeyen İnsanlar”, Alfa Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2023

Mehmet Beşikçi – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği (2023)

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı insangücü seferberliği üzerine önemli bir çalışma.

Özellikle Anadolu coğrafyasını ve imparatorluğun Müslüman nüfusunu odağına alan kitabında Mehmet Beşikçi, bir yandan Osmanlı devletinin, sürekli seferberlik mecburiyetinin doğurduğu badirelerle nasıl baş etmeye çalıştığını irdelerken, diğer yandan da bu sürecin Anadolu bağlamında devlet-toplum ilişkisini nasıl yeniden şekillendirdiğini keşfediyor.

Beşikçi, Osmanlı ordusunun Birinci Dünya Savaşı’nın gerektirdiği yoğun insan gücü seferberliğini nasıl yürüttüğünü, kapsamlı arşiv taramasını zengin bir süreli yayın ve anı-hatırat literatürüyle harmanlayarak araştırıyor.

Seferberlik koşullarının devlet-toplum ilişkilerini yeniden şekillendirici bir etki yaptığını savunan Beşikçi, bu süreçte Osmanlı devleti bir yandan daha merkezî, otoriter ve milliyetçi bir eğilime girerken, diğer yandan toplumun seferberlik politikalarına karşı tepkiler verebileceği bir alanın da açıldığını gösteriyor.

Zorunlu askerlik sisteminin savaş yıllarındaki sancılı ama pragmatik işleyişi, yurt cephesine nüfuz etmenin artan önemi ve yıpratıcı cephe koşullarında derinleşen firar meselesi kitapta masaya yatırılıyor.

Gözden geçirilmiş yeni baskısıyla ‘Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği’, yalnızca savaşın askerî ve sosyal tarihi literatürüne değil, aynı zamanda devlet-toplum ilişkileri, siyasal mobilizasyon ve milliyetçilik açısından Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş süreci tartışmalarına da önemli bir katkı.

Kitaptan bir alıntı:

“Toplumsal aktörler Osmanlı seferberlik tecrübesi esnasında devlete karşı tamamen edilgen ve pasif [değildi]; devletin seferber edici politikalarının hedefi olan insanlar faildi ve kendilerini etkileyen politikaları yeniden şekillendirebilen tepkiler üretiyorlardı. Bu tepkiler, giderek kötüleşen savaş koşullarında toplumsal aktörlerin kendi beklentileri ve önceliklerinin devletinkilerle ne kadar örtüşüp örtüşmediğine göre gönüllü destek şeklinde tezahür edebildiği gibi, seferberlik uygulamalarına açıkça direnç gösterme şeklinde de olabiliyordu.”

  • Künye: Mehmet Beşikçi – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği, İletişim Yayınları, tarih, 365 sayfa, 2023

Harald Haarmann – Dünya Tarihinde Unutulmuş Kültürler (2023)

Bazı kültürler sonsuza dek unutulmaya mahkûmdur, bazıları ise en azından takip edebileceğimiz izler bırakmıştır.

Harald Haarmann bu kitapta, dünyanın dört bir yanına dağılmış, büyük medeniyetlerin oluşumunda önemli roller oynamış ve kalıntıları günümüze dek ulaşmış bu “unutulan” kültürlerin izini sürüyor.

Avcı toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçen insanın öyküsünde, pek çok kültür ortaya çıkmış ve bu kültürlerin çoğu tüm insanlığa mâl olmuştur.

Ne var ki en az dünyaya mâl olan bu örnekler kadar etkili olan bazı kültürler de tarihte yok olup gitmişlerdir.

Yok olmayanlar da büyük medeniyetlerin içinde bir şekilde varlıklarını devam ettirmeyi başarmıştır.

Haarmann’ın bu kitabında ele aldığı 25 örnek, insanlığın düşündüğümüzden çok daha fazla kültürel seçeneğe sahip olduğunu son araştırmalara dayanan bilgiler ışığında gözler önüne seriyor.

Arkeoloji, dilbilim ve genetik alanlarında yapılan en yeni araştırmaları bir araya getiren Haarmann, esrarengiz halkların izini sürüyor.

  • Künye: Harald Haarmann – Dünya Tarihinde Unutulmuş Kültürler: İnsanlığın Kayıplara Karışmış 25 Patikası, çeviren: Aysel Deregözü, Runik Kitap, tarih, 258 sayfa, 2023

Mehlika Mete – Cumhuriyet’in Ziraatçıları (2023)

Emperyalizmle hesaplaşıp işgalden kurtulan bir ülkenin kaderi bu kez açlıkla savaşmaktır.

Tarımsal ve hayvansal üretimi hızla arttırmak köktenci bir yaklaşımı gerektirir.

Bu ise bilimsel yöntemlere başvurmak kadar uygulamada ussal davranmak, tasarlanmış denemelerin sonuçlarından ders çıkarmakla yaşam bulabilir.

Bu yol ve yordam düşmanla savaşmaktan daha çetin ve engebelidir.

Mustafa Kemal, Selanik’ten kapı komşularının yeğenleri İyriboz kardeşleri Balkan Savaşları öncesi gördüğünde henüz bu tür sorunlardan habersiz genç bir subay olarak delikanlılara öğütler:

“Siz ne olacaksınız? Ne iş tutacaksınız?” diye sordu fakat cevap beklemeden devam etti.

“Asker olun. Siz asker olun.”…

Aynı Mustafa Kemal 1921 yazında cepheye gitmek isteyen, Selanik Ziraat Mektebi’nde başlayan öğrenimleri Halkalı Ziraat Mektebi’nde bitiren yeni ziraatçılar yetiştirmekle görevli kardeşlere bu kez öğüt yerine emir verir:

“Biz onları nasıl olsa tepeleyeceğiz. Sen işine bak. Talebelerini al, Kayseri’ye git.”

Bu düşünsel bir “Uzun Atlama”dır, devrimdir.

Mehlika Mete bu devrimin uzun öyküsünün kahramanlarından Nihat Şevket ve Celal İyriboz kardeşlerin yaşamlarını; belgeler, birinci elden tanıklar, yerinde gözlemler eşliğinde, Osmanlı’nın Cumhuriyet’e bakiyesi geniş bir coğrafyadaki tarımsal etkinliğin sahnesini titizlikle ve duygusuyla gözler önüne seriyor.

  • Künye: Mehlika Mete – Cumhuriyet’in Ziraatçıları: İyriboz Kardeşler, h2O Kitap, tarih, 129 sayfa, 2023

Margaret Macmillan – Savaş (2023)

Savaşma içgüdüsü insan doğasında doğuştan olabilir, ancak savaş ve örgütlü şiddet örgütlü toplumla birlikte gelir.

Savaş, insanlığın tarihini, sosyal ve politik kurumlarını, değerlerini ve fikirlerini şekillendirmiştir.

Dilimiz, kamusal alanlarımız, özel anılarımız ve en büyük kültürel hazinelerimizden bazıları savaşın ihtişamını ve sefaletini yansıtıyor.

Savaş rahatsız edici ve zorlu bir konu, çünkü insanlığın hem en aşağılık hem de en asil yönlerini ortaya çıkarıyor.

Margaret MacMillan, savaşın insan toplumunu nasıl etkilediğine ve buna karşılık siyasal örgütlenme, teknoloji veya ideolojilerdeki değişikliklerin de nasıl ve neden savaştığımızı nasıl etkilediğine bakıyor.

‘Savaş: Çatışmalar Bizi Nasıl Biçimlendirdi?’ çok tartışılan şu soruları araştırıyor:

  • Savaş ilk ne zaman başladı?
  • İnsan doğası bizi birbirimizle savaşmaya mı mahkûm ediyor?
  • Savaş neden tüm insan etkinliklerinin en örgütlüsü olarak tanımlanıyor?
  • Neden savaşçılar neredeyse her zaman erkektir?

Künye: Margaret Macmillan – Savaş: Çatışmalar Bizi Nasıl Biçimlendirdi?, çeviren: Belkıs Dişbudak, Alfa Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2023

Katy Turton – Unutulmuş Yaşamlar (2023)

Lenin’in, Çar’a suikast suçlamasıyla genç yaşta idam edilen Aleksandr dışında dört kardeşi daha vardır: Lenin’den yaşça daha büyük 1864 doğumlu Anna; devrimci mücadeleye ve Petersburg’da üniversite eğitimine başladıktan kısa süre sonra erken yaşta tifodan ölen Olga; kardeşlerin en uzun yaşayanı Dmitriy; kardeşlerin en küçüğü Mariya.

Bu kardeşler Rusya’daki devrimci harekette aktif olarak yer almışlardır.

Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ndeki bölünmeden sonra Lenin’in önderlik ettiği Bolşeviklerin saflarında yeraltı mücadelesi vermiş, hapsedilmiş, sürülmüş, Ekim Devrimi’nden sonra da etkin görevlerde bulunmuşlardı.

Ne var ki Rus Devrimi ve Lenin üzerine yapılmış çalışmalarda bu kardeşler hakkında pek az bilgiye rastlanır.

Kardeşler, özellikle de kız kardeşler, satır aralarında, ağırlıkla Lenin’in hayatını kolaylaştırmak için yaptıkları hizmetlerle anılırlar.

Peki, devrimin her anında ve her aşamasında yer alan bu kadınların devrime katkısı satır aralarına sığdırılabilir mi?

Rus devrim tarihi ve bu devrimde kadınların rolü üzerine uzmanlaşan Katy Turton’ın yoğun ve sabırlı çalışmasının ürünü olan bu kitapta Lenin’in kız kardeşlerinin “unutulmuş yaşamlar”ı gün ışığına çıkarılıyor.

Anna İlyiniçna Ulyanova ve Mariya İlyiniçna Ulyanova’nın ilk gençlik yıllarında üniversitede başlayan yeraltı faaliyetlerinden, Bolşeviklerin en önemli gazetesi Pravda’daki editörlük görevlerinden, 1917 sonrasında Sovyet devletinin çeşitli kademelerinde verdikleri hizmetlere uzanarak onları tarihte hak ettikleri yere oturtuyor.

  • Künye: Katy Turton – Unutulmuş Yaşamlar: Rus Devriminde Lenin’in Kız Kardeşlerinin Rolü, 1864-1937, çeviren: Özlem Koşar, Yordam Kitap, tarih, 320 sayfa, 2023