Peter Burke – Kültür Tarihinin Çeşitliliği (2022)

‘Kültür Tarihinin Çeşitliliği’nde Peter Burke ‘yeni kültür tarihi’nin teorisini ve uygulamasını masaya yatırıyor.

Jacob Burckhardt ile Johan Huizinga’nın çalışmalarıyla başlayan kültür tarihinin türlerine odaklanıyor.

Sosyal ve kültürel antropolojiden esinlenen yenilikçi yaklaşımın önemine rağmen, herhangi bir yeni ortodoksinin klasik modelin yerini almadığını ileri sürüyor.

Bu kitaptaki makalelerde kültür tarihinin kökenleri ve kimliğini tartıştıktan sonra, rüyaların toplumsal tarihi, tarih ile toplumsal hafıza arasındaki ilişki, jestin dili ve komedinin sınırları konularını ele alıyor; sonrasında Avrupa ile Yeni Dünya arasındaki karşılaşmaya ve kelimenin etimolojik, literal ve metaforik anlamlarında kültürel aktarım olgusuna dönüyor.

Çalışma iki teorik araştırma ile sona eriyor: Zihniyetler tarihi ve kültür tarihi niçin bölünmeye mahkumdur?

  • Künye: Peter Burke – Kültür Tarihinin Çeşitliliği, çeviren: Mesut Düzce, Hakan Hemşinli, Mustafa Tekpınar ve Selahattin Polatoğlu, Dergah Yayınları, sosyoloji, 312 sayfa, 2022

 

Kolektif – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması (2021)

Tarih üzerine düşünen ve eyleyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir kitap.

İki ünlü tarihçi, Peter Burke ve Marek Tamm’ın derlediği bu özenli çalışma, tarihin yıpratılması ve itibarsızlaştırılmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Yirminci yüzyılın sonlarında, toplumsal bilimler üzerinde nefes aldırmaz bir tahakküm kuran post-modern ve post-yapısalcı akımlar, büyük anlatılara, devasa kuramsal çalışmalara saldırı üzerinden kendilerini var ettiler.

Kuşkusuz, toplumsal bilimler içerisinde ayrıksı bir yere sahip olan tarih bilimi, bu kültürelci saldırılardan en fazla nasibini alan ve dolayısıyla itibar kaybına uğrayan disiplindi.

İnsanlığın toplumsal geçmişine ilişkin tarihsel analizin yerine soykütüksel sorgulamayı koyan bu genel eğilim karşısında tarihçiler ve tarih bilimi uzun süre suskun kaldı.

Tamm ve Burke’ın derlediği, ‘Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması’, bu post-yapısalcı tarih bilimi itibarsızlaştırmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Daha doğru tabirle bu çalışma, tarih biliminin yeniden itibar kazanmasına yönelik bir çabanın ürünüdür.

Genel tarih disiplinine sadık kalarak, çevresel tarihten sömürgecilik sonrası tarihe, toplumsal cinsiyet tarihinden bellek tarihine, bilginin tarihinden duyguların, şeylerin tarihine uzanan geniş bir alanda farklı çalışmaların yer aldığı ufuk açıcı bir çalışmayla karşı karşıyayız.

Bu çalışma bir yandan post-yapısalcı kültürel yönelime tepkinin, diğer yandan doğrudan bu post-yapısalcı mantık içerisinden tarih bilimine yeniden itibar kazandırmaya yönelik olarak, görsel kültür tarihi, dijital tarih, nörotarih, duyguların tarihi, post-hümanist tarih gibi, tarih biliminin yeni alt disiplinlerini de okuyucunun ilgisine sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması, derleyen: Peter Burke ve Marek Tamm, çeviren: Atilla Güney, İmge Kitabevi, tarih, 589 sayfa, 2021

Peter Burke ve Marek Tamm – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması (2021)

Post-yapısalcı akımın tarih bilimini itibarsızlaştırmasına karşı bir manifesto.

Peter Burke ve Marek Tamm’ın derlediği bu çalışma ise, bu saldırılara karşı tarih biliminin yeniden itibar kazanmasına yönelik bir çabanın ürünü.

Yirminci yüzyılın sonlarında, toplumsal bilimler üzerinde nefes aldırmaz bir tahakküm kuran post-modern ve post-yapısalcı akımlar, büyük anlatılara, devasa kuramsal çalışmalara saldırı üzerinden kendilerini var ettiler.

Toplumsal bilimler içerisinde ayrıksı bir yere sahip olan tarih bilimi ise, bu kültürelci saldırılardan en fazla nasibini alan ve dolayısıyla itibar kaybına uğrayan disiplindi.

İnsanlığın toplumsal geçmişine ilişkin tarihsel analizin yerine soykütüksel sorgulamayı koyan bu genel eğilim karşısında tarihçiler ve tarih bilimi uzun süre suskun kaldı.

Burke ve Tamm’ın derlediği, ‘Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması’ ise, bu post-yapısalcı tarih bilimi itibarsızlaştırmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Başka bir deyişle bu çalışma, tarih biliminin yeniden itibar kazanmasına yönelik bir çabanın ürünü olarak okunabilir.

Genel tarih disiplinine sadık kalarak, çevresel tarihten sömürgecilik sonrası tarihe, toplumsal cinsiyet tarihinden bellek tarihine, bilginin tarihinden duyguların, şeylerin tarihine uzanan geniş bir alanda farklı incelemelerin yer aldığı bu önemli çalışma, bir yandan post-yapısalcı kültürel yönelime tepkinin, diğer yandan doğrudan bu post-yapısalcı mantık içerisinden tarih bilimine yeniden itibar kazandırmaya yönelik olarak, görsel kültür tarihi, dijital tarih, nörotarih, duyguların tarihi, post-hümanist tarih gibi, tarih biliminin yeni alt disiplinlerini de okuyucunun ilgisine sunuyor.

  • Künye: Peter Burke ve Marek Tamm – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması, çeviren: Atilla Güney, İmge Kitabevi, tarih, 586 sayfa, 2021

Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi (2021)

Toplumlar dili yaratır, dil de toplumları.

Bu şahane kitap, dilin toplumsal tarihini 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan bir aralıkta izleyerek konu hakkında ufuk açıcı ayrıntılar sunuyor.

Toplumsal tarih yazımının önde gelen iki ismi, Peter Burke ve Roy Porter, söz konusu zaman aralığında İngiltere, Fransa ve İtalya’da dilin toplumsal ve kültürel dönüşümü çok yönlü bir bakışla izliyor.

  • Şarlatan hekimler dili bir araç olarak nasıl ustaca kullandı?
  • Fransız Devrimi, dili köktenci bir biçimde nasıl dönüştürdü?
  • İki dilli bir anlaşma tarihte nasıl büyük bir kargaşaya sebep oldu?
  • On sekizinci yüzyılda Paris’te kullanılan hakaretlerin sosyolojik zemini neydi?
  • İtalya’da okuryazarlık nasıl bir dönüşüm geçirdi?
  • Atasözleri, toplumsal tarihte neden paha biçilemez bellek işlevi görmektedir?

Bu ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konunun ele alındığı kitap, alanla ilgilenenler açısından arşivlik bir eser.

  • Künye: Peter Burke ve Roy Porter – Dilin Toplumsal Tarihi, çeviren: Kadriye Göksel, Islık Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2021

Peter Burke – Erken Modern Dünyada Kimlik, Kültür ve İletişim (2021)

Peter Burke, erken dönem modern Avrupa tarihin yanı sıra, sosyal ve kültürel tarih alanlarında da öncü isimlerden biridir.

Bu kitap ise, Burke’ün dilin toplumsal tarihi ile kentlerin kültürel tarihini iletişim teması bağlamında bir araya getirdiği makalelerini sunuyor.

Kitap, ele aldığı pek çok konuyla dikkat çekiyor.

Örneğin burada nezaket kültürünün yanı sıra çevirmenlik, kentlerin duyumsal tarihi ve kentlerdeki şiddet gibi konular, Burke’ün kendine has analitik ve yalın üslubuyla karşımıza çıkıyor.

Kent ve kimlik arasındaki ilişki üzerine ilgi çekici ayrıntılar barındıran çalışma, bilhassa çevirmenlerin de ilgisini çekebilecek muhtevaya sahip.

Zira kitapta, erken modern dünyada çevirmenin kimliği, çevirmenlik mesleğinin kuralları, kültürler arasında köprü işlevi gören çevirmenlerin faaliyetleri gibi önemli konular tartışılıyor.

  • Künye: Peter Burke – Erken Modern Dünyada Kimlik, Kültür ve İletişim, çeviren: Turgay Sivrikaya, Islık Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2021

Peter Burke – Gizli Tarih ve Tarihsel Bilinç (2020)

Gizli tarih kavramını, 17. yüzyıldaki köklerine kadar uzanarak irdeleyen bir çalışma.

Kültür tarihçisi Peter Burke, gizli tarih yaklaşımının ne anlama geldiğini, bu yeni tür tarihçiliğin tarih yazımına ne gibi özgünlükler getirdiğini kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

Rönesans ve entelektüel tarih üzerine nitelikli bir çalışma olarak okunabilecek kitapta, günümüzde kasten görmezden gelinen kimi tarih yazıcılığı metotlarını da ele alıyor.

Kitapta ayrıca, Rönesans’ı anlamak için tarih biliminin yanı sıra neden sosyolojiden de yararlanılması gerektiği, bu iki kardeş bilimin yardımına yetişerek Rönesans’ı görünür kılmada antropoloji ve coğrafyanın önemi, yazılı ve sözlü kültürle iç içe geçmiş sözlü şiir geleneği ve yepyeni metin okuma yöntemleri gibi ilgi çekici konular da yer alıyor.

  • Künye: Peter Burke – Rönesans’tan Romantizme Gizli Tarih ve Tarihsel Bilinç, çeviren: Çağla Çakın, Islık Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2020

Peter Burke – Avrupa’da Rönesans (2016)

Petrarca ile başlayıp Descartes’la biten kültürel bir hareketin, tüm Avrupa’da silinmez izler bırakmış Rönesans’ın tarihi.

Peter Burke, Rönesans’ın ilk nüvelerinin ortaya çıkışını, hareketin evrensel değerlerinin Avrupa’da aldığı yerel biçimleri, Rönesans’ın Avrupa’nın düşünsel ve kültürel çehresini nasıl değiştirdiğini tartışıyor.

  • Künye: Peter Burke – Avrupa’da Rönesans, çeviren: Uygar Abacı, Islık Yayınları

Mark Neocleous – Canavar ve Ölü: Burke, Marx, Faşizm (2015)

Mark Neocleous’un ‘Canavar ve Ölü’sü, canavar olgusunun, ne türden bir toplum olduğumuza dair politik soruların ortaya çıkmasına nasıl zemin hazırladığını irdeleyen ilginç bir çalışma.

Kitabın bir diğer özgün katkısı da, Marx’ın gotik üsluptan aldığı belirgin bir karakteri, vampiri, nasıl sermayenin doğası üzerindeki örtüyü kaldırmak amacıyla kullandığını irdelemesi.

  • Künye: Mark Neocleous – Canavar ve Ölü: Burke, Marx, Faşizm, çeviren: Ahmet Bekmen, H2O Kitap

 

Peter Burke – Sohbet Sanatı (2016)

  • SOHBET SANATI, Peter Burke, çeviren: Umut Yener Kara ve Turgay Sivrikaya, Islık Yayınları

sohbet-sanati

Yeniçağ Avrupa’sının tarihi kadar, sosyal ve kültürel tarih konularında da önemli bir isim olarak kabul edilen Burke’ten dilin toplumsal tarihine dair sağlam bir çalışma. Dilin toplumsal rolü ve işleyişi, lehçelerin dile dönüşme süreci, dil ile milli kimlik arasındaki ilişkinin dinamikleri konularında aydınlanmak isteyenlere.

Peter Burke ve R. Po-chia Hsia – Erken Modern Avrupa’da Çeviri (2012)

  • ERKEN MODERN AVRUPA’DA ÇEVİRİ, Peter Burke ve R. Po-chia Hsia, çeviren: Ferit Burak Aydar, İş Kültür Yayınları, inceleme, 310 sayfa

 ERKEN

Birçok yazarın katkıda bulunduğu elimizdeki nitelikli çalışma, özellikle erken modern Avrupa’da, Rönesans’tan Aydınlanma dönemine uzanan süreçteki çeviri faaliyetlerini inceliyor. Kitapta, Çin’de çalışmalar yürüten Katolik misyonerliğinin çeviri faaliyetleri; erken modern Avrupa’da latince çeviriler, siyaset teorisi çevirileri, tarih çevirileri, çeviride Katolik inancının etkileri, bilimsel alışverişlerde çevirilerin rolü, Yunancaya çevirilerin Hellenizm ile Avrupa arasındaki bilimsel alışverişleri nasıl etkilediği ve Osmanlı’nın 16. 17. yüzyıllardaki Türkçe çevirilerle, Avrupa bilimiyle nasıl ilişki kurduğu irdeleniyor.