Simon Swain – Roma’dan İslam’a Ekonomi, Aile ve Toplum (2022)

Roma sosyal hayatı ile Orta Çağ İslam dünyası arasında köprü kuran özgün bir çalışma.

Simon Swain burada, Bryson’ın bu alanda kilit çalışması olan ve MS birinci yüzyılın ortalarında yazıldığı düşünüle ancak Arapça olarak günümüze ulaşabilmiş ‘Mülk Yönetimi’ adlı eserini merkeze alıyor.

Bu çalışma, Bryson’ın ‘Mülk Yönetimi’ (‘Oikonomikos Logos’) eserini, ona aşina olmayan okuyucu kitlesine tanıtıyor, bunun yanı sıra bu esere hâlihazırda aşina olan okurlara da yeni bilgiler veriyor.

Kitabın erken Roma İmparatorluğu’nun başlıca sosyal sorunlarına (para, köleler, evlilik, çocuklar) odaklanması ve Roma dünyasının zenginliği ile Orta Çağ İslam Dünyası arasında büyüleyici ve eşsiz bir köprü vazifesi görmesi, değerini daha da artırıyor.

Kitabın bu yeni baskısı, Roma sosyal ve ekonomi tarihçilerine, Yunan imparatorluk edebiyatı araştırmacılarına ve Orta Çağ İslam Dünyası’nda Greko-Romen düşüncesinin yeri ve önemiyle ilgilenen herkese hitap ediyor.

  • Künye: Simon Swain – Roma’dan İslam’a Ekonomi, Aile ve Toplum, çeviren: Yusuf Sami Kamadan, Albaraka Yayınları, tarih, 556 sayfa, 2022

Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Taşra Elitleri (2021)

Osmanlı’nın toplumsal aktörlerinden taşra elitlerini 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminde irdeleyen çok önemli bir çalışma.

Taşra elitleri Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasi, toplumsal ve iktisadi aktörler olarak çok önemli bir yere sahipti.

  • Peki, “elit” kavramı, Osmanlı örneğine nasıl uygulanabilir?
  • Osmanlı taşra elitinden mi yoksa elitlerinden mi bahsetmeliyiz?
  • Taşra elitleri mevki sahipleri ile sınırlanabilir mi?
  • Osmanlı Devleti taşra elitlerinin varlığını kabul ediyor muydu ve aralarındaki ilişki nasıldı?
  • Belirli ölçüde servet veya güce sahip olmak elit sayılmanın ön şartı mıydı?
  • Seyyidlik Müslüman taşra elitlerinin ayırıcı bir özelliği miydi?
  • Gayrimüslimlerin, kadınların ve entelektüellerin Osmanlı eliti içerisindeki yeri neydi?
  • Elit, şehre özgü bir olgu muydu yoksa sadece şehirli elitler mi kaynaklarda iz bırakmıştır?

‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Taşra Elitleri’ konulu Girit Halcyon Günleri Sempozyumu’nda (Resmo, 10-12 Ocak 2003) sunulan makalelerden oluşan bu kitap, Osmanlı’nın toplumsal aktörlerinden taşra elitlerini, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminde ve yukarıda sıralanan sorular eşliğinde inceliyor ve “taşra elitleri”nin anlamını genişletip ayanlığın ötesine taşıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Antonis Anastasopoulos, Hülya Canbakal, Melek Delilbaşı, Suraiya Faroqhi, Aleksandar Fotić, Eleni Gara, Rossitsa Gradeva, Jane Hathaway, György Hazai, Svetlana Ivanova, Yuzo Nagata, Leslie Peirce, Pinelopi Stathi, Martin Strohmeier, Émilie Thémopoulou, Michael Ursinus, Nicolas Vatin ve Filiz Yenişehirlioğlu.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Taşra Elitleri, editör: Antonis Anastasopoulos, çeviren: H. Ebru Aksoy, Küre Yayınları, tarih, 503 sayfa, 2021

Robert P. Millon – Zapata Hareketi (2021)

“Zalim hükümetlerden elinizde şapkanızla değil, silahla adalet isteyiniz.”

Meksika köylüsü adına toprak reformu ve demokratik haklar için bayrak açan Emiliano Zapata, Sovyet Devrimi’nden çok önce Orta Amerika’yı devrimci mücadele ortamına sürüklemişti.

Robert Millon, Zapata’nın devrimci mücadelesinin niteliğini ve neden başarıya ulaşamadığını anlatıyor.

Meksika Köylü Devrimi’nin yaşandığı o zamanlar genç bir bilim insanı olan Millon, derinlemesine bir araştırma sonunda meydana getirdiği bu eserinde, Zapata’yı ve devrimci hareketini, çeşitli yönleriyle tanıtıyor ve devrimler tarihi içinde gerçek yerine oturtuyor.

“Ne kölelere layık bir barışı ne de mezardaki bir barışı asla istemiyoruz. Özgürlük esaslı inancımızın öngördüğü toprak reformunun temelleri üzerine kurulu siyasi bir reform ve barış istiyoruz. Biz ne kardeşlerimizin kanı üzerinden pazarlığa oturacak insanlarız ne de düşmanlarımızın kemiklerine basarak devlet ve kilisede mevkilere konmaya niyetli insanlarız.”

  • Künye: Robert P. Millon – Zapata Hareketi: Meksika Köylü Devrimi, çeviren: Salim Uzun, Dorlion Yayınları, siyaset, 144 sayfa, 2021

Jürgen Osterhammel ve Niels Petersson – Küreselleşmenin Kısa Tarihi (2021)

Küreselleşmenin tarihi ve geçmişe dair görüşümüzü nasıl derinden etkilediği hakkında çok iyi bir giriş.

Jürgen Osterhammel ve Niels Petersson, bugün yaşadığımız küreselleşmenin uzun soluklu tarihsel dinamiklerini aydınlatıyor.

“Küreselleşme”, günümüz dünyasını tanımlamak için diğer bütün kavramlardan çok daha sık kullanılıyor.

Peki, bu tartışmalı olgu gerçekten modern zamanların bir icadı mı?

Ya da hangi uzun vadeli süreçler günümüzdeki bu durumu ortaya çıkardı?

Osterhammel ve Petersson’a göre dünya bir gecede “küreselleşmedi” ve bu süreçler, “küreselleşme” terimi henüz ortada yokken de mevcuttu.

Bugünkü küreselleşme uzun soluklu bir dönüşümün parçasıdır ve öncekilerden tamamen farklı bir “küresel çağ”ın habercisi değildir.

‘Küreselleşmenin Kısa Tarihi’, Avrupa değerlerinin yayılması, dünya ticaretinin ortaya çıkması, kitlesel göçlerle kıtaların birbirine bağlanması ve kültürel alanda kozmopolit akımların oluşması gibi –bunalımlarla ilerlemiş istikrarsız– süreçleri birbirleriyle irtibatlı bir bağlama yerleştiriyor ve günümüzün en önemli kavramlarından birisine tarihi bir derinlik kazandırıyor.

  • Künye: Jürgen Osterhammel ve Niels P. Petersson – Küreselleşmenin Kısa Tarihi: Boyutlar, Süreçler, Dönemler, çeviren: Hilal Görgün ve B. Yavuz Görgün, Küre Yayınları, tarih, 119 sayfa, 2021

David Green – Yüz Yıl Savaşları (2021)

Avrupa tarihinin siyasi ve toplumsal temellerini kökten dönüştürmüş Yüz Yıl Savaşları üzerine çok iyi bir inceleme.

Saygın İngiliz tarihçi David Green, bu savaşların özellikle İngiltere ve Fransa halklarını nasıl değiştirdiğini orijinal birincil kaynaklara dayanarak gösteriyor.

On dördüncü yüzyılın başlarından 1453’e kadar bir asrı aşkın bir müddet devam eden Yüz Yıl Savaşları Avrupa tarihinin dönüm noktalarından biridir.

Tarihçiler İstanbul’un fethini anlatırken, Avrupa’nın içinde bulunduğu bu kanlı ve uzun savaşlara her zaman atıf yaparlar.

Kıtayı siyasi manada parçalayan Yüz Yıl Savaşları, İngiliz ve Fransız kralları arasındaki feodal savaşlar zinciri olsa da neticeleri açısından dikkat çekicidir.

Askerî tutum ve örgütlenmeler temelinden değişmiş, siyasî ve sosyal kurumlar yeniden şekillenmişti.

Batı Avrupa orduları profesyonelleşirken köylülüğün toplumsal konumu ve işlevi de değişmişti.

Kralları için savaşan köylüler sonu gelmeyen felaketlerin kurbanı olmuştu.

Bununla birlikte İngiliz ve Fransız uluslarının tarihsel temelleri de bu savaşlarla atılmıştır.

Hanedanlar, soylular ve kilise savaşların ortaya çıkarttığı yeni şartlara uyum sağlamaya çalışırken, bir tarihsel devir kapanmakta, erken modern Avrupa tarihinin siyasi ve toplumsal temelleri atılmaktadır.

Green’in ‘Yüz Yıl Savaşları: Bir Halk Tarihi’ başlıklı bu eseri, sürükleyici bir anlatımla yaşanan çatışmaların özellikle İngiltere ve Fransa halklarını nasıl değiştirdiğini ve hatta oluşturduğunu orijinal birincil kaynaklar üzerinden ele alıyor.

Şövalyeler, soylular, ruhban, krallar, askerler ve esirler: bu sürükleyici tarih araştırmasının aktörleri.

Mete Tunçay’ın çevirisi ile sunulan kitap, Türk tarih çalışmalarında kendine pek yer bulamayan Yüz Yıl Savaşları için öncü bir rol oynayacak türden.

  • Künye: David Green – Yüz Yıl Savaşları: Bir Halk Tarihi, çeviren: Mete Tunçay, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 392 sayfa, 2021

John Renard – A’dan Z’ye Dinler Tarihi (2021)

Dört dörtlük bir dinler tarihi çalışması arayanları bu tarafa alalım.

John Renard’ın 40 yılı aşan çalışmalarının ürünü olan bu kapsamlı kitap, dünyadaki sekiz büyük dini geleneği ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

  • Davut Yıldızı nedir?
  • Bu kadar çok farklı Hıristiyan kilisesi nasıl ortaya çıktı?
  • Ahiretle ilgili İslami kavramlar nelerdir?
  • Taoculukta cennet ve cehennem inançları var mıdır?
  • Dalay Lama kimdir ve neden Budistlerin gözünde büyük önem taşır?

Renard kitabında Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık, Budizm, Hinduizm, Taoculuk, Konfüçyüsçülük ve Şinto gibi dünyadaki sekiz büyük dini geleneğin tarihi, inançları, sembolleri, ritüelleri, liderleri ve gelenekleri hakkında 1000’i aşkın soruya yanıt veriyor.

‘A’dan Z’ye Dinler Tarihi’, yanlış bilgileri ve yanlış anlamaları ortadan kaldırması, ayrıca kültürel ve tarihsel farklılıkları açıklamaya yardımcı olarak okuyucuya dünyanın büyük dinleri hakkında kapsamlı bir kavrayış sağlamasıyla çok önemli.

  • Künye: John Renard – A’dan Z’ye Dinler Tarihi, çeviren: Funda Sezer, Say Yayınları, tarih, 568 sayfa, 2021

Kolektif – Arapların 1915’i (2021)

Ermeni soykırımının Arap coğrafyasındaki seyrine ve sonrasına dair çok zengin bir tartışma.

‘Arapların 1915’i’, Ermeniler için bir son durak olarak görülen ve bu yüzden de derinlikli bir analize tabi tutulmayan bu geniş coğrafyayı, soykırımın üzerinde cereyan ettiği ana sahalardan biri olarak ele alıyor.

Aynı zamanda kitap, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Arap vilayetlerinde olan biteni bilmeden, soykırım sürecini bütün boyutlarıyla anlamanın imkansızlığını ortaya koyuyor.

Bu açıdan bakıldığında ‘Arapların 1915’i’, sadece soykırım literatüründe değil, geç Osmanlı tarihçiliğinde de hayli ihmal edilmiş bir alana dair önemli katkılar yapıyor.

Kitapta,

  • Osmanlı İmparatorluğu’nun Arap vilayetlerine tehcir edilen Ermenilerin karşılaştıkları politikalar,
  • Ermeni soykırım anlatılarında her daim karşımıza çıkan çölün aynı zamanda bir hayatta kalma aracı olabilmesi,
  • Soykırımın bugüne değin süren etkileri,
  • Arapların soykırım karsısındaki tutumları,
  • Soykırımda basın-yayın organlarının etkisi,
  • Ve zorla evlendirilen Ermeni kadınların ve yetim çocukların kurtuluşu ve kurtulamayışı gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yiğit Akın, Hamit Bozarslan, Nora Arissian, Emre Can Dağlıoğlu, Samuel Dolbee, Anna Aleksanyan, Narine Margaryan, Keith David Watenpaugh, Victoria Abrahamyan, Şule Can ve Rashid Khalidi.

  • Künye: Kolektif – Arapların 1915’i: Soykırım, Kimlik, Coğrafya, derleyen: Emre Can Dağlıoğlu, İletişim Yayınları, inceleme, 284 sayfa, 2021

Alan Ryan – Heredotus’tan Günümüze Siyasal Düşünceler Tarihi (2021)

Batı siyasi düşünceler tarihi hakkında tam 864 sayfalık harikulade bir çalışma.

İngiltere ve Amerika’da uzun yıllar siyaset felsefesi dersleri vermiş Alan Ryan, Anglosakson literatürde George Sabine ve John Plamenatz’dan beri rastlamadığımız bir girişime imza atıyor.

Herodotos’tan Rawls’a kadar, siyasal düşüncenin iki bin beş yüz yıllık serüvenini, toplumların en iyi nasıl yönetileceği sorusuna verilen yanıtları, dönemleri ve akımları, çağını ve günümüzü etkileyen düşünürlerin geliştirdiği kavram ve çözümlemeleri, tarihsel, entelektüel ve ahlaki bağlamları içinde, tek tek ve özenle irdeliyor.

Ryan, yirmi yedi bölüm olarak hazırladığı bu hacimli eserinde, sırasıyla, Klasik Dönem’i, Hristiyan Dünyası’nı, Modern Dönem’i ve Marx’tan Sonraki Dünya’yı ele alıyor.

Kitapta Platon, Aristoteles, Augustinus, Aquinium’lu Thomas, Machiavelli, Hobbes, Locke, Rousseau, Mill, Hegel ve Marx gibi ünlü düşünürlere bağımsız olarak yer verilirken, Klasik Roma, Ortaçağ Dünyası, Hümanizm, Reformasyon, Amerika’nın Kuruluşu, Fransız Devrimi, Sosyalizm, İmparatorluk ve Emperyalizm, Faşizm, Modern Dünya’da Demokrasi ve Küresel Barış gibi başlıklar altında Polybius, Cicero, Salisbury’li John, Dante, Padova’lı Marsilius, Bartolus, Ockham’lı William, Erasmus, More, Montaigne, Montesquieu, Burke, Kant, Madison ve diğer birçok düşünüre değiniliyor.

Otuz yıllık emek ve birikimin ürünü olan bu muazzam eser, şüphesiz ki, alanında önemli bir boşluğu dolduracaktır.

Bu çerçevede, Alan Ryan’ın ‘Siyasal Düşünceler Tarihi’, siyasal düşünce tarihi derslerimizde ders kitabı olarak okutulabilecek nitelikte olduğu kadar, siyasal düşünce alanına meraklı, düşünürler ve akımlar hakkında bilgisini derinleştirmek isteyen okura da hitap ediyor.

  • Künye: Alan Ryan – Heredotus’tan Günümüze Siyasal Düşünceler Tarihi, çeviren: Ahu Karasulu ve Deniz Zarakolu, Bilge Kültür Sanat Yayınları, tarih, 864 sayfa, 2021

Brian Fagan – Küçük Buzul Çağı (2021)

‘Küçük Buzul Çağı’, tarih içinde iklim değişikliklerinin insanlığı nasıl etkilediği konusunda çok önemli bir çalışma.

Arkeolog Brian Fagan, Vikinglerin ilk kolonilerinin kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkarak iklim değişikliğinin tarihe nasıl yön verdiğini gözler önüne seriyor.

İklimbilimciler bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yardımıyla son on yıl içinde, iklim koşullarının yaklaşık son bin yılda geçirdiği değişime dair net bir görüntü elde etmeyi başardılar.

Bu keşif, uzun süredir duyulan birtakım kuşkuları doğrular nitelikteydi: Son Buzul Çağı yaklaşık 13.000 yıl önce sona ermesine karşın, MS 1300-1850 yılları arasında dünya bir soğuma döneminden geçmişti.

Uzmanlar bu periyoda “Küçük Buzul Çağı” adını verdi.

Fakat bu tespit bu kez daha büyük başka kuşkular doğurdu: Bu periyodun sonu neden Sanayi Devrimiyle, yani küresel ısınmaya giden yolun başlangıcıyla çakışıyordu?

Fagan bu eserinde, Vikinglerin İzlanda, Grönland ve Kuzey Amerika’da kurdukları ilk kolonilerin kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkıp özellikle Avrupa tarihindeki büyük olaylara mercek tutarak iklim değişiminin tarihin akışı üzerindeki etkisini inceliyor.

Bilim, ekoloji, arkeoloji ve tarih okurlarına özellikle hitap edecek çalışma, insan toplumunun iklim zikzakları karşısında ne kadar savunmasız olduğunu göstermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Brian Fagan – Küçük Buzul Çağı, çeviren: Zerin Dirihan, Say Yayınları, bilim, 376 sayfa, 2021

Sevgi Ağca Diker – Osmanlı Saray Teşkilatında Has Oda (2021)

Has Oda, Osmanlı’da devletin mülki ve askeri sınıfları için gereken yetenekli yöneticileri zorlu bir eğitimden geçirerek yetiştiren kritik bir kurumdu.

Sevgi Ağca Diker bu kapsamlı çalışmasında, Has Oda teşkilatının işleyişini ve zaman içindeki dönüşümünü irdeliyor.

Osmanlı Devleti’nde, mülki ve askeri sınıflarda görev yapacak iyi eğitilmiş, padişaha sıkı sıkıya bağlı ve seçkin bir kadro oluşturabilmek için gayrimüslim çocukların devşirilmesi yolu tercih edilmişti.

Bu oğlanlar Edirne Sarayı, Galata Sarayı, İbrahim Paşa Sarayı gibi hazırlık okullarından sonra Topkapı Sarayı’na gelmekteydi.

Enderun’a bu şekilde katılan içoğlanların ulaşmayı hedefledikleri nihai nokta Has Oda’dır.

Ancak bu eğitim ve elemelere tabi tutularak onlarca yıl sonra gerçekleşebilirdi.

Fatih Sultan Mehmed tarafından teşkilatı oluşturulan Has Oda içinde yaşayan ağalarla padişahlık kurumunun kullandığı resmi ve özel alanlar yan yanadır.

Has Oda ağaları padişahın hemen yakınında yer alıp ona hizmetler sunarak, padişah sohbetlerinde bulunma ve resmi törenlerde ona eşlik etme imtiyazına sahip olmuşlardı.

Has Oda ağaları son derece sıkı kurallar ve disiplin içinde yönetilerek padişaha hizmet etmeyi öğrenmekteydi.

Has Oda, kendi içinde öyle özeldi ki, 30 yıllık eğitim sonrasında dahi yeni gelen ağa acemi kabul edilerek, yeniden eğitime tabi tutuluyordu.

Bu eğitim sonrasında padişahın hayatını korumak dahil tüm hizmetleriyle yakından ilgilenme, üstünde bıçak taşıma, kıymetli kumaşlardan kıyafetler, kürkler giyme, kendine ait mutfağa, atlara, kapı halkına sahip olma imtiyazlarını da kazanırlardı.

Bu şekilde sıkı bir eğitimden geçen bir kul yüzyıllar boyunca soylu ailelerden gelen zadelerden üstün tutulmuş, devletin mülki ve askeri sınıfları için gereken yetenekli yöneticiler de böylece yetiştirilmiştir.

Hatta terfileri kendi içinden yapılan ilmiye sınıfına dahi Enderun sisteminden geçenlerden bazı atamaların yapıldığı biliniyor.

Her terfilerinde ödüllendirilen, en iyi biçimde yetiştirilmeleri hedeflenen bu ağaların, gelişmelerini tamamladıkları kabul edildiklerinde devlet göreviyle saraydan çıkmaları sağlanırdı.

İşte Diker bu kapsamlı çalışmasında, Has Oda hakkında merak edilen bütün detayları ayrıntılı bir şekilde aydınlatıyor.

  • Künye: Sevgi Ağca Diker – Osmanlı Saray Teşkilatında Has Oda, Kitap Yayınevi, tarih, 501 sayfa, 2021