Abraham Constantin Mouradgea D’ohsson – Moğol Tarihi (2021)

Moğollar üzerine tarihte yapılmış ilk modern çalışma, karşımızda.

Abraham Constantin Mouradgea D’ohsson’un eseri, Moğollar üzerine yapılan tüm çalışmalara temel oldu.

Moğollar tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren kendi törelerini meskûn dünyanın dört bir yanına yaydılar.

Haklarında üretilen efsaneler, çoğu zaman gerçekleri geride bıraktı.

Hemen hemen tüm Orta Çağ devletleri, bir defa dahi olsa Moğol korkusunu iliklerine kadar hissetti.

Onların tarihte bıraktıkları bu derin iz, haklarındaki araştırmaları da bollaştırdı.

Bu konuda klasik tarihçilerin sayısız kayıtları bulunmasına rağmen ilk modern çalışma D’ohsson tarafından 19. yüzyılda yapıldı.

D’ohsson’un çalışması kısa zamanda büyük ilgi gördü ve birçok dile çevrildi.

Çalışma, klasik ve modern tarihçiliğin arasındaki ince çizgide duruyor.

Kitap, Osmanlı entelektüel çevrelerinin de dikkatinden kaçmadı ve Mustafa Rahmî tarafından Türkçeye tercüme edilerek İstanbul’da neşredildi.

Eserin yazımı üzerinden neredeyse iki yüzyıl geçmiş olmasına rağmen, gerek kaynaklara nüfuz edişi gerekse orijinal malzemeye hâkimiyeti bakımından geçerliliğini hâlâ koruyor.

Türkiye’nin önde gelen Moğol tarihi uzmanlarından Prof. Dr. Ekrem Kalan tarafından günümüz Türkçesine aktarılan ve titiz notlarıyla okuyucunun dikkatine sunulan çalışma, Orta Asya, Orta Doğu, Hindistan, Deşt-i Kıpçak, Doğu Avrupa ve Uzak Doğu çalışmalarında hâlâ en önemli kaynaklardan bir olma özelliğini koruyor.

  • Künye: Abraham Constantin Mouradgea D’ohsson – Moğol Tarihi, çeviren: Mustafa Rahmi, Selenge Yayınları, tarih, 240 sayfa, 2021

Kolektif – Hellenistik ve Roma Dönemlerinde Anadolu (2021)

Büyük İskender’den Geç Roma İmparatorluğu Dönemi’ne değin Anadolu coğrafyasında yaşanan siyasal ve kültürel olayları, etkilerini ve sonuçlarını geniş bir perspektiften ele alan sağlam bir çalışma.

Kitap, Büyük İskender’in Perslere karşı yürüttüğü Doğu Seferi ile başlayan ve etkileri yaklaşık 300 yıl boyunca süren Hellenistik krallıklar ve Hellenistik Dönem devam ederken MÖ 133 yılında diplomasi yoluyla Pergamon’u alan ve eyalet sistemiyle Anadolu’ya adımını atan Romalıların izlerini takip ediyor.

Her biri alanında uzman bilim insanları tarafından kaleme alınan 25 makaleden oluşan kitapta; Hellenistik ve Roma Anadolusu’nun coğrafyası, tarihi, Büyük İskender sonrası kurulan Hellenistik krallıklar, Roma’nın bu krallıklarla yürüttüğü güç ve iktidar mücadelesi, Anadolu’daki başlıca Roma kentleri ve eyalet merkezleri, sikkeleri, mimarisi kronolik bir sırayla birbirini tamamlayan makaleler eşliğinde okuyucuya aktarılıyor.

  • Künye: Kolektif – Hellenistik ve Roma Dönemlerinde Anadolu: Krallar, İmparatorlar, Kent Devletleri, hazırlayan: Oğuz Tekin, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 404 sayfa, 2021

Plutarkhos – Artakserkses (2021)

Plutarkhos’un kaleminden, Pers Kralı Artakserkses II Mnemon üzerine altın değerinde bir biyografi.

Plutarkhos, bu Pers kralına duyduğu özel hayranlığı gizlemiyor.

Sevgi Sarıkaya’nın girişi, çevirisi ve notlarıyla sunulan eser, Plutarkhos’un ‘Paralel Yaşamlar’ külliyatından veya derlemesinden günümüze kadar eksiksiz olarak gelen dört ‘tek Yaşamlar’dan MÖ 405/404 yılından 359/358 yılına kadar hüküm sürmüş Pers kralı Artakserkses II Mnemon’un biyografisi.

Artakserkses, tek Yaşam biyografileri arasında yerini almakla birlikte, eserin diğer Hayatlar’dan kendine özgü farklılığı ise biyografi yazarının seçkisini, bu iki uygarlığı birleştirmek için Hellen ve Romalı kişilerden oluştururken bir istisna uygulayıp Pers kralının hayatını da Paralel Yaşamlar yapıtının bir parçası haline getirmesi.

Artakserkses biyografisi, Plutarkhos’un “Tarihin Babası” Herodotos’u barbar severlikle (philobar-baros [φιλο-βάρβα-ρος]) itham ederken bizzat kendisinin de bu Pers kralına özel bir hayranlık duyduğunun kanıtı olarak okunabilir.

  • Künye: Plutarkhos – Artakserkses, giriş, çeviri ve notlar: Sevgi Sarıkaya, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, biyografi, 147 sayfa, 2021

Norman Ohler – Harro ile Libertas (2021)

Nazi diktatörlüğüne karşı mücadele etmiş bir çiftin aşk ve direnişle iç içe geçen hikâyesi.

Norman Ohler, yıllar içinde çevrelerinde yüzden fazla kişi toplaşmış ve parlak bir şebeke meydana getirmiş Harro ve Libertas Schulze-Boysen’in görkemli hayatını anlatıyor.

‘Harro ile Libertas’, Nazi iktidarına karşı yürütülmüş bir direniş mücadelesini anlatıyor.

Yasadışı bildiri dağıtarak, anti-faşist müttefik güçler için istihbarat toplayarak, hayati tehlikede olanlara yardım ederek rejime direnen, daha sonra “Kızıl Orkestra” diye adlandırılacak bir grup…

Son derece esnek, karmakarışık bir ilişki ağı: Muhafazakârlar, milliyetçiler var, liberaller, sosyal demokratlar, komünistler var, belirli bir siyasi fikre bağlı olmayanlar var.

Aristokratlar, akademisyenler, sanatçılar, memurlar, subaylar, işçiler var.

Yaşlılar var, gençler var.

Kadın-erkek, yaklaşık yarı yarıya.

Direniş ağının merkezinde, ikisi de milliyetçi-muhafazakâr aile ve muhitlerden gelen tutkulu bir genç̧ adam ve tutkulu bir genç kadın yer alıyor: Kitaba adlarını veren Harro ile Libertas’tır bunlar.

Direniş hikâyesi, ikisinin aşk hikâyesiyle iç içe geçiyor.

İşte Norman Ohler bu trajik hikâyeyi geniş bir dokümantasyona dayanarak, roman akıcılığında anlatıyor.

  • Künye: Norman Ohler – Harro ile Libertas: Bir Aşk ve Direniş Hikâyesi, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2021

Lilia Zaouali – Ortaçağ’da İslâm Mutfağı (2021)

İslam mutfak geleneği tarih içinde büyük dönüşümler geçirdiği gibi, Avrupa mutfağını da derinden etkiledi.

Lilia Zaouali, Ortaçağ İslam mutfağı üzerine müstesna bir çalışmayla karşımızda.

İslam yemek kültürünün Persler, Bizans, Romalılar, Çin, Hindistan, Türk ve onlarca medeniyetle nasıl bir iletişim içinde olduğunu gözler önüne seren Zaouali, kapsayıcı bir tarih anlatısıyla dönemin yemek kültürü üzerine esaslı bir bilgi kaynağı ortaya koyuyor.

Kuzey Afrika’dan Bereketli Hilal’e ve ötelere uzanan geniş bir coğrafyada kullanılan mutfak eşyalarına, baharatlara değinen; gelenek ve göreneklerin sofra üzerindeki etkisini ele alan; gerek saraylardaki gerek evlerdeki yemek alışkanlıklarına göz atan; kültürler arasındaki yoğun etkileşimi sergileyen Zaouali ufuk açıcı ve zenginleştirici bir eser ortaya koyuyor.

174 yemek tarifi de barındıran ‘Ortaçağ’da İslâm Mutfağı’, karmaşık pişirme teknikleri ve geniş yemek yelpazesiyle dönemin Avrupa mutfağına göre katbekat gelişmiş Ortaçağ Arap mutfağını daha yakından tanımak, hatta belki sofralarımıza misafir etmek için eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Lilia Zaouali – Ortaçağ’da İslâm Mutfağı: Kısa Bir Tarihçe Eşliğinde 174 Yemek Tarifi, çeviren: Barış Baysal, İletişim Yayınları, yemek, 192 sayfa, 2021

Giambattista Vico – Yeni Bilim (2021)

Giambattista Vico’nun Batı düşüncesini derinden etkilemiş görkemli yapıtı ‘Yeni Bilim’, artık Türkçede.

İtalyan filozof, hukukçu, filolog, tarihçi ve retorik ustası Vico, modern tarih, sosyoloji ve antropoloji felsefesine yön vermiş ‘Yeni Bilim’ adlı eseriyle geniş bir okur kesiminin, filozofların, entelektüellerin ve şairlerin doğrudan ilham kaynağıdır.

Romantik tarihçi Jules Michelet, birçokları gibi “Vico’dan doğdum” der.

Ernst Cassirer, Vico’yu mitin ve mitolojinin gerçek kâşifi ilân eder.

James Joyce, başkalarında bulamadığı hayal dünyasını Vico’da bulur.

Wilhelm Dilthey için ‘Yeni Bilim’, modern düşüncenin en büyük başarılarındandır.

İktisatçı Joseph Schumpeter, Vico’yu “sosyal bilimler alanındaki en büyük düşünürlerden biri” olarak kaydeder.

Romantikler, Goethe, Herder ve Hamann ‘Yeni Bilim’i okurlar.

Coleridge, Vico’nun fikirlerini yayan ilk İngilizdir.

Marx, Vico’yu ‘Kapital’de tartışır.

Batı’da modern tarih felsefesinin tahtına ilk Vico çıkar.

Böylelikle o, kültür felsefesi ve mitoloji felsefesinin kurucusu sayılır.

Onun fikirleri pragmatizm, tarihselcilik, varoluşçuluk ve yapısalcılık gibi birçok düşünce hareketine öncülük etmiştir.

Vico, Tanrının yarattığı tabiatın yanında insanın kendi yarattığı dünya olan toplum ve kültür dünyasının nasıl bir yöntemle incelenmesi gerektiği üzerine düşünmüştür.

Vico’nun tutkuyla yaşamını adadığı bu eseri insanlığın karanlık dönemlerini ve barbarlık zamanlarını ayrıntısıyla anlatıyor; kitabın geniş bir bölümünde dil, şiir, estetik, hukuk, eğitim, politika, metafizik ve sivil hayata geçişin tüm ışıltısını tarihin geriye dönüş yasalarıyla birlikte sunuyor.

  • Künye: Giambattista Vico – Yeni Bilim, çeviren: Sema Önal, Doğu Batı Yayınları, bilim, 642 sayfa, 2021

Mesut Yolal – Osmanlı’da Kumar ve Şans Oyunları (2021)

Osmanlı’da kumar ve şans oyunları üzerine sağlam bir inceleme.

Mesut Yolal, sokaklarda, mezarlıklarda, kışlalarda, hapishanelerde, evlerde, kahvehanelerde, meyhanelerde, kulüplerde toplumun farklı kesimlerinin kayda geçen ilgi çekici kumar maceraları sunuyor.

Kumar, görülmek istenmeyen ve bir oyun sürecinden çok daha fazlasını içerisinde barındıran gizemli bir dünya.

Öyle ki, kazanma ve kaybetmenin çok daha ötesine geçen yaşanmışlıklar barındırır, öyle ki bir ucu aşka, bir ucu cinayete ve diğer ucu intihara uzanır.

Bireyi ve çevresini derinden etkileyen bir olgunun yaratmış olduğu derin izler kuşaktan kuşağa aktarılır.

Yolal’ın çalışması da, tam da bu tür hikâyelerin nitelikli bir dökümünü sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Mesut Yolal – Osmanlı’da Kumar ve Şans Oyunları (1800-1923), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 2021

Burcu Belli – Osmanlı’da Fuhuş (2021)

Osmanlı, uzun zaman görmezden geldiği fuhşu, nasıl oldu da aniden ajandasına aldı?

Burcu Belli, 1879 ve 1884 yıllarında yayınlanan iki nizamname ile Osmanlı’da meşru hale gelen kayıtlı kadın fuhşuna odaklanıyor.

Fuhuş, Osmanlı tarihyazımında son zamanlarda popüler olmaya başlayan konulardan biri.

Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin anahtar kelimelerinden birisi olan modernliği fuhuş yaptırımları üzerinden analiz etmesiyle dikkat çekiyor.

Osmanlı ve Türk tarihyazımında en çok tartışılan konulardan birisi de II. Abdülhamid’in iktidar yılları.

Abdülhamid gibi muhafazakârlığı övünülen ya da yerilen bir padişahın kadın fuhşunu meşru hale getirmesi tartışmalı bir konu.

Bu çalışma modernlik, merkezileşme, bürokratikleşme gibi süreçleri kayıtlı kadın fuhşu üzerinden değerlendirdiği gibi, devletin modernleşme ile bürokratikleşme süreçlerinde karşılaştığı zorlukları da fuhuş üzerinden anlatıyor.

  • Künye: Burcu Belli – Osmanlı’da Fuhuş: Abdülhamid Dönemi’nde Kayıtlı Fuhuş / Devlet ve Modernlik (1876-1909), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 2021

İhsan Erdinçli – Keyif, Günah ve Suç Arasında (2021)

Osmanlı’da içki kültürü, meyhaneler ve müdavimleri üzerine çok iyi bir inceleme.

İhsan Erdinçli’nin çalışması, genel kanının aksine, Osmanlı’nın İstanbul’un bütününde içki tüketimi ve meyhaneleri kökten yasaklamaya dönük bir politika gütmediğini savunuyor.

Osmanlı’da içki; İslâm hukukunun etkisiyle şer‘en ve kanunen yasaklanmış, hatta padişahlar gerekli gördükleri zaman yayınladıkları fermanlar aracılığıyla genel içki yasağı getirmiş, meyhaneleri de kapatmıştı.

Özellikle içki ve meyhane yasakları uygulayan IV. Murat ve cezalandırılacağını bile bile padişahın karşısında içki içme cesareti gösteren Bekri Mustafa’nın hikâyesi, içki tüketimini yasaklama ve buna yönelik karşı çıkışların popüler anlatıdaki bir yansıması olarak konuya ilgi duyan herkesçe bilinir.

Devlet idaresi açısından yasak, dini bakımdan ise günah olmasına rağmen hem canlarını hem de ahretlerini tehlikeye atma pahasına Osmanlı toplumunun çeşitli kademelerinde yer alan Müslümanlar arasında içkiden uzak duramayanlar önceki ve sonraki yüzyıllarda da oldu.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarına gelindiğindeyse cezalandırılma korkusu yaşamadan meyhanelere giden, mekân içerisinde yaşadığı sorunları dava edebilen, içki adabı konusunda edindiği tecrübeleri paylaşmaktan çekinmeyen kimselerle karşılaşmak olasıydı.

Dikkate alınması gereken önemli bir konu, gayrimüslim Osmanlı tebaasına yine İslâm hukuku çerçevesinde sınırlı bir serbestiyet tanınmış olması.

Üstelik genel içki ve meyhane yasakları her padişah tarafından uygulanmadı.

Hatta müdahalelerde bulunanlar dahi bir süre sonra genel yasakları kaldırmıştı.

O halde hukukî meşruiyeti olan içki tüketimine ve meyhanelere yönelik yasaklayıcı yaklaşımın mantığı nedir?

İşte bu çalışma, genel kanının aksine, Osmanlı Devleti’nin İstanbul’un bütününde içki tüketimi ve meyhaneleri kökten yasaklamaya dönük bir politika gütmediğini ileri sürüyor.

Esasında Müslümanlara yasak olan içki ve meyhaneler; genel olarak asayiş ve düzen merkezli bir yaklaşımla geniş çaplı ihlaller ve tehditler yaşandığında geçici sürelerle genel yasak kapsamına alınmıştı.

Bunun dışında Osmanlı’da, 19. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren içki, saklanması gereken bir alışkanlık olmaktan çıkarak bazı kesimlerce modern görünmenin bir parçası haline gelmişti.

  • Künye: İhsan Erdinçli – Keyif, Günah ve Suç Arasında: Osmanlı’da Meyhaneler ve Müdavimleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 2021

Martin Kemp – Leonardo (2021)

Tarihin gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biri olan Leonardo da Vinci ve yaşadığı dönem üzerine iyi bir inceleme.

Martin Kemp, Leonardo’nun yaşamını ve çalışmalarını böylesine benzersiz yapan şeyin ne olduğunun peşine düşüyor.

Kitap, bu büyük Rönesans adamının Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği gibi başyapıtlarının ardındaki “gerçek” anlama dair olağanüstü bilgiler sunuyor.

Leonardo’nun gelişimini tüm çeşitliliğiyle takip ederek, gerçekleşmemiş hayalleriyle, hamilerle ilişkileriyle ve Tanrı, insanlar ve doğa hakkındaki görüşleriyle bütüncül bir portresini sunan Kemp, bilhassa Leonardo’nun zihninin işleyişini, dehasını ve başarısının anahtarını açıkça ortaya koyduğu, yaratıcı vizyonunu ve araştırmacı doğasını sergiledikleri defterleri merkeze alıyor.

Kemp bununla da yetinmeyerek, yirmi bin sayfayı aşkın çizim ve not, insan gözünün yapısından uçan makineler ve dev arbalet tasarımlarına kadar inanılmaz keşiflerini ve icatlarını ayrıntılarıyla aktarıyor.

  • Künye: Martin Kemp – Leonardo, çeviren: Handan Balkara, Alfa Yayınları, biyografi, 280 sayfa, 2021