Gabriel Marcel — Homo Viator (2026)

Gabriel Marcel, ‘Homo Viator’da insanı tamamlanmış, sabit ve bütünüyle tanımlanabilir bir varlık olarak gören modern anlayışa karşı çıkıyor. Marcel’e göre insan, sürekli oluş halinde bulunan, kendisini yol boyunca kuran bir varlıktır. Kitabın merkezindeki “Homo Viator” kavramı da tam olarak bunu ifade ediyor: İnsan, dünyada kesin bir sonuca ulaşmış bir öz değil, sürekli arayış içinde olan bir yolcudur. Bu nedenle varoluş, sahip olunan bir durumdan çok, deneyimlenen ve her an yeniden şekillenen bir süreç olarak ele alınıyor.

Marcel, modern dünyanın insanı işlevlerine ve toplumsal rollerine indirgediğini savunuyor. Bürokratik düzen, teknik akıl ve araçsal düşünme biçimleri, bireyin kendi içsel derinliğiyle bağ kurmasını zorlaştırıyor. Ona göre çağdaş insan, dünyayı yalnızca çözülecek bir problem gibi görmeye alışmış durumda. Oysa insan ilişkileri, sevgi, sadakat, umut ve ölüm gibi temel deneyimler bir “problem” değil, ancak içinde yaşanabilecek bir “gizem” niteliği taşıyor. Marcel’in felsefesinde problem, dışarıdan analiz edilen bir nesneyi ifade ederken; gizem, insanın bizzat içinde yer aldığı ve bütünüyle nesneleştiremeyeceği varoluş alanını temsil ediyor.

Kitapta umut kavramı özel bir yere sahip. Marcel için umut, pasif bir teselli ya da iyimserlik biçimi değil; çözülme, anlamsızlık ve yalnızlık karşısında insanın varoluşa açık kalma iradesidir. Bu yüzden umut, insanın kendi sınırlarını aşmasını mümkün kılan yaratıcı bir güç olarak düşünülüyor. Sadakat, sevgi ve bağlılık da aynı bağlam içinde ele alınıyor; insanın kendisini ancak başkalarıyla kurduğu sahici ilişkiler içinde gerçekleştirebildiği savunuluyor. Marcel, bireyin yalnızca kendi içine kapanarak değil, başkalarıyla paylaşılan bir varoluş alanında anlam bulabileceğini ileri sürüyor.

‘Homo Viator’, varoluşçuluk içinde özgün bir yerde duran, daha manevi ve ilişkisel bir düşünce hattı kuruyor. Sartre’ın daha sert özgürlük anlayışından farklı olarak Marcel, insanın kırılganlığını, bağlılıklarını ve umut kapasitesini merkeze alıyor. Kitap, modern insanın yabancılaşmasına karşı, yaşamı teknik bir sistem değil, anlamın yol boyunca ortaya çıktığı canlı bir deneyim olarak düşünmeye çağırıyor. Bu yönüyle eser, yalnızca felsefi bir inceleme değil; insanın kendisiyle, başkalarıyla ve dünyayla yeniden ilişki kurmasına yönelik güçlü bir varoluş çağrısı niteliği taşıyor.

Gabriel Marcel — Homo Viator: Yürüyen İnsan
Çeviren: Kenan Sarıalioğlu • Fol Kitap
Felsefe • 312 sayfa • 2026

Seneca – Teselliler (2021)

Romalı büyük filozof, devlet adamı ve tragedya yazarı Seneca’dan üç güzide teselli.

Kitap, ilkçağ ahlakçıları ile bu çağın kuralları ve geleneklerini daha iyi kavramak için altın değerinde bir kaynak.

O dönemin özgün bir yazınsal türü olan teselliler, çevrelerinde sevdikleri bir varlığın kaybına üzülen ve tek başına acısının üstesinden gelemeyen insanlara el uzatmanın bir biçimiydi.

Tesellilerinin ilkinde Seneca, Marcia adında Romalı bir kadına sesleniyor.

Öbürü annesi Helvia’ya, üçüncüsü ise İmparator Claudius’un dilekçe yazmanı azatlı Polybius’a sesleniyor.

Filozoflar, özellikle Stoacı filozoflar kendilerini bir tür özel görevli gibi görüyor, bir görevi yerine getirir gibi bu işi yapıyorlardı; içlerinde tam insanlığı barındıran en üst derecede yakınlar ve dostlar da bundan yararlanmalıydılar.

Onlar, söylendiğine göre, vicdanların yönetmeni rolünü oynuyorlardı; aynı zamanda öğütlerini ve azarlarını hemcinslerin olası en büyük çoğunluğuna sunmakla meşguldüler. İşte Seneca’nın kitabı da, bu türün en iyi örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.

  • Künye: Seneca – Teselliler, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Fol Kitap, felsefe, 128 sayfa, 2021

Simone Weil – Tanrı’yı Beklerken (2021)

Simone Weil’in Tanrı sevgisi üzerine yazılmış yazıları ve mektupları, burada.

Weil’in burada tanımladığı şekliyle Tanrı ve Tanrı sevgisi dini bütün sayılmayan, hatta kendini ateist olarak tanımlayan okura da hitap edecek türdendir.

Zira kitap, sevgi üzerine yazılmış bir methiye niyetine okunmalı.

Weil için Tanrı’nın sevgisi uçsuz bucaksızdır.

Öyle ki, zamanın ve mekânın sonsuzluğu üstünden gelir bulur bizi.

Bizim bekleyişimizden azadedir O’nun gelişi; ama zamanında gelir o…

İnsan, iyiliği beklemek ve kötülüğü uzaklaştırmaktan başka şey yapmamalıdır.

Sadece kötülük tarafından sarsılmamak için kas gücünü kullanmalıdır.

Tanrı’yı arzu etmek ve geri kalan her şeyden vazgeçmek, selamete erdiren budur sadece.

Kitap, Kenan Sarıalioğlu’nun özenli çevirisiyle Türkçede.

  • Künye: Simone Weil – Tanrı’yı Beklerken, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Fol Kitap, felsefe, 2021

Kolektif – Psikanalizin Yedi Büyüğü (2008)

Editörlüğünü J. D. Nasio’nun üstlendiği ‘Psikanalizin Yedi Büyüğü’, Sigmund Freud, Sándor Ferenczi, Georg Groddeck, Melanie Klein, Donald Woods Winnicott, Françoise Dolto ve Jacques-Marie Lacan’ın psikanalize yaptıkları katkıya odaklanıyor.

Yedi bölüme ayrılan kitapta her bölüm, okuyucuya o psikanalistin yaşamöyküsünü, yapıtlarındaki temel fikirlerin açıklamasını, yapıtlarından seçilmiş özetleri, yaşamındaki önemli olayların kronolojik seyrini ve yayınlanan yapıtlarından bir seçmeyi barındırıyor.

Kapsamlı olmasıyla dikkat çeken çalışma, uzmanlar ve öğrencilere olduğu kadar, konu hakkında bilgi sahibi olmayanlara da hitap ediyor.

  • Künye: Kolektif – Psikanalizin Yedi Büyüğü, editör: J. D. Nasio, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Kırmızı Yayınları, psikanaliz, 401 sayfa

Emil Michel Cioran – Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne (2017)

  • DOĞMUŞ OLMANIN SAKINCASI ÜSTÜNE, Emil Michel Cioran, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Metis Yayınları, felsefe, 200 sayfa

dogmus-olmanin-sakincasi-ustune

“Yaşamak, savaşı kaybetmektir!” demiş Emil Michel Cioran’ın uzun zamandır baskısı tükenen ve adeta karaborsaya düşmüş ‘Doğmuş Olmanın Sakıncaları Üstüne’, yeni baskısıyla nihayet raflarda! François Bott’un, kendisi için “Gezegenimizin en uygar yabanisidir,” dediği Cioran bu kitaptaki aforizmalarında, o kendine has ziyadesiyle karamsar ve kimi zaman nihilizme varan bakışıyla, ölüm korkusunun doğum anındaki endişenin geleceğe yansımasından başka bir şey olmadığını, bir yapıt için uğraşmanın beyhude olduğunu ve düşüncenin acımasız ve saldırgan oluşuyla hiçbir zaman masum olmadığını söylüyor.

Kenan Sarıalioğlu ve Murat Batmankaya (haz.) – Nietzsche (2006)

  • NIETZSCHE, Yayına hazırlayan: Kenan Sarıalioğlu ve Murat Batmankaya, Say Yayınları, felsefe, 479 sayfa

Bir edisyon çalışma olan ‘Nietzsche’ iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, farklı yazarların kaleme aldığı ve Nietzsche’nin deliliğinden ahlak anlayışına kadar, filozofun düşün dünyasını anlatmayı, açıklamayı amaçlayan otuzu aşkın yazıdan oluşuyor. Burada Ahmet İnam tarafından kaleme alınan önsözü de unutmamak lazım. Kitabın ikinci bölümüyse, Nietzsche’nin eserlerinden bir seçmeyi içeriyor. ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’, ‘İyinin ve Kötünün Ötesinde’, ‘Ahlakın Soykütüğü Üstüne’, ‘Tan Kızıllığı’, ‘İnsanca, Pek İnsanca’, ‘Tan Kızıllığı’, ‘Putların Alacakaranlığı’, Ecce Homo’, ‘Deccal’ ve ‘Eğitimci Olarak Schopenhauer’ bu bölümde yer alan kitaplar.