Martin Gilbert – Winston Churchill (2011)

  • CHURCHILL, Martin Gilbert, çeviren: Süha Sertabiboğlu, İş Kültür Yayınları, biyografi, 1163 sayfa

 

Ünlü tarihçi Martin Gilbert bu kitabında, İngiliz devlet adamı Winston Churchill’i hem kişisel hem de siyasî yönleriyle anlatıyor. Şu ana kadar birçok araştırmaya konu olan Churchill’in yaşamının tam bir resmini sunuyor diyebileceğimiz kitap, Churchill’e dair varolan birçok yanlış algılama ve inancın aksine, onun düşüncelerini, eylemlerini, başarılarını ve inandıklarını esas alarak, dengeli bir değerlendirme ortaya koyuyor. Gilbert kitabı için, Churchill’in kişisel arşivinden, eşi Clementine’in koleksiyonundan, devlet arşivlerinden, onunla yakın temasta bulunan kişilerin anlatımlarından ve Churchill’in ailesinin anılarından yararlanmış.

Davut Erkan (haz.) Eğinli Said Paşa’nın Hatıratı, 1-2 (2011)

  • EĞİNLİ SAİD PAŞA’NIN HÂTIRÂTI 1-2, hazırlayan: Davut Erkan, Bengi Yayınları, anı, 592 sayfa

 

Eğinli, Büyük ve İngiliz lakaplarıyla anılan Said Paşa, II. Abdülhamid’in ilk Mâbeyn ferikiydi. Kısa süre sonra Mâbeyn müşirliği, Bahriye nâzırlığı ve devamında Ankara, Kastamonu, Halep ve Konya valiliklerinde bulunan Said Paşa, Maraş’ın Zeytun kazasındaki Ermeni olayının teftişi için de görevlendirilmişti. Üç bölümden oluşan bu kitap, Said Paşa’nın anıları yoluyla II. Abdülhamid’in saltanat yıllarını aydınlattığı kadar, Zaytun’daki Ermeni olayı konusunda önemli bir tanıklık sunuyor. Said Paşa’nın hayatıyla başlayan kitap, ardından o dönemdeki Ermeni olayına ve Paşa’nın bizzat kaleme aldığı iki defterden oluşan anılarına yer veriyor.

Michael Lebowitz – Sosyalist Alternatif (2011)

  • SOSYALİST ALTERNATİF, Michael Lebowitz, çeviren: Etkin Bilen Eratalay, Yordam Kitap, siyaset, 176 sayfa

 

Önde gelen Marksist iktisatçılardan Michael Lebowitz ‘Sosyalist Alternatif’te, Venezüella’da yaşanan devrimi destekleyip bu süreci sosyalist kuram açısından inceliyor. Kitabında, 21. yüzyıl sosyalizminin nasıl bir sosyalizm olması gerektiğini tartışan Lebowitz, son dönemlerin en dikkat çekici dönüşümlerinin yaşandığı Venezüella ile Sovyet ve Çin deneyimlerini eleştirel bir bakışla karşılaştırıyor. Yazar buradan hareketle, kapitalizmin emperyalist ve barbar dayatmalarına karşı, niceliksel gelişmeye değil insani potansiyelin eksiksiz gelişimine odaklanan bir alternatif olarak sosyalizmin nasıl yeniden kurgulanabileceğini ele alıyor.

John Brockman (ed.) – Kanıtı Olmayan Gerçekler (2007)

  • KANITI OLMAYAN GERÇEKLER, editör: John Brockman, çeviren: Duygu Akın, NTV Yayınları, bilim, 258 sayfa

 

‘Kanıtı Olmayan Gerçekler’, kitabın editörü, aynı zamanda da bilim yazarı John Brockman’ın, önde gelen bilim insanlarına sorduğu “Kanıtlayamazsanız bile doğru olduğuna inandığınız şey nedir?” sorusuna verilen cevaplarla oluştu. Bu sorulara verilen cevapların içinde, daha çok bu bilim insanlarının uzmanı oldukları teknik-teorik alanlar değil, sıradan insanların da kafasını yoran, gündelik hayatta karşımıza çıkan konular da bulunuyor. Kitap, bilimin önseziler, tahminler, hipotezler ile şiirsel ve hatta estetik düşüncelerle olan ilgisine dair iyi bir okuma sunuyor.

Mutlu Binark, İshak Kocabıyık ve Gani Çulha – Zaman ve Uzam İçinde Haydarpaşa Garı (2007)

  • ZAMAN VE UZAM İÇİNDE HAYDARPAŞA GARI, Mutlu Binark, İshak Kocabıyık ve Gani Çulha, Ankara Mülkiyeliler Birliği Yayınları, mimari, 120 sayfa

 

‘Zaman ve Uzam İçinde Haydarpaşa Garı’, garın farklı hizmet birimlerindeki demiryolu çalışanları, ana hat ve banliyö trenlerini kullanan yolcuları ve gar alanında çalışan garson, büfeci, taksici, berber gibi diğer işgücüyle yapılmış görüşmelerden oluşuyor. Bölgeyi belgeleyen siyah-beyaz fotoğrafların da bulunduğu kitap, yakın zamanda “Kentsel Dönüşüm” projesiyle tehdit edilmeye başlanan bu bölgeye dair önemli bir tanıklık. Türkiye’de simgesel değere sahip mekânlardan biri olan Haydarpaşa garı, barındırdığı öykülerle de ilgiye değer. Kitap, aktardığı bu öyküler eşliğinde, demiryolunun toplumsal hafızadaki yerini de hatırlatıyor.

Barbaros Altuğ (haz.) – Yazarların İstanbul’u (2007)

  • YAZARLARIN İSTANBUL’U, edisyon, hazırlayan: Barbaros Altuğ, Merkez Kitaplar, şehir, 181 sayfa

‘Yazarların İstanbul’u’, İstanbul’un Türkiye yazın dünyasının on iki isminin hayal dünyasından nasıl göründüğüne odaklanıyor. Kitap, Ayşe Kulin, Perihan Mağden, Mehmet Murat Somer, İnci Aral, Buket Uzuner, Latife Tekin, Kürşad Başar, Aslı Erdoğan, Naim Dilmener ve Celil Oker’den oluşan bu yazarlardan her birinin İstanbul’un bir semtini ele alan yazılarından oluşuyor. Çengelköy, Bebek, Şişhane, Galata, Teşvikiye, Heybeliada, Kapalıçarşı, Sultanahmet ve Moda kitapta karşımıza çıkacak bölgeler. İstanbul’un gecekonduları, sokak kızları ve şarkılarda İstanbul gibi, daha çok şehrin sosyal-kültürel tarihine dahil edilebilecek konular da, kitabın diğer başlıkları.

Şener Özmen – Travma ve Islahat (2007)

  • TRAVMA VE ISLAHAT, Şener Özmen, Lîs Yayınları, sanat, 253 sayfa

 

Şener Özmen’in ‘Travma ve Islahat’ı, yazarın güncel sanat üzerine kaleme aldığı yazılarından oluşuyor. Yazarın genç yaşı düşünüldüğünde, kitapta yer alan yazıların, Türkiye’nin özellikle 1990’lı yıllardan sonraki sanat ortamına dair önemli ipuçları sunduğunu vurgulamak gerekiyor. Özmen’in yazılarının ilgi çekici yanlarından biri, yazarın Kürt sorunu konusundaki tartışmaların sanatsal ayağını oluşturmasıdır denebilir. Kitap, Özmen’in sergi katalogları, gazete yazıları, sanatçı okumaları gibi farklı yazılardan ortaya çıkmış. Güncel sanata değerli bir katkı sunan çalışma, genç bir sanat eleştirmeninin, genç sanata ve kendinden önceki kuşağın sanatına nasıl baktığını merak edenlere de önerilir.

Gilles Deleuze – Kritik ve Klinik (2007)

  • KRİTİK VE KLİNİK, Gilles Deleuze, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 189 sayfa

 

‘Kritik ve Klinik’, Gilles Deleuze’ün edebiyat felsefesine odaklanan metinlerinden oluşuyor. Deleuze, kitabı için, “yazı meselesi etrafında dönen metinlerden oluşuyor” diyor. Deleuze, “yazı meselesi”ni merkeze alırken, bu meseleyi, Lewis Carrol, Louis Wolfson, Nietzsche, Aziz Pavlus, Walt Whitman, Herman Melville, T. E. Lawrence, Platon ve Spinoza gibi isimlerden örnekler vererek ayrıntılandırıyor. Deleuze, yazmanın kişisel bir mesele olmaktan çok, hep yeniden icat edilen bir Tarihin ve bir coğrafyanın yapıtaşlarını oluşturduğunu belirtiyor. Kitap, bu yeniden icat sürecinde, yazma ediminin, Deleuze’ün deyimiyle “sabuklama”, yani “klinik” boyutunu ele alıyor.

Amélie Nothomb – Açlığın Biyografisi (2007)

  • AÇLIĞIN BİYOGRAFİSİ, Amélie Nothomb, çeviren: Nihal Önol, Doğan Kitapçılık, roman, 155 sayfa

 

‘Açlığın Biyografisi’, Türkiye’de de hatırı sayılır bir okuyucu kitlesine ulaşan genç ve yetenekli Fransız yazarı Amélie Nothomb’un son romanı. Nothomb’un bu kurgusu temelde, yaşamaya, hayata duyulan önü alınamaz iştahı hikâye ediyor. Romanın aynı zamanda anlatıcı olan kahramanı, hayatının ilk yirmi yılında, sadece yiyeceklere değil, içeceklere, aşka, kitaplara, yazı yazmaya ve keşfetme tutkusuna duyduğu açlıkla yaşam biçimini şekillendiren ve kişiliğini bulma yolunda ilerleyen bir genç kızdır. Nothomb’un romanı, bu genç kızın hayat karşısında doymak bilmeyen iştahını hikâye ederken, kahramanın birçok yaşanmışlık ve olayla çerçevelenen biyografisini de sunuyor.

Peter Ackroyd – Poe: Kısacık Bir Hayat (2011)

  • POE: KISACIK BİR HAYAT, Peter Ackroyd, çeviren: Esin Eşkinat, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 138 sayfa

 

Korku, gerilim ve polisiye türlerinin öncüsü olan Edgar Allan Poe, yaşarken değeri bilinmeyen yazarlardan. Poe’nun hayatı da, karakterlerininki gibi trajik bir sona sahiptir. O da, henüz kırk yaşındayken gizemli bir şekilde ölmüş ve yalnızca dört kişinin katıldığı bir cenaze töreniyle defnedilmişti. İşte yazar ve edebiyat eleştirmeni Peter Ackroyd elimizdeki kitabında, Poe’nun kısacık yaşamındaki dönüm noktalarının izini sürüyor. William Blake, Thomas More, Charles Dickens ve T.S. Eliot gibi isimleri, çağları ve çevreleriyle birlikte ele aldığı biyografileriyle de tanınan Ackroyd burada, Poe’nun çocukluğunu, yetim kalışını, öğrencilik yıllarını, askerliğini, gazeteciliğini, yazarlığını, dergi editörlüğünü, hayatına giren kadınları, yaşadığı skandalları ve hâlâ tam olarak aydınlatılamamış garip ölümünü anlatıyor.