Bret W. Davis – Kyoto Okulu Felsefesi (2024)

Yirminci yüzyılın ilk yarısında, Japon İmparatorluğunun Büyük Doğu Asya politikalarını uyguladığı dönemde bir grup Japon felsefeci Kyoto İmparatorluk Üniversitesi çevresinde fenomenoloji, din, etik, varoluşçuluk gibi alanlarda müstesna bir tartışma ortamı yaratmış; birbirinden ilginç eserler verdi.

Batının krizinden bahseden Nietzsche, Bergson, Heidegger gibi Batılı filozoflara atıfla “Batı modernitesinin üstesinden gelmek” dâhil, pek çok tez geliştiren bu hareket, yürüttüğü tartışmaları giderek derinleştirip çeşitlendirdi.

Batıdaki varoluşçu felsefeye ve nihilizm sorununa özellikle Mahāyāna Budizminin entelektüel ve manevi öğretilerinden beslenerek cevaplar geliştiren Kyoto Okulu filozofları “benliğinden arınmak”, “kendini terk etmek”, “hiçlik felsefesi” ve “mutlak hiççilik” gibi yeni yaklaşımlar getirdi.

Konunun önde gelen uzmanlarından Bret W. Davis’in bu çalışması dört soruya odaklanıyor:

  • Kyoto Okulu nasıl tanımlanmalı?
  • Temel felsefi kavramı olan “mutlak hiçlik”le kastedilen nedir ve Kyoto Okulu filozofları ilhamını Doğudan alan bu fikri Batı düşüncesiyle diyalog ve tartışmalar içinde nasıl geliştirdi?
  • Politik eserlerinin esası ve onları çevreleyen tartışmaların temeli neler?
  • Kültürlerarası düşünme veya “dünya felsefesi” açısından Kyoto Okulunun mirası nedir?

‘Kyoto Okulu Felsefesi’, Avrupa-merkezci felsefe okumalarının ezberlerini bozan ve Japon entelektüel tarihine yakından bakma merakı uyandıran, zihin açıcı bir inceleme.

  • Künye: Bret W. Davis – Kyoto Okulu Felsefesi, çeviren: Hasan Aksakal, Beyoğlu Kitabevi, felsefe, 116 sayfa, 2024

 

Pierre-François Moreau – Spinoza ve Spinozacılık (2024)

Tanrı anlayışı nedeniyle, özgür irade ve günaha dayandırmayı reddettiği etik görüşü nedeniyle sürekli saldırılara hedef olmuş Spinoza günümüzde en geniş okuyucu kitlesine sahip filozoflardan biri olmayı sürdürüyor.

Pierre-François Moreau’nun bu küçük kitabı Spinoza üzerine yazılmış en yetkin monografilerden biridir.

Pierre-François Moreau, École Normale Supérieure de Lyon’da felsefe tarihi dersleri veriyor.

Spinoza’nın bütün eserlerinin Fransızca yeni basımının editörüdür.

  • Künye: Pierre-François Moreau – Spinoza ve Spinozacılık, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, felsefe, 136 sayfa, 2024

Erden Kıral – Aynadan Yansıyan Hatıralar (2024)

“Ben düzenli olarak yeni yayımlanan öykü kitaplarını okurum.

Kanımca öykü, sinema sanatına romandan daha yatkındır.

Roman sayıyla, öykü ise nakavtla kazanır.”

Türk sinemasında kendine özgü bir yere sahip olan ve Hakkâri’de Bir Mevsim, Bereketli Topraklar Üzerinde, Yolda gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Erden Kıral’dan hatıralar geçidi.

Yılmaz Güney’le çalkantılı ilişkisinden Sıkıyönetim zamanlarında film çekmenin zorluklarına, Gérard Depardieu ile yapacağı sinema çalışmasından yurtdışında yaşadığı ilginç olaylara varıncaya dek, zor ama dolu dolu geçen yıllar.

‘Aynadan Yansıyan Hatıralar’, Erden Kıral’ın hayatından yaşam perdesine yansıyanlar.

Dünyanın da ülkenin de bir dönüşüm geçirdiği, siyasi çalkantıların sokağa indiği, devrim beklentilerinin yükseldiği, entelektüellerin ve sanatçıların fikir lideri olduğu bir dönemin izdüşümü…

  • Künye: Erden Kıral – Aynadan Yansıyan Hatıralar: Benim Güzel Günlüğüm, Yapı Kredi Yayınları, anı, 200 sayfa, 2024

Filipa Fonseca Silva – Patronumdan Nefret Ediyorum (2024)

Herkesin kötü bir patronu olmuştur.

Eldeki veriler bunu gösteriyor.

İş dünyası dediğimiz şey var olduğundan beri, bu dünyaya adım atan herkes için geçerli olan evrensel bir kuraldır bu.

Bu sadece yazın çalıştığınız bilmem hangi işte de başınıza gelmiş olabilir, parasız stajınızda da.

Ama size şunu kesinlikle garanti ederiz ki, insanlık tarihinde bugüne dek bir kendini bilmezin emirleri altında sabrı sınanmamış tek bir Allah’ın kulu bile olmamıştır.

Bu patronlar en otoriterinden en cahiline, en terbiyesizinden en ahlakı şüphelisine uzanan bir çeşitlilikte ve kötülük seviyelerinde olabilirler fakat hepsinin ortak bir noktası vardır: Hayatımızı düpedüz cehenneme çevirirler ve bizler de pazartesi gelmesin diye dua eder dururuz.

Evet…

Bu kitap sadece pek çok çalışanın bugüne dek yaşadığı gerçek olayların (hepsi gerçek, inanın!) resimli bir özetidir.

Neredeyse bütün işyerlerinde her gün yaşanan ve bunlar yaşanırken derin bir iç çekişle dudaklarımızdan “Patronumdan nefret ediyorum” kelimelerinin dökülmesine yol açan saçma sapan olayların belgelenmiş halidir.

  • Künye: Filipa Fonseca Silva – Patronumdan Nefret Ediyorum, çeviren: İlknur Akman Erk, Mona Kitap, mizah, 176 sayfa, 2024

Murray N. Rothbard – Devletin Anatomisi (2024)

Devlet yağmacı bir varlıktır; hiçbir şey üretmiyor, aksine üretim yapanların kaynaklarını çalıyor.

Murray N. Rothbard, bu görüşü Amerikan tarihine uyguluyor.

Peki bu tür bir organizasyon kendini nasıl sürdürebilir?

Politikalarına halk desteğini sağlamak için propagandaya girişmelidir.

Saray aydınları burada kilit bir rol oynuyor ve Rothbard, ideolojik yanıltıcılığın bir örneği olarak, nüfuzlu hukuk teorisyeni Charles Black Jr.’ın, Yüksek Mahkeme’nin saygı duyulan bir kurum haline gelmesi yolundaki çalışmasını aktarıyor.

Rothbard, bu kitapta devletin ne olduğunu ve ne olmadığını açıklıyor.

Ahlâkî olarak kabul ettiğimiz her şeyi nasıl ihlâl eden bir kurum olduğunu; “iyi niyet” kisvesi altında özgürlüğü nasıl sınırlandırdığını; özel hayatı, mülkiyeti ve toplumsal refahı nasıl tehdit ettiğini gösteriyor.

  • Künye: Murray N. Rothbard – Devletin Anatomisi, çeviren: Emre Turku, Burcu Turku, Episteme Yayınları, siyaset, 58 sayfa, 2024

Annalee Newitz – Dört Kayıp Şehir (2024)

Gazeteci Annalee Newitz, ‘Dört Kayıp Şehir: Kentsel Çağın Gizli Tarihi’ kitabında, okurları kent yaşamının gizemli tarihine doğru eğlenceli bir maceraya çıkarıyor.

Newitz, dünyanın dört bir yanındaki araştırmalarının sonucunda, her biri çok yönlü bir medeniyetin merkezi olan dört antik kentin yükselişini ve çöküşünü anlatıyor: Anadolu topraklarının gizemli kenti Çatalhöyük, İtalya’nın güney kıyısındaki Pompeii, Kamboçya’daki Orta Çağ megakenti Angkor ile Mississippi Nehri’nin yanında yer alan yerli metropol Cahokia.

Newitz; Çatalhöyük, Pompeii, Angkor ve Cahokia’da yapılan son araştırmaları yerinde inceleyip bu antik yerleşimlerin sonunu getiren çevresel değişiklikler ile siyasi kargaşanın bir resmini çiziyor.

Şehir planlamasının erken dönem gelişiminin izini süren yazar, aynı zamanda bizi bu şehirleri inşa eden ve binlerce yıllık eserleri meydana getiren çoğu zaman isimsiz işçilerle -köleler, kadınlar, göçmenler ve el işçileri- tanıştırıyor.

  • Künye: Annalee Newitz – Dört Kayıp Şehir: Kentsel Çağın Gizli Tarihi, çeviren: Çiğdem Köfüncü, The Kitap Yayınları, tarih, 296 sayfa, 2024

Gabriel García Márquez – Gabriel García Márquez ile Söyleşiler (2024)

Çağımızın en büyük ve en üretken yazarlarından Gabriel García Márquez’in söyleşilerinden bir seçkiyi bir araya getiren ‘Gabriel García Márquez ile Söyleşiler: Sıradanın Büyüsü, Mekânın Şiirselleştirilmesi, Yazarlık Zanaatı’, yazarın gündelik yaşamından politik görüşlerine, yazarlık serüveninden eserlerine uzanan keyifli bir okuma vaat ediyor.

Marquez’in yaşamı süresince verdiği söyleşilerine, kendisinin bir gazeteci olarak Zapatista lideri Subkumandan Marcos ile gerçekleştirdiği röportaj ve Nasrullah Mambrol’un Marquez’in romanları üzerine kaleme aldığı kapsamlı analiz de eşlik ediyor.

Gabriel García Márquez’i kendi sözcükleriyle kendisinden dinlemek isteyenlere…

Kitap, yazarın gündelik yaşamından politik görüşlerine, yazarlık serüveninden eserlerine uzanan keyifli bir okuma vaat ediyor.

Gabriel García Márquez’i kendi sözcükleriyle kendisinden dinlemek isteyenlere…

  • Künye: Gabriel García Márquez – Gabriel García Márquez ile Söyleşiler: Sıradanın Büyüsü, Mekânın Şiirselleştirilmesi, Yazarlık Zanaatı, derleyen ve çeviren: Soner Torlak, Hayalci Hücre Yayınları, söyleşi, 200 sayfa, 2024

Tobias Hürter – Belirsizlik Çağı (2024)

Yirminci yüzyılın en önemli fizikçileri, fiziğin bugün hâlâ tam olarak kavrayamadığımız yeni bir dünya görüşüne yol açan, hayal bile edilemeyen bir bilimsel dalgalanmayı tetiklediler.

Marie Curie, Max Planck, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger ve Albert Einstein sadece fizikte devrim yaratmakla kalmadılar; dünyamızı ve içinde yaşadığımız gerçekliği yeniden tanımladılar.

Ancak görelilik ve kuantum mekaniği çağı aynı zamanda savaşlar ve devrimler çağıydı da.

Örneğin radyoaktivitenin keşfi bilimde devrim yarattı ama sonuçta Hiroşima ve Nagazaki felaketine yol açtı.

‘Belirsizlik Çağı’nda Tobias Hürter, fiziğin altın çağına ve onun göz kamaştırıcı, kusurlu ve unutulmaz kahramanlarına hayat verirken, dünyada olup bitenlerle bilimin nasıl sıkı sıkıya bağlantılı olduğunu anlatıyor.

Çünkü dünyayı değiştirmeden görmek mümkün değildir…

  • Künye: Tobias Hürter – Belirsizlik Çağı: Fiziğin Parlak ve Karanlık Yılları (1895-1945), çeviren: Levent Tayla, Ayrıntı Yayınları, bilim, 336 sayfa, 2024

Hans Renders, Binne de Haan, Jonne Harmsma – Biyografik Dönemeç (2024)

‘Biyografik Dönemeç’, tarih ve sosyal bilimlerde biyografi alanındaki gelişmelere ışık tutan en güncel araştırmaları bir araya getiriyor.

Bu alanda önde gelen on beş akademisyen, biyografik perspektifi bir araştırma metodolojisi olarak sunuyor.

Biyografi, 1980’lerden bu yana akademik çevrelerde giderek daha çok rağbet görüyor.

Bu kitap, beşerî bilimlerin içinden geçmekte olduğu biyografik dönemecin teorik sonuçlarını ve imkânlarını vurgulamaktadır.

Kitabın bölümleri din, ırk, medya ve mikro tarih gibi konuları ele alarak biyografiyi sadece tarihçiler için değil aynı zamanda edebiyat, sosyoloji, ekonomi ve siyaset gibi alanlardaki keşifler için de uygun bir saha olarak sunmakta.

Bu kitap tarihsel failliği, birincil kaynakların kullanımı ile bağlam ve tarih yazımının eleştirel analizini vurgulayarak biyografinin bilimsel bir metodoloji olarak nasıl iş görebileceğini göstermektedir.

Yirminci yüzyıl tarih yazımında siyaset, toplum ve iktisat perspektifleri güç kazandı.

Bireyin geçmiş üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olabileceği çoğunlukla göz ardı edildi.

Bireysel yaşamların tarih anlatısı için devletler, kurumlar ve olguların tarihi kadar önemli olabileceği bu kitapta ileri sürülüyor.

Kitap biyografi, tarih ve tarih teorisi okurları için önemli, değerli bir kaynak.

  • Künye: Hans Renders, Binne de Haan, Jonne Harmsma – Biyografik Dönemeç: Tarih ve Sosyal Bilimlerde Biyografinin Yeniden Keşfi, çeviren: Uğur Yankı Üçkardeşler, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2024

Pascal Picq – Sapiens Sapiens’e Karşı (2024)

Türümüz Homo sapiens, son 40 yılda kazandığı başarıların ve son yarım yüzyılda yaşadığı müthiş nüfus artışının baş döndürücü sonuçlarına uyum sağlayabilecek mi?

Çok uzun zaman önce, birkaç insan türü Dünya’yı paylaşıyor, teknik ve gen alışverişinde bulunuyordu.

Daha sonra, Afrika’da ortaya çıkan daha yeni Sapiens popülasyonları (bizim türümüz), Avrupalı Neandertalleri, Asyalı Denisovaları ve başka birkaç türü mağlup etmeden önce hem yaya olarak hem de teknelerle Avustralya ve Amerika’ya kadar ulaşıp tüm Dünya’yı fethettiler.

‘Sapiens Sapiens’e Karşı’ işte bu muhteşem macerayı anlatıyor.

Ancak, değişen iklim koşullarına uyum sağlama yeteneğimiz, kentleşmiş, anında iletişim olanağına kavuşmuş, kirlenmiş, ekosistemleri harap olmuş ve felaketlerin tehdidine daha açık hale gelmiş bir dünyaya uyum sağlamamıza hizmet edebilecek mi?

Çünkü evrim devam ediyor.

Ünlü Fransız popüler bilim yazarı Pascal Picq’in kaleminden, insanın evrimi hakkında bilgi edinmek isteyenler için çok uygun bir kitap.

  • Künye: Pascal Picq – Sapiens Sapiens’e Karşı: İnsanın Muhteşem ve Trajik Tarihi, çeviren: Hazal Çelik, Say Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2024