İbrahim Semih Akçomak – Ahlaksız Büyüme (2018)

Türkiye ekonomisindeki büyüme, ne kadar ahlaklı?

Türkiye’de ekonomik, toplumsal ve siyasal kurumlar hiçbir zaman gerçek anlamda işler durumda olmadı ve büyümenin öncelikli hedef ve hatta kimileri için saplantı derecesinde öncelik kazanmasının başlıca nedenini de burada aramak gerekir.

İbrahim Semih Akçomak elimizdeki ufuk açıcı çalışmasında, Türkiye’deki uzun dönem ekonomik büyüme sorunsalıyla demokratik kurumların ve eğitim sisteminin işlevsizliği ile ilişkisini sorguluyor, ekonomik büyümeden kimlerin ne şekilde yararlandığını gözler önüne seriyor ve en önemlisi de bu bakış açının nasıl değiştirilebileceğini tartışıyor.

Şunu da özellikle vurgulamak gerekir ki, yazarın burada tanımladığı şekliyle ahlaksız büyüme sadece ekonomik alanla değil, siyasetten spora gündelik yaşamımızın her alanına nüfuz etmiş bir olgudur.

Akçomak kitabında,

  • Ahlaksız büyümenin basit iktisadı ve çıkar ekonomisini,
  • Siyasal, ekonomik ve toplumsal kurumların işlevsizliği ile ahlaksız büyüme ilişkisini,
  • Borç-güdümlü büyüme, inşaat-güdümlü büyüme, sanayisizleşme, işsizliğe mahkûm olmak gibi büyümenin ekonomik bileşenlerini,
  • Ve ahlaksız büyümeden kurtulmanın yollarını anlatıyor.

Demokratik kurumlar, hukukun üstünlüğü ve eğitim sistemi kaygan bir zemine kurulu olduğu için, ahlaksız büyüme sürecini kıracak dinamiklerin oluşmadığını belirten Akçomak’ın kitabından bir alıntı:

“Ahlaksız büyüme kimimize erzak torbası, kimimize iş, kimimize maaş zammı, kimimize kömür yardımı, kimimize faiz rantı, kimimize arsa rantı, kimimize de sattığımız oylarımız karşılığı aldığımız para olarak döndü. Bu nedenle ahlaksız büyümeye göz yumduk toplum olarak.”

  • Künye: İbrahim Semih Akçomak – Ahlaksız Büyüme, Efil Yayınevi, iktisat, 144 sayfa, 2018

 

Mark Rowlands – Filozof ve Kurt (2015)

Bir kurt ile bir felsefe profesörünün arkadaşlığı, bize varoluş konusunda neler söyler?

Mark Rowlands, henüz yavruyken aldığı ve 11 yıl boyunca ahbaplık ettiği Brenin adlı kurdun hayatına kattıklarını bizimle paylaşıyor.

Kitap, hem dokunaklı bir arkadaşlık hikâyesi, hem de sevgi, mutluluk, varoluş ve ölüm gibi felsefi konulara dair bir sorgulama olmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Mark Rowlands – Filozof ve Kurt, çeviren: Esra Özkaya, Maya Kitap

George Rudé – Fransız Devrimi (2015)

Hollanda’daki “yurtseverler” gibi, Avrupa’da güçlü toplumsal muhalefetler bulunmasına rağmen, 1789 devrimi neden Fransa’da gerçekleşti?

George Rudé bu nitelikli incelemesinde, toplumu dönüştürmeye yönelik etkiler yaratan bu ilerici atılımın ortaya çıkışını anlamak için, dönemin Fransız toplumuna, kurumlarına ve hükümet düzenine kapsamlı bir şekilde bakıyor.

Rudé bunu yaparken, dönemin sağlam bir toplumsal ve siyasi tasvirini yapıyor.

  • Künye: George Rudé – Fransız Devrimi, çeviren: Ali İhsan Dalgıç, İletişim Yayınları

Alexandre Dumas – Kamelyalı Kadın (2015)

Ahmet Mithat Efendi’nin Türkçeye aktarıp 1880’de Arap harfleriyle yayımladığı Alexandre Dumas Fils’in Kamelyalı Kadın romanı, Tanzimat sonrası Türk edebiyatını derinden etkiledi.

Söz konusu önemli çevirinin Arap harfli tıpkıbasımı ile Latin harfli uyarlaması bir arada, bu çalışmada.

  • Künye: Alexandre Dumas – Kamelyalı Kadın, çeviren: Ahmet Mithat Efendi, hazırlayan: Muharrem Dayanç ve İsmet Şanlı, Akademik Kitaplar

Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi (2018)

Sicilya, Addaura’daki Yontma Taş Devri’ne ait mağaraların birinde, ayağa kalkmaya çalıştığı takdirde kendi kendisini boğacak şekilde bağlanarak yere oturtulmuş bir adam ve etrafında ayakta duran birkaç insanın bulunduğu bir sahne resmedilmiştir.

Bu oyma, cezalandırmanın en eski kaydı olarak değerlendirilir.

Başka bir deyişle bu oyma, cezalandırmanın tarihinin, insanın tarihi kadar eskiye dayandığının kanıtıdır.

İşte Lewis Lyons da bu önemli kitabında, insanlık tarihine koşut bir şekilde ortaya çıkmış ve gelişmiş cezalandırmanın tarihsel dönüşümünü kayda alıyor.

Kitabın ilk dört bölümü, modern zamanların hukuk ve ceza sisteminin temelini oluşturan cezalandırmaya dair eski fikir ve eylemlerin Avrupa, Orta Doğu ve Asya’daki ilk medeniyetlerden itibaren tarihi bir değerlendirmesini sunuyor.

Kitabın son dört bölümü ise, hapis, bedensel ceza, idam ve dünya çapında kullanımı kanundışı olarak kabul edilen, fakat bir dönemler yargı sürecinin temel unsurunu oluşturan işkence gibi, dört ana cezalandırma yöntemi üzerine araştırmalardan oluşuyor.

Günümüzde de Hammurabi döneminde olduğu gibi kısas, caydırma, engelleme ve ıslah; cezalandırmanın temel nedenlerini oluşturuyor.

Lyons’un kitabı ise, cezalandırmanın tarihsel serüvenini kapsamlı bir bakışla izlemesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi, çeviren: Silya Zengilli, Paris Yayınları, hukuk, 245 sayfa

Judith Butler – Biziz, Halk! (2018)

Sokakta toplanmak ne anlama gelir, nasıl bir işlev görür?

Judith Butler bu kitabında, tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve sokakta olmayı tamı tamına performatif bir eylem olarak tartışıyor.

Performatif kuram bağlamında toplanma özgürlüğünü ele alan Butler, sınırsız şekilde esnekleşmiş, sürekli değişen, başka bir deyişle düzenli olarak düzensiz işlerde çalışan kesimleri anlatan; kimilerince “çalışan yoksullar” veya “güvencesiz işçiler” olarak tanımlanan prekaryaların bu süreçte nasıl devindirici bir güç olabileceğini irdeliyor.

Bunu yaparken toplumsal cinsiyet siyaseti, sokak siyaseti, birlikte yaşamın etiği ve koalisyon siyaseti gibi kavramları enine boyuna tartışan Butler, kamusal toplanmanın dışavurumcu ya da göstergesel biçimlerini anlamaya çalışıyor.

Butler’a göre toplanma özgürlüğü de, tıpkı konuşma özgürlüğü gibi bir “ifade özgürlüğü”dür.

  • Künye: Judith Butler – Biziz, Halk!: Toplanma Özgürlüğü Üzerine Düşünceler, çeviren: Ferit Burak Aydar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 217 sayfa, 2018

Bertrand Bareilles – Paris’te Bir Türk (2018)

1806 ve 1811 yılları arasında Paris’te, Osmanlı’nın fevkalade büyükelçisi sıfatıyla bulunmuş Abdürrahim Muhib Efendi’nin adı tarihçilerce pek anılmasa da, aslında önemli görevler ifa etmiş bir diplomattı.

Örneğin Muhib Efendi, Divan’ın bir elçiyi bir Hıristiyan ülkesinde bu kadar uzun zaman bırakmış olmasının ilk örneği olduğu gibi, kendisi de Fransa’da kaldığı süreçte Napolyon döneminin dışişleri bakanları Talleyrand, Champagny ve Maret ile sıkı pazarlıklara girişmiş, devamında General Sebastiani’nin İstanbul’a gönderilmesini sağlamış ve böylece Osmanlı’nın Fransa ile önemli bir müttefiklik sözleşmesinin sağlanmasına vesile olmuştu.

Bu kitabın yazarı Bertrand Bareilles ise, önceleri İstanbul’da Fransızca öğretmenliği yaparken, Abdülhamid döneminde sarayla yakınlaşmış ve bu dönemde siyasete yön veren önde gelen isimlerle yakın ilişkiler kurmuş bir oryantalistti.

Kitap, Muhib Efendi’nin siyasi ve bireysel macerasının izini sürüyor, bunu yaparken de bir döneme ışık tutuyor.

  • Künye: Bertrand Bareilles – Paris’te Bir Türk: Abdürrahim Muhib Efendi, çeviren: Birsel Uzma, Kırmızı Kedi Yayınevi, tarih, 114 sayfa, 2018

Emel Kaya – Yan Etkiler (2015)

Kimliği, aidiyetleri, ezberleri ve rutinleri sorgulayan şiirler.

“Sözü de devirdim üstüm başım hay! / çektim koydum dilimi sağır odaya” diyerek bir kadim zamandan rüya ve imge devşiren Emel Kaya’dan ev hallerine, anneliğe, aile saadetine, benliğin karmaşalarına, arayışa, bunaltıya, kaçışa, kısacası varoluşun farklı hallerine uzanan bir nevi tefekkür yolculuğu.

  • Künye: Emel Kaya – Yan Etkiler, Yasakmeyve Yayınları

Halit Kakınç – Yerkubbe (2015)

İstanbul’un altının tünellerle birbirine bağlandığı efsanesini aydınlatmaya çalışan bir ekibin başından geçenler.

Mağara bilimci idealist bir arkadaş grubu, bu tünellere Yerebatan Sarnıcı’ndaki gizli bir kapıdan ulaşıldığı efsanenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını araştırmaya koyulur.

Ekip bir süre sonra, adeta tarihe yön verecek yeni bulgulara ulaşır.

  • Künye: Halit Kakınç – Yerkubbe, Kırmızı Kedi Yayınevi

Karel Kosík – Somutun Diyalektiği (2015)

Karl Marx’ın bilim anlayışı nasıl anlaşılmalı?

Peki bu yaklaşım nasıl daha da geliştirilebilir?

Karel Kosík eldeki klasikleşmiş yapıtında, bu soruya temel Marksist kavramlar, fenomenoloji, eleştirel kuram, ortodoks Marksizm ve sistem kuramı bağlamında derinlikli yanıtlar arıyor.

Marksizm ve felsefe ilişkisine dair eşsiz bir metin.

  • Künye: Karel Kosík – Somutun Diyalektiği, çeviren: Ezgi Kaya, Yordam Kitap