Gil Scott-Heron – Zenci Fabrikası (2017)

Şair, müzisyen, yazar ve aktivist Gil Scott-Heron’dan, 1960’larda Amerika Virginia’da yaşanan üniversite öğrencileri ayaklanmasının çok katmanlı bir hikâyesi.

Sutton Üniversitesi’nden öğrenciler, ülkelerinde olup biten olumsuzluklara karşı isyan başlatır.

Bu ayaklanma, kısa sürede bütün üniversiteye yayılmakta gecikmez.

İlk başlarda üniversite yönetimi öğrencilerin taleplerine kulak asmaz, fakat olaylar düşündüklerinden daha tehlikeli bir boyut alınca ister istemez adım atmak için harekete geçerler.

Öte yandan Öğrenci Birliği de bu sorunu halletmek için iki taraf arasında arabuluculuk yapmaktadır.

Fakat öğrenciler, çok daha uç eylemleri göze almıştır ve ülkede iktidara, devletin baskılarına ve ayrımcılığa karşı mücadelelerinde bedel ödemeyi çoktan göze almıştır.

Gil Scott-Heron, toplumun farklı kesimlerini temsil eden karakterlerin yer aldığı romanında, özgür ruhlu yeni bir kuşağın ve yeni bir Amerika’nın doğduğu bu şafağın kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Bilmeyenler için söyleyelim: Gil Scott-Heron, Siyah Gücü hareketinin Amerika’da yükselişe geçtiği dönemde söylediği “The revolution will not be televised”, yani Türkçesiyle “Devrim televizyondan yayınlanmayacak” sözünün de sahibi.

  • Künye: Gil Scott-Heron – Zenci Fabrikası, çeviren: Suat Ertüzün, Can Yayınları, roman, 280 sayfa, 2017

Dino Buzzati – Yedi Ulak (2017)

İtalyan edebiyatının devlerinden Dino Buzzati’nin, kendi öykülerinden yaptığı ilk seçki olan ‘Yedi Ulak’, ilkin 1942 yılında yayımlanmış ve büyük beğeniyle karşılanmıştı.

Buzzati’nin öyküleri sıradan insanı hikâye ediyor, fakat bunu yaparken ortaya koyduğu bakış açısıyla, tasvirleri ve üslubuyla bunları zevkle okunan usta işi öykülere dönüştürüyor.

Buzzati, sıradan insanın küçük ve kırılgan dünyasını, onun akıl almaz kurnazlıklarını, her adımda yaşadığı büyük yabancılaşmayı, bürokrasiyle boğuşmasını ve savrulduğu amansız melankoliyi kimi zaman trajik, kimi zaman mizahi bir üslupla tasvir ediyor ve aynı zamanda anlatısını da fantastik bir atmosfere yerleştiriyor.

  • Künye: Dino Buzzati – Yedi Ulak, çeviren: Özge Parlak Temel, Deli Dolu Yayınları, öykü, 324 sayfa, 2017

Pınar Uyan Semerci, Emre Erdoğan ve Elif Sandal Önal – “Biz”liğin Aynasından Yansıyanlar (2017)

Türkiye’de özellikle son yıllarda, siyasilerin de büyük çabaları neticesinde, dikkat çekici bir toplumsal ayrışma gözlemleniyor.

İşin kötü tarafı ise, bunun yalnızca geçici bir durum olmayıp artık gençlere ve hatta çocuklara kadar inmiş olması.

İki buçuk yılı bulan bir TÜBİTAK araştırmasının kitaplaşmış hali olan elimizdeki eser, gençlerde kimlikler ve ötekileştirmenin nasıl dönüştüğünü kayıt altına alıyor.

Farklı disiplinlerin bakış açılarından yararlanan ve birebir görüşmelerle desteklenen çalışma,

  • Ötekileştirmenin nasıl gerçekleştiğini,
  • Gençlerin kimliksel aidiyetlerinde hangi belirleyicilerin geçerli olduğunu,
  • Ötekileştirme mekanizmasının nasıl işlediğini,
  • Kimliklerin inşa edilişini ve ötekileştirme mekanizmalarının oluşumunu etkileyen temel faktörleri,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konuyu aydınlatıyor.

Kitap, hem bizdeki ötekileştirme, önyargı ve ayrımcılığın toplumsal alana ne denli yoğun sirayet ettiğini daha iyi kavramak hem de buna karşı ne yapabileceğimizi anlamak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Pınar Uyan Semerci, Emre Erdoğan ve Elif Sandal Önal – “Biz”liğin Aynasından Yansıyanlar: Türkiye Gençliğinde Kimlikler ve Ötekileştirme, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 335 sayfa, 2017

Gavin Menzies – 1421 (2014)

Çin filosu, Avrupalılardan çok önce dünyayı keşfetti mi?

Bu tezin sahibi Gavin Menzies, Amerika kıtasını ve diğer birçok yeri Kolomb’dan ve diğer kâşiflerden çok önce Çin amiralleri Zheng He, Hong Bao, Zhou Man, Zhou Wen ve Yang Qing’in keşfettiğini savunuyor.

Yazarın sunduğu deliller, bu savın pek yabana atılır türden olmadığını gösteriyor.

  • Künye: Gavin Menzies – 1421, çeviren: Kardelen Kala, Kalkedon Yayınları

Robert Drews – Tunç Çağı’nın Sonu (2014)

MÖ 12. yüzyılda Doğu Akdeniz’de gerçekleşen, dünya tarihinin en dehşetli dönüm noktalarından Tunç Çağı sonu felaketinin kapsamlı bir hikâyesi.

Robert Drews, Geç Tunç Çağı devletlerini savunan savaş arabası ordularının, uzun mesafe silahı olarak cirit, göğüs göğüse çarpışma için de kama kullanan avcı erleri tarafından nasıl alt edildiğini anlatıyor.

  • Künye: Robert Drews – Tunç Çağı’nın Sonu, çeviren: Tolga Ersoy ve Gürkan Engin, İş Kültür Yayınları

Ben Ambridge – PSY-Q (2014)

Birçok çalışmaya konu olmuş ünlü psikoloji deneylerini, bizzat kendi üstünüzde uygulamaya ne dersiniz?

Ben Amridge, bunu yapabileceğiniz “Ev tipi” bir psikoloji laboratuvarı sunuyor.

Kişiliği, zekâsı, ahlaki değerleri, düşünme biçimi, güdüselliği, çizim yeteneği, kısacası psikolojik zekâsı hakkında bilgi edinmek isteyen meraklılara duyurulur.

  • Künye: Ben Ambridge – PSY-Q, çeviren: Murat Sağlam, Domingo Kitap

John Berger – Hayvanlara Niçin Bakarız? (2017)

Yakın zamanda aramızdan ayrılan John Berger’den, insanın hayvana bakışının tarihsel değişimi üzerine sıkı bir sorgulama.

İnsanlar, hayvanlar ve doğa arasındaki ilişki ve iletişim üzerine düşünen Berger, çağlar öncesinde birbirinden ayrılan bu üçlü arasında şimdi nasıl devasa bir uçurumun ortaya çıktığını adım adım gözler önüne seriyor.

Berger burada,

  • Günümüzde insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin kaybolma nedenlerini,
  • Hayvanat bahçelerinin niçin var olduğunu,
  • İnsanlarla hayvanlar arasında önceki çağlarda kurulmuş ilişkinin niteliğini,
  • Modern kapitalist toplumlarda insan, hayvan ve doğa denkleminin nasıl kurulduğunu,
  • Ve bunun gibi, okurunu bunun üzerine derinlikli düşünmeye sevk edecek pek çok konuyu irdeliyor.

Bu kısa, fakat etkili kitap, hayvanlar üzerine, fakat asıl olarak kendimiz üzerine düşünmemiz için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: John Berger – Hayvanlara Niçin Bakarız?, çeviren: Cevat Çapan, Deli Dolu Yayınları, kültür, 136 sayfa, 2017

Heinrich Schliemann – Kahramanlar Çağının İzinde: Heinrich Schliemann ve Troya Kazıları (2017)

Bizler Heinrich Schliemann’a yabancı değiliz.

Schliemann, Troya ve Miken’in keşfedilmesi yönündeki öncü çabalarıyla bilinen bir isim.

Fakat kendisine dair bildiğimiz bir diğer gerçek de, Troya’dan önemli miktarda tarihî eseri yağmalayarak Almanya’ya kaçırmasıydı.

Ayrıca Schliemann, bir yandan saygın bilim kuruluşlarına üye kabul edilmesiyle öte yandan arkeolojik bilgisinin amatör olduğu iddialarıyla uzun süre tartışmalara konu oldu.

Hulki Demirel’in derleyip çevirdiği elimizdeki harika kitap da, Schliemann’ın kişiliğine, yetiştiği dünyaya, temsil ettiği anlayışa, çalışmalarına ve ona dair süregelen tartışmalara yer veren, kendisi hakkında kapsamlı bir çalışma.

Suavi Aydın’ın Schliemann’ın Alman arkeoloji geleneği içindeki yerini tartışan yazısıyla açılan kitap, dönemin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

O zamanki Batı Anadolu hakkında canlı gözlemler barındırmasıyla da dikkat çeken kitap, yalnızca arkeoloji alanında çalışan veya bu alanla ilgilenenler için değil, romantik zamanlardan maceracı bir arkeoloğun sıra dışı dünyasına daha yakından bakmak isteyen her okur için iyi bir fırsat.

  • Künye: Heinrich Schliemann – Kahramanlar Çağının İzinde: Heinrich Schliemann ve Troya Kazıları, derleyen ve çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, 280 sayfa, 2017

Sofya Kurban – Cebimdeki Taşlar (2017)

‘Cebimdeki Taşlar’, Sofya Kurban’ın ikinci öykü kitabı.

Kurban’ın öykülerini özgün kılan hususların başında, dışarıdan bakıldığında çok da dikkat çekmeyen küçük anların, insanlar arasındaki iletişimin vardığı kimi zaman fazlasıyla ilginç olabilen durakların izini sürmesidir diyebiliriz.

Öykülerin bir diğer özelliği de, abartıdan uzak, oldukça yalın bir dille yazılmaları.

Kısa suskunluk anları, belli belirsiz jestler ve farklı anlamlar barındırabilen bakışlardan yola çıkan ‘Cebimdeki Taşlar’, gündelik hayatın hayhuyunda dönenip dururken, bir soluk alıp etrafımızda olup bitenlere bakmaya, yaşadığımız dünyaya ve iletişimde bulunduğumuz insan ve insanlara biraz daha özenle bakmaya davet ediyor.

  • Künye: Sofya Kurban – Cebimdeki Taşlar, Ayizi Kitap, Öykü, 120 sayfa, 2017

İoannis N. Grigoriadis – Kutsal Sentez (2014)

Yunanistan ve Türkiye’de milliyetçilik ve din arasındaki ilişki konusunda yeni argümanlar sunan bir kitap.

Bu kitabın yazarı İoannis Grigoriadis’in burada yanıtlamaya çalıştığı temel soru şu: Nasıl oldu da, Türkiye ve Yunanistan gibi birbirinden apayrı özelliklere sahip iki ülkede de, milli kimlik dinle ilişkilendirildi?

İoannis Grigoriadis, Yunan ve Türk milliyetçiliğinin, düşünüldüğünden daha fazla ortak yön barındırdığını, her ikisinin de din sorununu ele alış biçiminin, ulus inşası sürecinde bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor.

  • Künye: İoannis N. Grigoriadis – Kutsal Sentez, çeviren: İdil Çetin, Koç Üniversitesi Yayınları