Eric Hobsbawn – Geleneğin İcadı (2006)

  • GELENEĞİN İCADI, Derleyenler: Eric Hobsbawn, Terence Ranger, çeviren: Mehmet Murat Şahin, Agora Kitaplığı, tarih, 356 sayfa

‘Geleneğin İcadı’, eski günlerden geldiği varsayılan geleneklerin büyük kısmının, yakın zamanlarda “icat edilmiş olan gelenekler” olduğunu savunuyor. Kitabın yazarları, bu geleneklerin icat edilirken, mutlaka belli bir tarihsel geçmişe referans yaptığını ve geçmişle bir süreklilik kurmaya çalıştığını ifade ederek, bu sürekliliğin büyük ölçüde yapay ve uydurma olduğunu vurguluyor. Kitabın derleyenleri dışında, Hugh Trevor-Roper, Prys Morgan, David Cannadine ve Bernard S. Cohn’un kaleme aldıkları makaleler ise, bu “icat edilen geleneğin”, Britanya, İskoçya, Galler, Hindistan ve Afrika’daki izini sürüyor. Makalelerin açıklamaya çalıştığı icat edilmiş gelenek kavramı, son iki yüzyıllık ulus-devlet süreci çerçevesinden izleniyor.

Jerry Brotton – Rönesans Sanatı ve Siyaset (2006)

  • RÖNESANS SANATI VE SİYASET, Lisa Jardine ve Jerry Brotton, çeviren: Füsun Tayanç ve Tunç Tayanç, Kitap Yayınevi, sanat tarihi, 245 sayfa

İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesiyle Avrupa ve Osmanlı’nın arası açılmıştı. Fakat buna rağmen, sanatın söz konusu gerginliği aşan bir yönü de vardı. Örneğin, 2. Mehmet yeni yapacağı sarayının bezemelerine yardımcı olacak sanatçı, Mehmet’in isteğiyle Napoli’den getirtilen ve 2. Mehmet portre madalyonunu yapan Costanzo da Ferrara’ydı. İşte kitabın yazarları, öncelikle bu madalyonun peşinden giderek, kültürel kimliği çerçeveleyen kavramsal sınırlar ile bu sınırların modern Avrupa haritası üzerindeki yerini incelemeyi amaçlıyor. Yazarlar bu madalyonların yanı sıra, halılar ve at yetiştiriciliği aracılığıyla kültürel kimliklerin gelişimini, Doğu ile Batı arasındaki kültürel alışverişin izini sürmeye çalışıyor.

Antonio Negri – Avrupa ve İmparatorluk (2006)

  • AVRUPA VE İMPARATORLUK, Antonio Negri, çeviren: Kemal Atakay, Otonom Yayıncılık, siyaset, 156 sayfa

‘Kurucu Bir Süreç Üzerine Düşünceler’ alt başlığını taşıyan ‘Avrupa ve İmparatorluk’, Avrupa’nın sınıf mücadelesi çerçevesinden kavranmadığı sürece anlaşılamayacağını savunuyor. Kitap, Antonio Negri’nin, Avrupa üzerine ya da Avrupa Birliği’nin çeşitli yönleri üzerine 1995’ten 2003 yılına kadar yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Bu yazıların dışında, kitabın genel çerçevesine uyan ve yazarın daha yirmi yaşındayken, 1955 yılında kaleme aldığı “Mounier’nin Avrupa İnanç Bildirgesi” başlıklı bir yazısı da bulunuyor. Kitabın 2003 tarihli önsözünde Negri, her zaman Avrupacı ve inançlı bir federalist olduğunu belirterek, birleşmiş bir Avrupa’nın gerekli olduğunu ve Avrupa’nın sosyalist olmazsa birleşemeyeceğini söylüyor. Yazılar böylesi bir imkanı tartışıyor.

Elaine Scarry – Kitapla Hayal Etmek (2006)

‘Kitapla Hayal Etmek’, edebiyat eleştirisi, felsefe ve bilişsel psikolojinin bir sentezini yaparak, daha önce üzerinde pek çalışılmamış bir alan açıyor: Edebiyat eserlerinde tasvir edilen kişileri, sahneleri, ayrıntıları okurların zihinlerinde nasıl olup da canlandırabildiğini, kitaplarla nasıl hayal kurabildiğini ve örtük talimatlarla oluşturulan bu hayallerin neden çoğu kez gerçek hayatta kendi başına kurulan hayallerden çok daha canlı ve kalıcı olabildiğini inceliyor.

Elaine Scarry, şair ve yazarların bazen bilinçli, çoğunlukla da bilinçsiz olarak başvurduklarını söylediği tekniklerle, okuyucuya hayal etmeyi öğrettiklerini savunuyor.

Scrry’nin çalışması, esas olarak, hayal etmenin nasıl, ne şekilde ve hangi teknikler üzerinden öğretildiğini incelemesiyle, kitapla haşır neşir olan her okurun severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Elaine Scarry – Kitapla Hayal Etmek, çeviren: Bülent O. Doğan, Metis Yayınları, eleştiri, 247 sayfa

Köksal Alver – Edebiyat Sosyolojisi (2006)

  • EDEBİYAT SOSYOLOJİSİ, Editör: Köksal Alver, Hece Yayınları, edebiyat kuramı, 294 sayfa

Edebiyata farklı çerçeveden bakan disiplinler var. Edebiyat-toplum ilişkisi ve bağını merkeze alarak, bu ilişkinin tüm boyutlarını araştıran edebiyat sosyolojisi de edebiyata değişik pencerelerden bakma girişimlerinden biri. Bu yaklaşım, edebiyatın birikimi ile toplumsal durumları tahlil etme, edebiyatı izlek alarak sosyolojik olgu analizine varma çabasına denk düşer. Köksal Alver’in editörlüğünü yaptığı bu kitap ise, edebiyat sosyolojisi hakkında, on beş ayrı yazarın kaleme aldığı konuyla ilgili makalelerden oluşuyor. Kitabın birinci bölümü edebiyatın sosyolojik imkanlarını, ikinci bölüm edebiyat sosyolojisini ve son bölüm olan üçüncü bölüm de, edeibyat sosyolojisinde yöntemi konu alıyor. Alver’in edisyonu, bu disiplinin Türkiye’ye uygulamaya yönelik ilk örneklerden biri.

Friedrich Dürrenmatt – Şüphe (2006)

  • ŞÜPHE, Friedrich Dürrenmatt, çeviren: Zeyyat Selimoğlu, İş Kültür Yayınları, roman, 132 sayfa

Friedrich Dürrenmatt, sahne ve radyo oyunlarıyla anımsanır. Fakat bu oyunların yanı sıra, yazdığı polisiyelerle de bu türün önemli bir ismi olmuştu. Polisiyede Edgar Allan Poe’nun izinden giden Dürrenmatt, bu türü hem insanın hem de toplumun hallerine ayna tutacak denli iyi yazmasıyla iz bıraktı. Şüphe romanı, yazarın polisiye türünde yazdığı iyi eserlerine örnek olarak gösterilebilir. Ameliyatından sonra beş yıllık ömrü kaldığından emekli edilen bir dedektif ile, 2. Dünya Savaşı sonrasında cerrah kimliğiyle yaşamını sürdüren bir Nazi savaş suçlusu, romanın polisiye unsurlarını oluşturan iki önemli kahraman. Bu kahramanlardan birincisi olan Komiser Berlach’ın, öykü boyunca seyreden şüpheciliği ve iz sürmekteki ısrarı romanın gerilimini arttıran asıl yönleri oluşturur.

Calixthe Beyala – Kocanızı Afrika Usülü Nasıl Pişirirsiniz? (2006)

  • KOCANIZI AFRİKA USÜLÜ NASIL PİŞİRİRSİNİZ?, Calixthe Beyala, çeviren: Sevgi Tamgüç, İstiklal Kitabevi, öykü, 152 sayfa

‘Kocanızı Afrika Usülü Nasıl Pişirirsiniz?’, kocası tarafından sürekli aldatılan Parisli Aissatou’nun başından geçenlere dayanan uzun bir öykü. Aissatou’nun kocasını geri kazanmak için elindeki tek silahı ise, biraz trajik olsa bile yaptığı birbirinden güzel yemeklerdir. ‘Bir erkek nasıl baştan çıkarılmalı ve onu nasıl elde tutmalı?’ sorusunun cevabı, Aissatou’nun yaptığı taze ananaslı yengeç ya da hindistancevizi kremalı langust’ta yatıyormuş. Öykünün ilginç yönlerinden biri de, “Boynuzlarım ormanda ağaç dallarına takılmadan geçmemi olanaksızlaştıracak kadar dal budak sardı.” diyen Aissatou’nun öyküsüne paralel olarak verilen çok sayıdaki yemek tarifi. Beyala’nın, Fransız Akademisi’nin roman ödülüne değer görüldügünü de belirtelim.

Thor Heyerdahl – Kon-Tiki / Pasifik’te 100 Gün (2006)

  • KON-TİKİ / PASİFİK’TE 100 GÜN, Thor Heyerdahl, çeviren: Deniz Canefe, Kelebek Arges Yayınları, gezi, 263 sayfa

Thor Heyerdahl ismi, gezginler için yabancı değil. Kendisi, Norveç’in en ünlenmiş araştırmacısı ve maceracısı. Heyerdahl bu geziyi, bir tezini kanıtlamak için yapmış. Bu tez de, Polinezya’da yaşayanların, geçmişte balsa sallarla buraya gelmiş Güney Amerika yerlileri olduğu tezidir. Ve Heyerdahl bunun için, 8000 kilometrelik, imkansız gibi görünen bir yolculuğa çıkar. Gezi için hazırladığı ve balsa kütüğünden yapılan Kon-Tiki isimli tekneleri de, balsa sallarla çok uzun geziler yapılabileceği tezini kanıtlamayı amaçlıyordu. Neticede gezi tamamlandı ve Heyerdahl’ın tezi ve tezleri de kanıtlanmış oldu. Yolculuktan sonra, 1948’de yayımlanan ve 70 dile çevrilen bu gezi izlenimleri ‘Pasifik’te 100 Gün’ ismiyle şimdi Türkçe’ye çevrildi. Gezginlere önerilir.

Aleksandr Ikonnikov – Lizka ve Erkekleri (2006)

  • LİZKA VE ERKEKLERİ, Aleksandr Ikonnikov, çeviren: Metin Alemdar, Merkez Kitaplar, roman, 143 sayfa

 

‘Lizka ve Erkekleri’, komünizmin yerini giderek kaosa bıraktığı günümüz Rusya’sında, çığırından çıkmış bir şehir ve “eskiden kurtulmaya çalışan, ama yeniden de bir o kadar korkan” insanların hikâyesini anlatıyor. Aleksandr Ikonnikov’un kahramanı Lizka, yaşadığı kasabanın tutucu yaşamından bunalıp, büyük ümitlerle şehre göç eder. Ancak bu göç ettiği yerlerde fakirlik, yolsuzluklar ve toplumu esir alan ümitsizlik, onu hayallerinden vazgeçmek zorunda bırakır. Lizka’nın bu kaçışında karşısına çıkan erkekler de, bir anlamda Rusya’nın kendisini sembolize eder. Gitarist Mişa, komünizm döneminin kurumlarını Gorbaçov Rusya’sına uygulamaya çalışan Victor, kondüktör Artur ve kaç savaşa katıldığını hatırlamayan alkolik, topal ve asabi asker Maks bu sembol kahramanlardan birkaçı. Bunun yanında roman, Lizka üzerinden, bir kadının sevgi arayışına ve erkeklere duyduğu güvensizliğe de odaklanıyor. Rusya’nın genç kuşak yazarlarından olan Ikonnikov’un romanı, Fransa ve Almanya’da büyük ilgi görmüştü.

Blain Brown – Sinematografi (2006)

  • SİNEMATOGRAFİ, Blain Brown, çeviren: Selçuk Taylaner, Hil Yayın, sinema, 371 sayfa

Blain Brown’un tam adı ‘Sinematografi: Kuram ve Uygulama’ olan bu kitabı, sinematografinin temel kavramlarını, yöntemlerini ve teknik yönlerini, sadece uzmanların değil amatörlerin de anlayacağı bir dille anlatıyor. Tasarım ve görsel düzenleme ilkelerine, kameranın her türlü kullanımına, pozlama, ışık ve ışıklandırmaya, renkler ve görüntü denetimine, kısacası sinematografiyle ilgili hemen her konuya ayrıntılı olarak yer veriliyor. Brown’un çalışması, eski Yunanca’da “hareketle yazı yazmak” anlamına gelen sinematografiyi aktarırken, bu “yazı”nın tekniğini, araçlarını, anlamlarını ve ayrıntılarını ele alıyor. Kitap ‘Film Uzamı’, ‘Görsel Dil’, ‘Objektif Dili’, ‘Kameranın Dinamikleri’, ‘Sinemasal Devamlılık’, ‘Pozlama’, ‘Renk Kuramı’, ‘Işıklandırma Araçları’, ‘Anlatım Unsuru Olarak Işık’, ‘Rengi Denetlemek’, ‘Objektif’, ‘Video ve Yüksek Seçiklikli (High Def) Video’, ‘Görüntü Denetimi’, ‘Set Çalışmaları’, ‘Teknik Meseleler’ ve ‘Profesyonel Formatlar’ bölümlerinden oluşuyor.