Edgar Morin ve Mauro Ceruti – Bizim Avrupamız (2014)

Bugün boyutlu bir hal almış Avrupa krizi, iki düşünür açısından yeni ve büyük çaplı bir dönüşümün habercisi.

Avrupa halkları arasında kalıcı bir barışın ifadesi olan Avrupa fikrinin, hangi aşamada yalpalamaya başladığını irdeleyen yazarlara göre, Avrupa şimdi büyük çaplı bir yenilenme gerçeğiyle karşı karşıya.

  • Künye: Edgar Morin ve Mauro Ceruti – Bizim Avrupamız, çeviren: Şirin Tekeli, İletişim Yayınları

Catherynne M. Valente – Ölümsüz (2014)

St. Petersburg’da kendi halinde yaşayan Marya Morevna ile Koşey, namı diğer Yaşam Çarı’nın ölümle sonu gelmez savaşı.

Koşey’in peşinden giderek St. Petersburg’tan ayrılan Morevna, Koşey’in kardeşi Ölüm Çarı ile amansız bir savaşa tutuşur.

Bu savaş, Morevna’nın hayatını tümüyle dönüştürecek, onu kudretli bir savaşçı haline getirecektir.

  • Künye: Catherynne M. Valente – Ölümsüz, çeviren: Duygu Şahin, MonoKL Yayınları

Bill Nichols – Belgesel Sinemaya Giriş (2017)

Belgesel sinema, yaşadığımız dünyayı anlatır.

Bu ilk başta çok basit gibi görünse de, belgesel sinema tam da bu sebeple diğer sinema türlerinden daha fazla etik kaygılarla muhatap olan bir türdür.

Çünkü gerçekliği olduğu gibi aktarabilmek iddiasını ne kadar gerçekleştirdiği, bir belgesel sinema eseri için hayati önemdedir.

İşte Bill Nichols’un elimizdeki çalışması da, belgesel sinema için hem teorik hem de pratik bir zemin sunmasıyla, alana yeni başlayanlar için tam bir hazine.

Kitap,

  • Etik meselenin neden belgesel sinemanın merkezinde yer aldığını,
  • Belgesel sinemaya ilişkin temel tanımları,
  • Türün tarihsel gelişimini,
  • Belgeselin biçimsel unsurlarını,
  • Ve belgesel sinemanın politik yönlerini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Nichols’un çalışmasının, belgesel sinema tarihi ve eleştirisi hakkında bilgilenmek isteyenler için çok iyi bir başlangıç olduğunu ve bu yönüyle hem profesyonellere hem de öğrencilere fazlasıyla hitap edeceğini söyleyelim.

  • Künye: Bill Nichols – Belgesel Sinemaya Giriş, çeviren: Duygu Eruçman, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, sinema, 358 sayfa

Boris Vian – Pekin’de Sonbahar (2017)

Boris Vian’ın henüz yirmi altı yaşındayken yazdığı, fakat oyunbazlığı, dilsel oyunları ve bilinçli anlam bozulmalarıyla dikkat çeken hareketli ve eğlenceli bir hikâye.

‘Pekin’de Sonbahar’, başkahramanı Amadis Dudu’nun Paris’te otobüse binmek için verdiği absürd mücadeleyle açılıyor.

Fakat bu, tüm tuhaflıklarına rağmen daha başlangıçtır.

Zira kahramanımız, tüm çabalarına rağmen işe yetişemeyecek, üstüne üstlük kendini bilindik dünyalara hiç benzemeyen bir garip alem Egzopotamya’da bulacaktır.

Bu gelişme, hikâyenin tam anlamıyla hareket kazandığı, sıra dışı olayların peş peşe dizildiği maceraların yaşanmasını beraberinde getirir.

Boris Vian, kendine has yaratıcılığıyla bize hem hızla akan, hem çok eğlenceli hem tuhaf ve hem de usta işi dil oyunlarıyla göz dolduran bir hikâye sunuyor.

  • Künye: Boris Vian – Pekin’de Sonbahar, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, roman, 302 sayfa

Carl Gustav Jung – Gökte Görülen Cisimler Üzerine Bir Mit (2014)

Carl Gustav Jung’un bu kitabı, uçan daireler, diskler ve UFO’lara dair söylentilerin doruğa ulaştığı 1950’lerde yazıldı.

Jung kitabında, bunun, kolektif psikenin dönem dönem tezahür eden bir yansıması olduğunu söylüyor ve uçan daireleri, insanoğluna atalarından miras kalan mitlerin modern bir benzeri olarak değerlendiriyor.

  • Künye: Carl Gustav Jung – Gökte Görülen Cisimler Üzerine Bir Mit, çeviren: Mustafa Tüzel, Kırmızı Kedi Yayınevi

Mircea Cărtărescu – Orbitor 1 (2014)

Romanya’nın, adı Nobel Ödülü için geçen yazarından şiirsel, fantastik bir hikâye.

Üç cilt olarak yayınlanan roman, Romanya tarihinde mistik bir yolculuğa çıkarak çok farklı duraklara ve dünyalara uzanıyor.

Mircea Cărtărescu’nun düş âleminde, savaş, cinsiyet ve ölüm üçlüsü, totaliter bir rejimin çeperlerinde kendini sınıyor.

  • Künye: Mircea Cărtărescu – Orbitor 1: Göz Kamaştırıcı, çeviren: Sunia İliaz Acmambet, Ayrıntı Yayınları

Oğuz Baykara – Modern Japon Edebiyatının Doğuşu ve Shiga Naoya (2014)

Modern Japon edebiyatına yön vermiş bir yazarın yaşamı ve edebi serüveni.

Oğuz Baykara, Meiji döneminde Japon edebiyatında başlayan modern yönelim bağlamında 1971 yılında hayata veda eden Shiga Naoya’nın sanatını analiz ediyor.

Kitapta, Türkçede hiçbir eseri yayınlanmamış Naoya’dan seçme öykülere de yer veriliyor.

  • Künye: Oğuz Baykara – Modern Japon Edebiyatının Doğuşu ve Shiga Naoya, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Khanna Omarkhali (ed.) – Kürdistan’da Dini Azınlıklar (2014)

Kürdistan’da İslami ana akımın dışındaki dini yapılar için bir kılavuz.

Yezidilik’ten Aleviliğe, Haqqa ve Khaksar gibi Sûfi oluşumlardan Derviş tarikatlarına birçok dini grubun özel yönleriyle irdelendiği kitap, Kürt Yahudilerle ilgili tarihsel verilere dayanan bazı materyaller içermesiyle de önemli.

  • Künye: Kolektif – Kürdistan’da Dini Azınlıklar, editör: Khanna Omarkhali, çeviren: İbrahim Bingöl, Avesta Yayınları

Benjamin Constant – Adolphe (2017)

1816’da yayımlanan ve Benjamin Constant’ın hayatından izler taşıyan ‘Adolphe’, uzun süreli ilişkiler kuramayan, bağlanmaktan ölesiye korkan bireyin psikolojik halini hikâye eden ilk kurmaca yapıt olarak kabul ediliyor.

Yaşadığı hayattan sıkılan Adolphe’un yolu, genç kadın Ellénore ile kesişir.

Adolphe ilk başlarda Ellénore’da aradığı aşkı bulduğunu zanneder.

Öte yandan bu aşk, Ellénore’u daha fazla etkilemiş, genç kadın Adolphe’a bağlanmıştır.

Bir süre sonra Adolphe, Ellénore’dan sıkılmaya başlar.

Fakat buna rağmen genç kadından ayrılmaması, ilişkilerini girift ve trajik bir boyuta taşır.

Yayımlandığında Goethe, Stendhal, Puşkin ve Hugo gibi yazarların beğenisini kazanmış bu hikâyenin bizdeki baskısının, çevirmen ve Barış Özkul’un önsözleri, Paul Bourget’nin sonsözü, yazar ve dönem kronolojisi ve romana dair görsellerle zenginleştiğini de belirtelim.

  • Künye: Benjamin Constant – Adolphe, çeviren: Sâmih Tiryakioğlu, İletişim Yayınları, roman, 156 sayfa

Julia Kristeva – Simone de Beauvoir Aramızda (2017)

Simone de Beauvoir, yaşamı ve eserleriyle (1908-1986), kendisini önceleyen ve çevreleyen kadınların özgürlük hareketlerini toparlayıp bir araya getiren, müstesna şahsiyetlerden biri.

Dilbilim, göstergebilim, psikanaliz üzerine yazıları post-yapısalcı teorinin gelişmesinde belirleyici konuma sahip olan Julia Kristeva da bu kitabında, Simone de Beauvoir’ın hayatı ve çalışmaları ekseninde, kadınların dünya çapındaki özgürlük mücadelelerinin izini sürüyor.

Kristeva,

  • Simone de Beauvoir’ın çalışmalarıyla ortaya koyduğu antropolojik devrimin nitelikleri,
  • Beauvoir’ın güncel mirası,
  • Beauvoir’dan önce ve sonra feminist kuramın geçirdiği dönüşümler,
  • Çin’de kadın hakları hareketinin gelişimi,
  • Ve Pakistan’da köktenciliğe karşı Malala Yusufzay’la simgeleşen kadın mücadelesi gibi önemli konu ve meseleleri ele alıyor.

Kristeva bu konuları irdelerken, nüansları ve güncelliğiyle bizi sorgulamaya ve şaşırtmaya devam eden Beauvoir’ın kurucu deneyimini yeniden ve derinlemesine keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Julia Kristeva – Simone de Beauvoir Aramızda, çeviren: Özgü Berksoy, Sel Yayıncılık, kadın çalışmaları, 118 sayfa