Neil Smith – Eşitsiz Gelişim: Doğa, Sermaye ve Mekân Üretimi (2017)

Coğrafya, mekân, doğa, sosyal teori ve tarih alanlarında çalışmalar yürüten Neil Smith, eleştirel coğrafyanın önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor.

‘Eşitsiz Gelişim’ ise, Smith’in, siyasetin coğrafyasını ve coğrafyanın siyasetini konu edindiği, yakın zamana kadar aralarında ciddi anlamda ilişki gelişmemiş bu iki düşünsel geleneği birleştirdiği önemli bir kitap.

Henri Lefebvre’in ‘Mekânın Üretimi’nde bıraktığı yerden tartışmaya devam eden Smith, doğa ideolojisini, doğanın üretimini, mekânın üretimini, coğrafi farklılaşmanın ve eşitlemenin diyalektiğini, mekânsal ölçek ve sermayenin hareketlerini ve sermayenin yeniden yapılandırılmasını tartışıyor.

Sermayenin egemenliğinde coğrafi mekânın son yıllarda daha önce görülmedik ölçüde yeniden yapılandırıldığını belirten Smith, Üçüncü Dünya’nın sanayileşmesi ve yeni uluslararası işbölümünün, artan milliyetçilik ve yeni savaş jeopolitiğinin kapitalizmin coğrafyasından bağımsız gelişmeler olarak düşünülemeyeceğini söylüyor.

Coğrafi mekânın yeniden yapılandırılmasını motive eden teorik mantığı açığa çıkaran çalışma, bu yönüyle eleştirel mekân teorisine nitelikli bir örnek.

  • Künye: Neil Smith – Eşitsiz Gelişim: Doğa, Sermaye ve Mekân Üretimi, çeviren: Esin Soğancılar, Sel Yayıncılık, kent çalışmaları, 332 sayfa

Hasan Münüsoğlu – Irk Lekesi (2017)

Türkiye’de antropoloji, liselerde ve üniversite hazırlık kitaplarında yakın zamanlara kadar hep “ırkbilim” olarak verildi.

Yani bu koca disiplin, bizde daha çok “kurukafacılık” ya da “kafatasçılık” olarak daraltılıp anlatıldı.

Bunun müsebbipleri, kuşkusuz “yerli ve milli” kaygı ve önceliklerini bilimin önüne koyan siyasi elitlerin bizzat kendisiydi.

Türkiye’nin önde gelen antropologlarından Tayfun Atay’ın deyişiyle, antropoloji bizde önce imal edilen, ardından ihmal edilen bir bilimdir.

İşte Hasan Münüsoğlu, elimizdeki bu önemli çalışmasında, emek verdiği bu bilim disiplininin ülkemizdeki sorunlu doğuşunu eleştirel bir bakışla irdeliyor.

Bilhassa Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde antropolojinin kurulma ve kurumlaşma sorunlarını irdeleyen çalışma, Şevket Aziz Kansu, Afet İnan, Seniha Tunakan, Muzaffer Süleyman Şenyürek ve Nermin Erdentuğ gibi isimlerin antropolojiye yaklaşımlarını ve çalışmalarını, dönem siyaseti ekseninde inceliyor.

Türkiye’nin antropoloji tarihinde “ırk lekesi”nin nasıl bulaştığını daha iyi kavramak ve bununla gerçek anlamda yüzleşmek isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Hasan Münüsoğlu – Irk Lekesi, Heretik Yayıncılık, antropoloji, 214 sayfa

Selahaddin Uğur Işık – Bağımsızlığa Doğru Irak Kürdistanı (2017)

25 Eylül 2017’de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) gerçekleştirdiği bağımsızlık referandumu, dünya çapında yankı uyandırdı.

Kısa zaman içinde bilhassa üç komşunun, Türkiye, İran ve Irak’ın büyük tepkisiyle karşılanan referandum, beraberinde büyük bir kriz de getirdi.

Fakat IKBY referandumu, buz dağının sadece görünen kısmıydı.

Zira Kürtlerin bağımsızlık taleplerinin uzun bir tarihi bulunuyor ve dolayısıyla bu durum, en azından kısa zaman içinde çözülecek gibi görünmüyor.

İşte bu kitap, farklı ülkelerde yaşayan Kürtlerin aksine bağımsızlığa en çok yaklaşan Irak Kürtlerini tarihsel ve güncel perspektiflerle ele almasıyla, konuya dair pek çok bilinmeyeni aydınlatıyor.

Selahaddin Uğur Işık,

  • Irak’ın geçmişinde ve bugünkü şartlarında Kürtlerin üstlendikleri rolleri,
  • Kürtlerin siyasi yönelim ve eğilimlerini,
  • Neden bağımsız olmayı istediklerini,
  • Siyasal tasavvurlarını,
  • Sosyo-ekonomik durumlarını,
  • Kürtlerin bağımsızlık taleplerine karşı komşu ülkelerin dillendirdiği tezleri,
  • Uluslararası camianın bağımsız bir Kürt devletine karşı tutumunu,
  • Ve bunun gibi birçok konuyu ele alıyor.

Kitap, Irak Kürtlerine yakından bakmak, onların bugünkü siyasi tavırlarını daha iyi kavramak için kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: Selahaddin Uğur Işık – Bağımsızlığa Doğru Irak Kürdistanı, Avesta Yayınları, siyaset, 168 sayfa

Selim Deringil – 19. Yüzyıl Osmanlı Devleti’nde İhtida ve İrtidad (2017)

Ir

Osmanlı İmparatorluğu’nda ihtida Müslümanlığı kabul etmek, irtidad da Müslümanlıktan dönmek, başka dini seçmek anlamına geliyordu.

Selim Deringil’in bu nitelikli incelemesi de, 19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde ihtida ve irtidadın özel durumunu ortaya koymasıyla önemli.

Bu dönemdeki ihtida ve irtida durumları özellikle dikkate değer.

Zira Deringil’in de çok iyi saptadığı gibi, 19. yüzyıl Osmanlı bağlamında irtida ve ihtida, etnik milliyetçiliğin yükselişiyle ve Avrupa’nın her köşesinde kol gezen ulusal uyanış hareketleriyle çakışıyordu, yani bir nevi ulussuzlaşma olarak algılanıyordu.

Deringil bu saptamadan yola çıkarak,

  • On dokuzuncu yüzyıldaki ihtida ve irtidadın önceki dönemlerden farkını,
  • İhtida usulü ve ihtida vakalarını,
  • Kadınların ihtidasını,
  • Bir diplomasi sorunu olarak ihtida ve irtidadı,
  • Protestan milletinin tanınmasının beraberinde getirdiği 1864 krizini,
  • Yerel dini politikalara yabancıların müdahale etmeye başlamasını,
  • Çalkantılı Rumeli’de ihtida ve irtidad olgularını,
  • Gizli Hıristiyanları ve İstavrileri,
  • Sığınma ihtidaları bağlamında Osmanlı tabiiyetinin özgün durumunu,
  • Abdülhamit dönemi kırımları nedeniyle Ermenilerin kitlesel ihtidasını,
  • Ve diplomatik mesele olarak kitlesel ihtidaları irdeliyor.

Deringil yalnızca bu ve bunun gibi pek çok konuyu aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bu konuları etnik milliyetçilik, vatandaşlık, hayalî cemaate dâhil olmak, hayalî cemaatten dışlanmak ve kimlik inşasının sosyal politikası kavramlarından yola çıkarak aydınlatıyor.

  • Künye: Selim Deringil – 19. Yüzyıl Osmanlı Devleti’nde İhtida ve İrtidad, çeviren: Ayşen Anadol ve Taciser Ulaş Belge, İletişim Yayınları, tarih, 384 sayfa

Mehmet Güntekin – İstanbul’un 100 Şarkısı (2014)

İstanbul, üzerine en çok şarkı yazılan şehirlerin başında gelir.

Çeşitli dönemlerde İstanbul hayatında yer etmiş, kimi klasikleşmiş şarkılar bu derlemede. ‘Ada Sahillerinde Dolaşıyorum’dan ‘Biz Heybeli’de Her Gece’ye, ‘Benim Gönlüm Sarhoştur’dan ‘Dönülmez Akşamın Ufkundayız’a ve ‘Boğaziçi Şen Gönüller Yatağı’na, yüz efsane şarkı.

  • Künye: Mehmet Güntekin – İstanbul’un 100 Şarkısı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A. Ş. Yayınları

Lee Billings – Beş Milyar Yıllık Yalnızlık (2014)

Lee Billings, 1960’lardan itibaren başlayan, diğer yıldızların etrafında başka dünyalar bulmak için gerçekleştirilen coşkulu arayışın adeta günlük kaydını tutuyor.

Bu dönemde bilim insanlarının ötegezegen tespiti konusunda koyuldukları hırslı çalışmalar ile o zaman kaydedilmiş bilimsel keşifler için kapsamlı bir rehber.

  • Künye: Lee Billings – Beş Milyar Yıllık Yalnızlık, çeviren: Ozan Karakaş, Alfa Yayınları

Kolektif – İstanbul’un İçinde Bir Boğaziçi (2008)

Nihat Gür’ün derlediği ‘İstanbul’un İçinde Bir Boğaziçi’, İstanbul’un kuşkusuz en gözde yerleşim yeri olan Boğaz’ı, Boğaziçi’ni anlatıyor.

Bu yazılarda Anadolu ve Avrupa yakalarında Boğaz’a kıyı semtlerin tarihi; Boğaziçi’nde gündelik yaşam; boğazın etnik, dinsel ve sınıfsal çeşitliliği; günümüz İstanbul’unun ne denli zengin bir mirasa ev sahipliği yaptığı gibi zevkli ayrıntılar yer alıyor.

Kitabın asıl çerçevesini, Server İskit’in Yeni Tarih Dergisi’nde yayımlanan bir tefrikası oluşturuyor.

İskit, ‘Boğaziçi’nde Bir Tetkik’ başlığını taşıyan bu tefrikasında, adım adım Boğaziçi’ni dolaşıyor, boğazı boğaz yapan özellikleri ve her iki yakasına dizilmiş semtlerini anlatıyor.

  • Künye: Kolektif – İstanbul’un İçinde Bir Boğaziçi, derleyen: Nahit Gür, Kapı Yayınları, şehir, 106 sayfa

Doğu Perinçek – Gladyo ve Ergenekon (2008)

Ergenekon soruşturması kapsamında hâlen tutuklu bulunan Doğu Perinçek, ‘Gladyo ve Ergenekon’da, Türkiye’de Gladyo ve Ergenekon örgütünün doğuşunu, çalışmalarını ve etkilerini anlatıyor.

“Bizlerin Gladyo ile çarpışmaları, 1971 12 Mart darbesinin işkencehane ve hapishanelerinde başlar; Kontragerilla’yı açığa çıkaran kampanyalarla devam eder; 12 Eylül hapishanelerinden geçer; devlet içindeki CIA-MOSSAD ekibinin ve Susurluk çetesinin yakasına yapıştığımız günlerin başarılarıyla boyutlanır ve bugünlere gelir.” diyen Perinçek, Gladyo-Türkiye savaşının, gerçekçe ABD-Türkiye savaşı olduğunu savunuyor.

Kitapta ayrıca, Perinçek’in Ergenekon’a konusunda emniyet ve savcılığa verdiği ifadeleri de yer alıyor.

  • Künye: Doğu Perinçek – Gladyo ve Ergenekon, Kaynak Yayınları, siyaset, 344 sayfa

Ebubekir Eroğlu – Çalkantı ve Dalga (2008)

‘Çalkantı ve Dalga’, şair kimliğiyle de bilinen Ebubekir Eroğlu’nun denemelerini bir araya getiriyor.

Kitabın iki bölümünden olan “Dalga”da, tarihten günümüze uzanan varlığıyla insanın kendisi anlatılıyor.

Var olma duygusu, bilinç, hayal kurma, zihin, irade, kemdilik bilinci, kimlik, öteki ve yaratıcının varlığını hissetmek, Eroğlu’nun bu bölümdeki anahtar kelimeleri.

Kitabın ikinci bölümü olan “Çalkantı” ise insan ve toplumsallık ilişkisinin ve bu ilişkinin beraberinde getirdiklerinin merkeze alındığı yazılardan oluşuyor.

Birey ve toplum arasındaki gerilimler; demokrasi ve hukuk; edebiyat ve etik ilişkisi ise Eroğlu’nun bu bölümdeki denemelerinin başlıca çerçevesini oluşturuyor.

  • Künye: Ebubekir Eroğlu – Çalkantı ve Dalga, Timaş Yayınları, deneme, 384 sayfa

Aleksandr Puşkin – Dubrovski (2014)

Çarlık Rusya’sında bir Robin Hood: Zengin bir aileden gelip, yoksulların yanında saf tutan ve bunun bedelini trajik bir biçimde ödeyen Dubrovski.

Roman, doymak bilmez iştahları, köylülerden muazzam korkmalarıyla Rus çiftlik sahiplerine ve yoksulluktan takati kesilmiş Rus köylüsüne dair harikulade tasvirleriyle göz dolduruyor.

  • Künye: Aleksandr Puşkin – Dubrovski, çeviren: Sabri Gürses, Kırmızı Kedi Yayınevi