Rüya Kılıç – Osmanlıdan Cumhuriyete Sufî Geleneğin Taşıyıcıları (2009)

Ağırlıklı olarak sufilik ve sufî çevreler konularında çalışan Rüya Kılıç elimizdeki bu çalışmasında, Osmanlı tarzı sufî geleneğin Cumhuriyet Türkiye’sine nasıl ve hangi şartlarda aktarıldığını inceliyor.

Bu geçiş dönemindeki devamlılık, kırılma ve yeniden yapılanmalara odaklanan Kılıç ayrıca, laik uygulamalarını tarikat üyelerinin nasıl algıladıklarını ve buna ne tür tepkiler verdiklerini de araştırıyor.

İncelemesini, son dönem Melâmileri, Bektâşiler, Mevlevîler ve Nakşibendîler olmak üzere dört tarikat üzerinden yapan Kılıç, İslamî geleneğin bu güçlü damarı hakkında tarihsel ve güncel bir analiz sunuyor.

  • Künye: Rüya Kılıç – Osmanlıdan Cumhuriyete Sufî Geleneğin Taşıyıcıları, Dergah Yayınları, inceleme, 157 sayfa

Joseph E. Stiglitz ve Linda J. Bilmes – Üç Trilyon Dolarlık Savaş (2009)

ABD’nin Irak’a saldırısı, büyük bir fiyaskoyla sonuçlandı, ama aynı zamanda binlerce insanın ölümüyle de sonuçlandı.

Nobel Ödülü sahibi Joseph E. Stiglitz ile Harvard Universty’s Kennedy School of Government’dan Linda J. Bilmes’in ortak imzasını taşıyan bu kitap, Amerikalı vergi mükelleflerinden gizlenen ve ABD’nin Irak’ta bulunmasıyla ilgili tartışmaların dışında bırakılan çok çeşitli masrafları ortaya koyuyor.

Yazarlar, savaşın toplam maliyetinin 3 trilyon dolardan fazla olacağını tahmin ediyor ve ABD’nin Irak’ta bulunmasının mali, ekonomik ve toplumsal sonuçlarının, yani savaşın toplam insani maliyetinin ürkütücü bir tablosunu sunuyor.

  • Künye: Joseph E. Stiglitz ve Linda J. Bilmes – Üç Trilyon Dolarlık Savaş: Irak Savaşının Gerçek Maliyeti, çeviren: Dilek Cenkçiler, ODTÜ Yayıncılık, ekonomi, 292 sayfa

Serge Guilbaut – New York Modern Sanat Düşüncesini Nasıl Çaldı (2009)

Sanat tarihçisi Serge Guilbaut, ‘New York Modern Sanat Düşüncesini Nasıl Çaldı’da, Amerikan avangardının egemen üslubu olan soyut dışavurumculuğun tarihçesini ve önemini araştırıyor.

Guilbaut, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sanat dünyasının, Batı’nın kültür merkezini birkaç yıllık bir sürede Paris’ten New York’a kaydırmayı başaran bir Amerikan avangardının doğuşuna ve gelişimine tanık olduğunu söylüyor.

Guilbaut kitabında, soyut dışavurumculuğun savaştan sonra kazandığı başarıyı, Amerikan hükümetinin savaştan önce ve sonra sanata karşı nasıl bir tavır takındığını, bu dönemde solcu sanatçılar ile eleştirmenlerin geçirdiği ideolojik dönüşümü ve Soğuk Savaş sürecinin bütün bunlara yansımalarını anlatıyor.

  • Künye: Serge Guilbaut – New York Modern Sanat Düşüncesini Nasıl Çaldı, çeviren: Elif Gökteke, Sel Yayıncılık, sanat, 296 sayfa

Nicollo Machiavelli – Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler (2009)

‘Prens’ eserinde dile getirdiği, güçlü bir yönetimin nasıl oluşturulabileceğine dair görüşleriyle, “makyavelizm” olarak adlandırılacak yaklaşımın babası Nicollo Machiavelli, temel yapıtlarından ‘Söylevler’ ile okurun karşısına çıkıyor.

Machiavelli’nin cumhuriyetleri, onların kuruluşları ve korunmaları için gerekli rasyonel önlemleri anlattığı kitabı, bir anlamda ‘Prens’teki fikirlerin kaynağını aldığı bir eser olarak da değerlendirilebilir.

Çalışmanın elimizdeki kapsamlı yayımında, burada yer alan bazı fikirlerin, ‘Prens’ ve ‘Savaş Sanatı’ başta olmak üzere, Machiavelli’nin diğer kitaplarında nasıl yer bulduğu da dipnotlarla gösteriliyor.

  • Künye: Niccolò Machiavelli – Titus Livius’un İlk On Kitabı Üzerine Söylevler, çeviren: Alev Tolga, Say Yayınları, siyaset, 519 sayfa

Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı (2009)

Erdem Sönmez ‘Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı’nda, Annales Okulu’nun Türkiye’deki tarihyazımına etkilerini, başlangıçtan 1980’e uzanan bir süreçte irdeliyor.

Kitabına, Annales Okulu’ndan önceki tarihçilik ve tarihyazımını anlatarak başlayan Sönmez, ardından okulun tarih ve tarihyazımı anlayışını ele alıyor.

Hemen devamında, Türkiye’deki çağdaş tarihçilik anlayışının izini süren yazar, son olarak da okulun Türkiye’deki tarihyazımına nasıl etkide bulunduğunu, Fuad Köprülü, Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ ve Halil İnalcık gibi, Türkiye’de 1980 öncesi sosyal tarihçiliğinin dört önemli isminin tarih anlayışlarından hareketle çözümlüyor.

  • Künye: Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı, Daktylos Yayınları, tarih, 240 sayfa

Stephen Jay Gould – Yaşamın Tüm Çeşitliliği (2009)

Zoolog, jeolog ve Darwin yorumcularından Stephen Jay Gould ‘Yaşamın Tüm Çeşitliliği’nde, insan evrimi konusu üzerinden ilerleme mitosunu irdeliyor.

İnsanın ne yaratılışın tacı, ne de evrimin doruğu olduğunu söyleyen Gould’a göre insan, “evrimin devasa soykütük ağacındaki önemsiz küçücük bir dal”dan başka bir şey değildir.

Bilim adamına göre çokhücreli yaşam biçimleri, balıklar, kuşlar, memeliler ve hatta insan, karmaşık olgular olmalarına rağmen, bir tesadüfün sonucunda oluşmuşlardır.

Yazar buradan hareketle, insanın, evrimin kaçınılmaz bir sonucu olmadığını; karmaşıklığın artışı ile ilerlemenin de, evrimin temel karakteristikleri olmadığını savunuyor.

  • Künye: Stephen Jay Gould – Yaşamın Tüm Çeşitliliği, çeviren: Rahmi G. Öğdül, Versus Kitap, bilim, 315 sayfa

Tim Bowler – Nehrin Oğlu (2009)

Tim Bowler, şiir tadında romanı ‘Nehrin Oğlu’nda, ölüm konusunu bir büyükbaba ile torunu arasındaki ilişki üzerinden hikâye ediyor.

Büyükbaba, hasta olmasına, ellerini bile zorla hareket ettirmesine rağmen, hastanede durmayarak, ‘Nehrin Oğlu’ adını verdiği resmini bitirmekte ısrarcı davranır.

Adamın torunu Jess, başlarda büyükbabasının tavrını anlam veremese de, ilerleyen zamanlarda gizemli resmini bitirmesi için ona yardımcı olur.

Romanda bu tamamlanmamış gizemli resim ile nehir, ölüm ve yaşamın metaforu işlevi üstlenir.

Burada ölümü simgeleyen büyükbaba ile yaşamı simgeleyen torun karakterleri, insanın birbirini bütünleyen iki yanı olarak, iç içe geçmiş bir halde sunulur.

  • Künye: Tim Bowler – Nehrin Oğlu, çeviren: Özgür Çallı, Tudem Yayın Grubu, roman, 184 sayfa

 

Arzu Terzi – Abdülhamid’in Mirası (2009)

Arzu Terzi, tam adı ‘Bağdat Musul’da Abdülhamid’in Mirası Petrol ve Arazi’ olan kitabında, söz konusu bölgenin, Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişahın şahsi mülkü haline getirilmesi sürecini, döneme ait fotoğraflar ve belgeler eşliğinde veriyor.

Kitapta, bölgede padişah mülkü haline getirilen petrol yatakları, II. Abdülhamid’in bu yatakları işletme imtiyazını alışı, yabancı devletlerin çeşitli şahıslar aracılığıyla Osmanlı Devleti’ne yaptıkları imtiyaz talepleri, bölgedeki çıkar çatışmaları, Abdülhamid’in bu mücadele karşısında uyguladığı politikalar ve nihayet, padişahın bölgedeki şahsi mülkünün devletleştirilmesi süreci, ayrıntılı bir şekilde inceleniyor.

  • Künye: Arzu Terzi – Abdülhamid’in Mirası: Petrol ve Arazi, Timaş Yayınları, tarih, 317 sayfa

Pierre Assouline – Rosebud: Biyografi Parçacıkları (2009)

Pierre Assouline, çoğu yaşamöykülerinden oluşan yirminin üzerinde kitaba imza attı.

Henri Cartier Bresson, Georges Simenon ve Hergé, yazarın biyografilerini kaleme aldığı isimlerden birkaçı.

Assouline’in, ‘Yurttaş Kane’de de geçen bir metafor olan, “Rosebud” ise “gül tomurcuğu” anlamına geliyor.

“Otuz yılı aşkın bir süredir herkeste bu rosebud’ı arıyorum” diyen yazar, bu denemelerinde, Rudyard Kipling, Henri Cartier-Bresson, Paul Celan, Jean Moulin, Lady Diana Spencer, Picasso, Pierre Bonnard gibi isimlerde saklı olan “rosebud”ı, kendisinin deyimiyle “Bizi başkalarına ifşa ederek ele veren o önemsiz şeyi” açığa çıkarmayı amaçlıyor.

  • Künye: Pierre Assouline – Rosebud: Biyografi Parçacıkları, çeviren: Elif Gökteke, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 159 sayfa

Tess Gerritsen – Kemik Bahçesi (2009)

Hekimlik kariyeri de bulunan Tess Gerritsen, polisiye-gerilim romanı ‘Kemik Bahçesi’nde, günümüzde bulunan bir kadına ait kafatası üzerinden, 19. yüzyılda korkutucu boyutlara ulaşmış kadavra ticaretini hikâye ediyor.

Adli tabip Maura Isles, Julia Hamill’in Massachusetts’deki evinin bahçesinde bulduğu kadın kafatasının izini sürer.

Bu iz sürüş kendisini, 1830’ların Boston’unda yapılan iki cinayete götürecektir.

Cinayetlerin şüphelisi de, Boston Tıp Okulu’nda okuyan yoksul öğrenci Norris Marshall’dır.

Mezar soyguncusu olan ve kadavra ticareti yapan Marshall ise, katili gören tek tanığın izini sürerek masum olduğunu ispat etmeye çalışacaktır.

  • Künye: Tess Gerritsen – Kemik Bahçesi, çeviren: Filiz İnceoğlu Öztürk, Doğan Kitap, roman, 327 sayfa