Pierre Bourdieu – Bekârlar Balosu (2010)

Sosyolog Pierre Bourdieu ‘Bekârlar Balosu’nda yer alan üç makalesinde, Fransız kırsal toplumunda evlilik ve bekârlık kültürünün ayrıntılarına iniyor.

Bekârlık ve köylülük durumu; eski toplumda evlilikle ilgili karşılıklı ilişkiler sistemi; kasaba ve mezralar arasındaki karşıtlıklar; köylünün bedeniyle ilişkisi; annenin aşırı otoritesinin bekârlığa etkisi ve yeniden üretim stratejileri sisteminde evlilik, Bourdieu’nün odaklandığı konulardan birkaçı.

Bourdieu’nün örnek hikâyelerle de desteklediği çalışması bir yönüyle sosyal bilimler kuramı ve uygulamalarında 60’lardan günümüze kaydedilen aşamaları da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Bekârlar Balosu, çeviren: Çağrı Eroğlu, Dost Kitabevi, sosyoloji, 208 sayfa

Stefan Zweig – Macellan (2010)

Stefan Zweig kurmaca eserleri kadar, biyografi türünde kaleme aldığı kitaplarıyla da büyük beğeniyle okunan yazarlardan.

Zweig bu sefer de, Portekizli denizci Macellan’ın biyografisiyle okurlarının karşısına çıkıyor.

Çevresini dolaşarak dünyanın yuvarlak olduğunu kesin olarak ispatlayan Yeniçağ’ın en önemli kâşifi Macellan, Zweig’ın anlatımında kararlı, cesur ve mağrur bir kişilik olarak resmediliyor.

Zweig kendine has üslubuyla, o dönemlerde güvensiz gemilere, büyük tehlikelere, hava şartlarının her tür insafsızlığına ve tüm yoksunluklara rağmen, Macellan ve arkadaşlarının denizlerde yol alışını ve macera dolu keşiflere imza atışını anlatıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Macellan: Bir İnsan, Bir Yaşam, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, Can Yayınları, biyografi, 265 sayfa

M. Azad – Seçme Şiirler (2010)

Elimizdeki kitap, çağdaş İran edebiyatındaki “Beyaz Şiir” akımının son temsilcisi olarak kabul edilen M. Azad’ın 1956-1999 yılları arasında kaleme aldığı şiirlerinden bir seçki.

Tam adı Mahmut Müşerref Azad Tehrani olan M. Azad, ‘Sen Asil Aşktın’ isimli şiirinde şöyle diyor:

“şehir, sensin

bütün insanların şehri, sensin

bütün âşık insanların şehri, seni senle paylaşıyorlar!

 

yalnız;

bir uzun nehir olmak,

ay ovadan geldiğinde,

o mavi doruklar üzerinde bir ova olmak

ve âşıklar nehri geçmek için

aya şöyle söylüyorlar:

-şehirden kaçıyoruz

nehirle bir olalım diye;

nehirlerin nehriyle

 

ve şehir şimdi büyük bir nehirdir

nehrin en ücra köşesine kadar!”

  • Künye: M. Azad – Seçme Şiirler, çeviren: Efe Murad, Pan Yayıncılık, şiir, 117 sayfa

Rıfat Ilgaz – Bütün Şiirleri (2010)

Rıfat Ilgaz’ın bütün şiirlerini bir araya getiren bu kitap, Ilgaz’ın bugüne kadar yayımlanmış olan ‘Yarenlik’, ‘Sınıf’, ‘Yaşadıkça’, ‘Devam’, ‘Üsküdar’da Sabah Oldu’, ‘Soluk Soluğa’, ‘Karakılçık’, ‘Uzak Değil’, ‘Güvercinim Uyur mu?’, Kulağımız Kirişte’, ‘Ocak Katırı Alagöz’ ve ‘Çocuk Bahçesi’ adlı kitaplarındaki şiirlerini bir araya getiriyor.

Ayrıca, Ilgaz’ın “Benim gözü bağlı yaşadığım yılların en canlı ifadesidir” şeklinde nitelediği ve kitaplarına almadığı şiirleri de, burada ‘Kitaplardan Öncesi’ başlığı altında yer alıyor.

Çalışma, ‘Hababam Sınıfı’nın usta yazarı ve edebiyata ilk olarak şiir kapısından girmiş Ilgaz’ın külliyatına, önemli bir katkı sunuyor.

  • Künye: Rıfat Ilgaz – Bütün Şiirleri, Çınar Yayınları, şiir, 366 sayfa

Roland Topor – Masanın Altında (2010)

Roland Topor, kara mizah tarzında kaleme aldığı oyunu ‘Masanın Altında’da, bir masanın altında yaşayan Dragomir isimli karakterinin yaşadıkları üzerinden bireyin sınırlanmış hayatını ve yabancılaşmasını hikâye ediyor.

Hikâye, otuzlarına yaklaşan Florence Michalon ile, geçimine katkıda bulunsun diye masanın altını kiraladığı ayakkabıcı Dragomir arasında geçer.

Topor bu ikili ile onların ilişkide bulunduğu insanlar arasında yaşananlardan hareketle, dünyası giderek küçülen ve büyük bir yalnızlığa terk edilen günümüz bireyinin çıkmazını ustaca resmediyor.

  • Künye: Roland Topor – Masanın Altında, çeviren: Esen Özman, Mitos Boyut Yayınları, oyun, 64 sayfa

Kolektif – Cumhuriyet’in Mekânları, Zamanları, İnsanları (2010)

‘Cumhuriyet’in Mekânları, Zamanları, İnsanları’, ODTÜ Mimarlık Tarihi Lisanüstü Programı tarafından düzenlenen aynı adlı sempozyuma sunulan bildirilerden oluşuyor.

Buradaki makaleler, yapılı çevrenin geçirdiği değişimi, kent mimarlığının geçirdiği dönüşümler çerçevesinden yorumluyor.

Kitapta,

  • 1930’lar Türk mimarisinde erken modernizm,
  • Osmanlı Türkiye’si ile Cumhuriyet Türkiye’si anıtlarında temsil,
  • Beyazıt Meydanı bağlamında, kamusal mekânın dönüşümü,
  • Erken Cumhuriyet döneminde İstanbul Keresteciler Rıhtımı’nın mekânsal dönüşümü,
  • Cumhuriyete geçişle yeniden kurgulanmış olan bir kentsel mekândaki dönem özellikleri,
  • Erken Cumhuriyet döneminin önemli bir tanığı olarak İzmir Fuarı,
  • Cumhuriyet’in ilk yirmi yılında mimarlık alanındaki gelişmelerin mekân ve mobilyaya yansımaları,
  • 1950’li yıllarda Ankara’da konut olgusu bağlamında modernleşme ve demokratikleşmenin konut sunumuna yansımaları,
  • Batılı kapitalist/Sovyet Sosyalist modernleşme modellerinin periferide yarattığı dönüşümlerin Cumhuriyet mimarlığının biçimlenişine etkileri,
  • Ve bunun gibi konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Alev Erkmen, Ali Cengizkan, Berin F. Gür, Ebru Omay Polat, Elvan Altan Ergut, İnci Aslanoğlu, İpek Akpınar, Mine Hamamcıoğlu Turan, Murat Gül, Namık Erkal, Neşe Gurallar, Oya Atalay Franck, Sıdıka Çetin, Şebnem Uzunarslan, Timur Kaprol, Yüksel Pöğün Zander, Zeynep Uludağ, Özlem Arıtan, İlhan Tekeli ve Bilge İmamoğlu.

  • Künye: Kolektif – Cumhuriyet’in Mekânları, Zamanları, İnsanları, derleyen: Elvan Altan Ergut ve Bilge İmamoğlu, Dipnot Yayınları, mimari, 317 sayfa

Kaan Durukan – Doğu-Batı İkilemine Dört Bakış (2010)

Kaan Durukan ‘Doğu-Batı İkilemine Dört Bakış’ta, Montesquieu, Frantz Fanon, Eduardo Galeano ve Edward Said’in eserleri ışığında, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarını da içine alan 250 yıllık tarihi, Doğu-Batı ikilemi üzerinden sorguluyor.

Durukan bunu da, Montesquieu’nün ‘İran Mektupları’, Fanon’un ‘Yeryüzünün Lanetlileri’, Galeano’nun ‘Latin Amerika’nın Açık Damarları’ ve son olarak da Said’in ‘Oryantalizm’ isimli eserlerini baz alarak yapıyor.

Söz konusu dört ismin yaklaşımları da, geride kalan muhtelif dönemler kadar, bugün yaşananların anlaşılmasına da katkıda bulunuyor.

  • Künye: Kaan Durukan – Doğu-Batı İkilemine Dört Bakış, Everest Yayınları, inceleme, 86 sayfa

Mehmet Erte – Alçalma (2010)

Mehmet Erte’nin, Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü kazanan ilk kitabı ‘Suyu Bulandıran Şey’, 2003 yılında yayınlanmıştı.

Erte, beş bölümden oluşan elimizdeki kitabıyla, uzun bir aradan sonra yine şiir türünde bir eserle okurun karşısına çıkıyor.

Kitaptaki ‘Olmamak’ isimli şiirden bir alıntı:

“Ne kadar yaklaşırsam yaklaşayım doldurmuyor aynayı yüzüm

Burdayım ben, gözlerimin içinde oturuyorum

Gözlerim yüzüme atılmış bir çarpı

Islık çaldım ve bozdum düzenini yıldızların

Bir çanağa su koydum ve yazgısıyla oynadım denizlerin

Üstüme biraz kan bulaştıysa, benim kanım. (…)”

  • Künye: Mehmet Erte – Alçalma, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 72 sayfa

Kolektif – Suları Nasıl Tükettik? (2010)

İnsanoğlu, gezegendeki tüm kaynaklarla birlikte suları da acımasızca ve hesapsızca sömürüyor, tüketiyor.

Beş yazarın ortak çabasıyla ortaya çıkan ‘Suları Nasıl Tükettik?’, tehlike altında olan nehirlerin, göllerin, sulak alanların ve diğer tatlı su ekosistemlerinin nasıl korunabileceğine odaklanıyor.

Su ekosistemleri, su ve balık sunmanın yanı sıra, mevsimlik sel sularını depoluyor, sellerden kaynaklanan hazarı azaltıyorlar.

Yeraltı su kaynaklarını yeniden doldurarak, kurak dönemler için su depoluyorlar.

Yazarlar, suyun ve dolayısıyla insanlığın içinde bulunduğu büyük tehdidi saptayarak güncel örnekler eşliğinde, su kaynaklarının korunması için insanlığın ne yapması gerektiğini adım adım anlatıyorlar.

  • Künye: Sandra Postel, Michelle Allsopp, Richard Page, Paul Johnston ve David Santillo – Suları Nasıl Tükettik?, çeviren: Ayşe Başcı, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 234 sayfa

Fatma Kılıç Denman – İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın (2010)

Fatma Kılıç Denman bu incelemesinde, 26 Ekim 1908’de Selanik’te yayınlanmaya başlayan, İttihatçı genç erkeklerin çıkardığı ve bazen kadınların yazılarının da yer aldığı ‘Kadın’ isimli dergiye odaklanıyor.

Osmanlı kadın hareketine katkıda bulunan dergi, aynı zamanda İttihat ve Terakki Partisi’nin ilkelerini aktarmak gibi siyasi bir misyon da üstlenmişti.

İkinci Meşrutiyet döneminin bir arka planını ve Jön Türklerin ideolojik yapılarını, sosyal ve siyasî fikirlerini anlatarak çalışmasına başlayan Denman, ardından derginin karakteristik özelliklerini, misyon ve felsefesini ve dönemin kadın eksenli tartışmalarının ayrıntılı bir dökümünü veriyor.

  • Künye: Fatma Kılıç Denman – İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın, Libra Kitap, tarih, 272 sayfa