Kolektif – Rus Öyküleri (2017)

Rus yazını özellikle 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyıla, dünya edebiyatını derinden etkileyecek yazarlar ortaya çıkardı.

İşte bu şahane derleme de, söz konusu dönemde eser vermiş, kimisi meşhur, kimisi pek bilinmeyen 14 yazarın öykülerini sunuyor.

Kitapta öykülerine yer verilen yazarlar şöyle:

  • Nikolay Karamzin – Zavallı Liza
  • Aleksandr Bestujev-Marlinski – Korkunç Bir Fal
  • Vladimir Odoyevski – Yeni Yıl (Bir Tembelin Notları)
  • Aleksandr Puşkin – Maça Kızı
  • Nikolay Gogol – Kupa Arabası
  • Mihail Lermontov – Taman
  • İvan Turgenyev – Şçigrovsklu Hamlet
  • Fyodor Dostoyevski – Timsah
  • Aleksandr Levitov – Köye Gazete
  • Vladimir Korolenko – Garip Bir Kız
  • Vsevolod Garşin – Kırmızı Çiçek
  • Lev Tolstoy – Bir Delinin Notları
  • Anton Çehov – Tanıdıkların Evinde
  • Leonid Andreyev – Lazarus

Kitabın sonunda, öykülerine yer verilen yazarların kısa yaşamöyküleri de sunuluyor.

Rus edebiyatının en güzel örneklerinin yer aldığı sıkı bir antoloji arayanlar için kaçırılmayacak bir seçki.

  • Künye: Kolektif – Rus Öyküleri, hazırlayan: Mehmet Özgül ve Uğur Büke, Notos Kitap, öykü, 355 sayfa

Theodor W. Adorno – Otoritaryen Kişilik Üzerine: Niteliksel İdeoloji İncelemeleri (2017)

Dünyanın en tehlikeli faşisti, kendini asla böyle tanımlamayan, sıradan, gündelik hayat faşistidir.

Zira o, faşizan eğilimleri olduğunu açıkça ifade etmez, fakat sıkıntılı dönemlerde antidemokratik propagandaya da çabucak intibak eder.

Sosyoloji ve felsefe alanındaki muazzam katkılarıyla bilinen Theodor W. Adorno, artık klasikleşmiş elimizdeki yapıtında, otoritaryen kişilik dediğimiz, yani ırkçılığın ve muhafazakârlığın tezlerini olumlayan bireyin ideolojik örgütlenmesinin dinamiklerine iniyor.

Adorno, Batı toplumlarında büyük soykırımlarla sonuçlanan Antisemitizm örneğinden yola çıkarak, dışarıdan başka uluslara veya gruplara saygılı görünüp gündelik hayatında dahi yüzeye çabucak çıkan faşist eğilimleri açığa çıkan bireyi anlatıyor.

Kitabın en büyük katkısı, Antisemitizmi, ya da başka bir azınlık karşıtı önyargıyı, kendi içinde sosyo-psikolojik bir fenomen gibi çözümlemeyi değil, daha ziyade azınlık karşıtı önyargının daha geniş ideoloji ve karakter modelleriyle ilişkisini gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Künye: Theodor W. Adorno – Otoritaryen Kişilik Üzerine: Niteliksel İdeoloji İncelemeleri, çeviren: Doğan Şahiner, Sel Yayıncılık, sosyoloji, 283 sayfa

Kolektif – Geçmişten Geleceğe Türkiye Ekonomisi (2017)

Farklı yazarların katkılarıyla ortaya çıkmış bu kapsamlı çalışma, 2008-2009 küresel ekonomik krizi temelinde, ayrıca tarihsel tartışmalar ve uluslararası bir bakış açısından hareketle Türkiye’nin sanayileşme ve büyüme süreçlerindeki göreceli konumunu aydınlatıyor.

Kitapta,

  • Türkiye’de sanayileşme ve kriz,
  • Türkiye imalat sanayiinde firma büyümesi ve istihdam,
  • Türkiye imalat sanayiinde kâr marjları,
  • Çok partili dönemde Türkiye’nin makroekonomik performansı,
  • Finansal küreselleşme sürecinde Türkiye’de para politikalarının evrimi,
  • Türkiye’de sınıfsal gelir dağılımı,
  • Ve Türkiye ekonomisinde yoksulluk, yolsuzluk ve gelir dağılımı ilişkisi gibi önemli konular ele alınıyor.

Türkiye ekonomisinin en temel konularını mercek altına alan kitaptaki makaleler,

Türkiye ekonomisinin mevcut durumunun bir resmini çekerken, aynı zamanda hem konuya dair tarihsel bir bakış açısı sunuyor hem de geleceğe yönelik öngörülerde bulunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Seven Ağır, Serdal Bahçe, Erdoğan Bakır, Hasan Cömert, Eşref Uğur Çelik, Fatma Doğruel, A. Suut Doğruel, Semih Gökatalay, Mustafa İsmihan, S. Rıdvan Karluk, Yakup Kepenek, Ahmet Haşim Köse, Emre Özçelik, Erdal Özmen, Ester Ruben, Ali Cevat Taşıran, Erol Taymaz, Ünal Töngür, Oktar Türel, Umut Ünal, Ebru Voyvoda, A. Erinç Yeldan ve Kamil Yılmaz.

  • Künye: Kolektif – Geçmişten Geleceğe Türkiye Ekonomisi, derleyen: Murat Koyuncu, Hakan Mıhcı ve A. Erinç Yeldan, İletişim Yayınları, iktisat, 398 sayfa

Kolektif – Ekmek Aslanın Ağzında: Osmanlı Şehirlerinde Hayatlarını Kazanmak İçin Mücadele Eden Zanaatkârlar (2017)

Osmanlı zamanında, el emeğiyle geçinen zanaatkârların ekonomik durumları neydi, nasıl geçinirlerdi?

Suraiya Faroqhi’nin derlediği bu önemli çalışma, Osmanlı coğrafyasında terzilerin, tellakların, ayakkabıcıların, marangozların, kahvecilerin, fırıncıların, değirmencilerin, sahafların, kürkçülerin, mumcuların ve bunun gibi farklı alanlarda emek vermiş zanaatkârların gündelik hayatlarını, esnafın sosyo-ekonomik ve hukuki şartlarını ve en önemlisi lonca teşkilatının yapısını aydınlığa kavuşturan makaleleri bir araya getiriyor.

Döneme dair altın değerinde bilgiler barındıran kitapta,

  • yüzyıl Bursa mahkeme kayıtlarında esnaflar,
  • Osmanlı Macaristan’ında çömlekçilik zanaatı,
  • 1700 civarında Şamlı zanaatkârlar,
  • 1752 İstanbul’unda hamamlar ve hamam çalışanları,
  • Bursa’da 1800 civarında pamuk ve ipek ticareti,
  • yüzyıl İstanbul’unda ayakkabı loncaları,
  • Ve modern devletle çatışan zanaatkârlar gibi, çok önemli konular irdeleniyor.

Osmanlı’da zaman akışı içinde zanaatkârlığın geçirdiği dönüşümler için nitelikli bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Ekmek Aslanın Ağzında: Osmanlı Şehirlerinde Hayatlarını Kazanmak İçin Mücadele Eden Zanaatkârlar, derleyen: Suraiya Faroqhi, çeviren: Ayşen Gür, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 363 sayfa

Mehmet Ertan – Aleviliğin Politikleşme Süreci (2017)

Alevi siyasi hareketinin ortaya çıkışını sağlayan başlıca sosyo-politik dinamikler, siyasal İslam’ın yükselişi ve Kürt sorunu muydu?

Mehmet Ertan elimizdeki önemli çalışmasında, Alevi hareketinin ortaya çıkışı ile siyasal İslam ve Kürt sorunu arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurmaktan ziyade, her üç hareketi de siyasetin dilindeki dönüşümle paralel şekil alan ve birbirlerini etkileyen eş zamanlı sosyal hareketler olarak değerlendiriyor.

Çalışma, Aleviliğin bir sosyal harekete kaynaklık edecek şekilde politikleşmesini, siyasetin kültürel dönüşümünü teorik arka plana alarak ve dönemin Türkiye siyaseti bağlamına yerleştirerek inceliyor.

Kitabın bir diğer katkısı da, Aleviliğin, Sünni ve Kürt kimliklerinden farklı politikleşmesine neden olan dinamikler üzerine düşünmesi.

Alevi politikleşmesinin 1960-1980 dönemini, “örtülü politikleşme” olarak tanımlayıp ele alan Ertan, Aleviliğin 1990’larda, daha önceki dönemlerden farklı olarak bağımsız bir sosyal harekete kaynaklı etmeye başladığını, Aleviliğin bu dönemde bir kimlik siyaseti olarak şekillendiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Mehmet Ertan – Aleviliğin Politikleşme Süreci: Kimlik Siyasetinin Kısıtlılıkları ve İmkânları, İletişim Yayınları, siyaset, 296 sayfa

Jonathan Coe – Bir Aile Kroniği ya da Küresel Yırtıcının Doymak Bilmez İştahı (2017)

İngiltere’de Thatcherizmin egemenliğini sürdürdüğü, ülkenin Amerika’yla birlikte sömürge kurmak için yürüttüğü yıkıcı siyaseti bir aile hikâyesiyle harmanlayarak anlatan şahane bir roman.

Roman, Winshaw ailesinin 1990’larla, iç ve dış siyasetle ve uluslararası gündemlerle iç içe geçen hayatından enstantaneler sunuyor.

Saddam Hüseyin’in Kuveyt’e girmiş olduğu bu dönemde, aile fertlerine teker teker odaklanan, onların karakterlerini adeta didik didik eden Jonathan Coe, ailenin serencamı üzerinden ülke içinde medya, siyaset, sağlık sisteminin özelleştirilmesi, finans ve gıda alanında yaşanan dönüşümleri ve genel olarak uluslararası gündemi belirleyen olayları kayıt altına alıyor.

Bir döneme, bir aileye ve doymak bilmez, pervasız emperyalist güçlere dair bir hikâye.

  • Künye: Jonathan Coe – Bir Aile Kroniği ya da Küresel Yırtıcının Doymak Bilmez İştahı, çeviren: Gül Çağalı Güven, Habitus Kitap, roman, 512 sayfa

Zygmunt Bauman – Hermenötik ve Sosyal Bilimler: Anlama’ya Dair Yaklaşımlar (2017)

Dünyanın önde gelen sosyal bilim teorisyenlerinden Zygmunt Bauman bu çalışmasında, sosyal bilimin, 16. yüzyılda, göreceli belirsizliğinden kurtularak hızla bilimsel tartışmaların merkezine oturmuş hermenötiğin meydan okumasına verdiği muhtelif yanıtları ele alıyor.

On sekizinci yüzyılın sonlarına kadar hermenötiğin kendi önüne koyduğu “açıklığa kavuşturma” vazifesinin, yazılı kaynakların orijinal, çarpıtılmamış mesajı için bir araştırma olarak görüldüğünü, hermenötik ne kadar güçlü ve vazgeçilmez de olsa haklı olarak sadece bir araç olarak görüldüğünü belirten Bauman, bu durumun 18. yüzyıldan sonra değiştiğini söylüyor.

Düşünür, hermenötikte 18. yüzyıldan sonra vahim bir kayma meydana geldiğini savunuyor ve bundan sonra hermenötiğin metinlerin salt eleştirisinin ötesine geçtiğini, tarihsel bilginin ve dolayısıyla da genel olarak toplumsal bilginin, doğası ve amaçları hakkında güç sorular sormaya başladığını belirtiyor.

Bauman kitabında hermenötiğe dair sorgulamasını geniş bir zaman diliminde ve Karl Marx, Max Weber, Karl Mannheim, Edmund Husserl, Talcott Parsons ve Martin Heidegger gibi isimlerin düşüncelerini eleştirel bir perspektifle değerlendirerek yürütüyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Hermenötik ve Sosyal Bilimler: Anlama’ya Dair Yaklaşımlar, çeviren: Hüseyin Oruç, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 336 sayfa

Paul Auster – Paul Auster’la Konuşmalar (2017)

Dünya edebiyatının ünlü simalarından Paul Auster’dan, yazmanın ve yazar olmanın anlamı üzerine düşünceler.

Sohbetlerle ilerleyen ve hem alanda çalışan uzmanlara hem öğrencilere hem de edebiyata, edebiyat kuramına ilgi duyan okurlara hitap edebilecek bu derleme, Auster’ın hayatına dair kimi biyografik ayrıntılar barındırmasıyla da önemli.

Yazar buradaki sohbetlerinde şairliği, roman yazarlığı, çevirmenliği ve film yönetmenliği sürecinde edindiği deneyimleri okurlarıyla paylaşıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“İlk cümleyi bulana kadar bir roman yazmak imkânsızdır.”

“Roman, dünyada iki yabancının en mahrem halleriyle buluşabilecekleri tek yerdir.”

“Benim yazdığım her kitap kafamdaki bir uğultuyla başlamıştır. Belirli bir müzik ya da ritim, bir ton. Benim açımdan roman yazmaya hasredilen çabanın büyük kısmı sezgilerimle o uğultuya, o ritme sadık kalmaya çalışmaktan ibarettir.”

“Herkes farklı bir kitap okur; keza, herkes farklı bir film seyreder.”

“Bir roman yazmak organik bir süreçtir; çoğu bilinçdışı kanaldan ilerler.”

  • Künye: Paul Auster – Paul Auster’la Konuşmalar, derleyen: James M. Hutchisson, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, söyleşi, 288 sayfa

Anthony Elliott – Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş (2017)

Çağdaş sosyal teorisyenlerin düşüncelerini kapsamlı, aydınlatıcı ve yalın bir bakışla serimleyen çok önemli bir çalışma.

Anthony Elliott, sosyal teori alanındaki önemli geleneklerin ayrıntılı bir bakışla ele alıyor aynı zamanda düşünceleriyle sosyal teoriye adeta yön vermiş Adorno, Marcuse, Foucault, Lacan, Derrida, Giddens, Bourdieu, Kristeva, Habermas, Butler, Žižek, Castels, Beck, Bauman, Chodorow, Agamben ve DeLanda isimlerin fikirlerinin kapsamlı bir dökümünü yapıyor.

Kitabın en büyük katkılarından bir diğeri de, küreselleşme, feminizm, ağ toplumu, yapısalcılık, postmodernizm ve iklim değişikliği gibi alanlarda yürütülen güncel tartışmalardan hareketle, klasik sosyal teoriyi modern tartışmalarla ilişkilendirmesi.

Zenginliği ve sadeliğiyle hem akademik camiada bu alanda çalışanların hem öğrencilerin hem de konuya ilgi duyan okurların fazlasıyla dikkatini çekebilecek bir çalışma.

  • Künye: Anthony Elliott – Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş, çeviren: İbrahim Yıldız ve Aylin Görgün Baran, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 448 sayfa

Pınar ilkiz – Hakikaten: Sevin Okyay Anlatıyor (2017)

“Hakikaten” lafını çok seven ve sıklıkla kullanan Sevin Okyay, yalnızca bir sinema yazarı değil, aynı zamanda usta bir çevirmen, caz müzik ve spor yorumcusu olarak da gönlümüzde taht kurmuş, Türkiye’nin en üretken yazarlarından.

Pınar İlkiz’in sorularıyla yol alan bu nehir söyleşi ise, Sevin Okyay’ın dünyasına dair bilinmeyenleri, onun bir insan, entelektüel ve kadın olarak portresini sunuyor.

Okyay’ı bilenler bilir; kendisi yazılarıyla bile insana keyif bulaştıran bir isim.

Kitabı okurken ilk fark ettiğimiz şey de kendisinin bu hususiyetinden hiçbir şey kaybetmediğidir.

Söyleşi boyunca Okyay’ın kültürel, sanatsal, entelektüel, yazınsal ve sportif dünyasında adım adım ilerliyoruz, böylece bir anlamda bellek de tazelemiş oluruz.

Öte yandan söyleşinin, Sevin Okyay’ın çocukluğuna, yetişme çağlarına, beslendiği kaynaklara ve özellikle de ailesinin kendisi üzerinde bıraktığı, Okyay’ı Okyay yapan silinmez etkileri görünür kılmasıyla ayrıca önemli olduğunu söylemek lazım.

  • Künye: Pınar ilkiz – Hakikaten: Sevin Okyay Anlatıyor, Ayizi Kitap, söyleşi, 216 sayfa