Maurizio Lazzarato – Videofelsefe (2017)

İtalyan post-işçici geleneğin önemli kuramcılarından Maurizio Lazzarato,

fordizmden post-Fordizme geçişte emek-sermaye arasındaki ilişkinin yeniden düzenlenmesi bağlamında bilhassa gayri maddi emek üzerine yaptığı çalışmalarla bilinir.

Yeni öznellik üretimi ve yeni direniş olanakları da, düşünürün odaklandığı diğer alanlar.

Lazzarato’nun ‘Videofelsefe’si ise, çağdaş kapitalizmde öznellik üretiminin hangi koşullarda gerçekleştiğini orijinal bir bakışla irdeliyor.

Video ve dijital teknolojilerin esas öğesinin görüntü değil zaman olduğunu belirten Lazzarato, video ile toplumsal zamanın, hatta varlığın dokusunun yeniden tasarlandığını savunuyor.

Bu yönüyle çağdaş kapitalizmde öznellik üretiminin zaman sentezleri, algı, duyum ve bellek üzerinden gerçekleştiğini söyleyen düşünür, buna karşı mücadelenin de tam da bu zemin üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Lazzarato, çağdaş kapitalizmde öznelliğin üretimine yakından bakmak ve buna uygun mücadele yöntemleri geliştirebilmek için Bergson’un zaman ontolojisini, Nietzscheci beden kuramını, Deleuze ve Guattari’nin kapitalizm eleştirisini ve Vertov’un sine-göz savaş makinesini irdeliyor.

  • Künye: Maurizio Lazzarato – Videofelsefe, çeviren: Şule Çiltaş Solmaz, Otonom Yayıncılık, felsefe, 240 sayfa

Kolektif – 2000’li Yıllarda Türkiye’de Sendikacılık: Zorluklar, Eğilimler, Olanaklar (2017)

AKP’nin iktidarında, Türkiye’de başka birçok alanda olduğu gibi, sendikacılık alanında da büyük dönüşüm ve değişimler yaşandı.

Bu dönemde iktidara yakın sendikalar, üye sayıları itibariyle tarihte görülmemiş oranlara ulaştı.

İşte, alanında uzman pek çok ismin katkıda bulunduğu bu kitap, 2000’li yıllarda Türkiye’de sendikal faaliyetlerin karşı karşıya kaldığı zorlukları ve yeni eğilimleri kayda alıyor, güçlü bir sendikal hareketin imkânlarını tartışıyor.

  • AKP döneminde artan anti-demokratik hareketler sendikal örgütlenmeyi nasıl sekteye uğrattı?
  • AKP, kendisine yakın sendikaların ortaya çıkmasına ve onların örgütlenmesine, gelişip serpilmesine ne gibi kolaylıklar tanıdı?
  • DİSK ve KESK başta olmak üzere, muhalif sendikalar bu dönemde nasıl engellendi ve bunun sonucunda nasıl kan kaybetti?

Kitap, bu ve bunun gibi akla gelebilecek birçok soruya yanıtlıyor, bu bağlamda sendikaların bu zorlu süreçten nasıl çıkabileceklerini tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Abdullah Aysu, Aziz Çelik, Betül Urhan, M. Hakan Koçak, Özgür Müftüoğlu, Yıldırım Koç, Yüksel Akkaya, Cemal Yıldırım, Mahmut Konuk, Ömer Faruk Kök ve Veli Saçılık.

Künye: Kolektif – 2000’li Yıllarda Türkiye’de Sendikacılık: Zorluklar, Eğilimler, Olanaklar, derleyen: M. Serdar Kayaoğlu, Epos Yayınları, siyaset, 337 sayfa

Christopher Isherwood – Gelip Geçerken (2017)

Kimilerinin Christopher Isherwood’un en iyi romanı olarak övdüğü ‘Gelip Geçerken’, 1920’lerden 1950’lere Batı dünyasının sıkıntılı dönemlerinden hikâyeler sunuyor.

Almanya, Yunanistan, İngiltere ve Amerika gibi farklı coğrafyalarda geçen, aynı zamanda kozmopolit vurgularıyla öne çıkan roman, sıra dışı karakterleri, şaşırtıcı kurgusu ve ilginç olaylarıyla dikkat çekiyor.

Bir Alman şehrinde yalnız başına, kendini işine adayarak yaşayan Mr. Lancaster,

Doğup büyüdüğü İngiltere’den bir Yunan adasına kaçarak burada kendine yepyeni bir yaşam kuran Ambrose,

En büyük tutkusu macera olan, eğlenmeyi ve gezmeyi seven masum ruhlu Waldemar,

Ve renkli bir gece hayatı yaşayan, eğlence ortamlarının vazgeçilmez ismi Paul, romanda karşımıza kimi karakterler.

Romanın anlatıcısı, gördüğü bu birbirinden farklı karakterlerin dünyasına iniyor ve Avrupa’yı bir uçtan diğer uca kat ederek dönemin şahane bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Christopher Isherwood – Gelip Geçerken, çeviren: Yeşim Seber, Yapı Kredi Yayınları, roman, 332 sayfa

Danah Zohar – Kuantum Benlik: Yeni Fiziğin Işığında İnsan Doğası ve Bilinci (2017)

Kuantum teorisi, fiziğin en ünlü konularından.

Öte yandan kuantum fiziğine, fizik dışından bakan çalışmalara da pek aşina değiliz.

Fizik, felsefe ve psikoloji alanlarında çalışmaları bulunan ve bilimsel düşünceden hareketle kültür ve politika gibi insani ilişkileri provokatif bir şekilde tartışmasıyla bilinen Danah Zohar’ın ‘Kuantum Benlik’i ise, kuantum kavramını özgün bir perspektifle felsefi, toplumsal ve varoluşsal sorunlar çerçevesinden yorumluyor.

Günlük yaşamın daha derin felsefi anlayışına inmek ve kuantum kuramını daha geniş bir çerçeveden görmek için doğaya ve insan bilincine inen kitap, kuantum kuramının deneyimlerimizin birçok yönüne getirdiği yeni köktenci anlayışı sunuyor, kuantum fiziğinin fiziksel, insani ve insan ilişkileri psikolojisine nasıl uygulanabileceğini ele alıyor.

“Kuantum fiziğinin bizim günlük yaşam deneyimlerimizle ilişkisinin ne olduğu, aynı zamanda kuantum kuramının içindeki merkezi felsefi sorunun çekirdeğini oluşturur,” diyen Zohar’ın çalışmasının ana fikri şöyle özetlenebilir:

Bilinçli insanlar olarak yaşadığımız günlük dünyayla kuantum fiziği dünyası arasında doğal bir köprü oluştururuz.

  • Künye: Danah Zohar – Kuantum Benlik: Yeni Fiziğin Işığında İnsan Doğası ve Bilinci, çeviren: Seda Kervanoğlu, Ayrıntı Yayınları, bilim, 256 sayfa

Blaise Pascal – Düşünceler (2017)

Blaise Pascal’ın matematik, geometri ve fizik alanlarına önemli katkıları oldu.

Fakat düşünür halen en büyük ününü, kendine has düşünme sistemi ortaya koyduğu ‘Düşünceler’ adlı, genç yaşındaki ölümünden sonra yayımlanmış bu kitaba borçlu.

Bireyi sadece akılla değil, ruh, iç görü ve sezgilerin bir bütünü olarak ele alan Pascal burada, daha çok yoğun bir duyguyla Hıristiyanlığa odaklandığı, modern çağda pek karşılığı bulunmayan düşüncelerini okurla paylaşıyor.

Son olarak şunu da belirtmekte fayda var:

‘Düşünceler’in daha önceki Türkçe çevirileri ya eksik ya yetersizdi ya da artık ihtiyaca cevap vermeyecek kadar eskiydi.

Bu yeni çeviri ise, ‘Düşünceler’i tam metin olarak sunmasıyla önemli bir eksikliği telafi ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Blaise Pascal – Düşünceler, çeviren: Devrim Çetinkasap, İş Kültür Yayınları, felsefe, 536 sayfa

Julien Benda – Aydınların İhaneti (2017)

Aydın nedir?

Aydının hakikatle ilişkisi nasıl olmalıdır?

Aydın, iktidarın muhalif görünen sözcüsü müdür?

Aydın, ait olduğu grubun ve cemaatin çıkarlarını mı gözetir?

Julien Benda’nın bizde 3. baskısına ulaşan bu kitabı, Batı’da aydınlar hakkında yapılmış ilk kapsamlı eleştirilerden.

Yukarıdaki sorulara yanıt arayan Benda’nın burada tanımladığı şekliyle aydın, maddi kazançla ilgilenmez, kişisel çıkarını gözetmez, siyasi iktidarlara yaranmaz, güçlünün yanında değil zayıfın yanında saf tutar, kralın soytarılığına soyunmaz.

Entelektüelin en başta siyaset karşısında ilkesiz davranmaması gerektiğini belirten Benda, tarihin nasıl büyük aydın ihanetlerine sahne olduğunu örnekler üzerinden gözler önüne seriyor.

Yazar, aydınları zayıflayan hakikat ve vicdan duygularına dönüp bakmaya, çarmıha gerilme riskine girmek pahasına onurlarına sahip çıkmaya davet ediyor.

  • Künye: Julien Benda – Aydınların İhaneti, çeviren: Cem Soydemir, Doğu Batı Yayınları, siyaset, 189 sayfa

Didier Nourrisson – Sigaranın Kültürel Tarihi (2017)

Yakın tarih profesörü Didier Nourrisson içki, tütün, uyuşturucu gibi bağımlılık yapıcı maddelerin tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla biliniyor.

Nourrisson’nun, zengin ayrıntılarla bezeli elimizdeki çalışması da sigaranın icadından tüttürme adabına, orduda tütünün kullanımından tütün sektöründe çalışanlara ve sigaranın sebep olduğu sağlık sorunlarına pek çok konuya uzanıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Avrupa’da ilk sigara olan İspanyol sigarasının ortaya çıkışı,
  • Fransa’da enfiye zamanları,
  • Romantik tüttürme deneyimleri,
  • Sigara ve sigara kâğıdının icadı,
  • Endüstriyel sigaranın doğuşu,
  • Tütün karşıtı ilk kampanyaların ortaya çıkışı,
  • İki dünya savaşı arası dönemde sigara,
  • Tiryakilerin kansere yakalanmaları,
  • Sigara karşıtı kampanyalar,
  • Modern hayatta sigaranın dönüşümü…

Sigarayla ilgili tarihsel bakış açısının kültürel eksen üzerine oturtulduğu kitap, sigaranın neden ve nasıl toplumsal bir vaka, bir toplumsal tat haline geldiğini anlamaya çalışıyor.

  • Künye: Didier Nourrisson – Sigaranın Kültürel Tarihi, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, tarih, 300 sayfa

Fyodor Gladkov–Çimento (2017)

Sovyet ekonomisini çöküşten kurtarmak amacıyla Lenin tarafından 1921’den itibaren uygulamaya konan, daha çok NEP adıyla bilinen Yeni Ekonomi Politikası, hem Rusya hem de sosyalizm tarihinde önemli dönüşümlere neden oldu.

Fyodor Gladkov’un ‘Çimento’ romanı ise, Ekim Devrimi ve sonrasında yaşanan iç savaş sürecinden Rus toplumunun bu süreçte geçirdiği dönüşüme, NEP’in uygulanmasıyla beraber yaşanan tartışmalardan erkekliğin Rus toplumundaki değişimine pek çok temayı barındırıyor.

Romanın başkahramanı, askerliğini bitirip köyüne geri dönmüş bir işçidir.

Bu karakterin yaşadıklarından yola çıkan roman, devrimle beraber ülkede yaşanan değişime, kadınların yeni toplumda aldıkları önemli rollere, işçilerle parti yöneticileri arasındaki çatışmalara, kendini devrime karşılıksız adamış olanlarla avantacılara ve NEP’in yol açtığı sorunlara uzanıyor.

Özgün ve hareketli bir kurguya sahip roman, tarihteki kritik bir dönemin hem nitelikli hem de keyifle okunan bir resmini çizmesiyle önemli.

  • Künye: Fyodor Gladkov – Çimento, çeviren: Erdoğan Tokatlı, Yordam Kitap, roman, 384 sayfa

Julia Shaw – Bellek Yanılgısı (2017)

Birçoğumuz, evden çıktığımızda yanımıza alacağımız eşyalardan birini veya bazılarını unuturuz.

Veya daha önce tanıştığımız birinin adını aniden unutuveririz.

Böyle durumlarda canımız sıkılsa da, aslında bunlar, zihnimizin daha büyük yanılgıları yanında oldukça masumdur.

Bellek üzerine uzun zamandır çalışmakta olan psikolog Julia Shaw da elimizdeki kitabında, yapılan son araştırmalardan yola çıkarak zihnimizin gerçekliği nasıl ters yüz ettiğini, hakikatin üzerine nasıl hayali bir kurgu inşa ettiğini gözler önüne seriyor.

Alın size, şüpheciliğin hayatımızın her anında neden bizim için hayati önemde olduğuna bir örnek daha.

Zihnin, var olan hakikati kendi süzgecinden geçirerek farklı bir boyutta yeniden tasarladığını belirten Shaw, bunun bazı yerlerde aldığı aşırı durumları gösteriyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek, yaratılan bu “gerçek olmayan gerçeğin”, bireylerin devamındaki hayatını nasıl etkileyeceğini de ortaya koyuyor.

Adli psikolog olan Shaw, kitabında görgü tanıklarının geçmişi hatırlamayla ilgili yaşadıklarını da anlatıyor ve kimi zaman bir iftiranın birçok şahitliğe üstün gelebileceğini iddia ediyor.

Neyin nasıl görüneceğine belleğin ve zihnin nasıl karar verdiğine daha yakından bakmak isteyenler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Julia Shaw – Bellek Yanılgısı, çeviren: Funda Sezer, Say Yayınları, psikoloji, 328 sayfa

John Dunn – Halkın Özgürlüğü: Demokrasinin Hikâyesi (2017)

Modern siyaset teorisini tarihsel bir perspektifle inceleyen çalışmalarıyla bildiğimiz Profesör John Dunn’dan, demokrasinin binlerce yıl önceki zamanlardan bugüne kapsamlı bir hikâyesi.

Günümüz dünyasında demokrasinin olağanüstü varlığının neden vazgeçilmez olduğunu çok yönlü bir bakışla tartışan Dunn, demokrasinin 2 bin 500 yıl önce yerel bir Yunan topluluğunun karşılaştığı zorluklar karşısında nasıl doğaçlamayla geliştirilmiş bir çözüm yolu olarak macerasına başladığını, kısa bir süreliğine de olsa nasıl parlak bir şekilde geliştiğini ve 2 bin yıl boyunca hemen hemen her yerde nasıl olup da sönümlendiğini gösteriyor.

Çalışma bunu yaparken de, “Bugün demokrasi neden bu kadar geniş ve büyük bir görünüme sahip?” ve “Demokrasinin yakın zamanki önemi ve ünü gerçekte ne anlama geliyor?” sorularının yanıtını arıyor.

Demokrasinin dünyanın verili durumu karşısında neden yetersiz kaldığını da tartışan Dunn, aynı zamanda tarihte tiranlar, despotlar ve diktatörlerin neden sürekli karşımıza çıktığını da açıklığa kavuşturuyor.

Demokrasinin kapsamlı bir hikâyesi olarak mutlaka okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: John Dunn – Halkın Özgürlüğü: Demokrasinin Hikâyesi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 240 sayfa