Ye. Agibalova ve G. Donskoy – Ortaçağ Tarihi (2017)

Materyalist tarih çalışmalarının iyi bir örneği olan ‘Ortaçağ Tarihi’, 5. yüzyıl ve 17. yüzyıl arasındaki gelişmeleri kapsamlı bir bakışla izliyor.

  • Feodal sistemin kuruluşu,
  • İslamiyetin doğuşu ve Arapların birleşmesi,
  • Feodal sistem ile birlikte zanaat ve ticaretin gelişimi, yine bu dönemde Batı ve Orta Avrupa’da şehirlerin büyümesi,
  • Hıristiyan Kilisesi’nin 11. ve 13. yüzyıllardaki muazzam gücünün arkasındaki etkenler,
  • Haçlı seferlerinin amaçları ve sonuçları,
  • Batı Avrupa’da merkezi devletlerin kuruluşu,
  • Bohemya’da Hussit hareketi,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun doğuşu ve gelişimi; Avrupa halklarının Türk istilacıya karşı verdikleri mücadeleler,
  • Coğrafi keşifler ile Avrupa’da feodal sistemde ilk gediklerin açılmaya başlanması ve Batı’nın korkunç sömürgecilik deneyimi,
  • İngiltere’de kapitalist gelişmenin başlaması,
  • Avrupa’da reform ve Almanya’da köylü savaşları,
  • Rönesans’ın Avrupa’da yarattığı büyük kültürel dönüşüm,
  • Ve Rönesans sürecinde ortaya çıkan İtalya, Almanya, Hollanda ve İspanya’nın büyük sanatçıları…

Çok sayıda resim, harita, tasvir ve tabloyla zenginleşmiş kitap, tarihi asalak sınıfların eylemlerinden ziyade bizzat emekçilerin mücadelelerine odaklanarak vermesiyle ayrıca önemli.

  • Künye: Ye. Agibalova ve G. Donskoy – Ortaçağ Tarihi, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, tarih, 287 sayfa

David Graeber – Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş (2017)

Yakın dönemdeki literatürde sistematik bir “değer teorisi” bulmak aslında zordur ve “değer” terimini kullanan belirli bir yazarın yararlandığı teorik bütünün ne olduğunu anlamak genelde güçtür.

İşte felsefe, iktisat ve antropolojinin bir bireşimi olarak düşünebileceğimiz eldeki kitap, “değer” kavramının köklerine inerek ayakları yere basan bir değer teorisi üretmeye çalışıyor.

Ünlü antropolog Marcel Mauss’un armağan ekonomileri konusundaki araştırmaları ile Marx’ın siyasal iktisat tezlerini harmanlayan Graeber, bu alanda fikir üretmiş pek çok isme başvuruyor ve bunu yaparken de mübadele teorisindeki güncel istikametler, meta fetişizmi ve arzu gibi kavramlar üzerinden “değer” teorisini geniş bir çerçevede irdelemekte.

  • Künye: David Graeber – Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş, çeviren: Başak Kıcır, Sel Yayıncılık, iktisat, 416 sayfa

Zerrin İren Boynudelik – Bu Resim Ne Anlatıyor?: Mitoloji (2017)

Batı resim tarihinde mitolojinin işlenişi, özellikle Rönesans döneminde doruğa ulaşmış, bu ilgi daha sonra da devam etmişti.

Dolayısıyla bu dönem ve sonrasında yapılmış şaheserleri daha iyi anlamak için arkalarındaki mitolojik öyküleri bilmek elzem.

İşte bu pratik ve güzel kitap da, tam da böylesi bir işlev üstleniyor.

Zerrin İren Boynudelik, Rönesans ve sonrası dönemlerde ortaya konmuş resimleri örnek olarak alıyor ve burada işlenen mitolojik öyküler ekseninde sanatçı, sanatçının üslubu ve yaşadığı dönemin özellikleri konularında ilgi çekici bilgiler sunuyor.

Avrupa resminde mitoloji konulu resimlerle ilgili bir girişle açılan kitap,

  • Olympos Dağı’nın on iki tanrısı,
  • Zincirlenmiş Prometheus,
  • Zeus’un aşkları,
  • Yüz gözlü dev Argos,
  • Kıskanç Hera,
  • Lafazan Hermes,
  • Kibirli dokumacı Arakhne ve Athena,
  • İffetli Artemis ve Kallisto,
  • Kaybetmeyi hazmedemeyen Apollon ve yetenekli Marsyas,
  • Güzel Aphrodite, çirkin Hephaistos ve kavgacı Ares,
  • Altınların çekiciliğine kapılan Atalante,
  • En zor işleri başaran kahraman Herakles,
  • Tanrıların habercisi, kurnaz, iş bilir, dilbaz Hermes,
  • Ve asmanın, üzümün ve şarabın Tanrısı Dionysos gibi mitolojik öykülerin Batı resim sanatındaki izlerinin peşine düşmekte.

Tanrı ve Tanrıçalar hakkında kısa bilgiler ile mitolojik karakterlerin sembollerine dair açıklamalar barındıran kitabı, sanata ve sanat tarihine meraklı tüm okurlara öneriyoruz.

  • Künye: Zerrin İren Boynudelik – Bu Resim Ne Anlatıyor?: Mitoloji, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sanat, 230 sayfa

Stefano Mancuso ve Alessandra Viola – Bitki Zekası (2017)

Yaşadığımız Dünya öylesine insan merkezli ki, kendimiz dışında başka hiçbir türe saygımız yok.

İnsanın bu konudaki cahilliği ve pervasızlığı öylesine büyük ve tarihsel ki, sayemizde dünyada birçok hayvan ve bitkinin soyu, bugün tamamıyla tükenmiş durumda.

İşte Bitki nörobiyolojisi ve bitki davranışları profesörü Stefano Mancuso ile gazeteci ve belgeselci Alessandra Viola’nın bu şahane çalışması, bitkilerin kendi dünyaları, davranışları ve zekâlarıyla ne denli olağanüstü birer organizma olduğunu gözler önüne seriyor.

Bizim bitkiler hakkındaki bilgilerimizin ne denli kısıtlı olduğu düşünüldüğünde, bu kitabın önümüze yepyeni ve heyecanlı bir dünya açtığını söylememiz gerek.

Bitkilerin semavi dinlerdeki yerini irdeleyerek açılan kitap,

  • Botaniğin babaları olan Linnaeus ve Darwin’in katkılarını,
  • Bitkiler olmasaydı hayatın neden olamayacağını,
  • Görme, koku alma, tat alma, dokunma, işitme ve on beş başka duyu gibi bitki duyularını,
  • Bitkiler arası iletişimi,
  • Charles Darwin’in ve ardından yapılan bitki zekasına dair çalışmaların ne aşamada olduğunu,
  • Dünya dışı zekayı anlamak için bir model olarak bitkilerin zekasının bize neler söylediğini,
  • Ve bunun gibi pek çok heyecan verici bilgiyi barındırıyor.

Bitkiler, dünya üzerindeki biyokitlenin yüzde doksan dokuzunu oluştururlar.

Bu kitap da, insana ve başka canlılara göre çok daha yavaş bir zaman boyutunda hayatlarını sürdüren bitkilerin eşi benzeri olmayan başarılarının, bizim başarımızı gölgede bıraktığını göstermesiyle önemli.

Doğa tutkunları her şekilde hitap edecek çalışmayı, beton sevdalılarının da muhakkak okuması gerek.

  • Künye: Stefano Mancuso ve Alessandra Viola – Bitki Zekası, çeviren: Almıla Çiftçi, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 144 sayfa

Marcel Liebman – Rus Devrimi: Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı (2017)

Sosyalizm ve komünizmin tarihine ilişkin sayısız eser kaleme almış Marcel Liebman’ın bu kitabı, Bolşevik Devrimi’ne dair en önemli kaynaklardan biri.

Çarlık Rusya’sındaki siyasi ve toplumsal atmosferi serimleyerek çalışmasına başlayan yazar, Fransız Devrimi’nden bu yana olup biten toplumsal hareketlerin en önemlisi olan Rus Devrimi’ni hemen bütün yönleri ve tarihsel ortamıyla kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Rus Devrimi’nin başlıca aşamalarını anlamak, içinde cereyan ettiği havayı gözünde canlandırmak ve ona önayak olanların doktrin bakımından görüşlerini daha iyi kavramak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Marcel Liebman – Rus Devrimi: Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı, çeviren: Samih Tiryakioğlu, Ayrıntı Yayınları, tarih, 416 sayfa

Haldun Derin – Çankaya Özel Kalemini Anımsarken (2017)

Haldun Derin, Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanı oldukları dönemde Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü yapmıştı.

Cumhurbaşkanı Atatürk’ün Kalemi Mahsusası’nda Şifre İkinci Kâtipliği ile bu göreve başlayan Haldun Derin’in Çankaya anıları, 1945’te İnönü’nün Kalemi Mahsus Müdürü oluşuyla devam ediyor ve ardından Bayar’ın dönemine uzanıyor.

Üç cumhurbaşkanı ve üç dönemin atmosferini, o dönemlerin ileri gelenlerini renkli bir üslupla anlatan Derin, anılarında yalnızca 1930’lu ve 1940’lı yıllarda gördüklerini ve gözlemlerini aktarmıyor, aynı zamanda muhteşem Türkçesiyle bize okurken zevk alacağımız edebi bir tat da armağan ediyor.

Derin gibi, Cumhuriyet’in o erken yıllarında yetişen nesilden şu an aramızda bulunan kimse kalmadı.

Dolayısıyla yazarın elimizdeki anıları da, o döneme dair bilinmeyenleri aydınlatmalarıyla ayrıca önemli ve de anlamlı.

  • Künye: Haldun Derin – Çankaya Özel Kalemini Anımsarken, yayına hazırlayan: Cemil Koçak, Doğan Kitap, anı, 384 sayfa

Vijay Prashad – Ulusun Ölümü ve Arap Devrimi’nin Geleceği (2017)

Bir emekçi devrimi olarak ortaya çıkan Arap Baharı, nasıl oldu da mezhepçi bir boğazlaşmaya dönüştü?

Trinity College’de profesör olan Vijay Prashad, bu önemli çalışmasında, rejim değişikliği felsefesini, Irak’ın mahvedilmesinden Libya’nın harap edilmesine, sahada kendini gösterdiği şekliyle izliyor.

Prashad’ın burada ifade ettiği şekliyle rejim değişikliği, silahlı eylemleri tanımlamaktan ziyade, IMF ve Dünya Bankası’nın dayattığı ekonomik kemer sıkma politikalarını ve mezhepçiliği kışkırtan sosyo-politik gündemleri de kapsamakta.

Yazar, yukarıdaki sorunun yanıtını ararken, bölgesel sorunlara tarihsel bir perspektiften bakıyor ve devrimin sönümlenmesine neden olan faktörlerin sağlam bir analizini ortaya koyuyor.

Kitap Arap Devrimlerinin akıbetini Ortadoğu boyunca adım adım izlerken, aynı zamanda IŞİD’in anatomisini, Türkiye’de AKP iktidarının başını çektiği karşı devrim kampını ve buna karşı mücadele edişte önemli bir güç olarak Rojava Devrimi’nin ortaya koyduğu olanakları da derinlemesine inceliyor.

Prashad, her ne kadar Arap Devrimi’nin artık sönümlenmiş olduğunu ortaya koysa da, ekonomik ve toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldıracak, farklılıkları içeren ve kucaklayıcı bir kültürel bakış açısına sahip bir geleceğin kurulmasının imkânlarının da elimizin altında bulunduğunu düşünmekte.

  • Künye: Vijay Prashad – Ulusun Ölümü ve Arap Devrimi’nin Geleceği, çeviren: Senem Erdoğan, Yordam Kitap, siyaset, 239 sayfa

Sinan Logie ve Yoann Morvan – İstanbul 2023 (2017)

İstanbul, sınırları sürekli zorlanan bir kentsel alan ve doymak bilmez, pervasız bir hırs, bu kentin istimlakini genişletmek için durmadan çaba harcıyor.

Canavar doymak bilmiyor…

AKP’nin “Hedef 2023” sloganının, aslında partinin 21 yıl boyunca iktidarda kalma ve bu süre zarfında da Türkiye’yi, kentlerini ve rejimin kurucu niteliklerini dönüştürmesinin şifresi olduğu, şimdi daha açık.

İktidarın “Hedef 2023” söylemini üzerinde en çok inşa ettiği kent ise, herkesin bildiği gibi İstanbul olageldi.

İstanbul şimdi, kenti tarih, topografya, insan, doğa, sınıf gibi bağlamlarından soyutlayan, her tarafı beton yığınlarına çeviren “Mega projeler”in esiri haline gelmiş durumda.

İşte mimar Sinan Logier ile antropolog Yoann Morvan’ın kaleme aldığı bu kitap, tarihsel bir perspektifle İstanbul’u bir baştan diğerine kat ediyor ve iktidarın dayattığı “mega projelerin” bu kadim şehrin bugünü ve geleceğini nasıl çelişkilerle dolu bir kaosa çevirdiğini gözler önüne seriyor.

Kitap, “Çılgın projelerle” bir şehrin nasıl tüketildiğini ve bu durumun İstanbul’da yaşayan insanların hayatını nasıl tehlikeye attığını daha iyi kavramak için birebir.

  • Künye: Sinan Logie ve Yoann Morvan – İstanbul 2023, çeviren: Nilüfer Şaşmazer, İletişim Yayınları, siyaset, 189 sayfa

Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman – Çizmelerimi Çıkarayım mı? (2017)

Türkiye, kitlesel katliamların yaşandığı bir ülke haline geldi.

Zonguldak, Reyhanlı, Roboski, Soma, Ermenek, Suruç, Ankara, İstanbul, Cizre ve Ege kıyıları…

Bu katliamların içinde 13 Mayıs 2014’te Soma madeninde öldürülen 301 işçi de, yüreğimizde kanayan bir yara olarak durmakta.

Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman, olay yerine cinayetin ilk saatlerinde varan, İzmir’de gazetecilik yapan iki isim.

İki gazetecinin bizzat deneyimlerine dayanan kitap, oraya vardıkları andan itibaren yaşadıklarını, gördüklerini, duyduklarını ve düşündüklerini okurlarına aktarıyor.

Kitap, olayın bir kaderden ya da kazadan çok, siyasi ve ekonomik boyutuyla tarihsel derinliğe sahip bir mesele olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koyuyor.

Birçok insanla yapılan birebir görüşmelere dayanan kitap, olayın nitelikli bir belgeselini çekiyor.

Devletin ve medyanın ölümleri, katliamları ve iş cinayetlerini normalleştirmeye, unutturmaya çalıştığı bir dönemde bu kitap, yaşananları birer birer kayda almasıyla altın değerinde.

Bir daha Somalar olmasın diye.

  • Künye: Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman – Çizmelerimi Çıkarayım mı?, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 352 sayfa

 

İlhami Güneral – Kanser, Alzheimer, Parkinson ve Kalp-Damar Hastalıklarında Keleyşın Tedavisi (2017)

Keleyşın tedavisi, son zamanların methedilen tedavi yöntemlerinden biri.

Op. Dr. İlhami Güneral da bu çalışmasında, söz konusu tedavi yöntemine dair bilinmeyenleri açıklıyor.

Yüksek tansiyonun, keleyşın tedavisine en hızlı yanıt veren rahatsızlıklardan olduğunu belirten Güneral, bu yöntemin kanser, alzheimer, parkinson ve kalp-damar hastalıklarının tedavisinde olağanüstü sonuçlar ortaya koyduğunu söylüyor.

Başta EDTA ve DMSO olmak üzere hastalığa göre kullanılacak kelatörlerin neler olduğu ve bunların hangi rahatsızlıklar ile hastalıklara iyi geldiği ve

Keleyşın tedavisinin önleyici tıpta nasıl sonuçlar verdiği, kitabın omurgasını oluşturuyor.

Keleyşın tedavisinde kullanılan bileşenler ve bunun uygulandığı hastalıklar hakkında iyi bir rehber.

  • Künye: İlhami Güneral – Kanser, Alzheimer, Parkinson ve Kalp-Damar Hastalıklarında Keleyşın Tedavisi, H2O Kitap, sağlık, 138 sayfa