Paul Blackledge – Marksist Tarih Kuramı Üzerine (2017)

Karl Marx, kapitalizmin kalıcı olmadığını, kendisinden önceki köleci ve feodal toplumlar gibi tarihsel bir sürecin olduğunu ve misyonunu üstlenince tarih sahnesinden çekileceğini öngörmüştü.

Paul Blackdale de, bu şekilde özetlenebilecek Marksist tarih anlayışına, yeni siyasal ve toplumsal gelişmelerle değerlendirerek katkıda bulunuyor.

Blackdale, tarihin incelemesini amaçlayan Marksist yaklaşımı anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Marx ve Engels’in ölümünden sonra başta Lenin, Troçki ve Lukács olmak üzere, Marksist kuramcıların bu yaklaşıma getirdikleri özgün bakış açılarını da kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek tarihin hareketinde yapı ve öznenin etkinliği sorununa dair Sartre ve Althusser arasında geçen tartışmadan günümüzün dönemleştirilmesi konusunda Marksistlerin yürüttüğü güncel yaklaşımlara kadar uzanıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Marx, Engels ve tarihsel maddecilik,
  • Kautsky, Plehanov, Lenin, Troçki, Lukács ve Boris Hessen’in Marksist tarihçiliğe katkıları,
  • Üretim tarzları ve toplumsal geçişler,
  • Sartre’ın mekanik maddeciliğe karşı varoluşçu isyanı,
  • Edward Thompson’da etkin öznenin yeniden vurgulanması,
  • MacIntyre ve Callinicos’ta etkin öznenin sentezi,
  • Postmodern süreçte Marksizm…

Tarih meraklılarının yanı sıra, siyaset bilimine ilgi duyanların ve genel olarak da tüm kapitalizm karşıtlarının muhakkak okuması gereken bir eser.

  • Künye: Paul Blackledge – Marksist Tarih Kuramı Üzerine, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, tarih, 336 sayfa, 2017

Özer Akdemir – Uranyum Uğruna (2017)

Yaklaşık kırk yıl önce, Ege’nin iki farklı yerinde uranyum madenciliği ve sondajları gerçekleştirilmişti.

Uranyum gibi tehlikeli bir teknikle gerçekleştirilen bu sondajlar bir süre sonra, hiçbir önlem alınmadan kaderine terk edilmişti.

İşte Özer Akdemir de, hem bu bilinmeyen uranyum vakalarını hem de bu kazıların bölgede neden olduğu korkunç çevre ve sağlık sorunlarını araştırıyor.

Kazı veya sondaj yapılan bu yerlerde yoğun kanser oranlarının yaşanması nedeniyle, civardaki köylerin adı “kanserli köy”e çıkmış.

Bu denli yoğun kanser oranlarının uranyum madenciliğinden mi kaynaklandığı sorusunu soran Özer Akdemir, görmezden gelinen bilimsel araştırmalardan yola çıkarak, üç hatta beş nükleer santral kurma, nükleer silaha sahip olma sevdasındaki bir ülkenin, daha kırk yıl önceki uranyum madenciliğinin yol açtığı sorunlarla dahi nasıl baş edeceğini bilemediğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Özer Akdemir – Uranyum Uğruna: Ege’de Terkedilmiş Uranyum Madenleri, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 176 sayfa, 2017

Kolektif – Dünyada ve Türkiye’de Barış Süreçleri (2017)

Ekim 2016’da düzenlenen bir konferansta, Kolombiya, Filipinler ve Endonezya’da barış süreçlerinde aktif rol almış, müzakerelere katılmış kişilerin deneyimlerini bir araya getirmişti.

Bu çalışma ise, söz konusu konferansın ürünü olarak ortaya çıktı.

Kitapta,

  • Barış süreçlerinde ve canlandırılmasında sivil toplumun rolü,
  • Çözüm sürecinin toplumsallaştırılması,
  • Çözüm sürecinde üçüncü tarafların rolü,
  • Temel yasa hazırlığı,
  • Çatışmaların sona erdirilmesi,
  • Barışı bekleyen güçlükler,
  • Hakikat komisyonunun kuruluşu,
  • Ve müzakere süreçlerinde kapsayıcı uygulamalar gibi konular ayrıntılı bir şekilde tartışılıyor.

Kitapta, Türkiye’de Kürt Açılımı ile adlandırılan barış sürecine dair Cuma Çiçek imzalı kapsamlı bir analiz de yer alıyor.

Çiçek burada, Kürt çatışmasındaki uzlaşı arayışlarını, çözüm sürecindeki başarısızlığın ulusal ve uluslararası dinamiklerini ve diyalog ve müzakereye dönüşün imkânlarını irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Evren Balta, M. Nur Djuli, Pieter C. Feith, Sevtap Yokuş, Miriam Coronel Ferrer, Mohagher Iqbal, Hüseyin Oruç, Çerağ Esra Çuhadar, Kristian Herbolzheimer, Catalina Diaz, Helga Flamtermesky, Quintin Oliver, Thania Paffenholz, Roger Mac Ginty, Neophytos Loizides ve Cuma Çiçek.

  • Künye: Kolektif – Dünyada ve Türkiye’de Barış Süreçleri, derleyen: Ayşe Betül Çelik, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 260 sayfa, 2017

 

Dikran Mesrob Kaligian – Taşnaklar ve İttihatçılar (2017)

Geç Osmanlı döneminde Ermeniler konulu pek çok çalışmaya imza atmış Dikran Mesrob Kaligian, ilk başlarda aynı amaç etrafında bir araya gelmiş, fakat ardından büyük kopuş yaşamış Taşnaksutyun ile İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) arasındaki ilişkiler hakkında önemli bilgiler veriyor.

Taşnaksutyun, Abdülhamit iktidarını devirmek için, kendisiyle aynı amacı paylaşan İTC ile sıkı ilişkiler geliştirmişti.

Taşnaksutyun’un o süreçteki en öncelikli amacı olan, Ermeni nüfusa yönelik ayrımcı politikalardan kurtulmak hedefiyle Meşruti rejimin inşa olması için seferber olmuş ve bu esnada İTC’den birçok subayla da sıkı ilişkiler kurmuştu.

Hatta bu işbirliği öylesine sağlamdı ki, Taşnaksutyun üyeleri Adana katliamı gibi Ermeni nüfusta infiale yol açan bir gelişmeden sonra bile İTC’yi savunmayı sürdürmüşlerdi.

Peki, ne oldu da, çok değil yalnızca birkaç yıl içinde aynı amaçla mücadele eden bu iki partinin yolları ayrıldı?

İşte Kaligian’ın çalışması, ülkenin 1915’te yaşananlara doğru hızla yol aldığı o dönemde, bu ittifakın neden bozulduğunu ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Bunu yaparken, bugüne dek pek bilinmeyen belge ve kaynaklara dayanması da, çalışmayı özgün kılan hususlardan.

  • Künye: Dikran Mesrob Kaligian – Taşnaklar ve İttihatçılar, çeviren: Deniz Mutlu Taşyürek, Aras Yayıncılık, tarih, 352 sayfa, 2017

Mark Sykes – Darül İslam (2017)

Sykes’in soyadı, size de hiç yabancı gelmemiştir.

Doğru, kendisi, yani tam adıyla Mark Sykes, 20. yüzyılın başlarında Ortadoğu’yu şekillendiren ve neden olduğu tuhaflıklar ve sorunlar günümüzde de devam eden Sykes-Picot Anlaşması’na adını veren İngiliz diplomat, komutan ve seyyahtır.

Sykes’ın bu kitabı da, 1902’de Beyrut’tan başladığı İslam dünyası gezisindeki izlenim ve değerlendirmelerini bir araya getiriyor.

Gezip gördüğü yerlerdeki önde gelen isimlerle yaptığı görüşmelerle de zenginleştirdiği seyahatnamesinde Sykes, yalnızca geziyle ilgili gözlemlerini bizimle paylaşmıyor, aynı zamanda 20. yüzyılın başındaki Osmanlı’nın içinde bulunduğu siyasi, toplumsal ve dini karmaşalardan kurtulabilmesi hakkında öneriler de sunuyor.

Bir döneme ve tarihi bir karakterin iç dünyasına ışık tutmalarıyla okunmayı hak eden bir kitap.

  • Künye: Mark Sykes – Darül İslam: Osmanlı’nın Şark Bölgelerine Seyahat, çeviren: Hikmet İlhan, Avesta Yayınları, seyahatname, 304 sayfa, 2017

Ludwig Wittgenstein – Defterler, 1914-1916 (2017)

Ludwig Wittgenstein’ın defterleri, kendisinin kült eseri ‘Tractatus Logico Philosophicus’un ön hazırlığı hakkında birçok ipucu barındırmasıyla büyük önem arz ediyor.

Witgenstein’ın defter tutma alışkanlığı henüz küçük yaşlarında başlamıştı.

Düşünür, odaklandığı konuları önce sistemsiz bir şekilde cebinde taşıdığı küçük defterine not alır, ardından bunları daha kapsamlı paragraflar haline getirip büyük bir deftere kaydederdi.

‘Tractatus’ da Wittgenstein’ın bu aşamalı çalışma sürecinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştı.

Wittgenstein her ne kadar ‘Tractatus’un önsözünde “burada bildirilen düşüncelerin doğruluğu bana sorgu-sual edilemez ve kesin-kes görünüyor” dese de, kendisinin 1914-1916 arasında yazdığı elimizdeki bu defterlerde, aslında Witgenstein’ın ‘Tractatus’taki düşüncelerinde önceden kimi şüpheler ve akıl yürütmelerinde kimi çatışkılara sahip olduğunu gösteriyor.

Defterlerin bir diğer önemli katkısı da, ‘Tractatus’ta ele alınan konuların daha uzun ve ayrıntılı hallerini barındırması.

  • Künye: Ludwig Wittgenstein – Defterler, 1914-1916, çeviren: Ali Utku, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2017

Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Dünyaya ve Kendimize Dair (2017)

Bir teolog ile sosyolog arasında, iyi ve kötü, parçalanmış benlik, modern çağın karmaşaları, insanın ve medeniyetin geleceği üzerine sağlam bir diyalog.

Birbirinden apayrı alanlarda çalışan iki kişinin karşılaşmasının dönüştürücü gücünü gözler ortaya koyan kitap, inançların ve dünya görüşlerinin dinamikleri, her şeyden çok da ruhani değişim sürecinin bir kez harekete geçtikten sonra duraklatılmasının olanaksızlığını gözler önüne seriyor.

Kitap,

  • İyi ve kötüye dair değişen tanımlarımızı,
  • Parçalanmış toplumların ve bireylerin hangi sorunlarla boğuştuğunu,
  • Seçimlerin sonuçlarıyla nasıl yüzleştiğimizi,
  • İnsan haysiyetini hangi değerleri gözeterek tanımlayabildiğimizi,
  • Arkadaşlık, bellek ve vicdan meselesinde pusulamızın ne olduğunu,
  • İnsanlar arasında sahici diyalog kurabilmenin yollarını,
  • Ve bunun gibi, okurunu çokça düşündürecek konu ve sorunları irdeliyor.

Kitaba, Aleksandra Jasińska-Kania da katkıda bulunmuş.

  • Künye: Stanislaw Obirek ve Zygmunt Bauman – Dünyaya ve Kendimize Dair, çeviren: Burcu Halaç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2017

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Karamazov Kardeşler (2017)

Dünya edebiyatında çok az roman ‘Karamazov Kardeşler’ kadar güçlü olabilir.

Dostoyevski’nin bu son romanı, Karamazov kardeşlerin görkemli çöküşünü anlatır ve bunu yaparken dini karmaşaları ve ne Doğulu ne de Batılı olmanın yarattığı çelişkileriyle Rus bireyinin muazzam bir tasvirini sunuyor.

Karamazov ailesinden baba ile kardeşler Alyoşa, İvan ve Mitya, birbirinden apayrı dünyalara sahip karakterlerdir ve roman da, bu karakterlerin acımasızca ve adım adım birbirini tüketişinin hikâyesidir.

Hem insani hem de dini bir krizin muhteşem bir üslupla işleyen roman, asla eskimeyecek bir güce sahip.

Yordam Kitap ise, bu klasik yapıtı yeni bir çeviriyle Türkçeye kazandırdı.

  • Künye: Dostoyevski – Karamazov Kardeşler, çeviren: Leyla Soykut, Yordam Kitap, roman, 2 Cilt, 1236 sayfa, 2017

William A. Pelz – Modern Avrupa Halkları Tarihi (2017)

Siyasi tarih, kapitalizm ve işçi sınıfı tarihi alanlarında çalışan William A. Pelz’in elimizdeki kitabı, benzer tarih kitaplarından farklı bir tarzda yazılmış.

Pelz burada, Avrupa tarihinde yaşanan gelişmeleri, resmi veya değil, tarihçilerin inşa ettikleri perspektiften takip etmek yerine, bizzat Avrupa halklarının gözünden izliyor.

Anaakım tarih çalışmaları, din adamları, seyyahlar, dâhiler, komutanlar, aydınlar, burjuvalar ve yöneticilerin merkezinde olduğu aktörlerin tarihi yaptıkları teziyle hareket eder.

Bu kitap ise, söz konusu geleneksel anlatıya temelden karşı çıkarak, muğlak ve belirsiz addedilerek görmezden gelinmiş halkların tarihin nesnesi değil, bizzat öznesi olduğu fikrinden yola çıkıyor.

Pelz buradan yola çıkarak, halkların gözünden Avrupa’nın son 600 yılının ve bu süre zarfında yaşanmış büyük devrimlerin izini sürüyor.

Derebeylerin “ilk gün” hakkından dünya savaşı cephelerinde vatanperverlik dayatmasını reddeden askerlere, fabrika işgallerinden köylü ayaklanmalarına, genel grevlerden kadın hareketlerine, tarihe yön vermiş pek çok olay, burada.

Bu harika kitap, Avrupa tarihindeki sınıfsal çatışmaların; sömürülen, isyan eden kadın ve erkeklerin nitelikli bir hikâyesi.

  • Künye: William A. Pelz – Modern Avrupa Halkları Tarihi, çeviren: Nil Tuna, Kolektif Kitap, tarih, 320 sayfa, 2017

Hervé Castanet – Lacan’ı Anlamak (2017)

Jacques Lacan, Freud’un icadı olan psikanalize yaptığı katkılarla, bu kuramın tarihinde önemli bir yere sahip.

Zira kendisi, Freud’un karşılaştığı çıkmazları aşarak psikanalizi yeniden yorumlamıştı.

İşte bu kitap da, Lacan’ın psikanalize katkılarını açık seçik ortaya koymasıyla, alan için rehber niteliğinde bir çalışma.

Hervé Castanet, hem cinsellik, özne, dil, arzu ve dürtü gibi temel Lacancı kavramları açıklıyor hem de Lacan’ın psikanaliz kuramını ve bu kuramın uygulamada getirdiği yenilikleri sistematik bir şekilde sunuyor.

  • Künye: Hervé Castanet – Lacan’ı Anlamak, çeviren: Baturalp Aslan, Encore Yayınları, psikanaliz, 128 sayfa, 2017