Kristien Dieltiens – Benjamin Okumayı Sevmiyor (2017)

Öğrenme bozukluğu üzerine, gerçek hayattan bir hikâye…

Muazzam gözlem kabiliyetine sahip Benjamin, söz konusu öğrenme olunca bocalamaya başlıyor.

Zira çok çabuk öğrenemiyor.

Arkadaşlarına göre daha yavaş…

Beri yandan küçük kahramanımız, hikâyeler uydurma konusunda tam bir usta.

Belki bu hikâyeleri her zaman istediği ifadelerle anlatamıyor, ama onları çizmeyi iyi biliyor.

Kristien Dieltins, Benjamin’in okula başladığında yaşadığı zorlukları ve bunlarla kendine has tarzıyla mücadele edişini anlatıyor.

Benjamin zorlanır zorlanmasına, ama küçük kız kardeşi, ailesi,  öğretmeni, sınıf arkadaşları ve bilhassa sınıfta en sevdiği arkadaşı olan Olivya’nın yardımları ve destekleriyle bu zorlukların üstesinden gelir.

Hem yetkin gözlemleri hem de akıcılığıyla her çocuğun sevebileceği bir hikâye.

Marjolein Pottie’nin resimleri de, kitaba ayrı bir güzellik katıyor.

  • Künye: Kristien Dieltiens – Benjamin Okumayı Sevmiyor, resimleyen: Marjolein Pottie, çeviren: Yalçın Varnalı, Yapı Kredi Yayınları, çocuk, 32 sayfa

Bedri Rahmi Eyüboğlu – Sabır ile Koruk (2008)

Türkiye’nin önemli gazeteci-yazarlarından Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun toplu yazılarının beşinci cildi olan ‘Sabır ile Koruk’, kendisinin 1952-1953 arasında kaleme aldığı, bazıları dönemin dergi ve gazetelerinde yayınlanmış yazılarını bir araya getiriyor.

Eyüboğlu’nun üslubunu bilenlerin de tahmin edebileceği gibi, gezi izlenimleri, güzel sanatlar ve toplumsal sorunlar gibi pek çok konuda kaleme alınmış bu yazılar, güncel yazıların aksine, birer deneme niteliğinde.

Eyüboğlu’nun herhangi bir yerde yayınlanmamış yazıları da, kitapta kronolojik olarak yer alıyor.

  • Künye: Bedri Rahmi Eyüboğlu – Sabır ile Koruk, İş Kültür Yayınları, deneme, 322 sayfa

Kolektif – Kitleleri Yeniden Düşünmek (2017)

Çokluk, halk, kalabalık, kitle…

Kitleler, her tarihsel dönemde, iktidarların meşrebine göre ya göklere çıkarıldı ya da küçümsendi.

Alanında uzman isimlerden, her döneme göre farklılık gösteren kitlelerin iç dinamiklerini analiz eden nitelikli makaleler.

Kitapta,

Kalabalıklar ve demokrasi,

Devrim ve faşizm arasında kitle fikri ve imgesi,

Kendiliğinden örgütlenme ve doğrudan demokrasi ilişkisi,

Kitlelerin direnişinin hukuk politikası üzerinde yaratmış olduğu etkiler,

Ve Marjinal bir hukuk terimi olarak linçin modern hukuk anlayışında yarattığı çatlak gibi, birçok önemli konu irdeleniyor.

Değişen politik, ekonomik ve toplumsal şartlarla birlikte, kitlelerin politik aktivizminin nasıl dönüştüğünü daha iyi kavramak için iyi bir kaynak.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle:

Zeynep Koçak, Malcolm Bull, Rainer Maria Kiesow, William Mazzarella, Costas Douzinas, Christian Borch, Stefan Jonsson, Warren Breckman, Manfred Berg ve Tanıl Bora.

  • Künye: Kolektif – Kitleleri Yeniden Düşünmek, derleyen: Zeynep Koçak, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 180 sayfa

Boris Vian – Karıncalar (2017)

Ünlü yazar Boris Vian’ın tarzını en iyi yansıtan dokuz öykü.

Vian’ın anarşist tavrının kendini yoğun olarak hissettirdiği öyküler, okurunu yaşadığı hayat üzerine düşünmeye ve onu sorgulamaya davet ediyor.

Savaşların anlamsızlığından şiddetin sıradanlaşmasına, müzikten aşka pek çok temaya uzanan öykülerde, birbirinden ilginç pek çok karakterle tanışıyoruz.

Öykülerin ilginç yanlarından biri de, gün içinde sıklıkla yanımızda yöremizde gördüğümüz ve üzerine neredeyse hiç düşünmediğimiz cansız nesneleri birer karakter olarak karşımıza çıkarması.

Boris Vian’ın edebi dehasına bir kere daha tanık olmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Boris Vian – Karıncalar, çeviren: Candan Keten, Sel Yayıncılık, öykü, 192 sayfa

Yeliz Özay Diniz – Evliyâ Çelebi’nin Acayip ve Garip Dünyası (2017)

Evliyâ Çelebi’nin meşhur ‘Seyahatnâmesi’, kendinden sonraki gezi edebiyatını köklü bir biçimde etkilemiş, çığır açmış bir eserdi.

Evliyâ Çelebi’nin ‘Seyahatnâmesi’nde “acaip” ve “garip” kelimeleri de, yazarın sıklıkla kullandığı iki kavramdı.

İşte Yeliz Özay Diniz’in elimizdeki çalışması, sağlam bir kavramsal çerçeve ekseninde, Evliyâ Çelebi’nin neyi, neden “acayip” ve “garip”  bulduğunu ve okuru ya da dinleyiciyi hangi noktalarda böyle bir anlatıyla karşı karşıya olduğuna dair yönlendirdiğini bütünlüklü bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

Evliyâ Çelebi’nin yaşamında tanık olduğu kişilerin çeşitli deneyimlerinin eserlerinde kendilerine yer bulma şekli,

Melek Ahmed Paşa ve Kaya Sultan’ın ilişkisini yansıtan rüya anlatılarının seyahatnâmedeki yeri,

Evliyâ Çelebi’nin kültürel ve fiziksel olarak “öteki”sinin kim olduğu,

Hem anlatıcının hem de okurun acayip bulabileceği uzak memleketlerin hayvanlarının, ‘Seyahatnâme’de nasıl bir anlatı yöntemiyle sunulduğu,

Evliyâ Çelebi’nin yerel rivayetlere ilgisi,

Evliyâ Çelebi’nin sanat olarak sihre olan yaklaşımı…

Diniz’den, Evliyâ Çelebi’nin görkemli hikâye anlatıcılığının derinlikli bir analizi…

  • Künye: Yeliz Özay Diniz – Evliyâ Çelebi’nin Acayip ve Garip Dünyası, Yapı Kredi Yayınları, edebiyat inceleme, 236 sayfa

Sine Boran Art – Çerkes Kızından Tarifler (2017)

Çerkes mutfağı hem çok lezzetlidir hem de hiçbir yiyeceği asla ziyan etmemesiyle oldukça tutumludur.

Bu kitabın yazarı Sine Boran Art da, Çerkes mutfağından yemeklerin sunulduğu İstanbul Rahmanlar’daki Çerkes Kızı lokantasını 1997-2013 arasında annesiyle birlikte işletmişti.

Lokanta, bilindiği gibi kapandı. Fakat bu, Sine Boran Art’ın Çerkes mutfağı konusundaki çabasını sonlandırmadı.

Yazar, elimizdeki kitabından da görüleceği üzere, bu zengin kültürü tüm özgünlüğüyle tanıtmaya devam ediyor.

Görsel açıdan oldukça zengin olan kitap,

Çorbalar,

Et yemekleri,

Kümes hayvanı ve yumurta yemekleri,

Sebze yemekleri ve salatalar,

Hamur işleri ve pilavlar,

Ekmekler ve pastalar,

Sütle yapılan yiyecekler,

Soslar,

Ezmeler,

Tatlılar,

Pestiller

Ve içeceklerden oluşan, 130’a yakın birbirinden lezzetli tarif sunuyor.

Kitapta Vedat Milor’un kaleme aldığı bir sunuş yazısı da yer alıyor.

  • Künye: Sine Boran Art – Çerkes Kızından Tarifler, İş Kültür Yayınları, yemek, 300 sayfa

Rodrigo Quian Quiroga – Borges ve Bellek (2017)

Görsel algı ve belleğin işleyiş dinamikleri, Rodrigo Quian Quiroga’nın esas çalışma alanları.

Yazar, bu deneyiminden yola çıkarak, Jorge Luis Borges’in kimi öykülerinde karşımıza çıktığı şekliyle belleğin görünümleri ve işlenişini irdeliyor.

Quiroga’nın, Borges’in bu türdeki öykülerine verdiği örneklerden biri, ‘Bellek Funes’.

‘Bellek Funes’, yaşadıklarını tüm ayrıntılarıyla hatırlayan, unutmak gibi bir sorunu hiç yaşamayan, fakat aklındakileri bir türlü kavramlara dökemeyen Funes isimli başkahramanıyla hatırlanacaktır.

Quiroga öyküdeki bu duruma odaklanarak,

Beyindeki belli nöronların somut ayrıntıları neden göz ardı ettiğini ve soyut kavramlar yoluyla belleği nasıl oluşturduğunu ve beyinde uzun süreli belleğin oluşma sürecini ayrıntılı bir bakışla ele alıyor.

Kitap, Borges’in öykülerinin yanı sıra, olağanüstü belleğe sahip kişilerin yaşamöyküleri, beynin anatomisi, görme mekanizmasına ilişkin kuramlar ve Borges ile aynı konuları düşünmüş William James, Gustav Spiller ve John Stuart Mill gibi düşünürlerin fikirleri gibi keyifli konular da yer alıyor.

Belleğin bilişsel işlenişine daha yakından bakmak isteyenlere.

  • Künye: Rodrigo Quian Quiroga – Borges ve Bellek, çeviren: Ferit Burak Aydar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, sinirbilim, 184 sayfa

Sarkis Seropyan (der.) – Aşiq û Maşûq (2017)‏

Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Yahudiler, Lazlar, Çerkesler, Aleviler, Araplar…

Anadolu bunların ve daha pek çok halkın üzerinde yaşadığı ve her halkın kendi güzel rengini verdiği muazzam zenginlikte bir coğrafya.

Elimizdeki kitap da, bu özgün renklerden Kürtler ile Ermenilerin üç masalını, Türkçenin zenginliğiyle buluşturuyor.

Merhum gazeteci ve çevirmen Sarkis Seropyan’ın derleyip Ermeniceden Türkçeye çevirdiği, Anadolu halkları arasındaki kadim bağı ortaya koyan sevda temalı iki Kürt ve bir Ermeni masalı…

‘Siyamanto ve Xıçezare’,

‘Lur da Lur’,

‘Kral Lusig ve Sedev Hovig’.

Bu üç masalın ilki, Kürt halkının sevilen bir aşk hikâyesi.

‘Lur da Lur’, tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş bir Kürt aşk masalı olarak burada yeniden hayat buluyor.

‘Kral Lusig ve Sedev Hovig’ ise, bir soylu ile çoban arasındaki aşkı anlatıyor. Burada çobanın kadın oluşu da, masalı bu türdeki benzerlerinden farklı kılan önemli bir faktör.

Ressam Zeynep Özatalay’ın birbirinden güzel resimleri de kitaba zengin bir boyut katıyor.

  • Künye: Aşiq û Maşûq, derleyen ve çeviren: Sarkis Seropyan, Aras Yayıncılık, masal, 128 sayfa

Emre Kongar – Diren! (2017)

16 Nisan’da, Türkiye tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil edecek referandumla yeni anayasa oylanıyor.

Bu referandum sonucunun evet olması halinde, Türkiye açısından büyük sıkıntıların yaşanacağı bir dönemin başlayacağı, ülkenin önemli bir kesimi tarafından ısrarla dillendiriliyor.

Tarihsel deneyimlere ve Türkiye’nin özgün koşullarına baktığımızda, bu kaygının yersiz olmadığı da açık.

İşte önde gelen toplumbilimcilerden Emre Kongar’ın elimizdeki kitabı, yalnızca 16 Nisan için değil, uzun zamandır yaşanan bu kötü gidişata karşı bizi uyanık olmaya, demokratik değerlere acilen sahip çıkmaya davet ediyor.

Kongar’ın çağrısı, özünde bir davetten de öte: Yazar, direnmenin zamanının gelip çattığı hatta bunun geçmekte olduğu konusunda bizi uyarıyor; şimdiye kadar yaptığımız gibi susup sinmek yerine, demokrasi için, zar zor kurabildiğimiz kurumlarımız ve değerlerimiz için direnmeye çağırıyor.

Kongar’ın tanımladığı direniş ise, yasalar çerçevesinde, barışçı yöntemlerle, demokratik olarak ve demokrasi için bir direniş anlamına gelmekte.

Çalışma, Türkiye’yi gelecekte bekleyen tehlikelere örnek olarak Nazi Almanya’sı ve İran “Devrim”i deneyimlerini de enine boyuna tartışarak bizi aydınlatıyor.

Kongar’ın burada tanımladığı şekliyle sorun ne tek başına başkanlık ne de referandum.

Sorun bunlardan daha kapsamlı, hayatımızın her alanını kuşatmış, bizi adım atamaz hale getirmiş kurumsal baskı ve artık açıkça görüldüğü şekliyle ülkenin tüm mirasını yok sayan bir rejim değişikliğidir.

Kongar’dan bir demokrasi manifestosu…

  • Künye: Emre Kongar – Diren!, Kırmızı Kedi Yayınevi, siyaset, 104 sayfa

Kolektif – Sınıfın Suretleri: Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler (2017)

Bilhassa son 10 yıllık zaman dilimi içinde, Türkiye’de emeğe ve sınıfa odaklanan akademik eser sayısında gözle görülür bir artış söz konusu.

Türkiye’nin kentsel işçi sınıfının farklı dilimlerinin kuramsal ve olgusal bir dökümü olan ‘Sınıfın Suretleri’ de, bunun nitelikli güncel örneklerinden biri.

Gezici mevsimlik tarım işçisi genç kadınların sınıfsal kompozisyonu,

“Gündelikçi” kadınlar bağlamında, kadın emeğinin güvencesiz kılınması,

Toplumsal cinsiyet ekseninde AVM mağazalarındaki satış işi,

Tıp teknolojisi ve Türkiye’de kuşaklararası cerrah tipolojisi,

Teknokentte sınıf içi iletişim,

Geçmişin mücadele mirası ve bugünün sermaye derebeyliği bağlamında Alpagut-Dodurga kömür madeni işçilerinin deneyimleri,

Bilişim ve iletişim teknolojileri sektörü emekçilerinin sınıf mücadelesi kapasitesi,

Beyaz yakalıların hak örgütlenmelerinin potansiyel imkân ve zorlukları,

Neoliberal üniversite karşısında bir hegemonya kırıcı olarak hackerlar…

Bu ve buna benzer pek çok konunun ele alındığı kitap, alana dair akademik bir perspektif sunmasıyla önemli.

  • Künye: Kolektif – Sınıfın Suretleri: Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler, editör: Denizcan Kutlu ve Çağrı Kaderoğlu Bulut, Nota Bene Yayınları, siyaset