James Gleick – Zaman Yolculuğu (2018)

Zaman yolculuğu, insanlığın en büyük ütopyasıdır.

Ezelden beridir bilimden edebiyata pek çok alanın konusu olagelmesinin en büyük nedeni de budur.

Ünlü bilim yazarı James Gleick de, zamanda yolculuk sevdamızın peşine düşüyor ve bu ütopyanın sinemadan gündelik hayata, fizikten edebiyata uzanan yolculuğunu ayrıntılı bir bakışla ortaya koyuyor.

Gleick bununla da yetinmeyerek, okurlarını zamanın anlamı, bilinç, bellek, yaşam, ölüm, geçmiş, gelecek, şimdi, uzayzaman ve dördüncü boyut gibi ufkumuzu genişletecek konular üzerine de derinlemesine düşünüyor.

Geçmiş değiştirilebilir mi?

Peki, geçmişe gidip Hitler’i veya dünyanın başına bela olmuş başka bir diktatörü öldürmek ister miydiniz?

İşte bu kitap, bizi hem böylesi yakıcı sorularla hem de bu soruların olası yanıtlarıyla da karşı karşıya bırakmasıyla ilgi çekici.

  • Künye: James Gleick – Zaman Yolculuğu: Geçmiş, Şimdi ve Geleceğin Kısa Tarihi, çeviren: Aylin Onacak, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 352 sayfa, 2018

Patricia Blessing – Moğol Fethinden Sonra Anadolu’nun Yeniden İnşası (2018)

Moğol fethinden sonra, Anadolu’da İslami mimari alanında büyük bir dönüşüm yaşandı.

Patricia Blessing’in elimizdeki dikkat çekici çalışması ise, hem yetkin bir tarih hem de nitelikli bir mimari incelemesi olarak söz konusu dönemdeki dönüşümleri geniş bir perspektifle inceliyor.

Blessing özellikle bu dönemde Konya, Sivas, Erzurum, Tokat, Amasya ve Ankara’da yapılmış camiler, medreseler ve kervansaraylar gibi anıtlar ekseninde fetihten sonraki yönetim değişimleri, nüfus hareketleri ve kültürel dönüşümlerin mimaride ne gibi izler bıraktığını açıklığa kavuşturuyor.

Çok zengin kaynaklardan beslenmesiyle de önem arz eden Blessing’in incelemesi, Ortaçağ Anadolu’sunun İslami mimarisinin sağlam bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Patricia Blessing – Moğol Fethinden Sonra Anadolu’nun Yeniden İnşası: Rum Diyarında İslami Mimari, 1240-1330, çeviren: Merve Özkılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 296 sayfa, 2018

Ariel Suhamy ve Alia Daval – Spinoza ve Yaratıklar (2018)

Spinoza düşünüşünün en özgün yönlerinden biri, kanıtlamalarını ortaya koyarken gerçek ve düşsel hayvan ve melez imgelerinden sıklıkla yararlanmasıdır diyebiliriz.

‘Spinoza ve Yaratıklar’ ise, Spinoza’nın söz konusu imgelerini çizimle eşliğinde sunan harika bir resimli ansiklopedi.

Ansiklopedi, Spinoza’nın imgelerini ete kemiğe büründürmesiyle, filozofla ilgilenenlerin yanı sıra tüm okurların dikkatini çekecek mahiyette.

Burada örümcek, at, köpek, aslan ve fare gibi gerçek hayvanlar kadar, kanatlı at, sirenler ve hayaletler gibi düşsel yaratıklar da karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Ariel Suhamy ve Alia Daval – Spinoza ve Yaratıklar, çeviren: Mustafa Çağlar Atmaca, Otonom Yayıncılık, felsefe, 152 sayfa, 2018

Wilson Amos Farnsworth – Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi (2018)

Wilson Amos Farnsworth, 1853-1903 yılları arasında, yani tamı tamına 50 yıl boyunca Kapadokya bölgesinde misyonerlik yapmış bir isim.

Farnsworth bu dönemde Kayseri, Ankara, Yozgat, Nevşehir ve Niğde illerinde, ayrıca bu illere bağlı kaza ve köylerde misyonerlik yapmış, bu esnada 120 bin kilometre yol kat etmiş.

Farnsworth’un bu yıllara dair izlenimlerini barındıran bu kitap, özellikle Orta Anadolu’daki misyonerlik faaliyetleri, Osmanlı’nın son dönemi ve o yılların Orta Anadolu’sundaki toplumsal ve kültürel hayat hakkında dikkat çekici saptamalar barındırmasıyla altın değerinde bir kaynak.

Orta Anadolu, ilginç bir şekilde, Osmanlı’nın son döneminde misyonerlik faaliyetlerinin yoğun olarak yaşandığı bir bölgeydi.

İşin aslı, bu misyonerlik faaliyetlerinin artışı ile Osmanlı’nın bu dönemde içine girmiş olduğu büyük bunalım birbirinden ayrı düşünülemez.

İşte bu kitap da, bölgenin merkezi olarak nitelendirilebilecek Kapadokya’da bu çalışmaların nasıl yürütüldüğünü aydınlatmasıyla önemli.

Kitabın bulunma macerası da ilginç.

Kitap taslağı, Mehmet Şahin tarafından keşfedildi.

Şahin çalışmayı, 2015 yılında Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nin misyoner arşivinde bulmuştu.

  • Künye: Wilson Amos Farnsworth – Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi (1853-1903), çeviren: Mehmet Şahin, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 316 sayfa, 2018

Melek Özlem Sezer – Masallar ve Toplumsal Cinsiyet (2018)

Hepimiz masallarla büyürüz, ama ne yazık ki hiçbirimizin aklına masallardaki akıl almaz cinsiyetçiliği sorgulamak pek gelmez.

Örnek vermek gerekirse:

Bir ölü olan Pamuk Prenses, öpülür…

Hansel ve Gretel’de çocuklar ormana atılır ve bu yetmezmiş gibi masal haneye tecavüz, yamyamlık, cinayet ve hırsızlıkla devam eder…

Peri kızlarının kanatları çalınınca evlenmeye mecbur kalırlar…

Yine Pamuk Prenses masalında, elmanın yalnızca kırmızı tarafı zehirler…

Kırmızı pabuç giydiği için ayakları kesilen Karin, Kırmızı Başlıklı Kız’ın başına gelenler ve bunun gibi, masallarda kırmızının çoğunlukla belalı bir renk olarak yer alışı…

Melek Özlem Sezer, daha önce yayınlanan bu ödüllü çalışmasında, masallarda sıklıkla karşı karşıya kaldığımız bu ve bunun gibi simgelerin izini sürüyor.

Sezer’in çalışmasının en önemli katkılarından biri de, masallarda işlenen kodların yetişkin yaşamımızda bizi nasıl etkilediğini ve en önemlisi de bu kodların toplumsal cinsiyet algımızı nasıl şekillendirdiğini gözler önüne sermesi.

  • Künye: Melek Özlem Sezer – Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, Kor Kitap, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 240 sayfa, 2018

Christopher Alan Bayly – Modern Dünyanın Doğuşu (2018)

On sekizinci yüzyılın son dönemi ile 1914’te Büyük Savaş’ın patlak vermesi arasındaki süre, modern dünyanın doğuşuna tanıklık etmişti.

Christopher Alan Bayly’nin elimizdeki bu ödüllü çalışması, bu sürecin dört dörtlük bir fotoğrafını çekmesiyle alana dair altın değerinde bir kaynak.

Kitabın olağanüstü başarısı, modern dünyanın doğuşu hakkında özgün bir yaklaşım sunması.

Bayly, “Modern dünyanın doğuşunu”, bazı halkların veya bölgelerin, daha az tercih edilen veya değerli görülen diğerlerine yaptıkları bir şey olarak değil, dünya halklarının çoğunluğunun katıldığı ancak birçoğunun diğerlerinin başarılarının kurbanları veya nesnesi olarak değil de aktif, bağımsız ve yaratıcı şekilde katkıda bulundukları bir dizi değişim olarak açıklıyor.

Çalışma, dünyanın o tarihlerde de düşünüldüğünden çok daha fazla küreselleşmiş olduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Christopher Alan Bayly – Modern Dünyanın Doğuşu: Küresel Bağlantılar ve Karşılaştırmalar, 1780-1914, çeviren: M. Nevâ Şellâki, Ayrıntı Yayınları, tarih, 656 sayfa, 2018

Robert K. Wittman ve David Kinney – Şeytan’ın Günlüğü (2018)

Hitler, Goebbels, Himmler ve Göring…

Nazilerin bu ünlü liderleri hakkında yeteri derecede bilgi sahibi sayılırız.

Fakat Nazilerin iktidarının en büyük ideolojik mimarı olan Alfred Rosenberg hakkında neler biliyoruz?

Neredeyse hiçbir şey!

Robert Wittman ve David Kinney’nin bu önemli çalışması, Nazilerin olanca caniliğinin arka planındaki maneviyatı besleyen, şeytani zekâya sahip Rosenberg’in dünyasına daha yakından bakmamızı sağlıyor.

Yirmi birinci yüzyılda Robert Wittman ve arkadaşları tarafından keşfedilen ve bu kitapta karşımıza çıkan yeni belgeler, Nasyonal Sosyalist ideolog Rosenberg ile Naziler arasındaki kilit ilişkiyi bütün çıplaklığıyla ortaya döküyor.

Kitap, bu ilişkiyi adım adım aydınlatırken, Nazilerin ve onların akıl hocalarının yaptıkları kötülüklerin ne kadar inceden inceye hesaplanmış, ne kadar kötü niyetli ve uygarlık üzerinde ne denli yıkıcı etkiye sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

Alfred Rosenberg ile ilgili farklı bir kaynak arayanlar, Irvin Yalom’un güzel çalışmalarından ‘Spinoza Problemi’ni de edinmeli.

  • Künye: Robert K. Wittman ve David Kinney – Şeytan’ın Günlüğü, çeviren: Mert Doğruer, Epsilon Yayıncılık, siyaset, 450 sayfa, 2018

 

Ali Yalçın Göymen – Devrim Fikri Üzerine (2018)

Devrim fikri nasıl ortaya çıkar?

Ali Yalçın Göymen’in bu özenli çalışması, bu ve bununla bağlantılı daha pek çok ufuk açıcı sorunun yanıtını tarihsel bir bakışla arıyor.

Göymen, devrimin tarihin hangi anlarında bir yıldız misali parladığını, hangi anlarında soluklaştığını sorgularken, tarihsel çelişkilerin toplumsal alandaki izdüşümlerini ve bunların daha sonra nasıl güçlü birer kıvılcıma dönüşerek devrimi tetiklediğini gözler önüne seriyor.

Öte yandan Göymen, devrim kavramını, yalnızca tahakküm biçimlerini aşmak şeklinde dar bir çerçevede değil, yabancılaşmayı kırarak özgürleşme yolları ortaya koymak anlamında genişletiyor.

  • Künye: Ali Yalçın Göymen – Devrim Fikri Üzerine, Habitus Kitap, siyaset, 160 sayfa, 2018

Sam Shepard – Motel Günlükleri (2018)

1984 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanan Wim Wenders’in Paris-Texas filminin senaryosunda oyun yazarı, öykücü, oyuncu ve yönetmen Sam Shepard’ın imzası vardı.

Bu senaryoya kaynaklık eden ‘Motel Günlükleri’ ise, kısa öyküler, notlar, şiirler, günlük parçaları ve fotoğraflardan oluşan nevi şahsına münhasır bir kitap.

Shepard’ın hayatından pek çok iz taşıyan kitap, yazarın Güney Kaliforniya’nın kırsal bölgesinde geçen çocukluğunu, hayatından gelip geçmiş insanları ve çiftçi, garson, rock müzisyeni, tiyatrocu ve film oyuncusu olarak yaptığı farklı mesleklerden edindiği deneyimleri ve insan hikâyelerini sunuyor.

İlginç bir tefekkür metni olarak da okunabilecek ‘Motel Günlükleri’, yazarın yaşamına ve yapıtlarına ışık tutan, modern bir klasik.

  • Künye: Sam Shepard – Motel Günlükleri, çeviren: Ülker İnce, Everest Yayınları, öykü, 184 sayfa, 2018

Wolfgang Bauer – Çalınan Hayatlar (2018)

Türkiyeli okur Wolfgang Bauer’i yakın zamanda yayınlanan ve deniz yoluyla Mısır’dan İtalya’ya ulaşmak isteyen Suriyeli sığınmacıların hayat ile ölüm arasında gidip gelen zorlu yolculuklarını adım adım izlediği ‘Denize Gömülenler’ ile hatırlayacaktır.

Alman gazeteci şimdi de, bugün Nijerya’nın beşte birini kontrolü altında tutan cihatçı terör örgütü Boko Haram’ın kaçırdığı kadınların yaşadıklarını kayıt altına alıyor.

Boko Haram bu tarz eylemlere uzun zamandır başvurmakla birlikte, dünyanın gündemine ilk kez 2014 yılında yatılı bir okuldan 276 kız öğrenciyi kaçırdıktan sonra girdi.

Bauer, Boko Haram’ın bugün binlerce kadın ve çocuğu elinde esir tuttuğunu, onları bir yandan köle olarak satıp öte yandan örgüt üyeleriyle nasıl zorla evlendirdiğini ve onları intihar eylemlerinde kullandığını gözler önüne seriyor.

“Başkalarının acılarına gözümüzü kapatırsak, yakında kendi acılarımıza ağlamamız işten bile değil” diyen Bauer, bu kitabı için, Boko Haram’ın elinden kaçmayı başarmış pek çok kadın ve kız çocuğuyla birebir görüşmeler gerçekleştirmiş.

Kitap, yalnızca bu kadınların tanıklığı aracılığıyla örgütün iç işleyişine dair önemli bilgiler vermekle kalmıyor, aynı zamanda terörün tarihsel ve politik arka planına bakıyor ve terörün dünyanın en büyük etnik ve kültürel çeşitliliğe sahip bir bölgede dengeleri nasıl tahrip ettiğini aydınlatıyor.

  • Künye: Wolfgang Bauer – Çalınan Hayatlar: Boko Haram ve Afrika’nın Kalbindeki Terör, çeviren: Sergen Özhan, Kor Kitap, siyaset, 183 sayfa, 2018