Walter Benjamin ve Gershom G. Scholem – Mektuplaşmalar, 1932-1940 (2018)

Walter Benjamin’i, 20. yüzyılın önde gelen edebiyat ve sanat eleştirmeni olarak biliyoruz.

Gershom Scholem ise, bizde pek tanınmasa da, Yahudi mistisizmi ve Kabala üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen bir isim.

İşte bu kitap, bu iki entelektüel arasında, tamı tamına 8 yıla, Benjamin’in intihar ettiği 1940 yılına değin uzanan mektuplaşmalarını bir araya getiriyor.

Benjamin ve Scholem mektuplaşmaları, her şeyden önemlisi, onların eserlerinin yazılış süreçlerine dair bilinmeyen pek çok ayrıntıyı aydınlatması ve Avrupa’yı bir baştan diğer başa kuşatan faşizmin önlenemez yükselişinin kendileri üzerindeki yıkıcı etkilerine samimi bir şekilde ortaya koymasıyla değerli.

Mektuplarda ayrıca, dönemin edebiyat/sanat dünyası ve Yahudilik tartışmaları hakkında da önemli bilgiler ediniyoruz.

Mektuplar, bu iki önemli ismin kişisel ve entelektüel dünyasına daha yakından bakmak, bunun yanı sıra dönemin Avrupa’sının nitelikli bir panoramasını görmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Walter Benjamin ve Gershom G. Scholem – Mektuplaşmalar, 1932-1940, derleyen: Gershom G. Scholem, çeviren: Saliha Yeniyol, Kolektif Kitap, mektup, 376 sayfa, 2018

Esra Çeviker Gürakar – Kayırma Ekonomisi (2018)

Bizde burjuva sınıfı yoktur, hiç olmadı.

Devletin teşvikleriyle gönenen, sırtını tümüyle devlete yaslayan ve buradan beslenen kesimler vardır sadece.

Kimilerince bu durum, bizde Batı’daki gibi güçlü ve devletten bağımsız bir burjuva sınıfının ortaya çıkmamasının en önemli nedenlerinden biri olarak gösterilir.

Peki, AKP iktidarında durum nedir?

Esra Çeviker Gürakar bu değerli çalışmasında, daha önce yandaşlarına rant yaratmak için kanuni boşluklardan yararlanan iktidarların aksine, AKP’nin, bizzat kanun çıkararak nasıl muazzam bir rant alanı yarattığını ortaya koyuyor.

Gürakar, elli bin kamu ihalesi verisine dayanarak siyasal iktidarla sermaye arasındaki ilişki ağını, kayırmacılığı ve yolsuzluğu gözler önüne seriyor.

Gürakar burada,

  • Kamu ihalelerinde kanunlarla yapılan yolsuzluklar,
  • Türkiye’de devlet-özel sektör ilişkileri,
  • Yeni İslami “burjuvazi” ve muhafazakâr iş derneklerinin politik aktörler olarak yükselişi,
  • Seçim bölgelerine kaynaktan aktarım politikası,
  • Türkiye kamu ihale piyasasını küresel standartlarla uyumlaştırma çalışmaları ve 2002 genel seçimlerinden sonra kamu ihale sisteminde yaşanan yozlaşma,
  • Siyasi bağlantılı firmaların kamu ihalelerini kazanması,
  • Ve kamu ihalelerinde kayırmacılığın hepimizin payına düşen maliyeti olarak düşen rekabet ve artan kamu harcamaları gibi önemli konuları irdeliyor.

Kamu varlıklarına el koyarak gerçekleşen zenginleşmenin (birikim), rant yaratma ve ranta el koyup rantı, iktidarı destekleyen toplumsal kesimlere stratejik olarak dağıtmasının, AKP’nin süreğenliğinin en önemli sacayağı olduğunu belirten Gürayak, bu sacayağının en önemli bileşenlerinden birinin de kamu ihaleleri olduğunu, çok sayıda veriye dayanarak gösteriyor.

  • Künye: Esra Çeviker Gürakar – Kayırma Ekonomisi: AKP Döneminde Kamu İhaleleri, İletişim Yayınları, iktisat, 192 sayfa, 2018

Kolektif – Hekimin Filozof Hali (2018)

Hayatla ve ölümle çok sıkı bir ilişkisi olan hekimlik, aslında felsefenin ezelden beri ilgilendiği bu konulara uzak olmayan bir meslek, hatta bizzat felsefenin merkezinde kendine yer bulan bir meşgaledir diyebiliriz.

Bu kitapta bir araya getirilen makaleler ise, hekimlik ve felsefe ilişkisine farklı açılardan bakan makaleler sunuyor.

Yazarlar burada, günümüz tıp sektörünün beraberinde getirdiği yabancılaşmayı, kişinin kendi bedeni üzerinde hak sahibi olması konusunda yürütülen etik tartışmaları ve ölümlü olma hakikatinin bireydeki felsefi yansımaları gibi, ilgi çekici konuları tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: M. Bilgin Saydam, Saffet Murat Tura, Yavuz Erten, Yavuz Dizdar, Hakan Kızıltan, Kaan Ökten, Arın Namal, İlgin Özden, Yavuz Üresin, Mahmut Gürkan, Özgür Öğütcen, İsmet Birkan, Hasan Fehmi Yazıcıoğlu, Rainer Brömer, Faik Çelik, Hakan Ertin, İlhan İlkılıç ve Lütfi Telci.

  • Künye: Kolektif – Hekimin Filozof Hali, editör: M. Bilgin Saydam ve Hakan Kızıltan, İthaki Yayınları, felsefe, 296 sayfa, 2018

Kolektif – Behice Boran Kitabı (2018)

Behice Boran, Türkiye’de sosyalizm idealini dillendirmenin bile büyük cesaret sayıldığı bir dönemde, bütün baskı ve dayatmalara karşı durarak sosyalizmin Türkiye’deki yolculuğuna tarihsel katkılarda bulundu.

Bunun yanı sıra Boran’ı, Türkiye yakın siyaset tarihinin önemli bir figürü olduğu gibi, ülkedeki başka pek çok ilke imza atmış öncü bir kadın olarak da biliriz.

İlk kadın sosyolog, ilk sosyalist kadın milletvekili ve ilk kadın siyasi parti başkanı, bu ilklerden yalnızca birkaçı.

İşte bu kitap da, Behice Boran üzerine farklı kişilerin yazıları ile kendisinin seçme metinlerini bir araya getiriyor.

Kitabın yazarları, Behice Boran’ın düşünce dünyasını ve siyasi mücadelesini kapsamlı bir bakışla serimliyor, kendisinin bir sosyalist, bilim insanı, kadın ve siyasetçi olarak portresini ortaya koyuyor.

Kitabın devamında da, Behice Boran’ın felsefesini en iyi veren seçme metinlerine yer verilmiş.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: İlhan Tekeli, Hasan Ünal Nalbantoğlu, Gökhan Atılgan, Fatmagül Berktay, Can Açıkgöz, Oya Baydar, Metin Çulhaoğlu, Semih Gümüş ve Nabi Yağcı.

Künye: Kolektif – Behice Boran Kitabı, hazırlayan: Emir Ali Türkmen, Dipnot Yayınları, siyaset, 548 sayfa 2018

Abram de Swaan – Sözcüklerin Dünyası (2018)

‘Sözcüklerin Dünyası’, siyaset sosyolojisi alanında önemli çalışmalara imza atmış Abram de Swaan’ın önemli eserlerinden biri.

Kitapta,

  • Dilin bir iletişim aracı olarak ortaya çıkışının kökenleri,
  • Dilin iletişim değeri,
  • Yeryüzü üzerindeki eşitsiz metin değiş tokuşu,
  • Dil ve siyaset ilişkisi,
  • Kültür sosyolojisinde dillerin ele alınış biçimleri,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Sömürgecilik sonrası dünyada, dil üzerinden kurulan yeni iktidar biçimlerini gözler önüne sermesiyle de dikkat çeken kitap, çok dilli toplumlarda dil siyasetini ve genel olarak da dil ve siyaset ilişkisini ayrıntılı bir bakışla tartışmasıyla büyük öneme haiz.

  • Künye: Abram de Swaan – Sözcüklerin Dünyası, çeviren: Sinem Gül, Dost Kitabevi, sosyoloji, 295 sayfa

Martin Ford – Robotların Yükselişi (2018)

Makinelerin kullanılmaya başlanmasıyla pek çok insanın nasıl işlerini kaybettiği konusunda bilgi ve deneyim sahibi olsak da, yapay zekânın bu anlamda yaratacağı sonuçları tam anlamıyla idrak ettiğimiz söylenemez.

Yapay zekâ, şimdilerde bize daha ziyade keyifli ve eğlenceli yönleriyle görünse de, aslında uygulamaya geçildiğinde, birçok kişiyi işinden edecek bir tehlike olarak karşımızda duruyor.

Hem de, öyle küçümsenecek bir tehlike değildir bu.

Martin Ford da ‘Robotların Yükselişi’nde, yapay zekânın istihdam alanlarını insansızlaştırması sonucunda muazzam bir işsizlik ve eşitsizlik dalgası riskiyle karşı karşıya olduğumuzu, daha da kötüsü, bizzat tüketici ekonomisinin çökebileceğini belirtiyor.

Ford’da göre, teknoloji bugün öylesine korkutucu bir boyut almıştır ki, artık yüksek eğitim ve maharet gerektiren işler dahi yapay zekânın tehdidi altındadır.

Yazar, bilgi teknolojisi sayesinde bazı şeyler ucuzlasa da, yapay zekânın, yani teknolojinin ilerlemesi nedeniyle mavi ve beyaz yakalı işlerin buharlaşacağını, orta sınıf ailelerin büyük bir krize savrulacağını söylüyor.

Ford’un kitabı, korkutucu gerçekler anlatıyor, fakat aynı zamanda, gelecekte bugünkünden de korkunç eşitsizlikler ve ekonomik güvensizlikle boğuşmamamız için neler yapılabileceğini de irdeliyor.

  • Künye: Martin Ford – Robotların Yükselişi: Yapay Zekâ ve İşsiz Bir Gelecek Tehlikesi, çeviren: Cem Duran, Kronik Kitap, inceleme, 336 sayfa, 2018

Ricardo Piglia – Yok Kent (2018)

Arjantinli yazar Ricardo Piglia’nın, ‘Yok Kent’i, ilk olarak 1992’de yayınlanmıştı.

Fütürist bir dedektif romanı olan ‘Yok Kent’, başkahramanı olan bir muhabirin, bir kadının zihnini ve anılarını içeren sıra dışı bir makineyi bulmasıyla başlar.

Bu makine Arjantin hakkında güncel hikâyeler uydurmaktadır.

Öte yandan bu hikâyelerde, devletin acımasız baskısı da kayıt altına alınmaktadır.

Dolayısıyla makine, polisin yok etmek istediği gerçekleri bir bir ifşa etmektedir.

‘Yok Kent’, bu makine ve makinenin hikâyelerinden yola çıkarak Arjantin’in yakın tarihinde yaşananları gerçeküstü bir dedektif macerasıyla ortaya koyuyor.

İşte, ‘Yok Ülke’nin, Luis Scafati’nin çizimleriyle zenginleşmiş bu grafik roman uyarlaması da, romanın büyülü hikâyesini çizgilerin gücüyle harmanlıyor.

Grafik roman tutkunlarına şiddetle tavsiye edebileceğimiz uyarlama, Ricardo Piglia ile Luis Scafati’nin dehasının harika bir ortaklığı.

  • Künye: Ricardo Piglia – Yok Kent, illüstrasyonlar: Luis Scafati, uyarlama ve önsöz: Pablo de Santis, çeviren: Seda Ersavcı, Aylak Kitap, çizgiroman, 90 sayfa, 2018

Sara Ahmed – Feminist Bir Yaşam Sürmek (2018)

Sara Ahmed’ten, feminizmi bizzat yaşamın içinde konumlandırma, bu yönüyle yaşam ile düşünce arasındaki çatışmayı feminist bir yaşamı öne çıkararak aşma girişimi.

Feminizm birbirimizi nasıl bulduğumuzdur.” diyen Ahmed, feminist bir yaşam sürdürmenin biricik yolunun, en başta her şeyi, ama her şeyi sorgulamakla başlayacağını belirtiyor.

Ahmed burada,

  • Ne adil ne de eşit olan bir dünyada, başka bir deyişle feminist olmayan ve feminizme karşı bir dünyada, nasıl daha iyi yaşanabileceği,
  • Diğerleriyle nasıl daha eşit ilişkiler yaratılabileceği,
  • Ve toplumsal sistemler tarafından desteklenmeyenleri veya daha az desteklenenleri desteklemenin yollarının nasıl bulunacağı gibi konularda etik sorular soruyor.

Yazar, zengin bir teorik çerçeve içinde ve bizzat kendi feminist olma deneyiminden edindiklerinden de hareketle, bu sorulara yanıt arıyor.

Savunduğu değerleri yalnızca zihninde yaşamakla yetinmeyip, bunları hayatına da yedirebilmek isteyen her feministin muhakkak okumak isteyeceği bir kitap.

  • Künye: Sara Ahmed – Feminist Bir Yaşam Sürmek, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 394 sayfa, 2018

Kolektif – Polisiye Öyküler (2018)

Genç okurları hedefleyen bu derleme, yerli ve yabancı, eski ve yeni birçok yazarın suç ve polisiye temalı öykülerini bir araya getiriyor.

Suç-ceza, adalet, gerilim ve macera örülü bu öyküler, gençlerin içindeki dedektifi uyandırmaya aday.

Okur bu öyküleri okurken, kâh suçun işleniş anını zihninde canlandırıyor, kâh olay mahallindeki bir ipucunu keşfediyor ve kâh suçun işlenişinin ardındaki nedenleri çözümlüyor.

İshak Reyna’nın derlediği kitapta öykülerine yer verilen yazarlar ise şöyle:

Edgar Allan Poe, Arthur Conan Doyle, Maurice Leblanc, G. K. Chesterton, Agatha Christie, Şavkar Altınel, Behlül Dânâ, Server Bedi (Peyami Safa), Erol Üyepazarcı, Max Aub, Georges Simenon, Leonardo Sciascia, Çetin Altan, Sevil Atasoy, Celil Oker, Nihan Taştekin, Cenk Çalışır, Algan Sezgintüredi, Çağatay Yaşmut ve Çağan Dikenelli.

  • Künye: Kolektif – Polisiye Öyküler, derleyen: İshak Reyna, Kelime Yayınları, gençlik, 310 sayfa, 2018

 

Michel Juffé – Freud, Spinoza Mektuplaşması 1676-1938 (2018)

Freud hakkındaki bilgilerimiz, kendisinin Spinoza’yı pek bilmediğini, en azından okumamış olduğunu düşündürüyor.

Çok nadiren bahseder Spinoza’dan.

‘Leonardo da Vinci’nin Bir Çocukluk Anısı’nda (1910) müphem bir imada bulunur: “Leonardo’nun gelişiminin Spinozacı düşünme biçimine yaklaştığı gibi bir saptamaya kalkışabiliriz.”

Ne demek istemiş? Anlamak mümkün değil.

Michel Juffé’nin elimizdeki özgün çalışması ise, Freud ile Spinoza arasındaki hayali mektuplaşmalar üzerinden ikisinin de eserlerine yeni bir ışık tutuyor ve yepyeni gelişmelere, bildiğimiz Spinoza ve Freud’dan daha ötesine götüren fikirlere kapı aralıyor.

On altı mektuptan oluşan yazışma, bir yıldan biraz fazla sürüyor.

Yazışmaya başladıklarında Freud’un iki buçuk yıllık ömrü kalmıştır ve Avrupa’yı kasıp kavuracak fırtınanın gelişini görmektedir.

Spinoza’nın ise sadece bir yılı vardır.

Bu iki ünlü düşünürün metinlerini birbiriyle konuşturan Juffé, böylece iki düşünürün ortak noktalarının neler olduğunu, ayrıca ayrıldıkları noktaları gözler önüne seriyor, bunu yanı sıra, birbirlerinin düşüncelerine getirecekleri eleştirilerin neler olabileceğini irdeliyor.

Kitap her şeyden önce felsefe ve psikanalizin ilgi çekici bir karşılaşması niyetine okunmalı.

  • Künye: Michel Juffé – Freud, Spinoza Mektuplaşması 1676-1938, çeviren: Siren İdemen, Metis Yayınları, psikanaliz, 320 sayfa, 2018