Eyal Winter – Akıllı Hissetmek (2018)

Duygusal davranmak ve düşünmek, gerçekten söylendiği gibi bizi daime yanlış yollara mı savurur?

Önde gelen bilim insanlarından Eyal Winter, bu görüşe katılmayarak duygular ile mantığın kendine has bir denge oluşturduğunu ve duygusallığın rasyonel davranmak ve hayatta bakabilmek için önemli bir mekanizma olduğunu düşünüyor.

Kitabında, Tutsak İkilemi, Bayes Teoremi ve Nash Dengesi gibi oyun teorisinin pek çok ünlü uygulamasını sade bir dille açıklayan Winter, aynı zamanda gündelik hayatta aklımızı kullanma biçimimiz ile devletlerin başvurduğu stratejiler arasındaki benzerlikleri de irdeliyor.

Kitap bunun yanı sıra, sinirlenmenin anlamı, Stockholm sendromu ve Nazi Öğretmen hikâyesinde görüldüğü gibi bize karşı zalim olanları sevmemizin nedenleri, duygusal sahtekârlar, kolektif olarak hayatta kalmayı sağlayan mekanizmalar, üreme ve romantizmin matematiği, grup davranışının dinamikleri, sürü davranışının kaynakları ve rasyonel duyguların kaynağı gibi pek çok konuda aydınlatıcı bilgiler sunuyor.

  • Künye: Eyal Winter – Akıllı Hissetmek: Duygularımız Neden Düşündüğümüzden Daha Rasyoneldir?, çeviren: Petek Onur, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, bilim, 230 sayfa, 2018

 

Büşra Sanay – Kardeşini Doğurmak (2018)

Haberci Büşra Sanay’ın kaleme aldığı ‘Kardeşini Doğurmak’, Türkiye’deki ensest gerçeğini çarpıcı veri ve saptamalarla gözler önüne seriyor.

Haber spikeri Büşra Sanay, ensest mağdurları ve onların aileleriyle ilgili yaptığı haberleriyle, Türkiye’de ensest konusunun gündeme gelmesine ve tartışılmasına önemli katkılarda bulundu.

Kitap yalnızca ensest mağdurları ve ailelerinin anlatımlarına yer vermekle yetinmiyor, aynı zamanda sosyologların, ilahiyatçıların, eğitimcilerin, psikologların ve adli tıpçıların bu konudaki değerlendirmelerini de sunuyor.

Türkiye’nin ensest tablosunu görmek isteyenlere…

  • Künye: Büşra Sanay – Kardeşini Doğurmak: Türkiye’de Ensest Gerçeği, Doğan Kitap, inceleme, 372 sayfa, 2018

Moira Gatens – İmgesel Bedenler (2018)

Moira Gatens, bu ilgi çekici kitabında, felsefenin ve psikanalizin kadın ve erkek bedenlerine dair yaklaşımları eleştirel bir perspektifle sorguluyor.

Gatens, her iki yaklaşımın da kadın bedenini “eksiklik”, “bağımlılık” ve “tutku”, erkek bedenini ise “tamlık”, “özerklik” ve “zihin” ile ilişkilendirdiğini, bu durumun da, kadınların da erkeklerin de “siyasi bedenle” ilişkilenme koşullarını belirlediğini söylüyor.

Gatens bu aşamada, Spinoza’nın “öteki imgelemler” kavramından yola çıkarak, bedenlerin bu dayatmalardan nasıl özgürleştirilebileceğini tartışıyor.

Yazar bunu yaparken, feminist düşüncenin sıklıkla başvurduğu cinsiyet/toplumsal cinsiyet ayrımıyla da hesaplaşıyor.

  • Künye: Moira Gatens – İmgesel Bedenler: Etik, Güç ve Bedensellik, çeviren: Dilan Eren, Otonom Yayıncılık, feminizm, 256 sayfa, 2018

 

Raoul Vaneigem – Dokunulmaz Olan Hiçbir Şey Yoktur, Her Şey Söylenebilir (2018)

Orman kanunlarının geçerli olduğu yerlerde sesini yükselten her zaman en haklı olandır.

Raoul Vaneigem ise, düşünce özgürlüğünün akla hayale gelmeyen gerekçelerle kısıtlandığı bir dünyada, söz söyleme hakkının yalnızca medeniyetin en önemli ölçütü olmakla kalmayıp su ve ekmek gibi bir hak ve ihtiyaç olduğunu anlatıyor.

Vaneigem’in burada tanımladığı şekliyle düşünce özgürlüğü, sadece zorlu dönemlerde dikta rejimlerine kafa tutmak anlamına gelmiyor.

Kendisine göre düşünce özgürlüğü, çatışmalardan ve savaşlardan azade toplumlarda da, şeffaflığın sağlanması, iktidarın dizginlenmesi, büyük şirketlerin sömürüsünün önüne geçilmesi ve gücün baştan çıkarıcılığının insanları esir almaması için de hayati öneme sahip.

Vaneigem, okurunu, nasıl bir yaşam sürmek istediği üzerine düşünmeye ve zalimliğin hükümranlığını imkânsız kılacak sorumluluk sahibi bir birey olmaya davet ediyor.

Kitap, yazarın Türkçe baskı için kaleme aldığı bir Önsöz ile Cemal Bali Akal’ın ‘İfade Özgürlüğünü Sınırlamak Saçmalıktır’ başlıklı bir Sonsöz’le sunuluyor.

  • Künye: Raoul Vaneigem – Dokunulmaz Olan Hiçbir Şey Yoktur, Her Şey Söylenebilir: İfade Özgürlüğü Üzerine Düşünceler, çeviren: İrem Selin Nacar, Dost Kitabevi, siyaset, 85 sayfa, 2018

Fredric Jameson – Antikler ve Postmodernler (2018)

Eleştirmen Fredric Jameson’ın, modern sanat eserleriyle postmodern sanat eserlerini karşılaştırdığı, dikkat çekici kitabı ‘Antikler ve Postmodernler’, hem önemli saptamalar barındırması hem de bir yönüyle sanatın gelişiminin dönüm noktalarını kayda almasıyla önemli.

Jameson burada,

  • Rubens’in eserlerinde tarihin yorumlanışı,
  • Oyun yazarı ve alegorist olarak Wagner,
  • Mahler’in film müziğinde aşkınlık,
  • Filmde geç modernizm,
  • Angelopoulos ve kolektif anlatı,
  • Sukurov’da tarih ve ağıt,
  • Postmodern deneyim olarak uyarlama,
  • The Wire dizisinde gerçeklik ve ütopya ve bunun gibi birçok konuyu ele alıyor.

Jameson bu konuları irdelerken, sanatta değişen ve dönüşen anlatı formlarının toplumsal alana nasıl yansıdıklarını da tartışıyor.

  • Künye: Fredric Jameson – Antikler ve Postmodernler: Formların Tarihselliği Üzerine, çeviren: H. İlksen Mavituna, Özgüç Orhan ve Öznur Karakaş, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 320 sayfa, 2018

Alexandra Ahouandjinou – Hayatta Kalmak İçin Küçük Felsefe Seti (2018)

Alexandra Ahouandjinou, Sorbonne’da felsefe doktorası yapmış bir isim.

Fakat felsefe doktorası, Ahouandjinou’yu ve onun elimizdeki kitabını tanımlamak için yeterli değil.

Kendisi aynı zamanda, Krav-maga ve Kung-fu gibi dövüş sporlarında uzmanlaşmış bir özsavunma hocası ve ülkesi Fransa’da, Kung-fu’da iki kez kazandığı şampiyonluğu bulunuyor.

İşte bu kitap da, Ahouandjinou’nun bu iki uzmanlığının bireşimi olmasıyla dikkat çekiyor.

Gündelik hayatta her an beklenmedik saldırılarla karşılaşabiliriz.

Özsavunma her insan için gerekli, hatta yaşadığımız çağın tehlikeleri düşünüldüğünde zorunludur da.

Ahouandjinou ise, yalnızca fiziksel özsavunmadan bahsetmiyor, aynı zamanda Aristoteles, Locke, Spinoza, Hobbes, Kant, Sartre gibi filozofların düşünceleriyle özsavunmanın ilkelerini birleştiriyor.

“Dövüş olarak özsavunma sadece bir pratiğe indirgenemez, aksine yayılır, hayata doğru genişler ve varoluşa kadar uzanır, ” diyen Ahouandjinou, bu iki pratik ve disiplinin birbirinden ayrılamayacağını ve insanın kendini savunurken, aynı zamanda bunun üzerine felsefi olarak da düşünebileceğini belirtiyor.

  • Künye: Alexandra Ahouandjinou – Hayatta Kalmak İçin Küçük Felsefe Seti: Gündelik Hayatın Saldırılarına Karşı Koyma, çeviren: Didem Tuna, Sel Yayıncılık, felsefe, 92 sayfa, 2018

Nur Altınyıldız Artun ve Ali Artun – Dada Kılavuz 1913-1923 (2018)

Nur Altınyıldız Artun ve Ali Artun’un kaleme aldıkları bu kitap, sanat tarihinde devrim yaratmış Dada hareketi için Türkçedeki en kapsamlı kaynak.

Ondokuzuncu yüzyıl başında romantizmle başlayan sanatın özerkleşmesi sürecinin son noktası olan Dada’nın düşünsel temelleri romantik düşünürler ve Nietzsche’dir.

İşte, nitelikli bir Dada arkeolojisi olarak düşünülebilecek çalışma, Dada hareketinin söz konusu felsefi kaynaklarından başlayarak hareketin siyasi temellerini, yarattığı etkileri ve bıraktıkları mirası başından sonuna şehir şehir izliyor.

Dada’nın Münih’teki uyanışından Kabare Voltaire’e, Hugo Ball’den Emmy Hennings’e, Tristan Tzara’dan Vasili Kandinski’ye, Dada dergisinden Dada manifestolarına, devrimci sanatçılardan Berlin’deki devrimci hareketlerin sanattaki izdüşümlerine, Dada’nın sokak eylemlerinden Dada’nın makine-insanlarına, sanat tarihinde ufuk açmış bu harekete dair merak edilen her şey bu kılavuzdu.

  • Künye: Nur Altınyıldız Artun ve Ali Artun – Dada Kılavuz 1913-1923: Münih, Zürih, Berlin, Paris, çeviren: Nur Altınyıldız Artun, Ali Artun, Işık Ergüden, Elçin Gen, Can Gündüz, Ufuk Kılıç, Kemal Lichternest, Kaya Özsezgin ve Mustafa Tüzel, İletişim Yayınları, sanat, 861 sayfa, 2018

Taha Parla – Türk Sorunu (2018)

‘Türk Sorunu’, Taha Parla’nın 1998-2007 gibi, Türkiye ve Dünya’da büyük dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde kaleme aldığı yazılarını bir araya getiriyor.

Parla burada milliyetçilik, antidemokratik uygulamalar, eğitim meselesi, Kürt sorunu, Ermeni sorunu gibi, ülkenin kangren halini almış sorunlarını irdelerken, gerçekte bu sorunları çözmemizin önündeki asıl büyük engelin neden Türk sorunu olduğunu açık bir şekilde gözler önüne seriyor.

Parla’nın yazılarında, özgün bir bakışla irdelediği kimi konular şöyle:

  • Demokrasi, sivilleşme, laiklik,
  • Kemalizm,
  • Askerin siyasete müdahalesi,
  • İşkence,
  • Üniversiteler, akademik dürüstlük ve üniversitelerin demokratik mücadeledeki rolü,
  • madde,
  • Bonapartizme ve devlet dinciliğine karşı demokrasi ve laiklik,
  • Büyük sermayenin ülkenin demokrasi tarihindeki rolü,
  • Pinochet’in Şilisi ile Evren’in Türkiyesi,
  • Militarizmin yükselişi ve vicdani red,
  • 11 Eylül saldırıları,
  • AB anayasası…

Daha akıllıca, daha medeni bir hayat yaşayabilmemiz için ülkede ne gibi dönüşümlerin yaşanması gerektiğini ortaya koyan Taha Parla’nın bu aydınlatıcı yazılarını, Türkiye ve Dünya’ya dair ezberleri bozmak ve klişeleri sorgulamak isteyen her aklı başında okura öneriyoruz.

  • Künye: Taha Parla – Türk Sorunu: Siyasi Yazılar 2: 1998-2007, Metis Yayınları, siyaset, 200 sayfa, 2018

Sevinç Türkmen – Aşkın Ontolojisi (2018)

Spinoza’nın aşk bir aşk ilişkisi yaşadığına dair bilgi yok.

Fakat kendisi aşkın ne olduğunu da gayet iyi biliyordu.

Mesela, Clara Maria adında zekâsıyla kendisini cezbeden bir kadına âşık olduğunu, hatta onunla evlenmek istediğini söylemiştir.

Bu evlilik gerçekleşmemiştir ve ayrıca bunun dışında, Spinoza’nın aşk hayatına dair hiçbir bilgimiz yoktur.

Bu kitabın yazarı Sevinç Türkmen ise, “Spinoza felsefeyi aşktan, aşkı etkinlik gücünden, etkinlik gücünü özgürlükten, özgürlüğü ise doğadaki ve toplumdaki varoluş tarzlarından bağımsız düşünmemiştir,” diyerek özellikle düşünürün kült yapıtı ‘Ethica’ aracılığıyla, aşkın ve hakikatin özgürlükle, arzuyla, çabayla ve neşeyle ontolojik bağı araştırıyor.

Türkmen bu bağı irdelerken, aşkın doğası, başka bir deyişle aşkın ontolojisi üzerine düşünüyor.

Spinoza’nın ahlaki ve politik hassasiyetlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan kitap, en çok da buradaki aşk deneyimi vesilesiyle felsefeye hayatiyet kazandırması ve onu gündelik hayatın içinden anlamamıza kapı aralayacak şekilde somutlaştırmasıyla önemli.

  • Künye: Sevinç Türkmen – Aşkın Ontolojisi: Spinoza’ya Bir Yürüyüş, İthaki Yayınları, felsefe, 136 sayfa, 2018

Benjamin Stora ve Sébastien Vassant – Cezayir Savaşının Resimli Tarihi (2018)

Çocukluğu Cezayir’de geçen Benjamin Stora, bugün Cezayir Savaşı konusunda önemli otoritelerden biri sayılıyor.

Sébastien Vassant ise, çizgiroman denince ilk akla gelen isimlerden.

İşte iki usta isim, bu kitap için güçlerini birleştiriyor ve binlerce insanın hayatını kaybettiği Cezayir bağımsızlık savaşının başından sonuna çizgili tarihini sunuyor.

İçeriğiyle ve çizimleriyle göz dolduran kitap,

  • Cezayir’de halkın bağımsızlık talebenin uyanmaya başlamasını,
  • Abdülhamid bin Badis, Ferhat Abbas ve Mesali Hac gibi, Cezayir ulusal hareketinin kaynaklarını,
  • Fransızlarla girişilen uzun yıllara yayılan savaşın dönüm noktalarını, belli başlı örgütleri ve aktörlerini,
  • Savaşın Fransız toplumundaki yansımalarını,
  • Cezayir’in bağımsızlığa kavuşmasından sonra ülkede devam eden siyasi karmaşanın ana sebeplerini ve bunun gibi pek çok önemli tarihi olayı işliyor.

Bu kitabı, Cezayirlilerin 1 hatta 1.5 milyon dediği, Fransızların 250 bin olarak açıkladığı, en ciddi tahminlere göre de 500 bin kişinin öldüğü bu savaş hakkında şimdilerde okunabilecek en iyi çalışmalardan biri olarak öneriyoruz.

  • Künye: Benjamin Stora ve Sébastien Vassant – Cezayir Savaşının Resimli Tarihi, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, çizgiroman, 192 sayfa, 2018