Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri (2019)

Zerdüştilik, cahiller ve peşin hükümlülerin en kolay saldırdığı dinlerdendir.

Bunlardan kimileri Zerdüşt ve Zerdüştiliğe hakaret etmekte, kimileri bu dini “ateşperestlik” olarak küçümsemekte, işi daha da abartan kimileri de Zerdüştiliği din olarak dahi görmemekte.

Daha önce yaptığı önemli çalışmalarla bildiğimiz Kadri Yıldırım ise, orijinal Zerdüşti ve İslami kaynaklara dayanarak Zerdüşt, Avesta ve Zerdüşti doktrin hakkında aydınlatıcı bir rehber kitaba imza atmış.

Yıldırım, kitabının girişinde, Zerdüştî ve İslami kaynakları kapsamlı bir şekilde tanıtıyor, birinci bölümde Zerdüştî kaynaklara göre, ikinci bölümde de İslami kaynaklara göre Zerdüşt, Avesta ve temel öğretileri inceliyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri, İslam tarihinden Zerdüştiliğin nasıl ele alındığını ve bunun daha sonra İslam’daki Zerdüştilik algısını nasıl biçimlendirdiğini ortaya koyması.

Konu hakkında bilgilere dayalı ve sağlıklı bir kaynak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri, Avesta Yayınları, tarih, 424 sayfa, 2019

Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu (2019)

“Bellek” genellikle tarihin eşanlamlısı olarak kullanılır, ama “tarih-aşırı” bir kategori halini alarak onu ele geçirme yönünde kendine özgü bir eğilim gösterir.

Böylece geçmişi, geleneksel olarak tarih diye adlandırılan disiplininkinden daha geniş ilmekli bir ağın içine alarak, bu geçmişe büyük ölçüde öznellik ve “yaşanmışlık” dozu katar.

Bellek günümüzde Batı toplumlarının kamusal uzamını istila etmiş halde.

En azından Enzo Traverso, böyle düşünüyor.

Traverso bu incelemesinde, bellek ve tarih algımızdaki dönüşümü kayda alıyor.

Geçmişin, şimdiki zamana eşlik ettiğini ve medyanın fazlaca abarttığı, kamusal güçlerin genellikle keyiflerince yönettiği bir “bellek” olarak şimdiki zamanın kolektif imgelemine kök saldığını belirten Traverso, belleğin, “anma takıntısı”na dönüştüğünü ve “bellek mekânları”nın değer kazanmasının, hatta kutsallaştırılmasının gerçek bir “yer tapınması” halini aldığını savunuyor.

Traverso, bundan böyle artık her şeyin bellek oluşturmak anlamına geldiğini ve geçmişin; kültürel duyarlılıklara, etik sorgulamalara ve şimdiki zamanın politik gereklerine göre ayaklanıp yeniden yorumlandıktan sonra kolektif belleğe dönüştüğünü ifade ediyor.

Yazara göre, tarihsel alanlar reklam stratejileriyle kitlelerin beğenisine hitap eden, düzenlenmiş ziyaret yerlerine ve müzelere dönüştürülmüş ve böylece “bellek turizmi” şekillenmiştir.

Kitap, tarih ile bellek arasındaki ilişkileri araştırmayı ve geçmişin kamusal kullanımlarının bazı veçhelerini tahlil etmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu: Tarih, Bellek, Politika, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2019

Efe Baştürk – Biyonoetika’nın Doğuşu (2019)

Politik düşünce, Aristoteles’te nasıl gelişti?

Efe Baştürk, ‘Biyonoetika’nın Doğuşu’nda, Aristotolesçi politik felsefenin hangi düşünme, sorunsallaştırma ve kavramsallaştırma biçimleri sonucunda ortaya çıktığını irdeliyor.

Politikayı epistemolojik ve a-lethik bir mesele olarak ele alan Platon’un aksine Aristoteles, politikanın dünyasal bağlamına vurgu yapan bir felsefe geliştirdi.

Baştürk’ün eseri, tam da buradan yola çıkarak dünyasallığın anlamı ile bu anlamı oluşturan felsefi biçimlerin sorunsallaştırma mantığı üzerine düşünmesiyle önemli.

Aristotelesçi politika felsefesini Aristoteles’in çizmiş olduğu hangi güzergahlarla kavramak gerekir ve yine politika felsefesi hangi felsefi yaklaşımın bir izdüşümü olarak ortaya çıkmıştır?

Yazar bu sorunun yanıtını ararken, Aristotelesçi politika felsefesini kavramak için iki güzergah tespit ediyor: canlı[lık] ve yaşam.

Yazara göre bu iki alan, Aristoteles felsefesinde, fakat bilhassa politika felsefesinde, kritik işleve sahiptir, zira bunların her biri de Aristoteles felsefesinin dünyeviliğini içermektedir.

Çalışmanın, Aristotelesçi politika felsefesinin etik, biyoloji, metafizik ve psikoloji ile hangi noktalarda buluştuğunu ortaya koymasıyla da dikkat çektiğini söylemeliyiz.

  • Künye: Efe Baştürk – Biyonoetika’nın Doğuşu: Aristoteles Düşüncesinde Etik, Politika ve Canlı Yaşamın Yönetimi, Phoenix Yayınları, felsefe, 184 sayfa, 2019

Kadir Cangızbay – Siyasal İslam (2019)

Siyasal İslam’ın bütün karanlığıyla üzerimize çöktüğü, tam anlamıyla bir “modern Ortaçağda” yaşıyoruz.

Peki, siyasal İslam’ı ortaya çıkaran koşullar nedir ve günümüz dünyasında onu hangi bağlamda okumak gerekir?

İşte Kadir Cangızbay’ın elimizdeki çalışması, bir asalak olarak nitelediği siyasal İslam’ın tam olarak ne manaya geldiğini çok yönlü bir bakışla ortaya koyan, konu hakkında bir başvuru kaynağı.

Siyasal İslam’ı doğuran koşullar, laiklik, bilim, Aydınlanma ve Cumhuriyet gibi yakıcı konu ve kavramları bu bağlamda irdeleyen Cangızbay, bütün toplumu her taraftan kuşatmış bu karanlığın dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan iki alıntı:

“İster İslâm olsun, ister Hıristiyanlık veya herhangi başka bir din, referansı insan-üstü bir varlık, vaadi de hayat-ötesi bir dünya olan her türlü ideoloji, insanı ‘insanlığa karşı suç’ niteliğindeki caniliklere sürükler, bu tür canilikleri meşrulaştırmaya yönelik en elverişli düşünsel zemini ve doktrinsel dayanağı oluşturur.”

“Âmiyâne tabiriyle ‘allahsız’ neo-liberalizmin en elverişli aletleri, Allah’ı ‘öbür dünya’ya sürgün eden siyasal İslâmcılar olacaktır: İnsan-üstü bir referansa dayanarak biz insanlar üzerinde tahakküm kurma peşindeki ‘can’ düşmanı yaratıklar karşısında yapmamız gereken, ‘inanmak’ın insanın ‘bilgi öznesi’ olmaktan vazgeçmesine tekabül eden bir zül olduğunu haykırmak olmalıdır. Bunun ardından gelecek olan ise, ‘cihat’ ve ‘fetih’ diyenin gözü başkalarının vatanında, topraklarında, malında mülkünde, çoluğunda çocuğunda, karısında kızında olup, kafasında vatan kavramı, ruhunda da vatan sevgisi bulunmayan, molekülü vatandaş olan res-publica’da yaşama hakkı bulunmayan bir asalak olduğunu en açık-seçik biçimde yüzüne vurmaktır.”

  • Künye: Kadir Cangızbay – Post-Modern Pre-Modern’i Öpüyor: Siyasal İslam, Nika Yayınevi, siyaset, 360 sayfa, 2019

E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur – Kürt Sorunu (2019)

Tarihsel olarak Kürt sorunu her zaman birincil olarak ulusal ve yerel bir sorun olmuştu.

Ta ki Suriye’deki durum ve son İstanbul yerel seçimleri yaşanana kadar.

Şimdi, Kürt sorununda bölgesel ve küresel aktörlerin ve dinamiklerin, ulusal ve yerel dinamiklerin önüne geçtiği bir süreç yaşanıyor.

  1. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur’un Diyarbakır, Van, Mardin, Tunceli ve Bingöl’de yaptıkları kapsamlı araştırmalara dayanan elimizdeki araştırma ise, bu kentlerde yaşayan Kürtlerin ve sivil toplum aktörlerinin görüşleriyle zenginleşmiş.

Kürt sorununda son dönemde yeni parametrelerin ortaya çıktığını belirten yazarlara göre, bu parametreler, Kürt sorununun bugünkü doğasını şekillendirdiğni söylüyor.

Yazarlara göre söz konusu parametreler de, Kürt sorununun bölgeselleştiği, kentleştiği, kentlerde orta sınıflaşma özelliği gösterdiği ve Kürt seçmenin kilit aktör konumuna gelmesidir.

Kitap temelde, bu üç gelişmenin Kürt sorununun tarihselliği içinde bugün önemli kırılma noktalarını oluşturduğu ve bugünün doğasını şekillendirmede belirleyici rol oynadığını inceliyor.

Yazarlar ayrıca, kayyumlar ile bölge insanının ve kentlerin tanışmasının Kürtlerin siyasete dair algılarında nasıl bir kırılma yarattığını da ele alıyor.

  • Künye: E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur – Kürt Sorunu: Yerel Dinamikler ve Çatışma Çözümü, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 144 sayfa, 2019

John Kaag – Nietzsche ile Yürümek (2019)

John Kaag, Nietzsche’nin izlerini takip ederek hem kişisel hem de felsefi bir aydınlanma yolculuğuna çıkıyor.

Kaag’ın yolculuğu, hayatının birbirinden apayrı iki döneminde geçiyor.

Kaag, Nietzsche’nin dönüm noktası çalışmalarını yaptığı Sils Maria’nın yukarısındaki İsviçre zirvelerine ilk yolculuğunu genç bir adamken yapmış.

İkinci yolculuğunu ise, on dokuz yıl sonra, evlendiği ve çoluk çocuğa karıştığı bir dönemde.

Dolayısıyla bu kitap, aslında yazarın yaşamının dönüm noktalarını saptadığı gibi, Nietzsche’nin rehberliğinde bir bilgelik arayışı anlamına da geliyor.

Kaag, bu aydınlanma yolculuğunda Nietzsche’yi radikal bir filozof olmaktan ziyade felsefesinin özünde bilgelik arayışı olan bir filozof olarak karşımıza çıkarıyor.

Bir “kim olduğunu” bulma hikâyesi olarak okunabilecek ‘Nietzsche ile Yürümek’, hem felsefeyle hem insan olmanın dehlizleriyle yüklü bir yolculuk.

Şunu da ayrıca belirtelim: Kitap, Nietzsche’nin felsefesinin gündelik hayatta nasıl ustaca kullanılabileceğinin iyi örneklerinden.

  • Künye: John Kaag – Nietzsche ile Yürümek, çeviren: Sibel Atam, Ren Kitap, felsefe, 288 sayfa, 2019

Ralph Fox – Roman ve Halk (2019)

Lenin ve Cengiz Han biyografileri ile de bilinen İngiliz gazeteci, romancı ve tarihçi Ralph Winston Fox, 1936’da İspanya İç Savaşı’nda faşizme karşı savaşırken öldürüldü.

Yazarın 36 yıllık kısacık hayatına sığdırdığı ‘Roman ve Halk’da, geniş bir Marksist analiz eşliğinde İngiliz romanını irdeliyor.

Fox bu kısa fakat etkileyici edebiyat eleştirisinde, Marksizm ve edebiyat, hakikat ve gerçeklik, roman ve gerçeklik, epik olarak roman, Victoria Çağı’nda romanda yaşanan dönüşüm, romanda kahramanın ölümü ve sosyalist gerçekçilik gibi konuları irdeliyor.

İngiliz edebiyatını Sigmund Freud’un derinden etkilediğini söyleyen Fox, Freudcu yöntemin mümkün kıldığı birey analizinin İngiliz romanının başarısında önemli bir payı olduğunu belirtiyor.

Fakat yazara göre bu durum, aynı zamanda İngiliz romanını bir entelektüel iflasın eşiğine de getirmiştir.

  • Künye: Ralph Fox – Roman ve Halk, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, edebiyat eleştirisi, 128 sayfa, 2019

James David Lewis-Williams – Mağaradaki Zihin (2019)

Mağarada yaşayan atalarımız nasıl bir zihinsel işleyişe sahipti?

Antropolog James David Lewis-Williams, içinde Lascaux, Chauvet ve Altamira’nın da bulunduğu pek çok mağara duvarında ve taş eşyalardan yola çıkarak mağara adamlarının kafalarındaki görüntüler ve bunların anlamları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Her şeyden önce, insanların sanatı neden ve nasıl geliştirdiğine dair yetkin ve düşündürücü bir kitap olarak okunabilecek ‘Mağaradaki Zihin’, bu erken insanları sanat üretmeye zorlayan bilincin ilk olarak nasıl ortaya çıktığını ve neden Neandertaller gibi insan türlerinin bu yaratıcı ve gelişmiş sanatsal yeteneğe sahip olamadığını derinlemesine sorguluyor.

Mağaralara çizilen resimlerin, topluluğun tüm üyelerinin ilişki kurabildiği bir vizyona sahip olduğunu belirten Lewis-Williams, bunun şamanlar için kişisel ve politik bir güç olduğunu ve aynı zamanda toplumsal katmanlaşmaya da işaret ettiğini belirtiyor.

  • Künye: James David Lewis-Williams – Mağaradaki Zihin, çeviren: Tolga Esmer, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 312 sayfa, 2019

Nur Altınyıldız Artun – Muhafaza/Mimarlık (2019)

Nur Altınyıldız Artun’un bütün akademik ve mesleki hayatında, derin bir harabe ilgisi vardır.

Artun’un asıl odaklandığı konu da, tarihsel çevreyi korumanın Türkiye’ye özgü politika ve ideolojileriydi.

Koruma kavramını, İstanbul özelinde, İmparatorluk döneminde toplumun kültürel söylemine katıldığı 19. yüzyıl ortalarından, kurumsallaşmasını tamamladığı 1970’lere kadar araştırması, Artun’un muazzam katkılarından biridir.

Artun bu dönem aralığında, ekonomik ve ideolojik önceliklere paralel biçimde şekillenen kentleşme ve mimarlık uygulamaları ve söylemleri üzerinden İstanbul’da tarihsel çevrenin geçirdiği değişimleri inceler.

İşte bu kitap da, Artun’un çalıştığı alan üzerindeki birikiminin en iyi örneklerini sunan makalelerini içeriyor.

Kitaptaki “İstanbul’un Mimarlık Mirası ve Koruma İdeolojisi” başlıklı ilk makale, İstanbul’a özgü koruma tasarılarının Osmanlı’dan 1960’lara uzanan dönüşümünün arka planına odaklanıyor.

“Harabe Manzaraları/İhtişam Hatıraları, İmparatorlukla Cumhuriyet Arasındaki Eşikte

Siyaset ve Mimarlık” makalesinde Nur Artun, Osmanlı İmparatorluğu’nun Cumhuriyet Türkiye’sine devrettiği harabelere odaklanarak kent üzerinden yapılan hem inkılapçı hem de muhafazakâr siyasetlerin İstanbul efsanesine bakışlarını, korumaya dair ürettikleri söylemleri ve imar uygulamaları adı altında gerçekleşen kentsel dönüşümleri inceliyor.

Nur Artun, kitabın ek bölümünde yer alan “Harabe Kavrayışının Tarihi” başlıklı makalesinde ise, 1970 sonrası koruma politikaları ve bunların kent ve mimarlık üzerindeki sonuçlarına odaklanıyor.

  • Künye: Nur Altınyıldız Artun – Muhafaza/Mimarlık, derleyen: Bilge Bal, İletişim Yayınları, mimari, 183 sayfa, 2019

Steven M. Oberhelman – Bizans’ta Rüya Tabirnameleri (2019)

 

MS 9-10 arasında ünlü patrikler ve imparatorlar tarafından yazılmış Bizans rüya tabirnameleri hakkında çok önemli bir çalışma.

Kitapta, Danyal Peygamber, Konstantinopolis patrikleri Nikephoros ve Germanos, Astrampsykhos ve İmparator II. Manuel Palaiologos’a atfedilen beş rüya tabirnamesi ile bir de Anonim tabirname inceleniyor.

Ele aldığı tabirnameleri tarihsel, sosyal ve kültürel açıdan değerlendirirken Steven Oberhelman, ayrıca bunları Akhmet, Artemidoros ve diğer Bizans tabirnameleriyle de karşılaştırıyor.

Özellikle rüyalara ilgi duyanların severek okuyacağı bu kitap, ayrıca tarihçiler, kültür tarihçileri ve kültürel antropoloji alanında çalışanlar için de altın değerinde bir kaynak.

Bizans rüya tabirnameleri,  dinden edebiyata ve gündelik hayata Bizans kültüründen pek çok ilginç ayrıntı sunmalarıyla büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Steven M. Oberhelman – Bizans’ta Rüya Tabirnameleri: Giriş, Çeviri ve Yorumlarıyla Birlikte Altı Oneirokritika, çeviren: Arzu Akgün, Yapı Kredi Yayınları, 240 sayfa, 2019