Mert Kaya – Müslümanlaş(tırıl)mış Rumlar (2019)

Türk-Yunan mübadelesi konusunda çok bilinen bir kalıp vardır:

“Mübadele ile 1,5 milyon Ortodoks Rum gitti, 500 bin Müslüman Türk geldi” denir.

Oysa, bu sayıların gerçeği yansıtmadığını biliyoruz.

Pek çok Rum, Yunanistan’a gitmek yerine atalarının toprağı Türkiye’de kaldı.

Peki, onlara, yani gitmeyenlere ne oldu?

Mert Kaya, kendi hikâyesinden yola çıkarak 1919-1925 yılları arasında zorunlu göçe tabi tutulmasına rağmen Anadolu’da kalan, zamanla Müslümanlaş(tırıl)an Ortodoks Rumların izini sürüyor.

Hem Türkiye’de hem de Yunanistan’da birebir yapılan görüşmelere dayanan kitapta, devlet ve toplum korkusu ve sürekli nefret nedeniyle yıllardır suskunluğa gömülmüş hikâyeler konuşmaya başlıyor.

Çalışma, asimilasyonun devasa baskıları karşısında kalan Rumların kültürleşme sürecine girişini ve bugün neler yaşadıklarını ortaya koyuyor.

Kitap aynı zamanda, bir zamanlar Anadolu’da olup Yunanistan’a göç etmek zorunda kalmış kişilerin tanıklıklarından yola çıkarak onların göçe dair duygu ve düşüncelerini kayıt altına alıyor.

Mert Kaya’nın çalışması kısa ama bu ülkenin trajik tarihine tutulmuş güçlü bir ışık.

  • Künye: Mert Kaya – Müslümanlaş(tırıl)mış Rumlar: Bir Bellek Anlatısı, Libra Kitap, inceleme, 160 sayfa, 2019

Yanis Varoufakis – Kızımla Ekonomi Sohbetleri: Kapitalizmin Kısa Tarihi (2019)

Bu kitap, meslekten ekonomist olmayan her okurun kütüphanesinde bulunmayı hak ediyor.

Yunanistan’da ekonomi bakanlığı yaparken tanıdığımız Yanis Varoufakis, kızıyla sohbet havasında kaleme aldığı bu kısa ama etkili kitabında, ekonomik konuları duru bir şekilde açıklıyor.

Akademik derinliğe dayanmakla birlikte son derece akıcı olan metin, gençler başta olmak üzere, daha çok teknik bir konuymuş gibi bize sunulan ekonomiyi ve ekonominin işleyişini daha iyi kavramak isteyen her okura hitap edecek türden.

Biliyoruz ki, uzmanlar çoğu zaman karmaşık fikirleri basit şekilde açıklamaktansa jargonun arkasına saklanmayı tercih eder.

Varoufakis ise bu yaklaşıma temelden karşı çıkıyor ve eğer ekonomiyi uzmanlara bırakırsak en önemli siyasi kararları da onlara bırakacağımız gerçeğini özellikle vurguluyor.

Kitapta yanıtı aranan kimi sorular şöyle:

  • Borç, para ve servetin kökeni nedir?
  • Toplumlar arası eşitsizlikler nasıl ortaya çıktı ve derinleşti?
  • Piyasaları olan toplumlar neden ve nasıl piyasa toplumlarına dönüştü?
  • Takas değerinin deneyimsel değere üstünlüğü hangi sonuçları doğurdu?
  • Yoktan para yaratılması nasıl mümkün olabilir?
  • Borç ile kâr neden birbirinden ayrılamaz?
  • Neden kamu borcu diğer borç tiplerinden farklıdır?
  • Emek ve para piyasalarını diğer piyasalardan ayıran nedir?
  • İnsan emeği üretim sürecinden bütünüyle çıkarılabilir mi?
  • Bankacılar neden krizleri tetikleyici şekilde davranırlar?
  • Enflasyon, deflasyon ve arbitraj nasıl işler?
  • Para politikalarını siyasetten ayırmak mümkün müdür?
  • Piyasa ekonomilerinin sorunları daha çok piyasa ile çözülebilir mi?
  • Ekonomi, mutluluk ve anlam arayışı üzerine bize neler söyleyebilir?

Künye: Yanis Varoufakis – Kızımla Ekonomi Sohbetleri: Kapitalizmin Kısa Tarihi, çeviren: Sinan Aslaner, Epsilon Yayıncılık, iktisat, 165 sayfa, 2019

Fatih Yaşlı – Antikomünizm, Ülkücü Hareket, Türkeş (2019)

Fatih Yaşlı’nın elimizdeki kapsamlı incelemesi, her şeyden önce Türkiye’de antikomünizmin tarihi alanına çok özgün bir katkı yapmasıyla önemli.

Yaşlı, Alparslan Türkeş ve Ülkücü Hareket’i merkeze alarak yakın Türkiye tarihinin Soğuk Savaş ve antikomünizm eksenli bir okumasını yapıyor.

Kitap, beş bölümden oluşuyor.

İlk bölümde, 1940’ların ikinci yarısından başlayarak Türkiye’de komünizm tehdidinin hangi yollarla icat edildiğini ve antikomünizmin nasıl adım adım Türkiye siyasetinin merkezine yerleştirildiğini irdeliyor.

İkinci bölümde, Demokrat Parti iktidarıyla birlikte antikomünizm ve emperyalizme entegrasyon süreci, iç ve dış politikadaki gelişmelerden hareketle ele alınıyor.

Üçüncü bölüm, 1960’larda Türkiye’de solun yükselişiyle birlikte, sağın reaksiyoner bir güç olarak devreye girişini, Türkeş ve Ülkücü Hareket bağlamında izliyor.

Dördüncü bölüm, 1970’li yıllarda Türkiye’de yaşanan iç savaş sürecinde Türkeş ve Ülkücü Hareket’in konumu ve stratejisine odaklanıyor.

Beşinci bölüm, 12 Eylül darbesinin Ülkücü Hareket üzerindeki etkileri, Türkeş’in ve Ülkücü Hareket’in yargılanma süreci, başını Muhsin Yazıcıoğlu’nun çektiği Ülkücü Hareket’ten kopuş süreci ve Türkeş ile Ülkücü Hareket’in 1990’ların başından itibaren Kürt sorununa karşı nasıl bir tavır geliştirdiği gibi konular tartışılıyor.

Yaşlı, kitabının sonuç bölümünde ise, hem Ülkücü Hareket’in Soğuk Savaş sürecinde üstlendiği rolün bugünün Türkiye’sini nasıl etkilediğini hem de bütün bunların bugün yaşanan “dinselleşme” ve “rejim değişikliği” olguları üzerindeki yansımalarını derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Fatih Yaşlı – Antikomünizm, Ülkücü Hareket, Türkeş: Türkiye ve Soğuk Savaş, Yordam Kitap, inceleme, 416 sayfa, 2019

Ziya Gül – Giresun Yol Hikâyeleri (2019)

12 Eylül darbesinin ülkenin üzerinden nasıl silindir gibi geçtiğini kavramanın en iyi yollarından biri, darbenin ülkenin taşrasındaki sonuçlarına bakmaktır.

Ziya Gül’ün bu muazzam tanıklığı da, Giresun ve çevresinde 1975-80 yılları arasında yaşanan siyasal ortamın şahane bir fotoğrafını çekmesinin yanı sıra, darbe sonucunda burada tam olarak neler yaşandığını kayda almasıyla çok önemli ve değerli.

Ziya Gül, Giresun’un Eynesil ilçesinde doğdu.

Türkçe öğretmeni olan Gül, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Eynesil şubesi kurucu başkanı, 1975 yılından itibaren de TÖB-DER üyesi oldu.

1977-1978 yıllarında Giresun TÖB-DER başkanlığı yapan Gül, 12 Eylül’de tutuklandı ve 5,5 yıl çeşitli cezaevlerinde tutuklu kaldı.

1990 sonrası memur sendikalarının kuruluş çalışmalarına da katılan Gül, halen Giresun-Eynesil’de yaşıyor.

Kitabını “hikâye, anı” şeklinde düzenleyen Gül, 1975-1980 arasında yaşanan siyasal, toplumsal gelişmeler ile Militan İsiin, Fatma Kadın, Japon Yılmaz ve Havva Kabadayı gibi, o dönemde mücadele içinde yer almış pek çok insanın ilginç hikâyelerini bizimle paylaşıyor.

Kitap her şeyden önce, enfes bir sözlü tarih çalışması.

  • Künye: Ziya Gül – Giresun Yol Hikâyeleri, Ayrıntı Yayınları, anı, 320 sayfa, 2019

Çağrı Kaderoğlu Bulut – Sınıfın Sınırlarında (2019)

Son zamanların en çok kan kaybeden mesleklerinden biri, açık ara önde gazeteciliktir.

Peki, ne oldu da, 20. yüzyılın en itibarlı mesleklerinden biri olan gazetecilik, 21. yüzyılın ilk yıllarından başlayarak hem toplumsal, hem siyasi hem de sektörel anlamda bu denli geriledi?

Toplumsal sınıflar, emek süreçleri, yöntembilim, toplumsal hareketler ve iletişimin ekonomi politiği gibi alanlarda çalışmakta olan Çağrı Kaderoğlu Bulut’un bu oylumlu kitabı, işte tam da bu sorulara tatmin edici yanıtlar vermesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

Bizzat gazeteciyi merkeze alarak medyadaki dönüşümü çok yönlü bir şekilde çözümleyen Bulut, neoliberal sürecin gazetecilik mesleğine etkilerini, gazetecinin bu süreçte değişen konumunu, toplumsal sınıf ilişkileri içinde gazetecinin ne gibi roller üstlendiğini, gazetecilikte emek ve proleterleşme sürecini, gazetecilerin örgütlen(eme)me deneyimlerini derinlemesine analiz ediyor.

Saha çalışmalarıyla da zenginleşen kitabın, gazeteciliğin tarihsel gelişimini zengin bir içerikle çözümlediğini de belirtelim.

  • Künye: Çağrı Kaderoğlu Bulut – Sınıfın Sınırlarında: Gazeteciler ve Proleterleşme, Nota Bene Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2019

Bruno Latour – Rota (2019)

Doğa, toprak talan ediliyor ve bu durum, yüzyıllardır süren sınıfsal eşitsizlikleri daha katmerli hale getiriyor.

Bugün su ve gıda hakkı, yoğun şekilde ezilenlerin gündemine girmiş durumda.

Sosyoloji, felsefe ve antropoloji alanlarında yaptığı çalışmalarıyla bildiğimiz Bruno Latour da, bu gibi sorunların hızla büyümesinin belli bir tarihsel eğrinin sonuna geldiğimizi işaret ettiğini savunuyor.

Yazara göre, toplumsal sınıf mücadelesi, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşmektedir, zira artık toprak yok olmaktadır ve asıl mücadele de bunun için verilmelidir.

Dünyanın temel hammaddelerinden biri olan toprağın kıtlaşmasının, göçmenliğin artışının altındaki başlıca etken olduğunu düşünen Latour, bunun sadece dünyanın riskli bölgelerinde yaşayanların değil, aslında hepimizi derinden etkileyecek bir sorun olduğunu belirtiyor.

Latour, Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine toprağa bağlanmamız ve dünyasallaşmamız gerektiğini söylüyor.

Zira yazara göre toprağa bağlanmak ve dünyasallaşmak, modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki harekettir.

‘Rota’, bütün bunların yanı sıra, ekolojik siyaset ile yeşil hareketlerin neden bugün yaşadığımız sorunlara çözüm olamayacağını tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Bruno Latour – Rota: Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?, çeviren: Orçun Türkay, Kolektif Kitap, siyaset, 128 sayfa, 2019

Georges Canguihem – Normal ve Patolojik (2019)

Georges Canguilhem, ilk kez 1966 yılında yayımlanan bu kitabıyla, 19. yüzyılda bir bilim olarak ortaya çıkıp hızla gelişen biyolojiyi ortaya çıkaran koşulların derinlikli bir analizini yapıyor.

Canguilhem’in bunu yaparken, biyolojinin yükselişiyle paralel biçimde ortaya çıkan sağlık ve hastalığın tanımlandığı yeni algıyı analiz ediyor ve buradan yola çıkarak normal ve patolojik kategorilerinin objektif, bilimsel kavramlar olmadığını gözler önüne seriyor.

Canguilhem’e göre yaşam mekanik ya da kimyasal süreçlerde değil canlının ortamı ile kurduğu karşılıklı yaratıcı ilişkide aranmalıdır.

Başka bir deyişle, yaşam, yaşayandan hareketle anlaşılmalıdır.

Kitap, Modern biyoloji ve tıbbın epistemolojik temellerinin politik, ekonomik ve teknolojik yapıyla nasıl iç içe geçtiğini göstermesiyle de dikkat çekiyor.

Canguilhem’in, özellikle de yeni bilgi alanlarının ortaya çıkışı konusunda burada ortaya koyduğu yaklaşımın, Michel Foucault ve Louis Althusser’in düşüncesi üzerinde etkili olacaktı.

Kitaptan bir alıntı:

Hastaların olduğu bir dünyada hasta olmamak zamanla bir rahatsızlık doğurur….Böylece normal insanda normal kalmakla ilgili bir endişe doğar, sağlığın sınanması için yani onun kanıtı olarak duyulan hastalık ihtiyacı; bilinçdışı bir hastalık arayışı, hastalığı kışkırtma doğar. Normal insanın hastalığı, kendisine duyduğu biyolojik güvende bir yarığın belirmesidir.

  • Künye: Georges Canguihem – Normal ve Patolojik, çeviren: Perge Akgün, MonoKL Yayınları, psikanaliz, 264 sayfa, 2019

S. S. Prawer – Karl Marx ve Dünya Edebiyatı (2019)

Marx’ın, ‘Kapital’ başta olmak üzere hemen hemen bütün eserlerinde edebiyata sıklıkla göndermelerde bulunduğunu biliyoruz.

Bu önemli çalışma ise, Marx’ın edebiyatla ilişkisinin sanılandan çok daha zengin ve yoğun olduğunu gözler önüne seriyor.

Prawer burada, Marx’ın hayatının çeşitli dönemlerinde edebiyatla ilgili söylediklerinin kapsamlı bir dökümünü yaptığı gibi, Marx’ın okuduğu pek çok roman, şiir ve oyunları nasıl kullandığını, edebiyat eleştirisi terminolojisini ve kavramlarını, edebiyatla doğrudan ilgili olmayan çalışmalara nasıl dahil ettiğini irdeliyor.

Marx’ın edebi teorileri, zevkleri ve tutumlarıyla ilgili tartışmalara önemli katkıda bulunacak türden bir çalışmayla karşı karşıyayız.

Ancak kitap, Marx’ın edebiyata yönelik ilgisinin kronolojik bir incelemesini yaparken, aynı zamanda 19. yüzyıldaki edebiyat zevkinin; Marksist edebiyat kuramının ve eleştirisinin ortaya çıkışının; edebiyatın, ilk elde ve profesyonel olarak edebiyat eleştirmeni olmayan önemli insanlar tarafından nasıl kullanıldığının anlaşılmasına da büyük katkı sunuyor.

  • Künye: S. S. Prawer – Karl Marx ve Dünya Edebiyatı, çeviren: Ezgi Kaya ve Selin Dingiloğlu, Yordam Kitap, edebiyat inceleme, 384 sayfa, 2019

Rudolf Rocker – Milliyetçilik ve Kültür (2019)

Nazilerin tüm Avrupa’yı esir aldığı bir dönemde Amerika’ya kaçmak zorunda kalmış Rudolf Rocker, hayatı boyunca uluslararası anarşist hareketin ve anarko-sendikalizmin yetenekli bir propagandisti oldu.

Yazarın bizde daha önce ‘Anarko Sendikalizm’ adlı önemli kitabı yayımlanmıştı.

Şimdi de yine kendisine ait kült bir yapıtla, ‘Milliyetçilik ve Kültür’le karşı karşıyayız.

Rocker’in bu yapıtı, altı yıl süren çeviri, redaksiyon ve kontrol aşamalarının ardından yayımlanabildi.

1930’lar Almanya’sının felakete götüren koşullarında yazılan kitap, milliyetçiliğin kültür içindeki izlerini kılcal damarlarına kadar sürerken bütün bir Batı dünyasının kültür ve düşünce tarihini liberter bir gözle analiz ediyor.

Uzun bir tarihsel alanda gezinen çalışma, olağanüstü aydınlatıcı olmasının yanı sıra,  dönem Avrupa’sının iyi bir fotoğrafını çekmesi, devlet tapıncına sıkı eleştiriler getirmesi ve despotizmin insanlık için nasıl bir felaket anlamına geldiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

Bir halkta siyasî iktidar arzusu ne kadar az gelişmişse kültürel yaşam biçimleri o kadar zengindir.

En iyi devlet anayasası bile kaçınılmaz olarak özgürlüğün deli ceketidir. Anayasaları yapan kodaman terziler, özgürlük kumaşını o kadar kırpmışlar ki, geriye kalandan giyilebilir bir gecelik bile çıkmaz.

Sorun nasıl yönetildiğimiz değil yönetiliyor olmamızdır.

  • Künye: Rudolf Rocker – Milliyetçilik ve Kültür, çeviren: Ali Çakıroğlu, Kaos Yayınları, inceleme, 704 sayfa, 2019

Selina O’Grady – Ve İnsan Tanrıyı Yarattı (2019)

Dini duygu ve düşüncelerimiz tarihin en eski zamanlarında nasıl biçimlendi ve yön aldı?

Selina O’Grady burada, bilimsel bir perspektif ve eleştirel bir gözle insanoğlunun din serüveninin en çarpıcı zamanlarını izliyor.

  • Palmira’da, aşk ve savaşın, bereket ve bekâretin tanrıçası Atargatis rahipleri olmak uğruna kendilerini hadım eden erkekler,
  • Pagan dinlerin Suriyeli, Fenikeli, Babilli ve Kenanlı halklardaki özgün yansımaları,
  • İsa dönemindeki Celile’de insanların dine yaklaşımlarındaki çok yönlülük,
  • Afganistan ve Pakistan’da dağ yamaçlarına yontulmuş Buda resimlerinin işaret ettikleri,
  • Hindistan’daki brahmanlar ve keşişleri bir araya getiren dinamikler,
  • Hirodes ve Farisilerin Yahudileri nasıl radikalleştirdikleri,
  • Ve İskenderiye’nin çok tanrılı atmosferinde dinin yaşanış biçimleri, kitapta ele alınan önemli konulardan bazıları.

Künye: Selina O’Grady – Ve İnsan Tanrıyı Yarattı: İsa Zamanında Krallar, Kültler ve Fetihler, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, din, 400 sayfa, 2019