İpek Elif Atayman – Costa Gavras ve Politik Gerilim Sineması (2019)

1970’li yıllardan itibaren “politik film” geleneğinin önemli bir temsilcisine dönüşen Costa Gavras, ‘Ölümsüz’, ‘İtiraf’, ‘Sıkıyönetim’, ‘Kayıp’, ‘Müzik Kutusu’ ve ‘Amen’ gibi filmleriyle hem türün hem de ana akım sinemanın sınırlarını zorladı.

İpek Elif Atayman’ın bu şahane çalışması da, Gavras sinemasını çok yönlü bir şekilde masaya yatırıyor.

Bunu yaparken öncelikle “sinema” ve “politika” kavramlarını tartışan yazar, devamında da,

  • Sinemada türlerin sınıflandırılması,
  • Auteur sineması,
  • Sinemanın endüstrileşmesi,
  • İktidar ve sinema,
  • Sinemada tür olarak politik filmler veya siyasal filmler,
  • Politik kamera,
  • İtalyan yeni gerçekçiliği,
  • Ve Costa Gavras sinemasında iktidarın tezahürü gibi pek çok konuyu irdeliyor.

Çalışmanın, politik filmin tarihine ilişkin tezleri, Yeni Gerçekçilik’ten Ken Loach’a uzanan bir çizgide ve akıcı bir üslupla özetlenmesinin, esere temel bir kaynak niteliği kazandırdığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: İpek Elif Atayman – Costa Gavras ve Politik Gerilim Sineması, Ayrıntı Yayınları, sinema, 96 sayfa, 2019

Vitruvius – Mimarlık Üzerine (2019)

Vitruvius’un ‘De Architectura’ adlı bu eseri, mimarlık üzerine yazılmış en eski ve en kapsamlı eserlerdendir.

Roma dönemindeki mimarlık sanatının teorisi ve pratiği konusunda tam bir hazine olan ve Çiğdem Dürüşken’in usta işi çevirisiyle Türkçeye kazandırılmış on kitaplık bu külliyat, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Batı mimarlık tarihinin antikçağdan günümüze kalan tek kitabı olan ‘Mimarlık Üzerine’, o dönemde mimarlık mühendisliği de içerdiğinden mühendislik tarihinin de tek eseri olarak kabul ediliyor.

Kitapta,

  • Mimarın eğitimi,
  • Mimarlığın temel ilkeleri,
  • Kent arazisinin özellikleri,
  • Kentsel dönüşüm,
  • Kent duvarlarının yapımında dikkat edilmesi gerekenler,
  • Sokakların yönleri,
  • Kamu yapılarının arazileri,
  • Konutun kökeni,
  • Yapıda kullanılacak tuğla, kum, taş ve kereste gibi malzemelerin seçimi,
  • Duvar örme yöntemleri,
  • Tapınaklar, hamamlar ve tersaneler gibi yapıların tasarımı, temelleri ve altyapılarının oluşturulması,
  • Konut yapımında iklimin etkisi,
  • Odaların doğru cephelerinin nasıl bulunacağı,
  • Yağmur sularının doğru şekilde kullanımı,
  • Ve bunun gibi pek çok konu açıklanıyor.

Künye: Vitruvius – Mimarlık Üzerine, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları, mimari, 456 sayfa, 2019

Jean Baudrillard – Karnaval ve Yamyam (2019)

Jean Baudrillard’ın yeniden basılan ‘Karnaval ve Yamyam’ı, Batının dünyanın geri kalanını Hıristiyanlaştırma, kolonizasyon, dekolonizasyon ve küreselleşme gibi tarihsel süreçler yoluyla sömürgeleştirmesinin çarpıcı sonuçlarını izliyor.

Batıya özgü dini, teknolojik, ekonomik ve politik değerlerin küresel düzeyde tekrarlandığını ve bunun karnavala dönüştürülen bir süreç olarak yaşandığını belirten Baudrillard, dünyanın geri kalanının bunun cazibesine kapılmasına karşın, bazı toplumları Batının birer karnaval düzenine, başka bir deyişle Batının komik birer taklidine indirgediğini belirtiyor.

Baudrillard, Batının ve onun temsil ettiği bu gücün de, bizzat Batının komik taklidine dönüşmüş söz konusu toplumlar tarafından yavaş yavaş tahrip edildiği, yutulup “yenildiği”ni ve böylece olağanüstü bir tersine çevrilme sürecinden geçirildiğini belirtiyor.

Baudrillard bu duruma örnek olarak da 16. yüzyılda yaşanan bir yamyamlık olayını anlatır.

Bu tarihte, yerlilerin hiç direnmeden Hıristiyanlığa geçişini kutlamak üzere Portekiz’den Brezilya’ya özel olarak gelen başrahipler, buradaki yerliler tarafından kızartılıp yenmişti.

Baudrillard bu olaydan yola çıkarak Batının ahlaki değerlerinin, ekonomik akılcılığının; gelişme, performans ve gösteri ilkelerinin küresel boyutlara varan ihracı sonucunda, buna benzer karnaval ve yamyamlık özelliklerini taşıyan ikili bir biçimin çıktığını belirtiyor.

Baudrillar’ın son dönem kitaplarından olan ‘Karnaval ve Yamyam’, aynı zamanda düşünürün simülasyon ve simgesel değiş tokuş gibi önemli kavramlarını yeniden yorumladığı bir metin olmasıyla da önemli.

  • Künye: Jean Baudrillard – Karnaval ve Yamyam, çeviren: Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 75 sayfa, 2019

James Wallman – İstif Çağı (2019)

Eşyaları alıp evimizi onlarla tıka basa dolduruyoruz.

‘İstif Çağı’, günümüzün bu en vahim dertlerinden birinin hikâyesini anlatıyor.

Senin, benim ve tüm toplumun sahip olduğu şeylerin kendimizi daha değerli hissettirmesinin aksine bizi nasıl boğduğu hakkında bir hikâye bu.

Eşyalardan bunalıp nefes alamaz hale geldiğimiz, bir iç sıkıntısından mustaribiz.

Kitabın yazarı James Wallman, bu duruma “eşyada boğulmak” adını veriyor.

Wallman’ın psikoloji, kültür ve ekonomi gibi farklı disiplinlerden yararlanan çalışması, tüketim çılgınlığının bizi nereye getirdiği üzerine; fakat bunun da ötesinde, bu çılgınlıktan nasıl kurtulabileceğimizi, bizzat bunu başarmış kişilerin deneyimlerini sunarak anlatıyor.

Walmann’a göre biriktirme çılgınlığının en iyi ilacı, çok özlü ve oldukça basit: verili alışkanlıklarımızı ve değerlerimizi dönüştürmek.

Örneğin yeni bir eşya almak yerine dostlarımızla, sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanı artırmalıyız.

Sahip olduğu her şeyi elinden çıkaran bir yöneticiden uzak bir dağ kulübesine taşınan hali vakti yerinde bir aileye birçok örnekle zenginleşen çalışma, bu insanların bunu nasıl başardıklarını izliyor.

Çalışma, daha azıyla mutlu olmak ve bunu nasıl yapabileceğini öğrenmek isteyenlere ziyadesiyle hitap edecek türden.

  • Künye: James Wallman – İstif Çağı, çeviren: Aytaç Özgören ve Senem Karagözoğlu, Doğan Novus, kültür, 328 sayfa, 2019

Rick Dolphijn ve Iris van der Tuin – Yeni Materyalizm (2019)

“Yeni materyalizm” ya da “neo-materyalizm”, çağdaş akademisyenler tarafından 1990’larda ortaya atıldı ve bugün de oldukça etkili bir gelenek.

İşte bu kitap da, günümüzün öne çıkan yeni materyalist akademisyenleri olan Rosi Braidotti, Manuel DeLanda, Karen Barad ve Quentin Meillassoux ile yapılmış söyleşiler ve Rick Dolphijn ve Iris van der Tuin’in bu düşünce üzerine yazdıkları kapsamlı eleştiriyi içeriyor.

Yeni materyalizmin soykütüğü ve soykütüksel olarak yeni materyalizm meselesinden yeni materyalizm ile epistemoloji ve ontoloji arasındaki ilişki gibi pek çok konunun irdelendiği çalışma, bu düşünce geleneğini baştan aşağı inceliyor ve bunu yaparken de daha geniş kapsamlı bir yeni materyalizm kavrayışı sunuyor.

  • Künye: Rick Dolphijn ve Iris van der Tuin – Yeni Materyalizm, çeviren: Esra Erdoğan, Yort Kitap, felsefe, 256 sayfa, 2019

Burcu Pelvanoğlu – İmge ve İmaj (2019)

Resim ve roman, Tanzimat’la birlikte kültür hayatımıza giren türlerdi.

Bu yönüyle, ülkenin modernleşme tarihinde bu iki tür, çok önemli roller üstlendi.

Burcu Pelvanoğlu’nun eldeki özgün çalışması da, romanın ve resmin Tanzimat’tan 1960 uzanan serüvenini izleyerek Türkiye’deki modernleşmenin zihin yapısını gözler önüne seriyor.

Bu zaman zarfında romanın ve resmin birbiriyle nasıl etkileşime girdiğini, ayrıca sanatçıların buluşma mekânlarının dönemsel olarak nasıl dönüştüğünü izleyen çalışma, bunu yaparken de ülkenin kültür hayatının sağlam bir fotoğrafını çekiyor.

Pelvanoğlu’nun eseri, hem toplumsal dönüşümlerin sanattaki yansımalarını ortaya koymasıyla ve daha da önemlisi, kültür hayatımızı biçimlendiren olguları disiplinlerarası ve tarihsel bir bakışla ele almasıyla çok önemli.

  • Künye: Burcu Pelvanoğlu – İmge ve İmaj: Türkiye’de Resim ve Edebiyatta Ortak Dil, Corpus Kitap, sanat, 376 sayfa, 2019

Mete Tunçay – Bilineceği Bilmek (2019)

Mete Tunçay’ın ilk baskısı 1983’te yapılan ‘Bilineceği Bilmek’ adlı bu çalışması, Türkiye’de siyasal gelişmenin evreleri ile Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türkiye’de sol akımların gelişimini aydınlatmasıyla bugün de muazzam bir kaynaktır.

Çalışma şimdi, genişletilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini aldı.

Kitabın ilk bölümde Tunçay’ın kavramlar, kitaplar ve tarihyazımı üzerine makaleleri yer alıyor.

İkinci Kısım “Türkiye’de Siyasal Gelişmenin Evreleri” başlığıyla Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi’nin siyasal tarihine genel bir giriş niteliği taşıyor.

Üçüncü ve dördüncü kısımlar ise Mete Tunçay’ın Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel olarak odaklandığı sosyalist ve komünist harekete dair tartışmalarla bu tartışmaların genel çerçevesine dair farklı dönemlerde farklı mecralarda kaleme aldığı yazılarından oluşuyor.

Bu önemli derleme, Türkiye’de siyasal tarih araştırmalarında yöntem, kaynak zenginliği ve birincil kaynakların ustaca kullanmasıyla bildiğimiz Tunçay’ın, uzun yıllar öncesinden dikkat çektiği hususların bugün de ne denli hayati olduğunu yeniden gösteriyor.

  • Künye: Mete Tunçay – Bilineceği Bilmek: Türkiye’de Siyasal Gelişmenin Evreleri ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Sol Akımlar, İletişim Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2019

Thorstein Bunde Veblen – Karl Marx’ın Sosyalist İktisadı ve Sosyalizm Üzerine Metinler (2019)

Thorstein Bunde Veblen, özellikle evrimsel sosyal teorisiyle, sosyal bilimler alanına büyük katkılarda bulunmuş bir isim.

Veblen, evrimsel sosyal teorisini post-Darwinci bir teori olarak adlandırır.

Bu teoride sosyo-ekonomik ve biyolojik unsurların bir arada ele alındığı evrimci görüşten; içgüdünün, içgüdüsel eğilimlerin ve alışkanlıkların dikkate alındığı psikoloji ve pragmatist görüşten ve toplumun aşamalarını spesifik özelliklere göre sınıflandırmak için kullandığı antropolojiden yararlanır.

Eldeki derlemede yer alan metinler ise, Veblen’in diğer bir önemli sosyal bilimci olan Marx’ın düşünceleriyle nasıl ilişkilendiğini ortaya koyuyor.

Bilindiği gibi Marx’ın teorisi, sosyal bilimler alanında ve toplumsal yaşamda başka hiçbir teoriyle kıyaslanamayacak kadar etkili olmuştu.

Bu teorinin etkilediği isimlerden biri de Veblen’di.

Kitabın en önemli katkısı, Veblen ve Marx’ın teorik bakış açılarının karşılaştırmalı değerlendirmesini ve bunların olası etkileşimlerini ortaya koyması.

Derlemenin bir diğer önemi ise, Veblen’in sosyalizm düşüncesini çok yönlü bir şekilde değerlendirdiği metinlerine yer vermesi.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Sosyalizmi mümkün kılabilecek bir hissiyat olarak halkın mevcut sistemden duyduğu hoşnutsuzluk,
  • Marx’ın iktisat teorisi,
  • Darwinci evrim kavramları bağlamında Hegelci materyalist anlayış ve sınıf mücadelesi,
  • Sosyalistler arasındaki parlamentarizm tartışmaları,
  • Sosyalizm tanımlamalarındaki hata veya eksiklikler,
  • Materyalist tarih anlayışı…

Derlemedeki metinler, postDarwinci bir teorinin sosyalizm ve materyalist anlayışı nasıl ele alması gerektiğini ve bu teorinin sosyalizm ve materyalist anlayışta neleri hatalı ya da eksik bulduğunu ortaya koymalarıyla önemli.

  • Künye: Thorstein Bunde Veblen – Karl Marx’ın Sosyalist İktisadı ve Sosyalizm Üzerine Metinler, derleyen: Eren Kırmızıaltın, çeviren: Devrim Kılıçer, Hüsnü Bilir ve Ömer Mollaer, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 144 sayfa, 2019

Ahmet Alkan – Anılarla Son 50 Yılın Mimarlık ve Planlama Pratiği (2019)

Sayısız örnekten de bildiğimiz gibi, Türkiye’nin mimarlık ve planlama karnesi korkunçtur.

Mimar ve şehir plancısı Ahmet Alkan da elimizdeki kitabında, kendi meslek hayatında tanık olduklarından hareketle, bizdeki mimarlık ve planlama konusunda “ders” niteliğinde okunabilecek anılarını bizimle paylaşıyor.

50 yıla yaklaşan meslek hayatında, akademiden başlayarak muhatap veya şahit olduğu yanlışlıkları bir bir ortaya koyan Alkan, çalışmasını ayrıca, yaptığı mimari projelerin ve kent ölçekli planlama çalışmalarıyla da zenginleştirmiş.

Hâlihazırda mimarlık ve planlama alanında çalışanlara ve bu konulara ilgi duyanlara hitap eden kitap, bilhassa mesleğe yeni başlayanlara yol gösterecek türden.

Yüksek mimar ve kent plancısı Ahmet Alkan, mimari proje üretmeyi hayatın anlamı olarak gören, sürekli çizen ve fırsat buldukça da inşa eden uygulamacı bir meslek adamı.

1978 yılında başladığı akademik hayatında Alkan, aynı zamanda Selçuk Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin kuruluşuna da öncülük etti.

  • Künye: Ahmet Alkan – Anılarla Son 50 Yılın Mimarlık ve Planlama Pratiği, YEM Yayın, mimari, 232 sayfa, 2019

Walter Isaacson – Leonardo da Vinci (2019)

Leonardo da Vinci’ye neden hayranız?

Çünkü neredeyse hiç resim eğitimi almamasına, çok az Latince okuyup yazabilmesine ve uzun bölme işlemlerini zar zor yapabiliyor olmasına rağmen, sırf tükenmek bilmez tutku ve merakıyla yol alan, muazzam bir çabayla şaheserler ortaya koyan birisi olduğu için.

da Vinci, ışık ve optik üzerine çalışmalarını sanatıyla birleştirerek nesnelerin iki boyutlu yüzeyde üç boyutlu görünmeleri için modellemede gölgeleme ve perspektif kullanımında uzmanlaştı.

Daha da ilginci, Leonardo için yürüttüğü araştırmalar sanatını geliştirmek için bir araç olmanın ötesindeydi.

Bilimsel çalışmalarına evrendeki düzen, uyum ve güzelliğin özünü kavramaya yönelik coşkulu bir istekle sarılırdı.

Örneğin gökyüzünün neden mavi göründüğünü açıklamakla uğraşırken temel motivasyonu, ulaştığı bilgiyi tablolarında kullanmak değil, merakı saf, kişisel ve saplantı derecesindeydi.

Leonardo da Vinci’nin yapıp ettikleri, disiplinler –sanat ile temel bilimler, beşeri bilimler ile teknoloji– arasında bağlantılar kurma becerisinin yenilikçilik, yaratıcılık ve dehaya giden yolda ne kadar önemli olduğunun en iyi örneğidir.

İşte çok değerli biyografileriyle bildiğimiz Walter Isaacson, şimdi de bu da Vinci’nin hayatını baştan sona izleyen bu şahane biyografisiyle karşımızda.

Başlangıç olarak da Vinci’nin zihnine ışık tutmanın günümüzde de en iyi yolu olan, sanatçının ardında bıraktığı toplamda 7 bin 200 sayfadan oluşan defterlerinden yararlanan Isaacson, daha sonra da Vinci’yi ve sanatını, yaşadığı 15. ve 16. yüzyıl dünyası içinde anlamaya koyuluyor.

  • Künye: Walter Isaacson – Leonardo da Vinci, çeviren: Emre Gözcü, Domingo Kitap, biyografi, 616 sayfa, 2019