A. C. S. Peacock – Büyük Selçuklu İmparatorluğu (2020)

Daha önce ‘Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu’ adlı önemli çalışması Türkçeye kazandırılan A. C. S. Peacock, şimdi de Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun tarihini çok yönlü bir bakışla izlediği bir başka eseriyle karşımızda.

Ortadoğu ve İslâm Tarihi alanına büyük katkılarda bulunmuş Peacock, yaklaşık 1040 ve 1157 yılları arasında Ortadoğu ve Müslüman Orta Asya’ya hâkim olmuş bu imparatorluğu, Avrasya bozkırlarından Kahire kapılarına uzanan yükselişinin altındaki dinamikleri irdeleyerek kitabına başlıyor.

Çalışmanın devamında da,

  • Selçuklu sultanlığında bozkır siyaset geleneği,
  • Selçuklular ve halifelik,
  • Sultanların yaşam tarzı,
  • Selçuklu sarayında kadınlar,
  • Selçuklularda bürokratlar ve idare,
  • Selçuklu ordusunun gelişimi ve mahiyeti,
  • Selçuklu dindarlığı ve din adamlarıyla ilişkiler,
  • Selçuklu hanefiliği ve diğer mezheplere yönelik siyaset,
  • Selçuklu İmparatorluğu’nun Yahudileri,
  • Selçuklu İmparatorluğu’nun Hıristiyan halkları,
  • Selçuklu topraklarının ekonomik ve toplumsal örgütlenişi,
  • Selçuklu şehirciliği,
  • Selçuklularda yaşamın örgütlenmesi,
  • Ve Selçuklunun bıraktığı miras gibi konular ele alınıyor.

Kitabın önemli bir katkısı da, kendileri de göçebe olan Selçukluların, bir “devlet” olarak göçebelere yönelik politikasını ve onlarla karşılıklı ilişkilerini de aydınlatması.

  • Künye: A. C. S. Peacock – Büyük Selçuklu İmparatorluğu, çeviren: Özkan Akpınar, İletişim Yayınları, tarih, 383 sayfa, 2020

Kolektif – Politik Felsefe Nedir? (2020)

Politikanın değersizleştiği, oldukça kritik bir dönemden geçiyoruz.

Bu yüzden de hem politikaya hem de felsefeye daha çok sahip çıkmamız gerekiyor.

Bu güzel derleme ise, politik felsefenin ne olduğu ve özellikle politik felsefenin yaşadığımız sorunlara nasıl yanıt verebileceği üzerine ufuk açıcı metinler barındırıyor.

Çalışma, felsefenin temel sorunlarını olduğu kadar, günümüzün sorunlarını da politik felsefe açısından eleştirel bir gözle değerlendiriyor ve politik felsefe nedir sorusunu, tam da olması gerektiği gibi, felsefe nedir sorusunu merkeze alarak cevaplıyor.

Aynı zamanda politik eylemi ve koşullarını filozofla, felsefeyle ilişkisi çerçevesinde anlama çabasıyla da dikkat çeken çalışma, politik eylemin ne tözsel bir hakikatçilik çabasıyla anlaşılabileceğini ne de “her şey olur” ve “her şeye izin vardır” diyen rölativist bir zihniyete kurban edilebileceğini vurguluyor.

Politik felsefe politik şeyler üzerine bir soyutlama pratiğinin de ötesinde, politik şeylerin mantığının kurulmasına ya da bozulmasına ilişkin bir etkinliktir.

Bu çalışmanın asıl üstüne bastığı noktalardan biri de budur.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ateş Uslu, Cengiz Çakmak, Armağan Öztürk, C. Cengiz Çevik, Funda Günsoy, M. Ertan Kardeş, Eylem Yolsal-Murteza ve Kurtul Gülenç.

  • Künye: Kolektif – Politik Felsefe Nedir?, derleyen: M. Ertan Kardeş, Tekin Yayınevi, siyaset, 280 sayfa, 2020

Nazırhan Şener – Türkiye’de Dinin Selefi İnşası (2020)

AKP iktidarında din, daha önce akla hayale gelmeyecek oranda hayatımıza sokulmaya, hatta dikte edilmeye başlandı.

Nazırhan Şener’in bu kitabı da, Türkiye’de dinin, özellikle İslam’ın en aşırı mezheplerinden olan selefilik lehine nasıl inşa edildiğini ortaya koyuyor.

Bilindiği gibi selefi hareket, cihatçı örgütler el-Kaide, el-Nusra ve IŞİD gibi, günümüzde diğer İslami guruplar tarafından da terör olarak nitelendirilen yoğun ve silahlı cihat eylemleriyle adını duyurdu ve duyurmaya devam ediyor.

Şener çalışmasına, selefiliğin tarihsel arka planını aydınlatarak başlıyor ve bu bölümde Ahmed Hanbeli, İbn Teymiye ve Muhammed b. Abdilvehhab gibi selefiliğin fikir babalarının düşüncelerini irdeliyor.

Yine bu bölümde çağımızdaki selefilik olgusu da cihadi selefilik ve siyasi selefilik şeklinde ele alınıp inceleniyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, Türkiye’de selefilik konusunu ele alıyor.

Öncülerinin kimler olduğu, nasıl geliştiği ve Türkiye’de bugün selefiliğin durumu, bu bölümün başlıca konuları.

Üçüncü bölüm, selefiliğin teolojik içeriğine ayrılmış ve burada tevhid ve şirk, rububiyet tevhidi, uluhiyet tevhidi ve şefaat gibi selefiliğin temel yaklaşımları açıklanıyor.

  • Künye: Nazırhan Şener – Türkiye’de Dinin Selefi İnşası, Gazi Kitabevi, sosyoloji, 404 sayfa, 2020

Kolektif – Epistemoloji (2020)

Kadim felsefe geleneklerinden epistemoloji ile ilgili iyi derleme arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Kitapta, Antikçağdan Orta Çağa, erken modern dönemden günümüze dek pek çok filozofun şahsında hayat bulmuş epistemolojiler, yani bilgi ve rasyonel inanç teorileri ele alınıyor.

Kitapta,

  • Epistomolojinin felsefe tarihindeki yeri,
  • Platon ve Aristo’nun epistemolojileri,
  • Eski çağ kuşkuculuğu,
  • Orta Çağ epistemolojisi,
  • Descartes’ın epistemolojisi,
  • Locke, Berkeley ve Hume’da epistemoloji,
  • Kant ve Kantçı epistemoloji,
  • Amerikan pragmatizmi,
  • Wittgenstein’ın epistemolojiye getirdiği katkılar,
  • Quine ve Goldman’da epistemoloji,
  • Gettier’den sonra epistemoloji,
  • Ve epistemolojinin geleceği gibi pek çok konu ele alınıyor.

Kitap, bir bütün olarak epistemoloji üzerine bazı tartışmalarla başlayıp bilme ve türevlerini sorgulamaya devam eden çağdaş epistemologların perspektiflerini bir araya getirmesiyle çok önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alan Code, Charles Bolyard, Christopher Hookway, Desmond M. Clarke, Gisela Striker, John Turri, Markos Valaris, Melissa McBay Merritt, Nicholas D. Smith, P. J. E. Kail, Paul Snowdon, Ram Neta, Robert Bolton ve Stephen Hetherington.

  • Künye: Kolektif – Epistemoloji, derleyen: Stephen Hetherington, çeviren: Burak Çakır, Cengiz Çakmak, Engin Delice, Filiz Didem Çoban, Halil Rahman Açar ve Hüseyin Deniz Özcan, Fol Kitap, felsefe, 356 sayfa, 2020

David Sloan Wilson – Darwin’in Katedrali (2020)

 

Din, insanoğlunun evriminde nasıl bir paya sahip?

Modern zamanların en büyük entelektüel savaşlarından birinin evrim ve din arasında olduğu açıktır.

David Sloan Wilson’a göre ise, insanlığın küresel egemenliğine yükselişini açıklamada din çok önemli bir paya sahiptir.

Hem evrimsel biyoloji hem de sosyal teoriden yararlanan Wilson, dinin ve ahlakın, bütün kurumsal, duygusal ve kuralcı tuzaklarıyla birlikte, bir tür mega-adaptasyon olarak yer aldığını savunuyor.

Başka bir deyişle ahlakı ve dini, insan topluluklarının tek bir birim olarak işlev görmesini sağlayan biyolojik ve kültürel olarak evrimleşmiş adaptasyonlar olarak düşünebiliriz.

Tarihten kimi örneklere başvurarak evrimsel bir din teorisi öneren yazar, dinlerin, insanların tek başlarına yapamayacaklarını toplu eylemler aracılığıyla yapabilmelerine olanak sağladığını belirtiyor.

‘Darwin’in Katedrali’, bizi, dinsel inancı insan evriminde çok önemli bir faktör olarak görmeye davet ederek evrim, din ve toplum arasındaki ilişkilere farklı bir gözle bakmamızı olanak sağlayacak türden bir çalışma.

  • Künye: David Sloan Wilson – Darwin’in Katedrali: Evrim, Din ve Toplumun Doğası, çeviren: Leyla Edri, Heretik Yayıncılık, inceleme, 384 sayfa, 2020

Meri Çevik Simyonidis – Unutulmaz Hayatların Reçeteleri (2020)

İstanbul mutfağının böylesi zengin oluşunda, Rum lezzetlerinin büyük payı vardır.

Meri Çevik Simyonidis’in bu harikulade eseri de, müziğin hiç dinmediği meyhanelerden, mis kokulu pastanelere, şekerlemecilerden çikolata fabrikalarına, bu lezzetlerin izini sürüyor.

Bizi, İstanbul’un o eski güzel günlerinde yolculuğa çıkaran ‘Unutulmaz Hayatların Reçeteleri’, İnci Pastaneleri, Elit Çikolata, Todori Meyhanesi ve Neşe Taverna gibi, İstanbul’un geçmişi ve kültürel tarihinde silinmez izler bırakmış pek çok mekânın işletmecileriyle yapılan söyleşiler barındırıyor.

Bu söyleşiler de, özel yemek tarifleri, altın değerinde tavsiyeler ve Rum ustaların hayat hikâyelerinden çarpıcı detaylarla zenginleşmiş.

  • Künye: Meri Çevik Simyonidis – Unutulmaz Hayatların Reçeteleri, İnkılap Kitabevi, yemek, 344 sayfa, 2020

Petır Mateev – Osmanlı Topraklarından Anılar (2020)

1850 Kazan doğumlu Petır Mateev, kabına sığmayan bir karaktere sahipti.

Maceracı ruhuna söz geçiremeyen bu Bulgar delikanlı, yabancı yerler keşfetme hayaliyle adeta yanıp tutuştuğu bir sırada İstanbul’dan atla bütün Anadolu’yu kat ederek Bağdat’a ulaşmayı hedefleyen bir İngiliz asilzade kadına refakat edecek ve badireli bir yolculuk gerçekleştirecektir.

Bu da onu kesmez.

Bu yolculuktan döner dönmez, bu sefer de, Hitit, Asur ve Babil medeniyeti uzmanı İngiliz arkeolog Dr. George Smith’e, British Müzesi adına yapacağı arkeolojik kazılarda asistanlık yapmaya başlar ve 1876 yılında dünyaca ünlü bu eksantrik arkeologla bütün Yakındoğu coğrafyasını dolaşır.

Tehlikeli salgın hastalıklar arasında ve ağır karantina şartlarında geçen bu hummalı çalışmadan önemli bilimsel sonuçlar elde edilir.

İstanbul’daki ilk Türk posta-telgraf idaresinde de görev yapan Mateev, daha sonra Şarki Rumeli Valisi Aleko Paşa’nın kançılaryasında hususi kâtipliğe getirilecektir.

İşte Mateev’in anılarından oluşan bu güzide eser, 19. yüzyıl İstanbul’unun Protestan ve Anglosakson ortamında yoğrulan bu sıra dışı Bulgar’ın 93 yıllık çalkantılı hayat serüveninin yansıması niteliğinde.

Hatırat, Osmanlı’da yabancı okullar, misyonerlik faaliyetleri, yerleşimleriyle ve yok olmaya yüz tutmuş halklarıyla 1870’lerin Anadolu coğrafyası, Hitit, Asur, Babil ve Sümer medeniyetini kapsayan arkeolojik çalışmalar, posta-telgraf idaresi, imparatorlukta önemli mevkilere yükselen Bulgar asıllı Bogoridi sülalesi, Osmanlı-Bulgar diplomatik ilişkileri, bazı spor dallarının başlangıcı ve birçok başkaca konu hakkında eşsiz bir tanıklık.

  • Künye: Petır Mateev – Osmanlı Topraklarından Anılar: 1861-1904, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, anı, 114 sayfa, 2020

Tuna Akçay – Roma Dünyasında Ölüm (2020)

“Ağır gelir ölüm

neredeyse tanıdık olup da herkese

kendini tanımadan ölene.”

Romalı filozof Seneca, ‘Thyestes’te böyle demişti.

Tuna Akçay ise bu özgün incelemesinde, Roma dünyasında ölümün nasıl algılandığını, sosyal yaşama nasıl yansıdığını irdeliyor.

Akçay, birçok görsel malzemeyle de zenginleşen anlatısında, ölümün Romalılara göre nasıl bir olgu olduğunu, yaşayanlarla ölümün ve ölülerin ilişkisinin ne şekilde kurulduğunu ve bu girift ilişkinin hangi ritüellerle somutlaştırıldığını ortaya koyuyor.

Kitabı, Roma arkeolojisi, Roma dini, pagan inançları, Roma mezarları ve ölü kültüyle ilgilenenlere hitap ettiği kadar arkeoloji, dinler tarihi ve eski çağ tarihi alanlarına da dâhil edilebilecek önemli bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Tuna Akçay – Roma Dünyasında Ölüm: Mezarlar, Ritüeller ve Öteki Dünya, Selenge Yayınları, tarih, 128 sayfa, 2020

Jeremy Bretcher – İklim Direnişi (2020)

Dünyayı yöneten hükümetler, ortak mirasımız olan dünyanın sahibi olduklarını da zannediyor.

Jeremy Bretcher, lacivert takım elbiseli adamlarını ve döpiyes giymiş kadınlarını, çantalarında kalın dosyalarla Birleşmiş Milletler iklim konferanslarına göndererek taahhütlerden muaf tutulmayı dilenen devletlerin pisliklerini ve dalaverelerini bir bir ortaya döküyor.

Bretcher bütün bunların karşısına da, yaşam savunucularının okyanus ortasındaki ada devletlerinden Avrupa’nın küçük şehirlerine, Amerika kıtasının dört bir yanından Asya bozkırlarına ve güneşin doğduğu ülke Japonya’ya kadar uzanan görkemli direnişlerinden örnekleri koyuyor.

‘İklim Direnişi’ni, bu dünyanın gerçek sahiplerini; insanı, ağaçları ve bütün yaşayan canlıları ile hepsini, bir tekini bile dışarıda bırakmayan yaşam savunucusu herkesin muhakkak okuması gerekiyor.

  • Künye: Jeremy Bretcher – İklim Direnişi: Bir Hayatta Kalma Stratejisi, çeviren: Dilara Kılıç, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 168 sayfa, 2020

Robert Bohn – Korsanlar (2020)

Korsanlar, denizlerin kahramanları olarak efsane haline gelmiştir.

Oysa biliyoruz ki, korsanlık tarihi yağma, sefalet ve umutsuzluk, kanlı zulümler ve acımasız cezalardan oluşan bir vahşet ve cinayet zinciridir.

Tıpkı kapitalizmin tarihinde olduğu gibi…

Ortaçağ ve Modern Çağ tarihi profesörü Robert Bohn, kısa fakat etkileyici bir korsanlık tarihi çalışmasıyla karşımızda.

Kitap, korsanlığın ortaya çıkışından başlayarak korsanlığın yükselişe geçtiği 16. yüzyıla ve oradan da altın çağını yaşadığı 18. yüzyıla ve korsanlığın tarihte ne gibi etkiler yarattığına kadar uzanıyor.

Çalışmanın önemli bir katkısı da, korsanlığın modern ekonomide ne gibi dönüşümler yarattığını ortaya koyması.

Bohn, korsanlığın, devletlerin çıkarlarıyla nasıl ilişki içinde olduğunu açıklıyor ve kadınların dahi katıldığı bu acımasız toplulukların hayatlarından ilgi çekici ayrıntılar paylaşıyor.

  • Künye: Robert Bohn – Korsanlar: Modern Ekonominin Öteki Yüzü, çeviren: Simge Hançer, Runik Kitap, 124 sayfa, 2020