E. Erman Rutli ve Arslan Topakkaya – Kant’tan Hegel’e Alman İdealizmi (2021)

Alman idealizmi gibi girift bir konuya adım atmak istiyorsanız, bu çalışma bunun için iyi fırsat.

Erman Rutli ve Arslan Topakkaya, felsefe tarihinin bu en büyük düşünce sistemi üzerine kapsamlı bir kılavuzla karşımızda.

Schelling bir mektubunda Hegel’e ‘büyük Kant’ hakkında şöyle diyordu: “Kant bize sonuçları verdi, ancak öncüller hâlâ eksik.”

Bu çalışma, bu öncülleri arayış çabasının felsefe tarihinin gördüğü en büyük düşünce sistemlerinden birinin ortaya çıkmasına nasıl yol açtığını gösteriyor.

Kitap, Alman İdealizmine filozoflar, kavramlar ve temel tartışmalar üzerinden giriş yapıyor.

Alman İdealizminin kökeni olarak Kant felsefesi; Kant sonrası felsefenin en önemli isimleri Jacobi, Reinhold, Schulze, Maimon felsefelerinin anlamı; Fichte’nin diyalektik ve mülkiyet anlayışı, Schelling’in özdeşlik ve doğa felsefesi, Hegel’in bilinç, devlet ve din felsefesi kitapta ele alınan kimi konular.

  • Künye: E. Erman Rutli ve Arslan Topakkaya – Kant’tan Hegel’e Alman İdealizmi, Fol Kitap, felsefe, 416 sayfa, 2021

Martin W. Lewis ve Kären E. Wigen – Kıtalar Miti (2021)

Gündelik hayatta, dünyayı algılama biçimimizi yöneten ne çok kalıp kullanıyoruz.

Doğu, Batı, Asya, Avrupa ya da Üçüncü Dünya…

‘Kıtalar Miti’ adlı bu şahane kitap da, işte bu temel coğrafi ayrımları incelemesi ve coğrafi kavramları sorgulamasıyla dünyayı algılayışımıza dair yeni bir perspektif öneriyor.

Martin Lewis ve Kären Wigen imzalı çalışma, “Neresi Kuzey, neresi Güney?”, “Avrupa bir kıta sayılır mı?”, “Asya nerede başlar?”, “Dünyayı neden bu şekilde ayırıyoruz?” gibi ilgi çekici sorulara yanıt arıyor ve bu konudaki önyargılarımızı yerle bir ediyor.

Yazarlar bunu yaparken de, tarih, sosyoloji, antropoloji, ekonomi, siyaset bilimi ve doğa tarihi çalışmaları gibi farklı disiplinlerden yararlanıyor.

  • Künye: Martin W. Lewis ve Kären E. Wigen – Kıtalar Miti: Metacoğrafyanın Eleştirisi, çeviren: Emre Dikici, Monografi Yayınları, coğrafya, 384 sayfa, 2021

Michel Foucault – Kliniğin Doğuşu (2021)

Tıbbın amacı hastalığa çare bulmak değil, hastayı sağlıklı tutmaktır.

Michel Foucault, 18. yüzyıldan itibaren yerleşmeye başlayan bu geleneğin özne ve öznelliği nasıl adım adım bertaraf ettiğini gözler önüne seriyor.

Foucault bu kitabında 18. yüzyılda başlayan bir devrimi ele alıyor: Tıbbın amacı artık hastalığa çare bulmak değil, hastayı sağlıklı tutmaktır.

Galen’den o devre dek gelmiş süreklilikler yeni çağın eşiğinde ufalanıp, yeni bir düzene yer açar.

Fransız Devrimi’yle hız kazanan bu dönüşüm hastalıktan ne anlaşıldığını, semptomların nasıl okunacağını ve en önemlisi de yaşamla ölümün farkını yeniden şekillendirdi.

Doktorun gözünün gördükleri öne çıkmaya başlar; modernler bu yeni klinik bakışı patolojik anatomiyle bir araya getirerek yaşamı yeni gözlerle görmeye başlar.

Foucault’nun hocası Canguilhem’i takiple kaleme aldığı bu kavram tarihi çalışmasıyla insanın hakikatinin dönüşümüne ışık tutuyor.

  • Künye: Michel Foucault – Kliniğin Doğuşu: Tıbbi Bakışın Arkeolojisi, çeviren: İnci Uysal, Dergah Yayınları, antropoloji, 279 sayfa, 2021

Claude Romano – Zamansal Macera (2021)

Hadise/vak’a, bilhassa Nietzsche’den itibaren çağdaş felsefenin asli bir konusu haline geldi.

Hadiseyi fenomenolojinin içinde hermeneutik bir bakış açısıyla ele alan Claude Romano, hadisenin ışığında dünya, zaman, öznellik ve varoluşu yeni bir yorumla anlamaya girişiyor.

Bu çalışma, 20. yüzyıla kadar felsefe tarihinde çok da önemsenmeyen, kenarda bırakılan hadise meselesine derin bir yaklaşım sunuyor.

Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, âniden başa gelen, vukuundan sonra farkına vardığımız, öznelliğin tahakküm edemediği, bizi sarsan ve dünyamızı yeni baştan kuran hadiseler; yani vak’a.

Geçmişte genellikle nesne veya olgu kategorilerinde düşünülmüş ve bu şekilde kendilerine özgü fenomenlikleri yok sayıldı.

Son yüzyılda Nietzsche ile başlayarak birçok düşünürün elinde çağdaş felsefenin asli bir konusu haline gelen hadise, ayrıca tarih ve antropoloji gibi beşerî bilimlerin de temel mevzularından birisi oldu.

Romano’nun eserleriyle fenomenolojinin merkezinde de önemli bir yer tutmaya başladı.

Hadiseyi fenomenolojinin içinde hermeneutik bir bakış açısıyla ele alan Romano, hadisenin ışığında dünya, zaman, öznellik ve varoluşu yeni bir biçimde anlamaya girişiyor.

Hadisenin tecrübesinin Husserl ve Heidegger’in çizdiği fenomenoloji içinde anlaşılamayacağından yola çıkarak fenomenolojiyi transendental çerçeveden uzaklaştırıp fenomenolojinin içinde “betimsel realizm” dediği bir yere varıyor.

“Fenomenoloji transendental perspektifi terk ettiği takdirde neye dönüşebilir?” sorusunun peşinden giden kitaptaki üç makalenin ilk ikisi Romano’nun hadise kitaplarının birer özeti niteliğindeyken, son makale daha güncel bir eserindeki düşüncesini yansıtıyor.

Kitabın son kısmında Romano’yla bu çeviri için yapılmış bir söyleşi yer alıyor.

Ayrıca, “Sunuş” yazısıyla Cemal Kafadar hadiseye dair zihin açıcı ve özgün bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Çağdaş Fransız düşüncesinin önemli bir sesi olan Romano kaleme aldığı ondan fazla kitabından dolayı 2020 yılında Felsefe Büyük Ödülüne (Académie française Grand prix de philosophie) layık görüldü.

  • Künye: Claude Romano – Zamansal Macera: Hadisevi Hermeneutiği Tanıtan Üç Makale, çeviren: Kadir Filiz, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2021

Alfred William Benn – Erken Yunan Felsefesi (2021)

Bu kitap, Antik dönem felsefi düşüncesinin gelişimini merak eden okurlar için iyi bir giriş.

Alfred William Benn, Thales’ten Sokrates’e, erken Yunan felsefesinin sağlam bir fotoğrafını çekiyor.

Benn, Antik çağdaki Batı Anadolu bilgelerinden başlayarak, Doğa düşünürlerinin, Sofistlerin ve Sokrates’in çalışmalarının ana hatlarını veriyor.

Çalışma, Antik dönem felsefi düşüncesini teknik olmayan yalın bir dille sunmasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

Miletli filozoflar Anaksimandros ve Anaksimenes’in arkhe anlayışları, Pythagoras Okulunda matematik ve doğa ilişkisi, Herakleitos’un ateş, akış ve logos öğretisi, Parmenides’in varlık anlayışı bu kitapta ele alınan bazı konular.

Thales’ten Sokrates’e erken Yunan felsefesi öğretilerine giriş yapmak isteyen okur için bu kitap kılavuz niteliğinde.

  • Künye: Alfred William Benn – Erken Yunan Felsefesi, çeviren: Engin Delice, Fol Kitap, felsefe, 112 sayfa, 2021

Joel Andreas – Haklarını Yitirenler (2021)

Mao döneminde işçiler, iş güvenceli kadrolu güvenceli işlere sahipti, hatta çalıştıkları fabrikalarda pay sahibiydi.

Bugünse Çin, dünyanın en büyük emek sömürücülerinden biridir.

Joel Andreas’ın bu özgün çalışması, dünya çapındaki en uzun süreli endüstriyel yurttaşlık deneyiminin yükseliş ve düşüşünü kayıt altına alıyor.

1949’da iktidarı ele geçiren Çin Komünist Partisi sınıfsal eşitlik sağlamak amacıyla iktisadi, kültürel ve siyasal sermayeyi hedef alan bir dizi kampanya başlattı ve 1949 devrimini takip eden onyıllarda, Çinli işçiler iş güvenceli kadrolu çalışma ve fabrikalarda meşru paydaşlık anlamına gelen bir “endüstriyel yurttaşlık” elde ettiler.

1990’ların ortalarından itibaren sürekli kadrolu çalışma sisteminden büyük ölçüde esnek, güvencesiz çalışmaya dayalı bir sisteme geçilmesiyle birlikte, Çin’de endüstriyel yurttaşlık radikal bir değişime uğradı.

Bu komünist projenin başarısızlığının sebeplerini anlamak için nüfusun yönetildiği temel mekân olan işyerindeki hiyerarşik yapılara odaklanan ve araştırmasını o dönemde fabrikalarda çalışmış kişilerle yaptığı görüşmelere dayandıran Andreas, dünya çapındaki en uzun süreli endüstriyel yurttaşlık deneyiminin yükseliş ve düşüşünü kayıt altına alıyor.

Bunun Çin Komünist Partisi açısından ne anlama geldiğini, işçiler arasında nasıl yankı bulduğunu, Maocu dönem boyunca ne yönde gelişim gösterdiğini ve 1990’lardaki yapısal reformun işçilerin yoğun muhalefetine rağmen hangi yollardan uygulandığını belgeleriyle ve tanıklıklarla ortaya koyuyor.

‘Haklarını Yitirenler’, Çin’in yirminci yüzyılda giriştiği sosyalist deneylerin tarihine, mirasına ve geleceğine ilgi duyanların okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Joel Andreas – Haklarını Yitirenler: Çin’de Endüstriyel Yurttaşlığın Yükselişi ve Çöküşü, çeviren: Onurcan Ülker, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2021

Ali Kar – Anılar (2021)

Ali Kar bütün hayatını tavizsiz bir sosyalist mücadele yürüterek yaşadı.

Bu kitap da, Kar’ın ziraat teknisyenliğinden Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) yöneticiliğine ve oradan sürgüne uzanan çalkantılı hayatından çarpıcı anılar sunuyor.

Köyden ziraat teknisyenliğine, oradan köy öğretmenliğine, oradan astsubaylığa, oradan maden işçiliğine, oradan temizlik işçiliğine, oradan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) yöneticiliğine…

Sonra Kaçaklık…

Ülke dışı…

Yine işçilik…

Kar, Cem Karaca’nın şarkısındaki “işçisin sen, işçi kal” çağrısına uymuş gibi sanki bütün hayatı boyunca.

Ama o işçi “kalmakla” yetinmedi, nerede olursa olsun boyun eğmez bir işçi olarak kaldı.

Bu çalışma, Nâzım Hikmet’in dizeleriyle “kahreden ve yaratan” bir sınıfın kendi içinden çıkardığı bir işçi önderinin özyaşamöyküsü olarak okunmalı.

  • Künye: Ali Kar – Anılar: Kahreden ve Yaratan ki Onlardır, Gün Zileli ve Can Şafak, Ayrıntı Yayınları, anı, 160 sayfa, 2021

Özgür Öğütcen – Lacancı Başlangıçlar (2021)

Lacancı psikanalizi daha iyi kavramak için çok iyi bir başlangıç.

Özgür Öğütcen, sinemadan sanata, politikadan popüler kültüre pek çok güncel konuya Lacan’ın penceresinden bakıyor.

Yirminci yüzyılın en etkili ve en tartışmalı psikanalistlerinden olan Lacan’ın çalışmalarına gösterilen ilgi son yıllarda büyük artış gösterdi.

Lacan’ın tartışmaya açtığı konular etrafında yazılan tezler, makaleler, kitaplar farklı disiplinleri bir araya getirerek yaşadığımız çağı anlamlandırmaya çalışıyor.

Lacancı psikanalizin Türkiye’deki en saygın uzmanlarından Öğütcen de bu kitabıyla Lacan’ı ve Lacancı psikanalize dair tartışmaları daha anlaşılır kılacak bir okuma öneriyor.

Nuri Bilge Ceylan sinemasından resim sanatına, politikadan seans odasının gizemine, popüler kültürden toplumsal değişime kadar pek çok alana değinen ‘Lacancı Başlangıçlar’, hem psikanalize ilgi duyanlar hem kendine ve dünyaya farklı gözle bakmak isteyenler için nitelikli bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Özgür Öğütcen – Lacancı Başlangıçlar: Klinikten Politikaya Lacancı Psikanaliz, Beyoğlu Kitabevi, psikanaliz, 320 sayfa, 2021

Kolektif – Şiir / Mimarlık (2021)

Bazı mimari yapılar bizi o denli derinden etkiler ki, onlara sanat eseri deriz, hatta şiir gibi deriz.

“Mimarlık bina mıdır?” sorusuna “Hayır, değildir” yanıtını veren bu derleme de, mimarlığı şiir ve eleştiri olarak kavrayan özgün makaleler sunuyor.

Özellikle Rönesans’tan beri, mimarlığın binayla, inşayla ilişkilendirilmesini reddeden ve onu sanat olarak, şiir olarak, hatta felsefe olarak tasavvur edenler olmuş.

Bu retçi görüşler, mimarlığın işleve, faydaya indirgenmesine karşı çıkmışlar.

Onlara göre mimarlık, birtakım ritüellerdir, kutsal ruhlarla efsunlanarak canlanan heykellerdir, kozmik yaratıklara ev sahipliği yapan labirentlerdir, semiyotik mabetlerdir, altın çağın ütopyalarıdır…

Sonsuz bir hayal ve arzu âlemidir.

Dolayısıyla mimarlık, ancak binayı ihlal ederek mimarlık olabilir.

Mimarlığın kökeni bina-olmayandadır.

Bahar Avanoğlu, önce mimarlığı şiir ve eleştiri olarak kavrayan bu geleneğin kapsamlı bir arkeolojisini yapıyor, ardından da onun çağdaş ifadesi olan Unbuilt düşüncesine ilişkin dört metin sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar şöyle: Bahar Avanoğlu, Alberto Pérez-Gómez, Norbert Miller, Raimund Abraham ve Lebbeus Woods.

  • Künye: Kolektif – Şiir / Mimarlık: Binanın İhlali, derleyen ve sunan: Bahar Avanoğlu, çeviren: Akın Terzi ve Elçin Gen, İletişim Yayınları, mimari, 247 sayfa, 2021

Isabel Minhós Martins – Seyahatler ve Kâşifler Atlası (2021)

Tüm zamanların en ünlü doğa bilimcileri, gezginleri ve onların maceraları hakkında görsel bir şölen.

Isabel Minhós Martins’in yazdığı, çizimlerini Bernardo Carvalho’nun yaptığı bu bol ödüllü çalışmayı, çocuklara iyi bir hediye vermek isteyenler özellikle kaçırmamalı.

Haritaların olmadığı bir dünya hayal edebilir miyiz bugün?

Oysa birkaç yüzyıl öncesine kadar dünyanın sınırlarını bilmiyorduk.

Dünyanın birçok bölgesi bir diğeriyle bağlantısız, birbirinden habersizdi.

Sadece diğer bölgelerde var olan türleri ve toprakları değil, aynı zamanda diğer insanları ve kültürleri de tanımıyorduk.

Dünyanın nasıl bir yer olduğunu öğrenmek için yola çıkmamız gerekiyordu: Eşekle, deveyle, gemiyle veya yürüyerek evden çıkıp bilinmeyene doğru yol aldık ve diğer yerlerle ilgili şaşırtıcı yeniliklerle döndük.

Keşişlerin, botanik bilimcilerin, tüccarların, denizcilerin veya ressamların yolculukları dünyayı daha iyi tanımamıza katkı sağladı ve bu sayede diğerlerinin varlığından haberdar olduk.

İşte ‘Seyahatler ve Kâşifler Atlası’nın başkahramanları da, tüm zamanlardan ve yerlerden keşişler, doğa bilimciler, gezginler, konusu ise bu insanların gerçek maceraları.

Piteas, Xuanzang, Giovanni da Pian del Carpini, Marco Polo, İbn Battuta, Bartolomeu Dias, Evliya Çelebi, Jeanne Baret, Joseph Banks, Humboldt, Darwin ve Mary Henrietta Kingsley ile birlikte haydi yola koyulalım!

Kitabın şimdiye kadar pek çok prestijli ödül kazandığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: Isabel Minhós Martins – Seyahatler ve Kâşifler Atlası, resimleyen: Bernardo P. Carvalho, çeviren: Duru Örs, Koç Üniversitesi Yayınları, çocuk, 144 sayfa, 2021