Beno Kuryel – Bilme Arzusu (2021)

Beno Kuryel hocamızın kaleminden aşktan futbola, bilimden teknolojiye, matematik kaygısından bilimsel devrimlere uzanan ufuk açıcı makaleler.

‘Bilme Arzusu’, insanın iç dünyasına ve çevrenin bunun üzerindeki muazzam etkilerine yakından bakmak için iyi fırsat.

Kıskançlık, özgüvenli olma, motive etme, başarılı olma kavramlarını sorgulayan Kuryel, “doğrusal” bir önerme olan “özgüven” yerine, “doğrusal olmayan” bir başka önermeye, başka bir deyişle “farkındalığa”, yer vermeye, matematiğin yüceltilmesinin kültürel arka planına ve matematik kaygısına bakmaya davet ediyor bizi.

Doğa evrenin sonsuz bileşenlerinden yalnızca biridir.

İnsan da doğanın bir bileşenidir.

Uçsuz bucaksız bir varoluşa kafa yormaya çalışırız.

Doğayla ilişkimiz nasıldır?

Doğal mıdır?

Toplumsal mıdır?

Toplumsalın deviniminde yaşarız.

Toplumsallık, bireyi yaratır.

Birey de toplumu yapılandırır.

Toplumla birey arasında karşılıklı bir etkileşim vardır ama simetrik değildir.

İnsanın iç dünyası da benzer örnekler barındırır.

Örneğin en tanıdık duygulardan olan kıskançlık kıskacında yaşanan narsisizm ve eksiklenme duyguları zıt ama simetrik değildir.

Çünkü simetrik olsaydı aralarında çatışma olmazdı.

Asimetrik yapılanma, çatışmayı doğurur.

Bu duygu çatışmasında da mizaç örülür.

Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümünde farklı ders işleyiş teknikleri, bilim ve felsefe üzerine sohbetleri ile öğrencilerin en sevdiği ve merak duyduğu hocalardan biri olmuş, dekanlık yaptığı dönemde Mühendislik Fakültesi’ne dönüşüm getirmiş Beno Kuryel’in çalışması, bu ve bunun gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Matematik ve bilim tarihiyle felsefesi ve de psikanaliz üzerine sayısız seminer vermiş Kurley’in çalışması, aşktan futbola, bilimden teknolojiye, matematik kaygısından bilimsel devrimlere dek yaşamın içerden dışarıya pek çok farklı konularını çizgisel olmayan dinamik bir bakış açısıyla bir araya getirerek okuyucuya sonsuzluğun, farkındalığın ve bilme arzusunun kapılarını aralıyor.

Künye: Beno Kuryel – Bilme Arzusu, Doruk Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2021

Giambattista Vico – Yeni Bilim (2021)

Giambattista Vico’nun Batı düşüncesini derinden etkilemiş görkemli yapıtı ‘Yeni Bilim’, artık Türkçede.

İtalyan filozof, hukukçu, filolog, tarihçi ve retorik ustası Vico, modern tarih, sosyoloji ve antropoloji felsefesine yön vermiş ‘Yeni Bilim’ adlı eseriyle geniş bir okur kesiminin, filozofların, entelektüellerin ve şairlerin doğrudan ilham kaynağıdır.

Romantik tarihçi Jules Michelet, birçokları gibi “Vico’dan doğdum” der.

Ernst Cassirer, Vico’yu mitin ve mitolojinin gerçek kâşifi ilân eder.

James Joyce, başkalarında bulamadığı hayal dünyasını Vico’da bulur.

Wilhelm Dilthey için ‘Yeni Bilim’, modern düşüncenin en büyük başarılarındandır.

İktisatçı Joseph Schumpeter, Vico’yu “sosyal bilimler alanındaki en büyük düşünürlerden biri” olarak kaydeder.

Romantikler, Goethe, Herder ve Hamann ‘Yeni Bilim’i okurlar.

Coleridge, Vico’nun fikirlerini yayan ilk İngilizdir.

Marx, Vico’yu ‘Kapital’de tartışır.

Batı’da modern tarih felsefesinin tahtına ilk Vico çıkar.

Böylelikle o, kültür felsefesi ve mitoloji felsefesinin kurucusu sayılır.

Onun fikirleri pragmatizm, tarihselcilik, varoluşçuluk ve yapısalcılık gibi birçok düşünce hareketine öncülük etmiştir.

Vico, Tanrının yarattığı tabiatın yanında insanın kendi yarattığı dünya olan toplum ve kültür dünyasının nasıl bir yöntemle incelenmesi gerektiği üzerine düşünmüştür.

Vico’nun tutkuyla yaşamını adadığı bu eseri insanlığın karanlık dönemlerini ve barbarlık zamanlarını ayrıntısıyla anlatıyor; kitabın geniş bir bölümünde dil, şiir, estetik, hukuk, eğitim, politika, metafizik ve sivil hayata geçişin tüm ışıltısını tarihin geriye dönüş yasalarıyla birlikte sunuyor.

  • Künye: Giambattista Vico – Yeni Bilim, çeviren: Sema Önal, Doğu Batı Yayınları, bilim, 642 sayfa, 2021

Claus-Steffen Mahnkopf – Orgazmın Felsefesi (2021)

Orgazm, yaşamın ve ölümün eşleştiği andır.

Claus-Steffen Mahnkopf, politik açılımları da olan bu çalışmasında, okurunu mutluluk, özgür bir toplum ve daha iyi bir toplum üzerine düşünmeye davet ediyor.

Orgazm basit bir mesele değildir.

Biyolojik ve kültürel, bedensel ve ruhsal, duygusal ve inanılmaz derecede semboliktir.

Kadına ve erkeğe özgü olmasının yanı sıra derin bir şekilde insanidir.

Mahnkopf, orgazmın felsefi derinliklerine inerken sanatı, bilimi, edebiyatı, filmi, müziği, entelektüel söylemi günlük deneyimle; politik olanı ise tutkulu ve tatmin edici bir mutluluk ütopyasıyla birleştiriyor.

‘Orgazmın Felsefesi’ mutluluk, özgür bir toplum ve iyi yaşam üzerine düşünmek isteyenler için kapsamlı bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Kendine gelmenin, en geniş kapsamıyla kendini duyumsamanın, beden, ruh ve tin arasındaki uyumlanmanın mekânı ve zamanıdır en güzel an. Yaşamın ve ölümün eşleştiği yerdir. Kişinin kendi cinsiyetliliğinin, yaratıklığın, hayvanlığın ve dolayısıyla canlılığın derin ifadesidir. Ayrıca evrimsel bir vazifenin ifa edilişi şeklinde tezahür eden ve bütün dünyayı ilgilendiren bir işlevdir.”

Künye: Claus-Steffen Mahnkopf – Orgazmın Felsefesi, çeviren: Behlül Çalışkan, Tellekt Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2021

Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (2021)

Modern mimarlık ve şehircilik tarihi üzerine, tam 784 sayfalık muazzam bir çalışma.

Michel Ragon, iki yüzyıllık zaman diliminde, modern şehirciliğin geçirdiği dönüşümler üzerine kapsamlı bir analiz sunuyor.

On üç yıllık bir çalışmanın ürünü olan ‘Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi (1800-1991)’, tarih, teknoloji, sosyoloji ve estetik gibi alanların iç içe girdiği çetrefil bir konuda, yaklaşık iki asırlık bir zaman dilimini kuşatan başarılı bir sentez sunuyor.

Ragon, sanayi devrimi öncesinde bir düzenleme sanatı olan şehirciliğin geçirdiği dönüşümleri, şehirli işçi sınıfının doğuşu ve konut sorunlarını ele alıyor, bunun yanı sıra modern şehirciliğin, sanayi uygarlığıyla birlikte gelen büyüme krizine bir çözüm üretme çabası içerisinde nasıl şekillendiğini anlatıyor.

Mimarlık ile şehirciliğin birbirinden ayrılamayacağı anlayışıyla kaleme alınan kitapta, metal, betonarme gibi yeni yapı malzemelerinin kullanımıyla ortaya çıkan yeni estetik ve mimari yöntemler; Walter Gropius, Mies van der Rohe, Le Corbusier gibi kuramcı mimarlar; Bauhaus, işlevselcilik ve uluslararası üslup gibi akımlar proje ve icraatlarıyla birlikte ele alınıyor.

Kronolojik tablolarla, fotoğraflarla ve çizimlerle zenginleştirilmiş eserde Barselona, Moskova, Viyana, Chicago, Paris ve Brasilia’ya gibi şehirlerdeki mimarlık ve şehircilik serüvenlerini, başarıları ve başarısızlıklarıyla birlikte gözler önüne seriliyor.

  • Künye: Michel Ragon – Modern Mimarlık ve Şehircilik Tarihi, çeviren: Murat Çeyişakar, Kabalcı Yayınları, mimari, 784 sayfa, 2021

Patrick Wilcken – Claude Lévi-Strauss (2021)

Yirminci yüzyılın en büyük antropologlarından olan Claude Lévi-Strauss hakkında enfes bir biyografi.

Patrick Wilcken’in biyografik eserinde, seyahat etmekten ve kâşiflerden nefret eden Lévi-Strauss’un Amazon’un en ücra noktalarındaki saha çalışmasından Nazi işgalindeki Fransa’da bir Yahudi olarak yaşamanın zorluklarına, savaş dönemi New York’unda bir mülteci olmaktan 1940’ların sonunda Paris’e dönüp Jean-Paul Sarte’la çatışmasına ve Lacan’dan Foucault’ya pek çok düşünürü derinden etkilediği hayatını takip ediyor.

İlkel kabilelerin dünyasının hızla yok olduğu zamanlarda, Lévi-Strauss yalnızca Brezilya’da 90 kabile ve 15 dille karşılaşıyor.

Modern bir monokültür egemenliğinden endişelenen Lévi-Strauss, insanlığın “kendi mirasını unutmasına ya da yok etmesine” izin vermeyip, geride bıraktığı eserlerle kültürel çeşitliliğin insan topluluklarını birbirinden yalıtan değil, birleştiren ilişkilerini gösteriyor.

  • Künye: Patrick Wilcken – Claude Lévi-Strauss: Laboratuvarda Bir Yaşam, çeviren: Ali Atakay, Alfa Yayınları, biyografi, 472 sayfa, 2021

David Wells – Matematik ve Oyun (2021)

Matematik bilmeceleri ve problemlerine ilgi duyanların severek okuyacağı bir çalışma.

David Wells, matematik ve oyunlar arasındaki büyüleyici bağları gözler önüne seriyor.

Oyunların ve bilmecelerin çekiciliği zamansızdır ve her yerde sevilirler.

Özgün çalışmasında Wells, oyunlar ve matematiğin büyüleyici bağlarını ortaya çıkarırken, matematiğin tekdüze hesap yapmaktan ötesi, hayal gücü, içgörü ve kavrayış olduğunu kanıtlıyor.

Kitabın ilk kısmı oyunları tanıtıyor, bilmecelerden matematik oyunlarına, satrançta at hamlelerine değin konulara giriyor.

İkinci kısımda ise oyun oynarken bilimsel sorgulama, taktikler, strateji ve keskin bir gözlemle matematikçinin nasıl düşündüğünü inceliyor.

Yazar oyunsu özelliklerin insan davranışlarında yaygın şekilde bulunduğunu düşünüyor.

Matematiğin buradaki rolünü aydınlatırken bu olgunun nedenlerini anlatmak için de matematikten yararlanıyor.

Düşünceleri harekete geçiren bu kitap, matematiğe ve onun gizli güzelliğine tutkun herkes için harika bir okuma, lise matematik temeli kitabı kavramak için yeterli, bilmeceler ve oyunlar da lise çağına gelenler ve sonrası için uygun.

  • Künye: David Wells – Matematik ve Oyun, çeviren: Selin Yılmaz, Doruk Yayınları, bilim, 336 sayfa, 2021

Franco Moretti – Uzak Okuma (2021)

Bu çağın edebiyat eleştirisi, metni derinlemesine kavramayı amaçlayan yakın okumaya dayalıdır.

Franco Moretti ise, bu kitapta geliştirdiği “uzak okuma” yöntemi ile edebiyatı anlamanın ve okumanın özgün bir yöntemini sunuyor.

Yirminci yüzyılın edebiyat eleştirisi, metni derinlemesine kavramaya yarayan anlam katmanlarını ortaya çıkarmaya odaklanan, dolayısıyla metindeki merkezî temanın belirlenmesi ve olay örgüsündeki gelişmelerin analizi yoluyla kapsamlı sonuçlara ulaşmayı hedefleyen yakın okumaydı.

Bu anlamda yakın okuma; bireylerin, olayların, fikirlerin gelişimlerinin, etkileşimlerinin; metin yapısının, üslubunun ve argüman modellerinin analizini içeriyordu.

Yakın okumanın edebiyatın gerçek kapsamını ve doğasını ortaya çıkaramayacağının altını çizen Franco Moretti, verdiği bir örnekte, 19. yüzyıl Britanya romanlarına ilişkin bir yakın okumanın, yayınlanan tüm romanların yalnızca %5’ine ulaşılabileceği için dönemin edebiyat kavrayışı hakkında hiçbir şey söylemeyeceğini vurguluyor.

Moretti’ye göre okuma stratejisinin değişme zamanı gelmiştir: Edebiyatı anlamak için okumayı bırakmamız gerekir!

Moretti, 2000 yılında kaleme aldığı “Dünya Edebiyatı Üzerine Mütalaalar” başlıklı makalesinde geliştirdiği uzak okuma kavramıyla, veri analizini öne çıkarıyor.

Moretti’ye göre kolektif bir sistem olarak edebiyatta anlam; iletişim ağları, edebi yapıların sınıflandırılması, z-puanları, temel bileşen analizi, kümelenme katsayısı, ağ kuramı ve olay örgüsü analizi ile niceliksel bir bütünlük olarak kavranmalıdır.

Moretti, edebiyatı analiz etmenin alışılmadık bir yolunu önerdiği ‘Uzak Okuma’ ile edebiyatı veri olarak kabul ederek geleneğe meydan okuyor.

  • Künye: Franco Moretti – Uzak Okuma, çeviren: Onur Gayretli, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2021

Bahanur Garan Gökşen – Geç Osmanlı Dönemi Romanlarında Şair ve Şiir (2021)

Kimisi melankolik, kimisi romantik, kimisi rind-meşrep…

Bahanur Garan Gökşen’in bu çalışması, geç Osmanlı dönemi romanlarında şairlerin ve şiirin kendine nasıl yer bulduğunu inceliyor.

Şairlerin karakterleri, hayat tarzları, hayal dünyaları her daim ilgi çekti, bu yüzden de şimdiye kadar pek çok araştırmaya konu oldu.

Şairler, sadece inceleme ve araştırma kitaplarında değil; roman, hikâye gibi kurmaca eserlerde de kendisine yer edindi.

İşte bu çalışma, şaire ve şiire odaklanan romanlar üzerine usta işi bir inceleme.

Geç Osmanlı dönemi romanlarının tüm şair kahramanları, melankolik ya da vatanperver şairler, rind-meşrep şairler ya da geleneğe sadık Divan şairleri ve hatta romantiklerin başarısız taklitçileri, yani müteşairler bu kitapta karşımıza çıkıyor.

Şairlerin şiiri nasıl tanımladığı, Divan, Halk ve Batı şiirine yaklaşımları, dönemlerinin poetik meseleleri, şiirlerini söyleme sancıları, bu zorlu merhalelerin delilik ve narsisizmle olan yakınlığı, bu kitapta ele alınan konular arasında.

Gökşen’in bu çalışması, Tanzimat romanı ‘Cezmi’den Cumhuriyet’in ilk yılında yayımlanan ‘Karanfil ve Yasemin’ ile ‘Zâniyeler’e kadar çeşitli romanlardaki şair izlerinin peşine düşüyor.

  • Künye: Bahanur Garan Gökşen – Geç Osmanlı Dönemi Romanlarında Şair ve Şiir, Vakıfbank Kültür Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021

Ricardo Porro – Mimarlıkta İçeriğin Beş Görünümü (2021)

Hem mimarlığı hem de hocalığıyla dünya çapında nam salmış Ricardo Porro’nun mimari anlayışını yansıtan çok önemli bir çalışma.

Porro’ya göre mimarlık bir sanattır ve içerik ile biçim ayrılmazdır.

Fidel Castro’nun mimarlığını da yapmış, Küba asıllı Fransız mimar Porro, belirli bir kalıba sokulamayan bir mimari üretim gerçekleştirmekle kalmamış, hem hocalığı hem de güçlü entelektüel formasyonuyla geçen yüzyılın sonunda kalıcı bir iz bırakmıştı.

Porro’nun düşüncelerini yansıtan bu kitap, çalışmalarını bir araya getiren bir sergi dolayısıyla, 1993’te Fransızca yayımlanmış.

Gerek eğitimci gerekse de tasarımcı olarak Porro için ‘içerik’ kavramı birincil önemdedir.

Porro için, mimarlığın bir sanat olduğu ve sanatın biçim ile içeriğin ayrılmaz birlikteliğinden oluştuğu bir ön kabuldür.

İşte, Porro’nun, ‘Mimarlıkta İçeriğin Beş Görünümü’ başlıklı kitabı, bu ana paradigmaya dayanır.

Mimarlık, içinde yaşanılan mekânlara dönüşen kültürdür.

Kültür ise insanı çevreleyen, onun yaşam alanını oluşturan her şeydir.

Bununla ifade edilen sadece insanın çevresi değil, çevresi ile etkileşim halindeki insanın, doğuştan gelen özellikleriyle de biçim kazanan iç dünyasıdır.

Burada simgeler ön plana çıkar.

Porro’ya göre, yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren, akademizme ve türlü şekilci yaklaşımlara, rasyonalizmin yaşam makinelerine, merkantilizmin çıkar temelli hedeflerine odaklı, uluslararasılaşmış bir modern mimarlık anlayışı kentlerimizin manzarasını çölleştirmiş, ruhu olmayan, yaşantısı olmayan yapılarla dünyayı doldurmuş ve bir kültür varlığı olarak insanı ihmal etmiştir.

Kentleri çölleştirenler kendi iç dünyalarını da çölleştirmiş ve kurutmuşlardır.

Porro bir mimar olarak mekânlarına şiirselliğin onurunu kazandırmayı hedeflemişti. Mimarlıktan ne anladığını ve mimari tasara nasıl yaklaştığını anlatan bu kitap geçmişin olduğu kadar günümüzün mimarlığı için de önemli bir bakış açısı, bir yöntem öneriyor.

  • Künye: Ricardo Porro – Mimarlıkta İçeriğin Beş Görünümü, çeviren: Orhun Alkan, Arketon Yayıncılık, mimari, 140 sayfa, 2021

Brian Fagan ve Nadia Durrani – Yatakta Neler Yaptık? (2021)

Yatağın zengin sosyal tarihi üzerine keyifle okunacak bir kitap.

Brian Fagan ve Nadia Durrani, yatağın zaman içindeki sonsuz çeşitliliğini gözler önüne seriyor.

On dördüncü Louis, Fransa’yı yatak odasından idare etti.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Winston Churchill, İngiltere’yi yatağından yönetti.

Yolcular, yolculukları sırasında hiç tanımadıkları yabancılarla birlikte yattı, Sanayi Devrimi öncesi pek çok aile aynı yatağı paylaştı.

Bir zamanlar yataklar pahalı objelerdi ve çoğu zaman gösteriş amaçlıydı.

Örneğin Tutankamon altın bir yatakla birlikte sonsuzluğa göç etti, yahut zengin Yunanlar öbür dünyaya üzerinde yemek yemek için tasarlanan yataklarında gönderildi.

Beri yandan yatak; doğum, ölüm, seks, hikâye anlatımı ve sosyalliğin yanı sıra uyumak için de kullanılıyordu.

Ama kimin kiminle, neden ve nasıl yattığı zamana ve yere bağlı olarak inanılmaz derecede değişiyordu.

Yatak modern çağda özel ve gizli bir alana dönüşünce zengin sosyal tarihi de büyük ölçüde unutulmuş oldu.

Fagan ve Durrani, son 70 bin yılı kapsayan bu çalışmalarında, yatağın zaman içindeki sonsuz çeşitlilikteki rolüne bakıyor.

‘Yatakta Neler Yaptık?’, yatağın çok ilginç ama çoğu zaman unutulmuş geçmişi üzerindeki örtüyü sıyırıyor.

  • Künye: Brian Fagan ve Nadia Durrani – Yatakta Neler Yaptık?: Yatay Bir Tarih, çeviren: Ceren Demirdöğdü, Tellekt Kitap, kültür, 264 sayfa, 2021