Kolektif – Trakus: Türkiye’nin Kuşları (2021)

Türkiye’de bulunan kuş türlerini gerçek fotoğraflarıyla gösteren, her kitaplıkta bulunması gereken bir çalışma.

Bu enfes albümde ülkemizdeki 491 kuş türünün 2800 fotoğrafı yer alıyor.

Eşsiz doğa güzelliği ve canlı çeşitliliğine sahip Türkiye’nin tüm kuş türlerini içerisinde barındıran, metinlerinden görsel malzemesine kadar tümüyle özgün olması açısından “ilk” kuş tanım kitabı niteliğindeki bu kitap, doğa ve kuşlara olan ilgisini geliştirmek isteyenlere rehberlik etmek için hazırlanmış.

7 gram ağırlığı ile Çalıkuşu’ndan 3 metre kanat açıklığına sahip Kara Akbaba’ya, dünyanın en hızlısı Gök Doğan’dan en güçlüsü Kaya Kartalı’na ülkemizde görülen kuş türleri, her türe ait dağılım haritası, tanım bilgisi ve karşılaştırma tablolarıyla bu kitapta yer alıyor.

Bu muazzam çalışma, 2007 yılında, kuş fotoğrafçıları ve kuş gözlemcileri için bir paylaşım platformu olarak kurulan http://www.trakus.org internet sitesi üyelerinin katkılarıyla, 25 kişilik gönüllü bir ekibin yıllarca süren çalışmasıyla tamamlanmış.

  • Künye: Kolektif – Trakus: Türkiye’nin Kuşları, İş Kültür Yayınları, doğal yaşam, 416 sayfa, 2021

Christopher Dell – Okült, Cadılık ve Büyü (2021)

Bir nevi ezoterik bilgiler ansiklopedisi olarak da okunabilecek usta işi bir çalışma.

Christopher Dell, çarpıcı resimler eşliğinde, Yontma taş devrindeki büyü inancından çağımızda yeniden canlanan paganizm ilgisine konuyu geniş bir tarihsel çerçevede irdeliyor.

Tarihin neredeyse bütün şifreli, mistik ve uhrevi yaklaşımların canlı ve sürükleyici bir tarihini sunan çalışma, büyücülük tarihinin önde gelen figürlerini nadir ve az bilinen kaynaklardan alınma yüzlerce resim eşliğinde inceliyor.

Büyü meraklılarının olduğu kadar şüphecilerin de ilgisini çekecek zengin bir ezoterik düşünce kaynağı.

  • Künye: Christopher Dell – Okült, Cadılık ve Büyü: Resimli Tarih, çeviren: Begüm Kovulmaz ve Şeyda Öztürk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 400 sayfa, 2021

Tayfun Kahraman – İstisna Mekân (2021)

Kent çalışmalarında kullanılabilecek yepyeni bir kavramsal alet çantası için bu kitap okunmalı.

Tayfun Kahraman, Carl Schmidt’in olağanüstü hal ve Giorgio Agambem’in istisna hali kavramlarından yola çıkarak sermayenin talan ettiği ortak mülkiyetimiz olan kentleri geri alabilmemizin yolları üzerine düşünüyor.

Egemen olağanüstü hale karar verendir.

Siyasal alanı işgal eden egemen, karar alma yetkisi ile bir yandan hukuka dayanırken bir yandan da olağanüstü hâl tanımı ile onu askıya alıyor ve istisnayı da hukukun içine çekebiliyor.

Sonuçta istisna kural haline gelir ve istisna hükümler üzerinden istisna mekân biçimlendirir.

Kahraman da bu çalışmasında, Schmitt ve Agamben’in tanımları ile kenti istisnalar üzerinden anlamaya çalışıyor ve istisna mekânı kavramsallaştırarak kent çalışmalarında kullanılabilecek yeni bir kavram şeması sunuyor.

Otoriterliğin olanca şiddetiyle hayatlarımızı etkilediği, devletin her alanda kamu yararını değil sermayeyi gözettiği bu dönemde eldeki çalışma felsefe, hukuk ve sosyoloji disiplinlerinden yararlanarak kapsamlı bir kent okuması sunmasıyla önemli.

Çalışma, kent çalışması yapanlar kadar kent savunucularının ve kent meraklılarının da ilgisini çekecek nitelikte.

Künye: Tayfun Kahraman – İstisna Mekân: Hukukun Eşiğindeki Kent, Tekin Yayınevi, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2021

Umberto Eco – Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar (2021)

Bütün kitap âşıklarının, yani bibliyofillerin okuması gereken bir kitap.

Umberto Eco, kitabın ortaya çıkışının hem uygarlığı hem de tek tanrılı dinleri nasıl kökten dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

Kitap dünyasına dışarıdan değil, bu çalışma açısından tam da olması gerektiği gibi bir bibliyofilin gözünden bakan Eco, bibliyofili kitabı seven, ama sadece kitap okumakla yetinmeyen, aynı zamanda ona nesne olarak da sahip olmak isteyen bir kişi olarak tanımlıyor.

Yazar, her zamanki keskinliği, mizahı ve yetkinliğiyle, bibliyofili açısından önemli gördüğü eserleri gözden geçiriyor, anekdotlar anlatıyor, bir değerin izini sürüyor, kısacası bibliyofilinin büyülü dünyası için bize ustaca rehberlik ediyor.

Kitap, zaten bibliyofil olanlar kadar, henüz öyle olduğunu bilmeyen sayısız potansiyel okura seslenmesiyle de özellikle önemli.

  • Künye: Umberto Eco – Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, deneme, 288 sayfa, 2021

Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad – Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (2021)

Türkiye yakın tarihi üzerine her kitaplıkta bulunması gereken 624 sayfalık bir başvuru kitabı.

Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad, Türkiye’de 1945-1971 arasında yaşanmış önemli toplumsal, ekonomik ve siyasi gelişmelerin çetelesini tutuyor.

Yüzlerce dergi, gazete ve kitabı taranarak hazırlanan ‘Türkiye’de Çok Partili Demokrasi Politikanın Açıklamalı Kronolojisi’nde, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 71 Muhtırası’na kadarki 26 yıllık süreçte Türkiye’nin siyasal atmosferinde gerçekleşen olaylar yer alıyor.

Kitapta seçimler, kurulan kabineler, darbeler, idamlar, öğrenci hareketleri, ekonomik sorunlar, grevler, uluslararası politikaların yansımaları, tek tek ve oluş sıralarıyla aktarılıyor.

Bu kronolojide dönemin önde gelen ve sonuçları itibariyle demokrasi tarihimizi kökünden şekillendirmiş, bugüne bile etkisi olan tüm olaylar yer alıyor.

Yakın tarihimizi öğrenmek ve anlamak isteyenlerin kitaplıklarından eksik etmemeleri gereken eşsiz bir başvuru kitabı.

  • Künye: Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad – Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (1945-1971), Kırmızı Kedi Yayınevi, siyaset, 624 sayfa, 2021

Hikmet Kuran – Şehir Hakkı (2021)

Kentler bugün, sermayenin yeniden üretiminin bir aracına dönüştü.

Hikmet Kuran da, Henri Lefebvre’in özgün kent hakkı kavramından yola çıkarak kentlere yeniden sahip çıkmamıza olanak sağlayacak devrimci bir perspektifin olanakları üzerine düşünüyor.

Kapitalist üretim tarzında sermaye-mekân etkileşiminin işleyişine yönelik çarpıcı çözümlemeleri ve isabetli öngörüleri Lefebvre’i özgün bir noktaya taşıdı.

Örneğin şehir ve kent arasında tanımladığı ve çözümlediği ayrım, kapitalizmin kent sorunsalına tüm boyutlarıyla temas eder.

Kullanım değeri ve sahiplenmeye endeksli, belirlenim, tahakküm ve sömürü süreçlerinden bağımsız bir nitelik arz eden ‘şehir’ ile söz konusu süreçlerin küresel ölçekte somutlaştığı ve özgün nitelikleri yok ettiği, tüm unsurlarıyla sermayenin yeniden üretiminin bir aracına dönüşen ‘kent’ arasındaki bu ayrım, bu anlamda dikkat çekicidir.

İşte Lefebvre’in şehir hakkı olarak kavramsallaştırdığı çözüm arayışı, tam da bu ayrım üzerinden somutluk kazanmasıyla çok önemli.

Bu bağlamda şehir hakkı kavramsallaştırması, hem üretim ilişkilerinin ürettiği/yeniden ürettiği ve ekonomik, toplumsal, siyasal ve mekânsal düzlemde gözlemlenen sorunları anlamlandırma hem de bunları ve bir bütün olarak kapitalist üretim ilişkilerini ortadan kaldıracak devrimci dönüşümü formüle etme açısından kilit bir unsur olarak ön plana çıkar.

Kuran da bu çalışmasında, şehir hakkı kavramının kapitalizmi aşmaya koşullu bir devrimin kuramsal yol haritasına karşılık geldiğini savunuyor.

Bu iddiasını da Lefebvre’in mekân-sermaye, gündelik hayat ve toplumsal mücadele pratiklerine yönelik öne sürdüğü argüman ve kavramsallaştırmalara dayandırıyor.

Kuran bunu yaparken de, özellikle neoliberal politikalarla daha da görünür hâle gelen, Lefebvre tarafından başarıyla öngörülen ve çözümlenen, şehrin özgün nitelikleri ile kapitalizme içkin temel yasalar arasındaki çatışma noktalarını aydınlatıyor ve şehir hakkının gerçekleşmesinin kapitalist üretim ilişkilerinin ortadan kalkması anlamına geldiğine yönelik iddiayı kuramsal ve pratik boyutlarıyla gerekçelendiriyor.

  • Künye: Hikmet Kuran – Şehir Hakkı: Neoliberal Kentleşme ve Sınıf Mücadelesi, Nika Yayınevi, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2021

Peter N. Stearns – Dünya Tarihinde Sanayi Devrimi (2021)

Sanayi devrimi üzerine kısa ve öz bir metin arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Peter Stearns, sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan yeni üretim yöntemlerinin siyasetten kültüre bütün dünyayı nasıl kökten dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Sanayi devrimi insanlık tarihinde son üç yüzyıl içinde kaydedilmiş en önemli gelişmedir ve günümüzde dünyayı biçimlendirmeye de devam ediyor.

Stearns, sanayi devriminin dünya tarihini nasıl etkilediğini çarpıcı bir biçimde gözler önüne serdiği gibi, devrimi başlatan uluslararası faktörlere ve devrimin tüm dünyayı etkisi altına alışına özgün bir gözle bakıyor.

Stearns, sanayi devrimiyle ilgili kitapların çoğunun aksine konuyu başta İngiltere olmak üzere Avrupa ile sınırlı tutmayıp, Rusya, Japonya, Çin gibi küresel aktörlerin ve Brezilya, Türkiye, Mısır gibi gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı deneyime de ışık tutuyor.

Dünya tarihi, genel tarih ve iktisat alanlarında bilgi edinmek isteyenlerin bilhassa ilgisini çekecek bir çalışma.

  • Künye: Peter N. Stearns – Dünya Tarihinde Sanayi Devrimi, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2021

David S. Katz – İngilizlerin Gözünde Türkiye (2021)

David Katz’ın bu önemli çalışması, İngiltere kamuoyunda ve İngiliz siyasetinde Türk imajının oluşumuna katkıda bulunan beş yazarı inceliyor.

Bunlar, tarihçi Edward Gibbon, şair Lord Byron, başbakan Benjamin Disraeli, romancı John Buchan ve son olarak da tarihçi Arnold Toynbee.

Katz, özellikle Gibbon, Byron ve Toynbee’nin İngiltere’deki Türk imajı üzerindeki etkilerinin bugün de sürdüğünü belirtiyor.

Gibbon’ın Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne dair eserini ortaya koyuşundan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanına kadar iki yüz yıllık bir zaman dilimini kat eden Katz, Britanya’daki okurlar açısından Türkiye algısını şekillendirmiş bu beş yazarı ele alırken, Türkiye’nin her zaman nasıl modern İngiliz ve Avrupa yaşantısının bir parçası olduğunu gözler önüne seriyor.

Öte yandan anılan isimlerin ortak noktasının Türk hayranlığı olması, özellikle ikisinin söz konusu dönemde İngiltere’de hâkim olan Türkiye düşmanı siyasete alet olduğu göz önünde bulundurulduğunda okuru şaşırtacaktır.

Örneğin Byron Yunan bağımsızlık mücadelesinin sembolü haline gelirken Toynbee de Birinci Dünya Savaşı sırasında yürüttüğü propaganda faaliyetiyle Türk imajına etkileri hâlâ süren kalıcı bir zarar vermişti.

Ele alınan beş simanın hayat hikâyesi, Türklerle olan münasebetleri ve Türklere dair kendi görüşleriyle şekillenmesinde rol oynadıkları Türk imajı arasındaki tezat, okurların zevkle okuyacağı ilginç bir entelektüel macera sunuyor.

  • Künye: David S. Katz – İngilizlerin Gözünde Türkiye, 1776-1923, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2021

Brian Thill – Atık (2021)

Dünyayı ve hayatımızı işgal eden çöp ve atıklar üzerine felsefi/siyasi bir soruşturma.

Brian Thill, tasnif çabamıza güçlü bir şekilde karşı koyan atık olgusunu ve bunun ardında yönetmekte zorlandığımız “arzu ekonomisi”ni irdeliyor.

Thill, çöplerin kaderimizi nasıl etkileyeceği konusunda kimi öngörülerde de bulunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Etrafa saçılmış tüm bu nesneler arasında, görkemli antik anıtların harap olmuş kalıntılarından çok, çağımızda onların yerini almış diğer atık sınıflarına ilgi duyuyorum: toprağa gömülü video oyunları, yeryüzünün kilometrelerce altında bozunmakta olan plutonyumun yavaş sızıntısı, ağaca takılmış naylon torba; tavan aralarımızda, ambarlarımızda ve oturma odalarımızda biriken çerçöp, uzayda savrulan uydu enkazları. Bunlar gelecek ile tutuştuğumuz bahse koyulmuş fişler. Sonunda su şişelerimiz, web sitelerimiz, çocuk menülerinden çıkan oyuncaklarımız, ve bombalarımız, zaman ve insanlık hakkında tıpkı Özgürlük Anıtı, Çin Seddi ve Kolezyum’un kaderleri kadar çok şey söyleyecek.”

  • Künye: Brian Thill – Atık, çeviren: Gökçe Çiçek, İthaki Yayınları, inceleme, 112 sayfa, 2021

Stanley Lane-Poole ve Arthur Gilman – Endülüs (2021)

Arapların ve Mağriplilerin 800 yıl sürmüş Endülüs serüvenini izleyen sağlam bir inceleme.

Stanley Lane-Poole ve Arthur Gilman’ın çalışması, Arapların bu dönemdeki mimari, astronomi ve matematik gibi alanlardaki katkılarını ortaya koymasıyla önemli.

711 yılında Tarık bin Ziyad komutasında Fas’tan İspanya’ya geçen Araplar ve Mağripliler kısa süre içinde İber Yarımadası’nda hâkim duruma geldiler.

Yaklaşık 800 sene boyunca kaldıkları bölgede pek çok alanda büyük başarılara imza attılar, hatta İspanya ve Portekiz kültürünü de şekillendirdiler.

Uzun yıllar boyunca British Museum ile ortaklaşa çalışan ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika kültürü ve mimarisi alanlarında uzmanlaşan tarihçi ve arkeolog Stanley Lane-Poole, yıllar süren özenli çalışmaları ve derlemelerini birleştirdiği bu kitapta, Endülüs İspanyası’nın dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Sanat, edebiyat ve bilim burada Avrupa’nın başka hiçbir yerinde görülmedik oranda gelişti. Fransa, Almanya ve İngiltere’den öğrenciler yalnızca Müslümanların kentlerinde ulaşılan bu bilgelik pınarında susuzluklarını dindirmek için buralara akın ettiler.”

  • Künye: Stanley Lane-Poole ve Arthur Gilman – Endülüs, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, tarih, 224 sayfa, 2021