Thomas Junker – İnsanın Evrimi (2021)

Kısa ve öz bir evrimsel biyoloji çalışması.

Biyoloji tarihçisi Thomas Junker, insanın nasıl oluştuğunu çok yönlü bir biçimde ortaya koyuyor.

Tarih boyunca insanın çevre koşullarına nasıl adapte olduğunu izleyen Junker, aynı zamanda “insan doğası” üzerine de derinlemesine düşünüyor.

Kitapta, insanın nasıl var olduğunun yanı sıra, atalarının kimler olduğu; insanların beden yapıları, görünüşleri ve davranışlarının nasıl açıklanabileceği; farklı kıtalar ve ülkelerdeki insanların neden farklı göründükleri; kadınlarda ve erkeklerde boy ve tüylenme gibi özelliklerin neden farklılık gösterdiği; cinsiyetlerin davranışlarının neden birbirinden farklı olduğu; sanat ve kültürün neden var olduğu ve bunun gibi ufuk açıcı pek çok sorunun yanıtı veriliyor.

Kitap aynı zamanda, evrimsel biyolojinin günümüz insanının özelliklerini ne derece başarılı açıklayabildiğini, nerede cevapsız soruların kaldığını ve sınırlarının nerede olduğunu tartışmasıyla da dikkat çekici.

  • Künye: Thomas Junker – İnsanın Evrimi: Bir Varoluş Yolculuğu, çeviren: Nilüfer Epçeli, Runik Kitap, bilim, 122 sayfa, 2021

Ali Rıza Türker – Şöhret Dediğin: Ferdi Özbeğen (2021)

Ferdi Özbeğen, özellikle ‘Bir Başkadır’ adlı diziyle yeniden ülke gündeme girdi.

Ali Rıza Türker, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu kitabında, sekiz yıl önce aramızdan ayrılan dostu Özbeğen’in iniş çıkışlarla dolu hayatını anlatıyor.

‘Şöhret Dediğin’, Özbeğen’in doğduğu çevreyi, ailesini, henüz küçük yaşlarda başlayan müzik ve özellikle de piyano tutkusunu, diplomat olma hayallerini, babasının ölümünün ardından pavyonda başlayan müzik kariyerini, İzmir’den İstanbul’a göç edişini, kendi orkestrasıyla İstanbul’un en güzide yerlerinde başladığı müzik serüvenini, Şan Tiyatrosu’nda verdiği meşhur halk konserlerini ve bunun gibi daha nice ilgi çekici konuyu okurla paylaşıyor.

Kitap, bir dönemin önde gelen bu kültürel ikonunun hayatından bilinmeyen bazı bilgileri okurlara sunmasıyla da önemli.

  • Künye: Ali Rıza Türker – Şöhret Dediğin: Ferdi Özbeğen, h2O Kitap, biyografi, 192 sayfa, 2021

Senem Oğuz – Türkiye’de Yedek İşgücü Ordusu (2021)

Türkiye’de işsizlik çığ gibi büyüyor.

Bu kitap ise, Türkiye’de işgücü piyasası, işsizlik ve işsizliğin ücretlerle ilişkisi üzerine dört dörtlük bir inceleme.

Senem Oğuz, Türkiye’de yedek işgücü ordusunu, kapitalist üretim biçimine özgü yapıları ile ele alıyor ve Marx’ın göreli artı nüfus ve yedek işgücü ordusu kavramlarıyla yeniden değerlendiriyor.

Oğuz bunu yaparken de, mevcut işsizlik ölçümlerine bir alternatif sunuyor ve daha da önemlisi, işgücü ve işsizlik kategorilerini farklı bir soyutlama biçimiyle ele alıyor.

Analizini, Marksist yaklaşımın bütüncül, toplumsal gerçekliği kavrayıcı, diyalektik ve maddeci tarih perspektifine dayandıran çalışma, bunun yanı sıra, işgücü piyasasını tarihsel bağlarıyla, üretim ve mülkiyet ilişkileriyle ele alan ve işsizliğin kapitalizmle bağını ortaya koyan bir yaklaşımla işgücü istatistiklerini yeniden değerlendirmesiyle de dikkat çekiyor.

Tarihsel ve kuramsal çerçevenin çizildiği bölümden sonra ikinci bölümde, işgücü istatistikleri kullanılarak göreli artı nüfus ve yedek işgücü ordusunun farklı biçimlerinin nasıl belirlenebileceği tartışılıyor.

Bu bölümde nüfus, göreli artı nüfus yöntemiyle işgücü kategorileri kullanılarak yeniden tasnif ediliyor.

Üçüncü bölüm ise, bir önceki bölümde temellendirilen yöntemin uygulanmasını ve uygulama sonucunda elde edilen bulguların incelenmesini içermekte.

Bu bölümde, Türkiye işgücü piyasası 2004-2013 yılları için yedek işgücü ordusu üzerinden inceleniyor.

  • Künye: Senem Oğuz – Türkiye’de Yedek İşgücü Ordusu: Kriz, İşsizlik, Ücret, Kor Kitap, iktisat, 170 sayfa, 2021

Arthur Schopenhauer – Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine (2021)

Arthur Schopenhauer’un ‘Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine’ adlı bu kitabı, ilk kez Türkçeye çevrildi.

Schopenhauer’un başyapıtı ‘İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya’nın devamı olan çalışma, bu yönüyle düşünürün özgün fikirlerini daha iyi kavramak açısından çok önemli.

Schopenhauer burada, temellendirmelerin sadece ve sadece tasavvurlar arası mümkün olduğunu, tasavvur dünyasının oluş ve yok oluşların akıp giden sonsuz sahnesi olduğunu, bu varoluş içerisinde tek işlevi somut olanı soyut kavramlara dönüştürmek olan “aklın” ise, insanı bu gerçekliğin ötelerinde olduğu varsayılan bir yerlere asla ulaştıramayacağını iddia ediyor.

Düşünür burada ayrıca, Hegel ve Schelling başta olmak üzere Kant sonrası Alman felsefe dünyasına sıkı eleştiriler de getiriyor.

Zira düşünüre göre hem dönemin üniversite felsefe bölümlerinin hem de Kant sonrası Alman felsefesinin çabalarının büyük kısmı, Kant’ın Tanrı’nın varlığına dair ontolojik, kozmolojik ve fiziko-teolojik olarak bilinen ispatları yıkmasından sonra, tüm bunlara yeni kıyafetler giydirip tekrar devreye sokma gayretinden oluşmaktadır.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine, çeviren: Abdullah Onur Aktaş, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 245 sayfa, 2021

Diego Tatián – Yabanın İhtiyatı (2021)

İçinde yaşadığımız modernite çağında politika hepten itibarsızlaştırılmıştır.

Arjantinli düşünür Diego Tatián, var olma gücümüzü geliştirecek üstün bir yol olarak politikayı hayatımıza nasıl dâhil edeceğimizi, Spinoza’nın düşüncelerini merkeze alarak açıklıyor.

‘Yabanın İhtiyatı’, politikasızlaştırılmış bir dünyada yepyeni bir politikanın ve yeniliğin engellendiği her durumda da “impolitik” bir direnişin imkânını arıyor.

Tatián’a göre, topyekûn hâkimiyet ve güç istencinin mutlak emrediciliği karşısında, o eski politik ideali koruyan ve gerçekleştiren ‘impolitik’ davranış ve buluşmaları ortaya koymamız, ayrıca önderlik mantığını merkezsiz, bürokrasisiz, hiyerarşisiz biçimde tersine çevirmemiz gerekiyor.

Varolma direncini her türlü iradenin iktidarı ve iktidarın iradesinin önüne geçirmek konusunda Spinoza’nın bize neler verebileceğini irdeleyen Tatián’ın çalışması, hem bugün içinde bulunduğumuz çıkmaz hem de Spinoza’nın mirası üzerine düşünmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Diego Tatián – Yabanın İhtiyatı: Spinoza’da Tutkular ve Politika, çeviren: Ali Dokuzlu ve İsmet Şebin, Zoe Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2021

Ben Bova – Hititli (2021)

Ben Bova’nın bu romanı, Troya Efsanesi’nin özgün bir yeniden anlatımı.

Roman, babası öldürülmüş, karısı ve iki küçük oğlu köle tacirleri tarafından kaçırılmış Hititli asker Lukka’nın, Hektor ve Akhilleus’un amansız bir savaşa giriştiği Troya’ya yaptığı yolculuk etrafında gelişiyor.

Lukka, Asurlulara karşı yapılan uzun ve meşakkatli bir seferden ülkesine dönmüştür.

Fakat yaşadığı görkemli imparatorluk Hatti, şimdi büyük bir karmaşa içindedir.

Kent alevlere ve yağmacı çetelere teslim olmuştur.

Üstelik ailesi de büyük bir trajedi yaşamıştır.

Lukka şimdi, eşini ve iki oğlunu kaçıran köle tacirlerinin izini sürmeye başlayacaktır.

Bu yolculuk onu, savaşın kasıp kavurduğu Troya’ya götürür.

Lukka Troya’da, kahraman Hektor ve çevik Akhilleus ile aynı düzeyde bir savaşçı olduğunu kanıtlar.

‘Hititli’, özellikle tarihi roman sevenlerin kaçırmak istemeyeceği türden bir kitap.

  • Künye: Ben Bova – Hititli, çeviren: Ebru İzre, Sümer Yayıncılık, roman, 296 sayfa, 2021

Kolektif – Tanıdık ve Yeni (2021)

Nietzsche felsefesi, yaşadığımız çağın sorunlarına nasıl yanıt verebilir?

Bu nitelikli derleme, akışkan ve çağının ötesine uzanan Nietzsche kavramlarını, tam da zamanımızın değişen pratikleriyle ilişkilendirerek yorumlamasıyla çok önemli.

Nietzsche felsefesinde sıklıkla karşımıza çıkan “ebedi dönüş”, “amor fati”, “üstinsan”, “güç istenci”, “dekadans” ve “nihilizm” kavramlarını enine boyuna tartışan ve bu kavramları tarih yazımı, hafıza, birey, kimlik, ahlak ve felsefe gibi konularla ilişkilendiren yazarlar, aynı zamanda Nietzsche’nin düşünceleri arasında farklı yorumları ve çatışan tezleri de tartışmaya açıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Werner Stegmaier, Nazile Kalaycı, Zeynep Talay Turner, Barış Parkan, E. Murat Çelik, Sengün M. Acar Keskin ve Necdet Yıldız.

  • Künye: Kolektif – Tanıdık ve Yeni: Nietzsche’de Aşırılık, Yaşam, Kendilik, editör: Toros Güneş Esgün ve Gülben Salman, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 136 sayfa, 2021

Kolektif – Türkiye’nin Bütün Ağaçları ve Çalıları (2021)

Tam 813 tür barındıran, ayrıca renkli fotoğraflarla zenginleştirilmiş, Türkiye’nin ağaçları ve çalıları üzerine muazzam bir kaynak.

Ciltli olarak basılan çalışma, Türkiye’deki odunsu bitkilerin adlarını, türlerini ve nerelerde bulunduklarını açıklıyor, ayrıca onları nasıl tanıyacağımız konusunda anahtar bilgiler veriyor.

Editörlüğünü Türkiye’nin önde gelen orman botanikçilerinden olan Profesör Ünal Akkemik’in yaptığı ve şimdiye kadar bu alanda yapılmış en kapsamlı çalışma niteliğinde olan kitap, TEMA Vakfı’nın katkılarıyla ortaya çıkmış.

Her doğaseverin kitaplığında bulunması gereken bir eser.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Bütün Ağaçları ve Çalıları, editör: Ünal Akkemik, İş Kültür Yayınları, doğal yaşam, 1368 sayfa, 2021

Kolektif – Reformasyon Dünyası (2021)

On altıncı yüzyılda başlayıp Avrupa tarihini kökten dönüştürmüş, Reformasyon veya Yenilikçi Devrim üzerine çok önemli bir derleme.

716 sayfalık kitaba, dünya çapında alanında uzman yazarlar katkıda bulunmuş.

Reformasyon hareketinin gelişimini Avrupa coğrafyasında İngiltere’den Fransa’ya, İsviçre’den İspanya’ya ve Hollanda’ya ülke ülke izleyen çalışma, erken dönem modern Avrupa’yı daha iyi anlamak açısından altın değerinde bir kaynak.

Kitapta, Reformasyonun ortaya çıkışı ve gelişimi, Reformasyon öncesi kilise, Avrupa’da geç ortaçağda konsilcilik, Luther’in katolik rahipleri, Alman köylüler savaşı ve kırsal reformasyonun dinamikleri, reformasyonun toplum, kadınlar ve aile üzerindeki etkileri ve reformasyonun mimari, sanat, müzik, halk kültürü, bilim ve tıp, eğitim ve okuryazarlık üzerindeki etkileri gibi pek çok ilgi çekici konu yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Reformasyon Dünyası, editör: Andrew Pettegree, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, tarih, 716 sayfa, 2021

Murray Bookchin – Anarşizm, Marksizm ve Solun Geleceği (2021)

Toplumsal ekoloji hareketinin kurucusu Murray Bookchin’le yapılmış röportajlar ve kendisinin kaleme aldığı makaleler bu kitapta.

Bu röportajlar, Bookchin’in sıkı bir düşünür olmasının yanı sıra, hitabeti kuvvetli bir devrimci propagandacı olduğunu gösteriyor.

Büyük Buhran sırasındaki genç bir Komünist olarak hayatına dair bilinmeyenleri paylaşan Bookchin, ardından 1960’lardaki deneyimlerini, özgürlükçü komünist toplum vizyonunu, özgürlükçü siyaset, anarşizm ve teori ile pratiğin birliği konusundaki fikirlerini anlatıyor.

Bookchin ayrıca, radikalizmin bugün içinde bulunduğu krizi, devrimci bir Solun neden hayati derecede gerekli olduğunu, böyle bir Solun inşasında hem anarşizmde hem de Marksizm’de neye değer verilmesi gerektiğini ve nihayet, yeni bir devrimci toplumsal hareket oluşturmanın yollarını anlatıyor.

  • Künye: Murray Bookchin – Anarşizm, Marksizm ve Solun Geleceği, çeviren: Gökhan Demir, Sümer Yayıncılık, siyaset, 280 sayfa, 2021