Verónica Gago ve Lucí Cavallero – Borcun Feminist Reddi (2022)

“Biz değer üretenler olarak diyoruz ki: Bir Kadın Daha Eksilmeyeceğiz, Hayatta Kalmak ve Borçsuz Olmak İstiyoruz!”

İşte tam da feminist hareketin yükselttiği bu sloganın izini sürüyor elinizdeki kitap.

Borç mekanizmasının nasıl da yaşamın her alanına sızdığını, yeni itaat ve sömürü biçimleri ürettiğini, böylece emeğin güvencesiz, esnek ve kötü çalışma koşullarına nasıl da mahkûm edildiğini gözler önüne seriyor.

İktidarın borç yoluyla uyguladığı şiddeti, mülksüzleştirme pratiklerini, bireyselliğe hapsedilmeyi ilk elden yaşayanların diliyle ifade ediyor.

Borç yükünün özellikle de kadınların, lezbiyenlerin, transların ve non-binary’lerin üzerinde yarattığı olumsuz etkileri, kaygıları, yalnızlıkları, yabancılaşmaları anlatıyor.

Borç yüzünden “sıfır noktasında” yaşayanların, kırılgan bedenlerin, yaşamı üretenlerin direnişini, reddini ve isyanını dile getiriyor.

  • Künye: Verónica Gago ve Lucí Cavallero – Borcun Feminist Reddi, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, 148 sayfa, 2022

İbrahim Kaya – Türkiye’nin Siyasal Sosyolojisi (2022)

‘Türkiye’nin Siyasal Sosyolojisi’, Türk siyasal deneyiminin toplumsal temellerini betimlediği gibi, siyaset kurumunun toplumu dönüştüren dinamiklerini de irdeliyor.

Siyasal sosyolojinin temel sorunsallıklarına odaklanarak, bunların Türkiye’deki seyrini irdeleyen kitap, siyasal sosyolojik kuramların ışığında Türk deneyimini çözümlüyor.

Devlet-toplum ilişkileri, siyasa-ekonomi ilişkileri, siyasal partiler, seçimler ve seçmen davranışları, sosyal hareketler, siyaset ve iletişim, göç, demokrasi-otoriterlik temalarını titizlikle ele alan çalışma, okura güncel tartışmaların bir değerlendirmesini de sunuyor.

Siyaset sosyolojisi kitaplarının ağırlıklı olarak çeviri kitaplardan oluşması nedeniyle bu kitaplarda işlenen konular ve verilen örnekler Batılı konular ve örneklerdir.

Sosyoloji, siyaset bilimi, kamu yönetimi gibi bölümlerde siyaset sosyolojisi dersini alan öğrencilerin kuramsal modellerle olaylar arasında ilişki kurmasının bu sebeple zor olduğu ortada.

‘Türkiye’nin Siyasal Sosyolojisi’, bu önemli ihtiyaca bir cevap oluşturuyor.

Türkiye’nin siyasal meselelerini ve süreçlerini ele alan literatür her ne kadar zengin bir literatür olsa da siyaset sosyolojisi perspektifinden temel sorunsallıklara Türkiye özelinde eğilen bir çalışmanın eksikliği dikkat çekicidir.

‘Türkiye’nin Siyasal Sosyolojisi’, bu önemli eksikliği de gideren bir çalışmadır. Siyaset sosyolojisinin temel konularının Türkiye üzerinde ele alındığı, tartışıldığı bu kitap, literatürdeki önemli eksikliği gidermeye aday.

  • Künye: İbrahim Kaya – Türkiye’nin Siyasal Sosyolojisi, Say Yayınları, sosyoloji, 344 sayfa, 2022

Stuart A. Kauffman – Düzenin Kökenleri (2022)

‘Düzenin Kökenleri’, doğanın fiziğini çok daha iyi anlamamıza katkı yapacak harika bir çalışma.

Stuart A. Kauffman, biyologların canlılar dünyasında tanık oldukları moleküler kendi kendine düzenleme süreçlerini fiziğin bakış açısından ele alıyor.

Kauffman, karmaşık biyolojik sistemlerde yaşamın kökenleri ve düzenin korunması konusundaki heyecan verici tartışmanın kalbine giderek, kendi kendine örgütlenme kavramına odaklanıyor.

Kendisi, doğada yaygın olarak gözlemlenen düzenin kendiliğinden ortaya çıkışı ve kendi kendine örgütlenmenin Darwinci doğal seçilim sürecinde önemli bir rol oynadığını ilk öne sürenlerden.

Bu konuda dünyadaki ilk öncülerden olan Kauffman’ın bu kitabı, uygulamalı moleküler evrimin yeni biyoteknolojisi, doğal olarak oluşan birçok sistemde gözlemlenen düzen ve kaos arasındaki denge, biyolojide istatistiksel mekaniğin önemi ve ilgili diğer önemli konular üzerine temel başvuru kitabı niteliğinde.

  • Künye: Stuart A. Kauffman – Düzenin Kökenleri: Evrim Sürecinde Kendiliğinden Örgütlenme ve Seçilim, çeviren: İlkay Alptekin Demir, Alfa Yayınları, bilim, 920 sayfa, 2022

Kolektif – Anaakım Medya Alternatif Medya (2022)

“Anaakım” ve “alternatif”, “eleştirel”, “muhalif” gibi kavramlar, medyayı kategorik olarak anlamlandırabilmek için günlük hayatta sıklıkla kullanılan kavramlar.

Ancak bu kavramların halk arasında olduğu kadar akademik camiada da farklı anlamlarda kullanıldığı görülüyor.

“Anaakım medya” ve “alternatif medya” kavramları en temelde; toplumsal eşitsizliklerin küresel çapta giderek derinleşmesi ve belirginleşmesine paralel olarak medyanın bu eşitsizlikler karışışındaki konumunun kategorik olarak farkını ifade eder.

Bu karşıtlık kendisini ekonomik, politik ve kültürel anlamda, medyanın işleyişi ve içeriği üzerinden çeşitli şekillerde gösterir.

Dolayısıyla medya için sıklıkla kullanılan “anaakım”, “alternatif”, “eleştirel” “muhalif” gibi kavramlar, medyanın hem işleyişi (tecimsellik, organizasyonel yapı, katılımcılık vb.) hem de içeriği (ideolojik, eleştirel) üzerinden bütünlüklü bir teorik kavrayışa muhtaçtır.

Toplumsal eşitsizliklerin giderek belirginleşmesi medyanın “anaakım” karakterini daha da belirginleştirdiği gibi anaakıma alternatif ya da eleştirel olma iddiasında olan kurum ve içerikler ile daha sık karşılaşma olasılığı da artıyor.

Sözde eleştirel ya da sözde alternatif bu tarz oluşumlar kapitalizme işlevsel olarak “kontrollü alternatif” görevini üstlenirler ve sistemin daha demokratik görünmesine de katkıda bulunurlar.

Dolayısıyla anaakım ve alternatif medya üzerine düşünmek ve tartışmak akademik alanda olduğu kadar okuyucu/izleyici/dinleyici için de anlamlı gözüküyor.

Bu kitapta medyayı içinde yapılandığı toplumun tarihsel ve toplumsal koşulları üzerinden, bu koşulların belirlediği, ekonomik, politik, ideolojik, kültürel ve felsefi kökleri ile ilişkili olarak ele alan çalışmalar yer alıyor.

Kitaba çalışmalarıyla katkı sunan yazarlar şöyle: İrfan Erdoğan, Selda Bulut, Serpil Karlıdağ, Levent Yaylagül, Defne Özonur, Devrim Baran, Vildan Tekin ve Abdulcebbar Avcı.

  • Künye: Kolektif – Anaakım Medya Alternatif Medya, hazırlayan: Defne Özonur, Nota Bene Yayınları, medya çalışmaları, 272 sayfa, 2022

Peter Berresford Ellis – Kelt Mitleri ve Efsaneleri (2022)

Bir Kelt bilge size “asla yeni bir yol uğruna bildiğin yoldan ayrılma” diyorsa sözlerini mutlaka ciddiye alın.

Ya da başınızın büyük derde girmesini istemiyorsanız “denizkızı” ile “deniz kızı”nı birbirine karıştırmayın.

Çünkü “denizkızı” muzip ve sevimlidir fakat “deniz kızları” hayatınıza mal olabilir.

‘Kelt Mitleri ve Efsaneleri’, Alplerin kuzeyinde yaşayan ilk Avrupalı halkın sıcak ve coşkulu hikâyelerine, eğlendirirken aynı zamanda düşündüren sonsuz bir iyimserlik atmosferine davet ediyor.

Neredeyse binlerce yıl boyunca Avrupa tarihini şekillendiren ve İber Yarımadası’ndan Anadolu’ya uzanan bir coğrafyada düşmanlarını tetikte bırakmış bu usta demirci savaşçılar, Antik Çağ’ın en gizemli topluluklarından biri olarak keşfedilmeye devam ediyor.

‘Kelt Mitleri ve Efsaneleri’, Kelt tarihi uzmanı Peter Berresford Ellis’in İrlanda, Man Adası, İskoçya, Galler, Cornwall ve Bretonya kültürlerine ayırdığı her bir bölümle, Kelt mitolojisini araştırmaya meraklı okuyucular için eşsiz bir kaynak bilgisi de sunuyor.

Bu kitapta dört beyaz kuğuya dönüşen Lir’in çocuklarına, İrlanda’nın baş ozanı tarafından lanetlenen kralın başından geçenlere, bir öyküyü anlatırken gerçeklere asla sadık kalmayan denizci Gilaspick’in girdiği bahislere, Tuna Nehri’ne ismini veren Danu’nun çocuklarının bulut üstündeki yolculuklarına, hatta Kocakarı’nın Uzun Deri Torbası dâhil Kelt ozanlarının büyüleyici efsanelerine tanık oluyoruz.

  • Künye: Peter Berresford Ellis – Kelt Mitleri ve Efsaneleri, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, mitoloji, 640 sayfa, 2022

David Stasavage – Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi (2022)

Demokrasi ve otokrasinin gelişimini ilişkisel şekilde analiz eden olağanüstü bir kitap.

Siyasi kurumların büyümesini özgün bir tarzda ele alan David Stasavage’in çalışması, modern yönetim biçimlerinin kökenlerine önem veren herkes için muazzam dersler barındırıyor.

Demokrasinin yükselişinin tarihsel anlatımları, Antik Yunan ve Rönesans öncesi Avrupa’ya odaklanma eğilimindedir.

Birkaç bin yıla yayılan örneklerden yola çıkan Stasavage, öncelikle devletlerin neden demokratik ya da otokratik yönetim tarzları geliştirdiğini ele alıyor ve erken demokrasinin, zannedilenin aksine, zayıf bir devlette ve basit teknolojilerle küçük yerlerde bile gelişme eğiliminde olduğunu savunuyor.

Amerika’dan Mezopotamya’ya, hatta sömürge öncesi Afrika’ya kadar birçok farklı coğrafyada, demokratik uygulamaların var olduğunu dile getiren Stasavage, bu kapsamlı çalışmasında, hikâyenin tahmin edilenden katbekat zengin olduğunu göstermek adına çok daha öncesine uzanan küresel kanıtlardan yola çıkıyor.

Stasavage, erken demokrasinin dünyadaki yaygınlığına değinerek onların nerede ve nasıl yükseldiğini –ne zaman ve neden gerilediğini– anlamanın, yalnızca yönetimlerin tarihi ekseninde değil aynı zamanda modern demokrasilerin çalışma biçimleri ve gelecekte nerede açığa çıkabileceği ekseninde de önemli bilgiler sağlayacağını öne sürüyor.

Demokratik kaygıların hızla çoğaldığı günümüzde ‘Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi’, siyasi kurumların büyümesini yepyeni bir tarzda ele alıyor ve modern yönetim biçimlerinin kökenlerine önem veren herkes için şaşırtıcı dersler sunuyor.

  • Künye: David Stasavage – Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi: Antik Dönemden Günümüze Uzanan Küresel Bir Tarih, çeviren: Selim Sezer, Epsilon Yayıncılık, 520 sayfa, 2022

Murat Turgut – Girit Mitolojisi ve Kahramanları (2022)

Girit adası doğu kültürleriyle olan yoğun ilişkisine rağmen Avrupa medeniyetinin filizlendiği yer olarak gösterilmeye çalışılır.

Adada bulunan Tunç Çağına ait Minos Uygarlığı bu filizlenmenin beşiği olarak nitelendirilir.

Mitoloji denince akla genellikle Eski Yunan mitolojisi gelir.

Bu alan çalışmalarının önemli bir kısmı, Eski Yunan tanrısal varlıklarıyla Atinalı kahramanların hikayelerini yücelten bakış açısıyla yazılmışlardır.

Halbuki Girit adası Eski Yunan mitolojisi içerisinde oldukça önemli bir konumda olmuştur.

Olympos’un lideri Zeus bu adada dünyaya gelmiştir.

Fenike kıyılarından Europa’yı kaçırıp adaya getirmesiyle ondan doğan çocuklar Eski Yunan mitolojisini etkileyen ve hatta şekillendiren mitolojik karakterler arasında gösterilebilir.

Bu eserde alışılmış klasik mitoloji çalışmalarının dışına çıkılarak efsanelere Giritli kahramanlar gözünden bakılıyor.

Eser bu yönüyle Giritli unsurları, özellikle antikçağ yazarlarının verdiği bilgiler ışığında bir bütün olarak ele alıp adanın, Eski Yunan mitolojisi içerisindeki önemiyle birlikte onun Eski Yunan mitolojisinin bir parçası olmasından ziyade en önemli yapı taşlarından birisi olduğu düşüncesini öne sürmektedir.

  • Künye: Murat Turgut – Girit Mitolojisi ve Kahramanları (Eski Yunan Mitolojisi İçerisinde), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, mitoloji, 176 sayfa, 2022

Jacqueline Rose – Anneler (2022)

Jacqueline Rose giriş niteliğindeki bu eserde Batı kültüründe anneliği irdeliyor.

“Miras aldığım bedensel veya zihinsel her tür derdin, hatta miras aldığım hemen her şeyin annemden geldiğini varsaymıştım,” diyen yazar, annelerin kişisel ve politik tüm başarısızlıkların sorumlusu tutulduğuna dikkat çekiyor.

Rose edebiyattan, haberlerden ve geçmişten günümüze yaşam öykülerinden destek alarak Antik Yunan’a dönüyor, daha sonra 1950’lerin feminizmini selamlayarak günümüzde Elena Ferrante’nin “annelerinde” duruyor.

Annelere mal edilen imkânsızlığın ağır yükünün boyutlarını inceliyor: Mülteci anneler suçlu ilan edilir, fakir anneler bencildir; savaşın sembolü yas tutan annedir, ama savaşı protesto eden annelerin sesi kısılır; anneler tüm benliklerini çocuklarına adamalıdır ancak bedenen veya ruhen bundan çok fazla keyif almamalı ya da kamusal alanda sevgi taşkınlıkları göstermemelidir.

Rose çevremizi saran sistematik adaletsizlikten kaçmak için anneleri nasıl günah keçisi ilan ettiğimizi, tüm umut ve arzularımızı onlara yükleyip, aynı zamanda tüm hayal kırıklıklarımız ve başarısızlıklarımızdan da nasıl onları sorumlu tuttuğumuzu ve yine bunları düzeltme görevini nasıl onlardan beklediğimizi gösteriyor.

  • Künye: Jacqueline Rose – Anneler: Sevgi ve Zulüm Üzerine Bir Deneme, çeviren: Ilgın Yıldız, Alfa Yayınları, 208 sayfa, 2022

Mehmet Kuru – Osmanlı’nın Para ile İmtihanı (2022)

Osmanlı’nın sınırlarının çok hızlı genişlemesi önemli bir para krizinin temellerini attı.

Mehmet Kuru, bu özgün çalışmasında, 16 ve 17. yüzyıllarda yaşanan para krizlerinde yaşananları ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.

600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu siyasi, toplumsal, askerî gibi pek çok alanda derin krizleri atlattı.

Krizlere her dönemde pragmatik çözümler bulmayı başaran imparatorluk, para krizi için de yüzyıllar içinde farklı çözümler üretti.

Her krizin farklı dönüştürücü etkileri olsa da 16. yüzyıl itibaren hem krizler hem çözümler ayrı bir dönemi işaret eder.

Mehmet Kuru, 16 ve 17. yüzyıllarda yaşanan para krizlerinde hem devlet yöneticilerinin hem de halkın çözümlerini irdeleyerek Osmanlı’yı anlamanın yeni anahtarlarını sunuyor.

  • Künye: Mehmet Kuru – Osmanlı’nın Para ile İmtihanı: XVI. – XVII. Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun Para Krizi, Fol Kitap, tarih, 192 sayfa, 2022

Mustafa Duman – Eril Kültür (2022)

Türk destanları bağlamında hegemonik erkekliğin inşasını ve ataerkilliğin sözlü kültürle ilişkisini ele alan bu kitap, folklorun eleştirel erkeklik çalışmaları içerisindeki yerini belirlemeye çalışıyor.

Anlatma geleneği ve bu geleneğin ürünü olan sözlü edebiyat mahsulleri; mitlerden masallara, destanlardan halk hikâyelerine hangi formda olursa olsun, ait oldukları toplumun dünya görüşünü yansıtır.

Bu nedenle hegemonik erkekliği destanlar üzerinden okumaya çalışmak, aslında toplumsal cinsiyet rollerine yüklenen anlamların üretildiği sözlü kültür gibi canlılığını hiç yitirmeyen bir kanalın işleyişini ortaya koyar ve hegemonik erkekliğin oluştuğu kültürel yapıyı daha iyi kavramamızı sağlar.

Dolayısıyla bu kitap, “erkeklik”in kültür sahasında dünden bugüne nasıl inşa edildiğine ve ne türden dönüşümler geçirdiğine odaklanarak okurunu Türk destanlarına farklı bir pencereden bakmaya davet ediyor.

  • Künye: Mustafa Duman – Eril Kültür: Destan ve Hegemonik Erkeklik, Kabalcı Yayınları, inceleme, 216 sayfa, 2022