Peter Hopkirk – İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun (2023)

Osmanlı İmparatorluğu, İttihatçı liderlerin yaptıkları gizli antlaşmayla I. Dünya Savaşı’na Almanya’nın müttefiki olarak sürüklenirken, Sultan V. Mehmed Reşad tarafından ilan edilen “cihad-ı ekber” ile İtilaf devletlerinin sömürgelerindeki Müslümanlar başlarındaki yönetimlere isyan etmeye çağrıldılar.

Peter Hopkirk, İngiltere ile Rusya arasında 19. yüzyıl boyunca Orta Asya’da süren gizli savaşı konu alan ‘Büyük Oyun’un devamı niteliğindeki ‘İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun’da, cihadın aslında Berlin’de tasarlandığı ve eski Büyük Oyun’un bir anlamda yeni taraflarla sürdüğü tezini işliyor.

Bu defa kralın, kayzerin, sultanın ve çarın istihbarat servisleri arasındaki savaşın alanı, batıda İstanbul’dan doğuda Kabil’e ve Kaşgar’a kadar uzanıp, İran’a, Kafkaslar’a ve Rus Orta Asya’sına dek yayılıyor.

Hopkirk sürükleyici üslubuyla okuyucuyu, Meksika’nın Pasifik kıyıları açıklarında ıssız bir adada verilen randevudan Bolşevik devriminden sonra Bakü’de yaşananlara, Kanal Harekâtı’ndan İran’da Alman ve İngiliz gizli servislerinin kapışmalarına uzanan geniş bir yelpazede, bu gizli savaşın kahramanlarının serüvenleri içinde dolaştırıyor.

  • Künye: Peter Hopkirk – İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun, çeviren: Mehmet Harmancı, İş Kültür Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2023

Ben Mezrich – Antisosyal Ağ (2023)

New York Post tarafından Yılın En İyi Kitabı seçilen ‘Antisosyal Ağ’, Wall Street zenginlerinin âdeta bir gecede nasıl battıklarını anlatıyor.

ABD merkezli GameStop şirketi, video oyunları ve elektronik cihazlar satan sıradan bir şirketti.

Fakat pek çok şirket gibi Covid-19 pandemisinden nasibini almış, pek çok şubesini kapatacağını açıklamıştı.

Ayrıca borsadaki hisseleri de tarihin en düşük seviyesine gerilemişti.

Yatırımlarını GameStop’un batacağı tahminine göre şekillendiren Wall Street zenginleri ellerini ovuşturup gün sayıyordu.

Ama sonra Reddit’teki WallStreetBets isimli forumun kullanıcıları hızla organize oldu ve milyonlarca insan, şirket hisselerini 3 dolar seviyesinden 460 dolara yükseltti.

Bu beklenmedik yükseliş sonrasında Wall Street zenginleri 5 milyar dolardan fazla zarar etti ve bu olay finans dünyasının en sıra dışı olaylarından biri olarak kaydedildi.

Çoksatan yazar Ben Mezrich bu kitabında Elon Musk, Steve Cohen, Mark Cuban gibi milyarderlerin hikâyeleri ile ABD finans tarihinin en çalkantılı olaylarından birini büyüleyici bir şekilde ve hiç bilinmeyen detaylarıyla anlatıyor.

  • Künye: Ben Mezrich – Antisosyal Ağ: GameStop Olayı ve Wall Street’i Dize Getiren Bir Grup Amatörün Gerçek Hikâyesi, çeviren: Cumhur Özkaya, Nova Kitap, inceleme, 272 sayfa, 2023

Cenk Koçaş – Neden Tüketiyoruz? (2023)

İhtiyacımız olan veya olmayan birçok şey satın alıyoruz.

Bir markayı değil de öbürünü tercih ediyoruz.

Bir ürünü zevkle tüketirken bir diğerinden uzak durmayı seçiyoruz.

Kadınlar ve erkekler, yaşlılar ve gençler, Türkler ve Amerikalılar…

Farklı tüketim alışkanlıklarına, hatta kodlarına sahibiz.

Peki neden?

Neden tüketim kodlarımız bu kadar tahmin edilebilir?

Alışveriş yaparken gerçekten kontrol bizde mi?

Tüketim alışkanlıklarımızda kültürel olduğu kadar birçok genetik faktör de rol oynuyor.

Binlerce yıl öncesindeki atalarımızın hayatta kalma yöntemleri bizim bugünkü seçimlerimizi etkiliyor.

Neyi, neden tükettiğimiz konusunda genetiğimizin, kültürümüzün ve bilinçaltımızın bizi nasıl yönlendirdiğini öğrenmek isteyenler bu kitabı okumalı.

  • Künye: Cenk Koçaş – Neden Tüketiyoruz?: Neyi, Neden Alıyoruz?, Doğan Kitap, inceleme, 408 sayfa, 2023

Ertuğrul Önalp – Türklerin Esiri Cervantes (2023)

Bu kitap, esas olarak Cervantes’in hayatını ve eserlerini anlatıyor, bunun yanı sıra XVI. yüzyılın Akdeniz tarihinde önemli bir yeri olan Türklerle İspanyolların savaşlarını da ele alıyor.

Osmanlı-İspanyol hâkimiyet mücadelesinin çatışma alanları Akdeniz, Mağrip ve Orta Avrupa’ydı.

Bu iki imparatorluğun çatışması, askerlik mesleğini seçen Cervantes’in kaderini etkiledi.

1575’te terhis olduktan sonra sivil hayata adım atmak üzere Napoli’den İspanya’ya deniz yoluyla dönerken gemisi Fransa ile İspanya karasuları arasındaki Las Tres Marías adlı bir mevkide Cezayirli deniz gazileri tarafından zapt edildi ve diğer esirlerle birlikte zincire vurularak Cezayir’e götürüldü.

Orada beş yıl boyunca Türklerin esiri olarak yaşayan Cervantes’in, ülkesine o kadar yaklaşmışken esir düşmesi kendisi için büyük bir talihsizlikti.

Ama Türk ve İspanyol müşterek atasözünün de işaret ettiği gibi “Her şerde bir hayır vardır.”

Bu beş yıllık esaret ona diğer yazarlara pek nasip olmayan bir tecrübe ve bilgi birikimi kazandırdı ve Türkler ile İslamı yakından tanımasını sağladı.

Nitekim İspanya’ya döndükten sonra bu birikimler sayesinde birbirinden ilginç eserler meydana getirecektir.

Ertuğrul Önalp, Cervantes’in yapıtlarını inceliyor, yazarın Türkler ve İslam hakkında neler yazmış olduğunu kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor.

  • Künye: Ertuğrul Önalp – Türklerin Esiri Cervantes: XVI. Yüzyıl Akdeniz Dünyasından Bir Kesit, Doruk Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2023

Ayşe Parla – Kırılgan Umut (2023)

‘Kırılgan Umut’, Bulgaristanlı göçmenlerin beklenti ile belirsizlik, ayrıcalık vehmi ile reddediliş arasında durmadan mekik dokuyuşlarının izini sürüyor.

Kitap bu yönüyle günümüz Türkiyesi’nde göçmenliğin radde ve sınırlarını, aidiyet duygusunun çerçevesini keşfe çıkmasıyla çok önemli.

Türkiye, sonuncusu 1989’daki Büyük Göç olmak üzere, kuruluşundan beri Balkanlar’dan “anayurda” gelmiş yüz binlerce göçmene de, bu göçler üzerine yazılmış kitaplara da aşina.

Ancak zorunlu göçlerin, mübadelelerin aksine, ’90’lardan itibaren Türkiye bireysel “soydaş” göçlerine de sahne olmaya başladı.

Bu yeni “soydaş”lar, öncekilerden çok farklı hukuki ve sosyal koşullarla ülke değiştirdiler; toplu göçün sağladığı imkânlardan faydalanamadılar ve hemen tüm göçmenler gibi, güvencesiz çalışma koşulları ve kayıt dışı ekonominin yarattığı sömürüye maruz kaldılar.

Onların dirayetini artıran bir ayrıcalıkları vardı: Başka ülkelerden gelen, değişik etnik kökenlere sahip göçmenlerin aksine, Türk hukuk sisteminin onlara Türklük üstünden tanıdığı bir hakka, vatandaşlık alma umuduna sahip olmaları.

Bu, günlük hayat içinde tekrar tekrar kanıtlamaları gereken Türk ve Müslüman kimliklerini öne çıkardıkları, pratikte diğer göçmenlerin çektiği birçok sıkıntıyı paylaştıkları ama yine de kendilerini onlardan farklı gördükleri bir süreç yarattı.

Ayşe Parla, ‘Kırılgan Umut’ta tam da bu süreci mercek altına alıyor.

Doğu Bloku’nun çöküşünden sonra, ekonomik sebeplerle Türkiye’ye göç etmeyi seçen Bulgaristanlı göçmenlerin deneyimlerini yansıtan Parla, onların makbullük hiyerarşisi içindeki yerine bakıyor ve devletin bu hiyerarşiyi var eden kriterlerine dikkatimizi çekiyor.

Umudun ve güvencesizliğin ontolojisine eğilirken göçmenlerin kendi sesine, sözüne yer veren ‘Kırılgan Umut’, hem farklı göçmenlik kategorileri hem de aidiyet hissi üstüne düşünmek için yeni bir zemin, incelikli bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Ayşe Parla – Kırılgan Umut: Türkiye’de Göç ve Aidiyetin Sınırları, çeviren: Yunus Çetin, İletişim Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2023

Thomas Piketty – Kapital ve İdeoloji (2023)

‘Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital’ adlı kitabıyla dünyada büyük yankı uyandıran ve “eşitsizlikler” tartışmasına yepyeni bir boyut getiren Thomas Piketty, bu kitabın devamı niteliğindeki yeni eseri ‘Kapital ve İdeoloji’de eşitsizliği çok daha geniş bir tarihsel bağlamda ele alıyor.

Her toplum eşitsizliklerini meşrulaştırmak zorundadır: Buna gerekçeler bulmak gerekir, yoksa bütün politik ve sosyal yapı çökme tehdidiyle karşı karşıya kalır.

Geçmişin ideolojileri bu perspektiften incelendiklerinde bambaşka bir anlam kazanırlar, deyim yerindeyse taşlar yerine oturur.

Hiç kuşkusuz son dönemin en önemli “eşitsizlik düşünürü” olan Piketty, ‘Kapital ve İdeoloji’de, çok geniş çaplı bir karşılaştırmalı veri tabanından hareketle, eşitsizlikçi toplum yapılarının tarihini ve geleceğini ekonomik, sosyal, entelektüel ve politik perspektiflerden ele alıyor.

Kadim “üç işlev” toplumlarından köleci toplumlara, sömürge toplumlarından komünist toplumlara, “mülk sahipleri toplumları”ndan günümüzün “hiper-kapitalist” toplumlarına kadar eşitsizlik hakkında tarihsel bir fresk çizerken, günümüz ve yarınımız için de yakıcı meseleleri gündeme taşıyor, öneriler getiriyor.

1980’lerden itibaren tüm dünyada ağır basmaya başlayan aşırı eşitsizlikçi neoliberal anlatının aksine, ekonomik kalkınmayı ve insanlığın ilerlemesini sağlayan olgunun eşitlik ve eğitim mücadelesi olduğunu tarihten, edebiyattan, sinemadan örneklerle olduğu kadar, istatistiklere ve rakamlara da dayanarak gösteriyor.

Eşitsizliğin tarihini, bugününü ve geleceğini, daha adil bir dünyanın mümkün olup olmadığını merak eden herkes için önemli bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Thomas Piketty – Kapital ve İdeoloji, çeviren: Hande Koçak, İş Kültür Yayınları, siyaset, 976 sayfa, 2023

Justinianus Nikephoros Phokas – Çarpışma (2023)

Kilikya, Tarsus, Misis, Antakya, Kıbrıs ve Suriye’yi topraklarına katan Bizans ordusu, 10. yüzyılda Suriye bölgesini Müslüman Arapların elinden bütünüyle alarak gücüne güç kattı.

Ancak Bizanslılar, zaferin sadece asker sayısına bağlı olmadığının farkındaydı.

Başarı ancak ve ancak iyi düşünülüp titizce planlanan bir dizi taktik neticesinde elde edilebilirdi.

Altıncı yüzyıl Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminden “Strateji” ve 10. yüzyıl Bizans İmparatoru Nikephoros Phokas döneminden ‘Çarpışma’ metinleri, İmparatorluğun kazandığı zaferlerin bir neticesi olarak, kaleme alınması emredilen metinlerdir.

Bu iki metin, Bizans İmparatorluğu’nun hem askerî tecrübelerinin bir birikimi olarak hem de bu zaferlerin devamlılığını sağlama vizyonunu sergilemeleri bakımından oldukça önemlidir.

Ordunun savaş sırasında nasıl hareket edeceği, nehir geçme taktikleri, askerlerin dizilimi, casusluk faaliyetleri, geçitlere pusu kurma yöntemleri, şehir kuşatma yöntemleri gibi pek çok konu ele alınmış.

Yunanca el yazmaları ve İngilizcelerini kıyaslayarak tercüme edilip yayıma hazırlanan ‘Çarpışma’, kısa başlıklarla meramını net bir şekilde aktaran, böylece Bizans askerî başarılarının devamlılığını temenni eden dinamik bir kitap.

Güneydoğu Anadolu ve Suriye bölgelerinin coğrafyası göz önünde bulundurularak yazılmış, her durum hesaba katılmış, dikkatle düşünülmüş, yüzyıllar öncesinden bir Bizans kaynak eseri.

Kitabın yazarı batıda ve doğuda uzun yıllar boyu Bizans ordusunda görev yapmış yetkili bir subay.

Metin 1819’dan 1985’e kadar birkaç defa tıpkıbasım ve çeviri şeklinde yayımlanmış.

Bizans tarihi ve askerî yapısı hakkında çok az yayın bulunması nedeniyle önemli bir boşluk dolduran kitapta, savaşa ne zaman girilip ne zaman girilmeyeceği, savaşın sevk ve idaresi, savaşa hazırlık, falanksların manevraları, düşmanın savaş aletlerine karşı koyma taktikleri, nöbetçilerde aranan özellikler ve daha pek çok konu detaylarıyla yer alıyor.

Ordunun dar geçitler, sarp kayalıklar ve nehir bölgeleri de dâhil her durumda nelere dikkat etmesi gerektiğini aktarıyor.

Doğru stratejilerle, çok az sayıda askerle bile zafer kazanmanın mümkün olduğunu vurguluyor.

Bu açıdan bir mantık metni olarak da öne çıkıyor.

Bizans devlet düzeni, devlet bölümleri, toplumu oluşturan unsurlar ve her unsurun taşıdığı önemi aktarıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Romalılar, kararlı ve yolundan sapmaz bir duruş sergileyelim. Bir erkeğe yakışır ve asil bir duruş sergileyelim. Düşmana gücümüzü ve direncimizi gösterelim. Onlara kendilerinden daha güçlü adamlara saldırdıklarını, vurulmak yerine vuracak adamlarla karşı karşıya geldiklerini gösterelim. Onlar ne taştan, ne kırılmaz tunçtan yapılmıştır ne de kuvvetle alt edilemeyecek, hiçbir şey hissetmeyen demirden vücutları vardır.”

  • Künye: Justinianus Nikephoros Phokas – Çarpışma: Bizans Ordusunda Strateji, Talim ve Organizasyon, çeviren: Hüseyin Uçar, Timaş Yayınları, tarih, 144 sayfa, 2023

Jennifer Kerner, Thomas Cirotteau ve Éric Pincas – Leydi Sapiens (2023)

Avrasya’nın çeşitli yerlerinde 45.000 yıl öncesine uzanan, iri vücutlu ve yüzü olmayan nadir ve değerli kadın heykelcikleri keşfedildi.

Bu yontular Venüs heykelcikleri olarak biliniyor.

Peki bu eserlere ilham veren kadınlar gerçekte neye benziyordu?

150 yıl boyunca araştırmacılar tarihöncesindeki kadınların günlük yaşamlarına dair hiçbir arkeolojik bilgi sunmadılar ve toplumdaki yerini hafife aldılar.

Hatta bu kadınlar klişelere hapsedildi: Erkekler avlanır, maceralara atılır, icat eder, yaratır ve çizerken kadınların rolünün çocukları eğitmek ve ev işleri yapmakla sınırlı olduğuna inanıldı.

Geçtiğimiz on beş yıl boyunca yeni nesil araştırmacılar bu yaklaşım modelini sarsmaya başladılar.

Çığır açan analizler ve yeni kazı yöntemleri tanımlayarak görünmez olanı görünür hale getirdiler.

‘Leydi Sapiens’ bu son araştırmaların ışığında tarihöncesindeki kadının toplumdaki vazgeçilmez ve prestijli konumunu, onun usta avcı, hırçın ve güçlü karakterini ortaya çıkarıyor.

Bu antik kadınlar ilk kez gözlerimizin önünde yeniden diriliyor ve kökenlerimizle ilgili yeni bir teoriye ışık tutuyor.

  • Künye: Jennifer Kerner, Thomas Cirotteau ve Éric Pincas – Leydi Sapiens: Tarihöncesindeki Kadına Dair Klişeler Yıkılıyor, çeviren: Alara Çakmakçı, Say Yayınları, tarih, 208 sayfa, 2023

Pierre Bourdieu – Bekârlar Balosu (2023)

Pierre Bourdieu’nün yaşarken yayımladığı son kitabı ‘Bekârlar Balosu’ kendi toplumsal kökenlerine dair bir yolculuk sunuyor.

Habitus, sermaye ve alan kavramlarıyla miras alınan eşitsizlikleri ve toplumsal konumların yeniden üretimini kuramsallaştırmış Fransız sosyolog, bu kitapta Fransa’nın güneybatısında büyüdüğü mazbut Béarn bölgesinin II. Dünya Savaşı sonrası dönüşümüne odaklanıyor.

Tarımsal dönüşümle albenisini yitiren çiftçilik ve patriyarkal iç evreni, 60’larda köylü erkekleri evlenilemez kılar.

Kendisi de köyünü unutan adam olarak sayılabilecek Bourdieu, yitmekte olan kırsal dünyayı açıklayıp köylülüğün sembolik iflasını haritalıyor.

Hususen küçük ihtisas dergilerinde yayımladığı bu üç makaleyle Bourdieu, düşünümsel sosyal bilim pratiğini tamamlıyor.

‘Bekârlar Balosu’, Bourdieu’nün kurallardan stratejiye uzanan kendi teorik yörüngesinin gelişimini gösteriyor.

Bourdieu’nün çalışmalarını daha zengin bir şekilde anlamak isteyenler, habitus, strateji, sembolik tahakküm ve düşünümsellik gibi temel kavramların ilk izlerini burada bulabilirler.

Kitap, habitustan ilham alan uygulamalar olarak kavramsallaştırılan evlilik stratejilerinin büyük ölçüde ampirik bir tanımından, geniş bir ulusal (şimdi küresel) sembolik tahakküm pazarı içindeki yerlerine kadar entelektüel bir yolculuk olarak okunabilir.

Görüldüğü kadarıyla Bourdieu, bu sosyal evreni avucunun içi gibi biliyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Bekârlar Balosu: Fransa Kırsalında Köylü Toplumunun Krizi, çeviren: Çağrı Eroğlu, Dergah Yayınları, sosyoloji, 248 sayfa, 2023

Alper Öztaş – Bookchin Kuramının Marksist Eleştirisi (2023)

“Özgürlükçü sosyalist” bir temelde “ekolojik bir toplum” yaratma iddiasında olan Bookchin kuramı, “diyalektik doğalcılık” olarak adlandırdığı yöntemi üzerinden Marksizmi de eleştirerek düşünce alanımıza girdi.

Kürt özgürlük hareketinin sahiplenmesi ile Bookchin kuramı daha da yoğun olarak tartışılır oldu.

Bu kısa kitapta, Bookchin kuramının temelleri, Marksizmin bilimsel referansıyla eleştiriliyor.

Kuramsal bir tartışmanın önü açılırken hem Bookchin’in yanılgısı serimleniyor hem de Marksist kuram, kaba materyalizm örtüsünden sıyrılıp kullanılıyor.

Alper Öztaş’a göre, yeni bir toplumsal kuruluş, Bookchin’in söylediği gibi, “hiyerarşinin” ortaya çıkmasıyla başlayan “özgürlük-tahakküm” çatışmasının içinde devinen bir mücadelenin eseri olmayıp, “üretimin gelişmesindeki belli tarihsel evrelere bağlı olarak” oluşan sınıfların savaşımı içinde verilen mücadelenin eseri olacaktır.

Kitapta, Bookchin’in, kuramını oluştururken ayağını bastığı bu düşünsel zeminin yanlışlığı açıklanmaya ve diyalektik tarihsel materyalizm ekseninde doğru kuramsal perspektif kurulmaya çalışılıyor.

  • Künye: Alper Öztaş – Bookchin Kuramının Marksist Eleştirisi, Doruk Yayınları, felsefe, 168 sayfa, 2023